10. bölüm / 14
L-17Güven
Bölümler 14Şu an: Güven
- 1 L-171.226 kelime
- 2 Bilineyen Numara1.122 kelime
- 3 Ailemin evinde1.120 kelime
- 4 Korku1.365 kelime
- 5 Gerçekler1.238 kelime
- 6 Glasgow994 kelime
- 7 Glasgow 21.260 kelime
- 8 031.640 kelime
- 9 Güvenli ev?1.002 kelime
- 10 Güven1.213 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 121.599 kelime
- 12 Tesadüf mü?1.097 kelime
- 13 Elliot769 kelime
- 14 Buluşma1.192 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah saat 10 geliyordu. Dün akşam gözüme uyku girmemişti bilinmeyen numara yüzünden. Hâlâ Mary teyzenin evindeydim, çocukları ile ilgileniyordum çünkü kendimi uykuya verirsem hiç uyanamayacakmışım gibi hissediyordum. Sabah 6 gibi en küçük çocuk hareketlenmişti, 8 gibi ise en büyük. Şu anda en küçüğün odasında arabalar ve Barbieler ile oynuyorduk, her ne kadar beyefendimiz Barbie istemese de.
Mary teyzenin kocası sabah saatlerinde gelmişti. Onunla henüz tanışmadım ama evde bir misafirlerinin olduğundan haberi vardı, dün gece söylemişti Mary. Kendisi de 7'de kalkmıştı ve bize kahvaltı için yemek hazırlayıp gitmişti. Tabii o gitmeden önce bilinmeyen numara yine bana mesaj atmıştı. Mesajda, 'Kapı çalınca aşağı sakın inme' diyordu. Tabii yine engel basmayı unutmamıştı.
Eşi de biraz sonra çocukları okullarına götürüp işe gidecekti ve ben de birkaç dakika içinde Sophie'lerin gelmesini umuyordum çünkü dünden beri o araçtan bir haber yoktu. Ya yakınlardaydı ya da gerçekten gitmişti.
“Kapı çaldı, ben açacağım”
“Hayır, ben açacağım. Hep sen açıyorsun” diye tartışarak aşağı inmeye başladı evin çocukları. Ama ne yazık ki onlardan önce babaları açmıştı. Ben ise bir köşeye sindim. Kim olduğunu bilmiyordum ve kendimi hâlâ tehlikede hissediyordum.
“Iris abla, senin arkadaşların gelmiş” dedi iki bücür
Çocuklar yukarı çıkmadan önce gelenlere dikkatli bir şekilde baktım ve gördüklerime inanamadım. Gelenlerin tabii ki Sophie'ler olduğunu düşünürdüm ama yabancı, takım elbiseli iki adam ve önünde de benim ona her şeyimi anlattığım hocam Dr. Reed
“Niye iki tane takım elbiseli adam var yanında?”
“Ne bileyim ben, hayır yani... Gerçekten L-17'den olamaz... değil mi?”
Dr. Reed'i görmeme sevinip sevinmemek arasında kalmıştım. Lakin bu ikilem çok uzun sürmedi. Mary'nin eşi kapıyı kapatacakken arkadaki adamlardan birisi onu durdurdu.
“Yani şimdi ona güvenemeyiz artık, değil mi? Kaçıyor muyuz yoksa teslim mi oluyoruz?”
“Bilmiyorum ama Leo'dan sonra o kadar kolay yakalanamayız”
Benim kaldığım odaya geçtim ve camdan dışarı kontrol ettim. İkinci kattayım ama hemen altımda garaj çatısı vardı. Yani çok feci yaralanmazdım. Tam camdan kendimi sarkıtıyordum ki kapım yavaşça aralandı. Bu, küçük bey'di
“Saatin” dedi. Bana saatime baktım, sonra ona. Kendisi çok macera seviyordu. Bu yüzden odası küçük dedektif aletleri ile doluydu ve demin babasını kapıyı kapatmamaya çalışıp zorla girmeye çalıştıklarını görmüş olsa gerek. Kolumdaki saati çıkarıp ona attım. Yakalayıp odanın kapısını kapattı.
Evin içinden sesler gelmeye başladı. Bu yüzden hızlı ama sessiz bir şekilde ilerlemeye başladım. Garaj çatısına indim ve etrafı kontrol ettim. Araba ön caddedeydi, başka araç da yoktu, karavan da dâhil. Arabanın yanında bir tane daha takım elbiseli vardı, girişe bakıyordu. Bu yüzden arka taraftan indim ve evin tüm camlarından görünmediğime emin olup saklandım.
Arka sokaktaydım ve bu kütüphaneye de yakındı. Oraya doğru koşarken aniden önüme bir araç durdu.
“Atla, çabuk ol!” dedi Sophie. Elliot'un arkasından bizimkilerdi. Hiç düşünmeden açtıkları yolcu koltuğuna binip kapıyı kapattım.
