Lavinia kitap kapağı

3. bölüm / 7

Lavinia

Bölüm 3 - Geçmişin Gölgesi

Vaveyla Yazarı: Elda Krc

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bölüm 3 - Geçmişin Gölgesi

İstanbul'un geceleri başkaydı. Gündüzleri kalabalığın içine saklanan insanlar, geceleri kendi sessizlikleriyle baş başa kalırdı. Sokak lambalarının solgun ışığı kaldırımlara düşer, uzaktan gelen vapur sesleri şehrin bitmeyen hikâyesine karışırdı. Herkesin bir yere yetişmeye çalıştığı bu şehirde, bazı insanlar yalnızca kendilerinden kaçmaya çalışırdı. Lavinia da onlardan biriydi. Pencerenin önünde durmuş, karşı apartmanın ışıkları birer birer sönerken elindeki kahvenin çoktan soğuduğunu fark etmişti. İstanbul'a geleli birkaç gün olmuştu ama zaman, onun için alışıldık biçimde ilerlemiyordu. Saatler geçiyor, geceler birbirini kovalıyor, sabahlar doğuyordu. Yalnızca içindeki bazı şeyler yerinden kıpırdamıyordu. Geçmişi gibi. İnsan bazen bir şehirden ayrılınca her şeyin geride kalacağını sanırdı. Evlerin, sokakların, seslerin, hatta kendisini inciten insanların bile uzaklarda kalacağına inanırdı. Oysa insan nereye giderse gitsin, en sonunda kendi zihninin kapısını çalardı. Lavinia bunu çok geç öğrenmişti. Bir zamanlar her şeyi hisseden bir kadındı o. Birinin sesindeki en küçük değişikliği fark eder, söylenmeyen sözleri bile anlamaya çalışırdı. Sevdiğinde tereddüt etmez, güvendiğinde arkasına bakmazdı. Kalbini birine açmanın, kendinden bir parçayı ona emanet etmek olduğunu bilirdi ama bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini hiç düşünmezdi. Çünkü insan, kendisinin asla yapmayacağı şeyleri başkalarının da yapmayacağına inanmak isterdi. Lavinia da inanmıştı. Birinin gözlerinin içine bakıp söylediği sözlere, bir gün her şeyin değişeceğine dair verilen vaatlere, sonsuza kadar sürmesi için kurulan hayallere…
Sonra hayat, ona kimsenin sonsuza kadar kalmak zorunda olmadığını öğretmişti. Bazıları giderken kapıyı çarpardı. Bazıları hiçbir açıklama yapmadan çekip giderdi. Bazılarıysa yanında kalmaya devam eder, fakat seni çoktan terk etmiş olurdu. En çok da sonuncusu acıtırdı. Çünkü bir insanın yokluğuna alışmak mümkündü. Fakat sevdiğin insanların sana yapmış oldukları canını yakardı. Lavinia, kendisini en çok yoranın kaybettikleri olmadığını zamanla anlamıştı. Asıl yorgunluğu, kaybettiklerinin ardından kendisinden de vazgeçmiş olmasıydı. Bir zamanlar aynaya baktığında gördüğü kadınla şimdi karşısında duran kadın arasında koca bir uçurum vardı. Eskiden gözlerinde bir şeyler parıldardı. Geleceğe dair küçük hayalleri, sebepsiz gülümsemeleri, bir şarkının ortasında dalıp gitmeleri vardı. Şimdiyse gülümsemeyi biliyor ama mutlu olmayı hatırlayamıyordu. İnsanların yanında iyiydi. Sorulduğunda her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu. Bazen kahkaha bile atıyordu. Kimse onun geceleri uyuyamadığını, geçmişin en olmadık anlarda karşısına çıktığını, bazı isimleri duymamak için kulaklarını kapatmak istediğini bilmiyordu. Çünkü Lavinia, acısını anlatmanın onu hafifleteceğine artık inanmıyordu. Bazı yaraları anlattıkça yeniden kanadığını düşünüyordu. Bu yüzden susmayı öğrenmişti. Sorulardan kaçmayı, duygularını saklamayı, insanlarla arasına görünmez duvarlar örmeyi… Kalbinin kapısına kilit vurmuştu. Üstelik anahtarı nereye koyduğunu hatırlamak bile istemiyordu.
İstanbul bütün ihtişamıyla önündeydi. Işıklar, yollar, uzaklardan gelen sesler… Bu şehirde kimse onun kim olduğunu bilmiyordu. Kimsenin gözünde geçmişte yaptığı hataların, yaşadığı kayıpların ya da uğradığı ihanetlerin izi yoktu.
Burada yeniden başlayabilirdi.
Yeni bir ev.
Yeni bir iş.
Yeni bir hayat.
Belki de bir gün, aynaya baktığında kendisine yabancı gelmeyen bir yüz…
Fakat Lavinia'nın henüz anlamadığı bir şey vardı. Yeni bir hayat kurmak, eskisini geride bırakmakla aynı şey değildi. Bazen yeni bir başlangıç yapabilmek için insanın en çok kaçtığı kapıyı açması gerekirdi. Ve bazı kapılar, bir kez kapatıldıktan sonra sonsuza kadar kapalı kalmazdı.
Ertesi sabah Lavinia erkenden uyandı. Perdelerin arasından süzülen gün ışığı odanın duvarlarına vuruyordu. Birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra İstanbul'daki küçük evini hatırladı.Yüzünü yıkadı, saçlarını topladı ve aynanın karşısına geçti. Koyu renk gözlerinin altında uykusuzluğun izleri vardı. Kendisine dikkatle baktı.“Başlayacağız,” diye fısıldadı.
Sesini ilk kez duyan biri, bunu bir başkasına söylediğini sanabilirdi. Oysa Lavinia, uzun zamandır ihmal ettiği birine söz veriyordu.
Kendisine.
“Bu kez kendin için yaşayacaksın.”
Cümlesini tamamladıktan sonra derin bir nefes aldı.
Dışarı çıktığında İstanbul çoktan uyanmıştı. İnsanlar otobüs duraklarına yetişiyor, esnaf dükkânlarını açıyor, sokaklardan kahve kokuları yükseliyordu. Şehir, kimsenin acısına ayrıcalık tanımadan hayatına devam ediyordu.
Lavinia kalabalığın arasına karıştı. Yürürken küçük bir kitapçının önünde durdu. Vitrindeki kitaplara göz gezdirdi. Birinin kapağında, yağmur altında yürüyen yalnız bir kadın vardı. Kadın arkasına bakmıyordu. Lavinia'nın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. İçeri girdi. Rafların arasında dolaşırken kendisini garip bir biçimde huzurlu hissetti. Kitapların arasında kimsenin ondan bir açıklama beklemediği, kimsenin geçmişini sormadığı bir sessizlik vardı.
Tam çıkmak üzereyken kapının yanındaki küçük masada duran defteri gördü.
Siyah kapaklı, sade bir defterdi.
Elini uzatıp aldı. İlk sayfasını açtı. Bembeyazdı.
Bir süre sayfaya baktıktan sonra kasaya yöneldi.
Defteri satın alıp çantasına koydu.
Belki de anlatamadığı her şeyi ilk kez kendisine anlatacaktı.
Belki de yıllardır susturduğu kadın, bu sayfalarda yeniden konuşmaya başlayacaktı. Kitapçıdan çıktığında telefonu çaldı arayan onu merak eden annesiydi. Telefonda biraz konuştuktan sonra kapattı iş yerine doğru yöneldi ve çıkış için çoktan planını yapmıştı ta ki kaderin yaptığı planı hesaba katmadan..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.