1. bölüm / 7
LaviniaBölüm 1 - Bir Şehre Dönmek
Bölümler 7Şu an: Bölüm 1 - Bir Şehre Dönmek
- 1 Bölüm 1 - Bir Şehre Dönmek584 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 2 - Yeni Bir Hayatın Eşiğinde353 kelime
- 3 Bölüm 3 - Geçmişin Gölgesi712 kelime
- 4 Bölüm 4 - Kaderin Planı164 kelime
- 5 Bölüm 5 - Yanılsama118 kelime
- 6 Bölüm 6 - Kadın Olmak142 kelime
- 7 Bölüm 7 - Kısır Döngü167 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul, yeniden.
İnsan bazen bir şehre yeniden başlamak için dönmezdi.
Bazen yalnızca kaçtığı şeyin artık kendisinden daha fazla kaçamayacağını anladığı için dönerdi.
Lavinia da öyle yapmıştı.
Yıllar önce arkasına bakmadan uzaklaştığı İstanbul'a, bir zamanlar geride bırakmaya yemin ettiği ne varsa içinde taşıyarak geri dönüyordu. Şehir aynıydı belki. Aynı kalabalık, aynı gürültü, aynı telaş… İnsanların birbirine çarparak yürüdüğü kaldırımlar, hiç kimsenin kimseyi gerçekten görmediği caddeler ve bütün bunların ortasında kendi hayatına yetişmeye çalışan binlerce yabancı yüz.
Değişen tek şey Lavinia'ydı.
Ya da en azından öyle olmasını umuyordu.
Yirmi yedi yaşındaydı. Bir insanın hayatının en güzel yıllarını yaşaması gerektiğini söyledikleri yaştaydı. Oysa Lavinia, hayatın güzelliği hakkında söylenenlere inanmayı çoktan bırakmıştı.
Artık büyük hayalleri yoktu.
Birinin onu anlamasını beklemiyordu. Birinin hayatına dokunup her şeyi güzelleştireceğine inanmıyordu. Geleceğe dair kurduğu cümlelerin sonuna mutlu sonlar eklemiyordu.
İstediği şey çok daha basitti.
Kendine ait bir ev.
Kimsenin hesap sormadığı bir hayat.
Sabahları uyandığında geçmişini düşünmek zorunda kalmadığı, geceleri başını yastığa koyduğunda zihninin içinde eski seslerin dolaşmadığı bir dünya.
Ve huzur.
Yalnızca huzur.
İnsan bazen ne kadar az şey istediğini anlatabilmek için ne kadar çok şey kaybettiğini açıklamak zorunda kalırdı. Lavinia ise kaybettiklerini anlatmak istemiyordu.
Kimseye anlatmak gibi bir niyeti de yoktu.
Bazı hikâyeler insanın içinde başlar, yine insanın içinde devam ederdi. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bir hayatın ardında nelerin saklandığını kimse bilemezdi. Bir gülümsemenin ardında kaç gece uykusuz kalındığını, bir sessizliğin içinde kaç kez çığlık atıldığını, dimdik duran bir kadının ayakta kalabilmek için kendinden neler eksilttiğini…
Lavinia, bütün bunları kimseye anlatmayacaktı.
En azından şimdilik.
Otobüsün camından dışarı baktı. İstanbul, gri gökyüzünün altında yavaş yavaş beliriyordu. Camın üzerinde belli belirsiz yansıyan yüzünü inceledi.
Yüzünde yorgunluk vardı ama yenilgi yoktu.
Gözlerinde bir zamanlar ne olduğunu kendisinin bile hatırlamak istemediği bir şeyin izleri duruyordu. Bakışları sertti. Dudakları sıkıca kapalıydı. Sanki dünyaya söyleyecek hiçbir sözü kalmamış, bundan sonra da kimseye kendisini açıklamaya ihtiyaç duymayacakmış gibi görünüyordu.
Oysa içinde, kimsenin bilmediği bir savaş devam ediyordu.
Lavinia bunu inkâr etmiyordu.
Sadece artık savaşırken canı yanmıyordu.
Belki de insanın en çok korkması gereken an, canının yanmadığına inanmaya başladığı andı. Çünkü acı, bir şeylerin hâlâ içeride olduğunu hatırlatırdı. Hissizlikse bazen insanın kendisine bile ulaşamadığı karanlık bir yere dönüşürdü.
Lavinia uzun zamandır o karanlığın içindeydi.
Ve oradan çıkmak için kimsenin elini uzatmasını beklemiyordu.
Kendi hayatını kendi elleriyle kuracaktı.
Geçmişinden geriye ne kalmış olursa olsun, artık onun hayatını yönetmesine izin vermeyecekti. Yaşadığı hiçbir şeyi silemezdi. Kaybettiklerini geri getiremez, kırılanları ilk günkü hâline döndüremezdi.
Ama bundan sonra ne olacağına karar verebilirdi.
İstanbul'a bunun için dönmüştü.
Geçmişiyle yüzleşmek, geride bıraktığı hayatın kapısını son kez kapatmak ve kendisine yeni bir başlangıç yapmak için…
Otobüs yavaşladı.
Şoförün sesi duyulduğunda Lavinia düşüncelerinden sıyrıldı. Eşyalarını toparladı, çantasını omzuna astı ve ayağa kalktı.
İçinde heyecan yoktu.
Korku da yoktu.
Yalnızca uzun zamandır taşıdığı bir yorgunluk ve ne olursa olsun devam etmeye kararlı bir irade vardı.
Otobüsten indiğinde yüzüne serin bir rüzgâr çarptı. İstanbul'un havası, anıları gibi tanıdıktı. Bir an durdu. Etrafına baktı.
Yıllar önce ayrıldığı şehir, şimdi bütün yabancılığıyla karşısında duruyordu.
Lavinia derin bir nefes aldı.
Sonra kendi kendine, kimsenin duyamayacağı kadar alçak bir sesle konuştu.
"Bu kez her şey farklı olacak."
Buna gerçekten inanıp inanmadığını bilmiyordu.
Ama inanmak zorundaydı.
Çünkü bu kez kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşünüyordu.
Ve insan, kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığına inandığında bazen en büyük savaşına hazırlanırdı.
Lavinia henüz bilmiyordu.
İstanbul'a yalnızca yeni bir hayat kurmak için dönmemişti.
Bu şehirde, yıllardır kendisinden sakladığı gerçeklerle de karşılaşacaktı.
Geçmişi kapattığını sanıyordu.
Oysa bazı kapılar, insan arkasını döndüğü için kapanmazdı.
Yalnızca doğru zamanın gelmesini beklerdi.
Ve Lavinia'nın hikâyesi, tam da o kapının yeniden aralanmaya başladığı yerde başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
