15. bölüm · Lavinia (texting)
1.5
"Batuhan mı? Ben mi?"
Boynumdaki metal ile dönüp kalırken
"SÖYLE LAN. O PİÇ Mİ BEN Mİ." yutkundum.
"SÖYLEMİYOR MUSUN?" Yine yutkundum. Söylemeyecektim.
"Peki o hâlde" diyince yüzüme bir anda beyaz bir bez bağladı.
Sonrası ise derin bir karanlığa bulandı.
-
Gözlerimi açtığımda gözlerimi simsiyah bir yer buladı tekrar gözlerimi.
Oda da bir yatak vardı. Duvarlar ve kapılar demirden di. Yerde ise bir halat vardı. Yanında ise bir sandalye.
Kafamı yan tarafa çevirdiğimde bir koltuk vardı. Deri koltuk gibi duruyordu. Çok ufak bir pencere vardı. Tam sandalye'nin üzerine güneş ışınları vuruyordu.
Gözümden bir yaş aktığında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Sen git iki ay komada kal. Yaz gelsin tekrar kaçırıl.
En son Haziran ayının ikisiydi.
Yataktan kalkıp sandalye ve halatın önüne gelince demir kapı açıldı.
Yaklaşık bir seksen boylarında, az yapılı, yüzünde siyah maske olan bir adam vardı. İçeri doğru geldi ve tam karşımda durdu.
Gözleri bal'a çalan renkti. Işığın tam karşısında durunca gördüm. Ben ona ifadesizce bakarken o gülüyordu. Kısılan gözlerinden anladım. Benim bir anda belimden kavradı.
Bu beli kavrayan kişi Batuhan olmalıydı.
Ve "Uyanmışsın güzelim." Dedi.
Dişlerimi sıkarak "Birincisi, senin güzelin değilim. İkincisi, bir daha asla belimi kavrama. Bu beli kavrayacak tek kişi var o da belli. Üçüncüsü ise sen kimsin?"
Gözleri hâlâ kısılıydı.
"Birincisi, sen sadece benim güzelim olabilirsin. İkincisi, evet bu beli kavrayacak tek kişi var o da benim. Batuhan piçi değil. Üçüncüsü ise..."
Derken "Elimi belinden çekmeye çalışırsan daha sıkı kavrayacağımdan emin olabilirsin." dediğinde bırakmak zorunda kaldım
Dedi ve biraz daha sıktı belimi. " Gökay Uluşan. Seni seven bir erkek. "
Nefesi nefesime daha da yakınlaşırken ağzımdan bir an da "Canım acıyor, sıkma belimi. Lütfen." Deyince belimi bıraktı.
"Kabul mü?"
Asla değildi.
"Düşünmem lazım. Kolay bir kolay değil." Sonrasında bir kaç dakika sessiz kaldık.
"Bana bir kağıt ve bir kalem getirir misin?"
"Bekle getireyim hemen." Deyip kapıya yöneldi.
Gökay kalem ve kağıdı bırakıp gitmişti. Yatağa geçip yanımdaki komodin'e kağıdı ve kalemi koyup yazmaya başladım.
(Yazdığı mektup özel bölümde)
Gökay odaya bir de saat getirmişti. Saat 11:09 du.
Yataktan kalkıp halat ve sandalye'nin durduğu yere geldim. Eğilip halatı elime aldım.
Yutkundum.
Bunu gerçekten yapacak mıydım?
Evet, çünkü ben bu sonu hakediyordum.
