9. bölüm / 13
L-17Güvenli ev?
Bölümler 13Şu an: Güvenli ev?
- 1 L-171.226 kelime
- 2 Bilineyen Numara1.122 kelime
- 3 Ailemin evinde1.120 kelime
- 4 Korku1.365 kelime
- 5 Gerçekler1.238 kelime
- 6 Glasgow994 kelime
- 7 Glasgow 21.260 kelime
- 8 031.640 kelime
- 9 Güvenli ev?1.002 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Güven1.213 kelime
- 11 121.599 kelime
- 12 Tesadüf mü?1.097 kelime
- 13 Elliot769 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demin ki gördüklerim üzerine limandan çıkmaya başladım. Korkmuştum, böyle bir şeyi görmeyi beklemiyordum. Sıradan insanlar sanıyordum ama anlaşılan bu iş sandığımdan da daha büyük. Sophie'nin dediği yere gitmeye başladım. Bana gitmemi söylediği yer Elder Park'taki kütüphaneydi. Deminki kütüphane değildi, bu biraz daha eski sayılırdı, yapısı en azından. Önceden ikimiz de burada okumak istiyorduk, bu yüzden Glasgow'u yeterince araştırmıştık.
Kütüphaneye giderken arkama da bakmayı ihmal etmiyordum. Hâlâ güvende olup olmadığımı bilmiyordum. Yani akşam vakti sokaklarda sakince yürüyecek de değildim. Mümkün oldukça ara sokakları kullanıyordum. Nedense arkamda beni takip eden siyah bir araç varmış gibi hissediyordum. Bu yüzden daha az dönmeye başladım ama bu, yavaşladığım anlamına gelmiyordu.
Parka yaklaşmaya başlamıştım ama bizim karavan ortalarda yoktu ve arkamdaki araç daha çok gerilmemi sağlıyordu. Parka giderken kullandığım sokaklardaki evlere bakıyordum. İleride eve giren bir aile gördüm ve hemen onlara doğru gitmeye başladım. Kütüphaneye gidemezdim. Belki çoktan oradalardı ama oraya gidip onları bulamamak da var.
"Teyze, nasılsın? Annemin sana çok selamı var." dedim kadına bakarak. İki küçük çocuğu vardı. En büyük tahminimce 4 yaşlarındaydı, en küçüğü ise 1 yaşına yeni basmış gibi duruyordu. O da oğlandı. Arkamdaki araç biraz geride durdu
"Siz kimsiniz?" dedi kadın bana bakarak
"Şey, rahatsız etmek istemem ama acaba bana yardım eder misiniz? Arkamdaki aracın beni takip ettiğini düşünüyorum ve evim yakınlarda değil. Telefonum da yanımda değil, malum bu saatte de otobüs ve tren olmadığından..." dedim kısık bir sesle. Umarım iyi birisine denk gelmişimdir diye düşünüp duruyordum. En ufak bir şeyde kaçacaktım çünkü
Kadın yavaşça arkamdaki araca baktı, sonra saatine
"Ablam neden seni bu saatte sokağa çıkarıyor acaba, hiç anlamıyorum. Geç, içeri. Üşüteceksin" dedi kadın, güven dolu bir gülümsemeyle. İçimden bir oh çekmiştim çünkü kaçacak olsam nereden gideceğimi planlamaya başlamıştım
Arkasından kapıyı kapattıktan sonra salona doğru geçtik.
"Anlat bakalım, niye birileri seni takip ediyor? Kimsin sen kızım?" dedi. Benden bir açıklama bekliyordu
"Eee, haklı ama ne olduğumuz belli değil. Hırlı mıyız, hırsız mıyız, nereden bilecek, değil mi?"
"Niye öyle diyorsun ki? Bence gayet güzel yüzlü insanız biz"
"Aynen, komple siyah giyindik ve normal mi diyorsun buna?"
Buraya gelmeden önce çıkarmıştım limanda üstümdeki çalışma kıyafetini
"Ben Iris ve..." Doğru kelimeleri bulamıyordum. Ne demeliydim? "Erkek arkadaşımı takip ediyordum çünkü... beni aldattığını düşündüm ve haklı çıktım. Sonra dalgın dalgın yürüyüp yanlış yerlere gittiğimi fark ettim. Ettikten sonra zaten takip edildiğimi anladım" diye açıkladım
"Birisini takip ettiğimiz doğruydu ama bu erkek arkadaşım olduğu anlamına gelmiyordu. Aldattı mı yani? Benimle gelmeyip projedekilere teslim olduğu doğru tabii, buna aldatma dersek"
"Ne hayal gücün varmış da biz bilmiyormuşuz cidden"
Kadın bana baktı, hâlâ üzülmüş gibi duruyordu. Anlayışla karşıladı ve bu gecelik beni misafir olarak evine davet etti. Çok geç olduğundan bu saatte sokakta olmamam gerektiğini söyledi. Biraz sohbet etmeye başladık, birbirimizi tanımak amaçlı.
Mary teyze ile uzun bir süre sohbet ettik, çocukları yatırdıktan sonra. Eşi hemşireymiş, bu yüzden nöbette olduğunu ve rahat edebileceğimi söyledi. Kendisi ortaokul öğretmeniymiş. İşten sonra çocukları ile markete gitmişler ama gerekenden fazla durmuşlar ve bu sayede onlarla karşılaşmış oldum.
"Iris, tatlım, biri bana mesaj attı ama galiba sana bu mesaj" dedi. Büyük ihtimalle Sophie'dir diyerek telefonunu aldım ve ilk yazdıklarına baktım
Bilinmeyen Numara:İyi akşamlar, rahatsız ettiğim için kusura bakmayın
Bilinmeyen Numara:Ben Iris'in arkadaşıyım. Acaba onunla konuşabilir miyim?
(yazıyor...)
Bilinmeyen Numara:O evde olmakla çok iyi bir şey yaptın, 01
Bilinmeyen Numara:Yarın sabaha kadar çıkma o evden
Bilinmeyen Numara:Arkadaşlarını dert etme, onlar henüz yakalanmadılar
(yazıyor...)
Bilinmeyen Numara:Ama bu onların yakalanmayacağı anlamına gelmez (00.01)
Tabii ki Sophie olamaz. O direkt yanıma gelirdi. Acaba başlarına bir şey mi geldi ve bilinmeyen numara bunu biliyor mu? Ona hemen yazmak istedim ama mesajım iletilmemişti. Beni engellemiş.
"Bir engel yemediğimiz kalmıştı, o da oldu ya. İçimiz rahat artık."
"İyi olduğuna emin misin?"
"Oradan bakınca iyi mi görünüyorum?"
"Ne diyor arkadaşın? Beni nasıl bulmuş?" dedi Mary. Hâliyle merak ediyordu.
"Şey, arkadaşım bilgisayar mühendisi ve hâlâ eve gelmediğimi görünce saatim ile konumumu bulmuştur ama sizi nasıl buldu, inanın hiç bilmiyorum. Benim kafam o konulara çok basmıyor da" diye açıkladım. Mary de çok üstüme gelmedi zaten. Sonra ikimiz de yattık.
(O sırada Sophie ve Elliot)
"Ne yapıyorsun sen?" dedi Sophie Elliot'a.
"Ne yapıyor gibi görünüyorum? Tamirci arıyorum" dedi Elliot
"Hayır, anlamıyorum. Nasıl yedek lastiğin olup olmadığına bakamaz insan, arkadaş?"
"Ben de sürerken yoldaki cam parçalarını nasıl göremediklerini anlamıyorum"
"O yanlışlıkla oldu bir kere. Seninki bakılması gereken bir konu"
Sophie ve Elliot, 30 dakika araştırmanın ardından hiçbir şey bulamayınca karavana geri dönmüşlerdi. Ama Iris bir türlü gelmeyince onun gittiği tarafa bakmaya başladılar ve limanda bir yük gemisine bindirilen birisini gördüler. Yüzü kapalıydı ama onun Iris olmadığına emindiler çünkü bu kişi ondan daha iriydi. Biraz daha dolaştıklarında Iris'in verdiği çalışma kıyafetini gördüler ve bir şeylerin ters gittiğini anladılar. Karavana dönüp Elder Park'a gitmeye çalıştılar ama ne yazık ki karavanı kullanan Sophie, daha oldukları park yerinden çıkmadan lastikleri patlatmayı becermişti ve araçta yedek lastik de olmadığından orada mahsur kalmışlardı.
"Deminden beri Sophie ile nasıl iletişim kurabilirim diye düşünüyorum ama yok, hiç fikrim yok" dedi Sophie, karavanın içinde dönüp duruyordu
"Bir sakin olur musun? En azından güvende olduğunu biliyoruz" dedi Elliot.
Iris'in saatindeki konumuna bakmışlardı lastikler patladıktan sonra ve güvende olduğunu düşündüklerinden rahatlamışlardı
"Şöyle düşün, şu anda o evde olmayıp o parkta bekliyor olabilirdi ve bizi sonsuza dek beklerdi. Belki orada başına neler geleceğini bilemeyiz, değil mi?"
"Kötüyü çağırma! Neyse ki bir evin içinde. Yoksa Iris'ime ne olurdu bilemiyorum" dedi endişe ile Sophie
"Sence o gördüğümüz 03 müydü? Yani Iris'in ortada olmaması ve onun kaçırılıyor olması... Tek açıklama bu gibi" diye sordu endişeli bir sesle
"Olabilir. Kim bilir nereye gönderiyorlar onu acaba? Iris bir şeyler biliyor mu?"
"Bence biliyor. Yoksa neden bizim yanımıza gelmesin?"
"Haklısın" dedi Sophie. İkisi sessizliğe gömüldü çünkü herhangi bir açık yer bulamadıklarından çaresizce karavanda oturmaya başladılar
"Sabah sen Iris'in yanına git, ben de lastik işini halledip yanınıza gelirim" dedi Elliot, karavanın arka tarafına doğru ilerledi
"Ne yani, şimdi böylece oturacak mıyız?" dedi Sophie, Elliot'u takip ediyordu
Elliot arkadaki üst kattaki küçük yatağa doğru geçti ve arkasına, Sophie'ye baktı
"Geç oldu, her yer kapalı. Hem Iris'in güvende olduğunu biliyoruz. Sabahı bekleyeceğiz. Sen büyük odada kal, ben burada kalırım" dedi Elliot. Sophie çok istemese de Elliot'un dediğini yaptı
Bölüm etkileşimi