“Çok şükür iyisin. Sana bir şey olur diye çok korktum dünden beri” dedi Sophie. Arkadan bana sarılmıştı
“İyi misin?” diye sordu bu sefer Elliot
“Hayır, değilim. Kalbim durdu sandım bir anda ya! Beni ezmeye mi çalışıyordunuz?” dedim
“Seni bulmaya çalışıyorduk. Dün akşam saatinden gelen sinyaldeki eve baktık ama evin önünde o Dr. Reed'i görünce—”
“Biliyor muydun en başından beri?” diye haykırıp Sophie'nin sözünü kestim. “Sana sordum, benden bir şey saklıyor musun? İkinize sordum ama siz yok dediniz”
“Söylemek istedim ama elimde tam kanıt olmadığından—”
“Demin Dr. Reed geldi diye seviniyordum. Eğer o numara olmasaydı ben az daha aşağı, onun yanına gitseydim. Sırf siz bana onun L-17'den olduğunu söylemediniz diye az daha yakalanıyordum ben”
“Ne? O sana mesaj mı attı? Ama nasıl?” diye sordu Sophie
“Evinde kaldığım kadın sayesinde bana yazdı” dedim. Bunu onun yapması gerekiyordu ama bir şey demedim. “Benim biraz kafamı toplamam lazım” dedim ve arkadaki yatak odasının oraya gittim ve kapıyı örttüm.
Kaç saattir içerideydim bilmiyordum ama yaşadıklarımı biraz hazmetmeye ve düşünmeye zamanım olmuştu. Birkaç dakika önce karavanı bir yere park ettiklerini fark ettim. Artık hareket hâlinde değildik. Kendimi hazır hissedince odanın kapısını açıp ortak alana gittim.
Beni gördüklerinde ikisi de oturdukları yerde ciddileştiler. Yanlarına vardığımda karşılarına oturdum. Söyleyeceklerimi netleştirdim.
“Bana neden söylemediğini bir yanım anlayış gösterse de diğer yanım affedemiyor ikinizi de” dedim. Sophie konuşmak için hareketlendiğinde onu durdurdum. “Ben konuşacağım, siz dinleyeceksiniz” İkisine baktım. Sophie her ne kadar kendini açıklamak istese de konuşmamayı kabul etti
“Benden bir şey sakladığını sezmiştim ama bana söylemen için fırsat versem de bunu kullanmadım. Ben de senden bir şey sakladım. Kütüphanede olan başka bir şeyi anlatmadım size” Tepkilerine baktım. İkisi de şaşırmış gibilerdi
“O numara bana o gün mesaj atmıştı. Çok dert etmedim ama bir şeyler de sezmedim değildi”
“Ben çok özür dilerim. Sana anlatmak çok istedim ama nasıl konuya gireceğimi bilemedim. O gün hani bilgiler değişmişti ya, ben sinyalin konumuna baktığımda okulun yakınlarından olduğunu öğrendim. Sonra sen bana Dr. Reed'le konuştuğunu söyleyince daha çok şüphelendim ama yemin ederim amacım bunu senden saklamak değildi.” dedi Sophie. Ağlıyordu, kendisini suçluyordu.
Onun yanına kaydım. Dayanamıyordum. Ben onu üzgün görünce onunla birlikte ben de üzülüyordum. Yapamıyordum, kırgın olamıyordum hiçbir zaman.
“Sorun değil, geçmişte kaldı artık. Olmuş bitmiş şeylerle kafa yormayalım daha fazla.” dedim. Sarıldık birbirimize. Elliot da bizi izliyordu. Aramızın düzelmesine o da sevinmiş olsa gerek.
“Peki o gelenlerin biz olmadığını nasıl anladın? Yani birbirimizi aradığımızı biliyorduk ama bizden önce onlar davrandı” dedi Elliot
“Yine ve yine bana bunları o numara söyledi. Nasıl bilmiyorum ama Mary, beni kurtaran kadına mesaj attı. Böylece iletişimde kaldık. Bunları sizden bekliyordum da neyse... Her şekilde doğruyu söyleyip beni doğru yola çıkarıyor. Ona güvenmeye o kadar kaptırıp en sonunda beni tuzağa düşürmesinden korkuyorum” dedim
“Bir dakika, Mary mi kurtardı? Kimden? Ve neden?” dedi Sophie hemen, merakla
“Görmem gereken bir şey gördüm ve size gelemedim çünkü yolumdaydı. Teknik olarak, dediğin yere giderken de siyah bir aracın beni takip ettiğini sezdim ve Mary'den yardım istedim, evinde kaldığım kadından” dedim, her ne kadar affetmiş olsam da onlara gördüklerimi anlatamazdım
“Peki siz neden gelmediniz? Yerimi biliyordunuz ama gelmediniz”
“Söyle, şimdi ben açıklayayım Iris. Arkadaşın Sophie, senin 30 dakika gecikmen ile şüpheye düşüp direksiyonu benden aldığından kendi sürüyordu ve o yere giderken lastiklerimizi de bir güzel patlatmıştı. Ben ona orada cam olduğunu söyledikten iki saniye sonra...” dedi Elliot
Sophie, kendisini savunmak için hemen atıldı “Bu kickboks hocan olacak hocan da karavanı alırken yedek lastiklerin olup olmadığını kontrol etmemiş. Yani onun da suç payı var. Bana yüklüyor hemen”
“Suç benim yani şimdi, hee? Sen ben demeden önce neredeydin acaba—”
“Neyse, konumuza dönelim. Mary teyzenin evinde kaldığım süre boyunca biraz araştırma yaptım. Yakın zamanda bir sevkiyat kalktı ve bu sevkiyatta Leo da vardı. Yani 03'ü buldum ve konuştum. Öğrendiğim kadarıyla L-17'deki 17 kişi de neyin içinde olduklarını biliyorlar. Bu yüzden onlara ne yaptıklarını bilmiyorum ama imha ediyor diyebiliriz çünkü internette Leo hakkında ne varsa yok etmişler. Sanki o hiç var olmamış gibi. Bir de elimizdeki belgelerdeki yer eski. Oraya uğramadan önce başka aktif olan denekleri bulalım ve L-17 çalışanlarından önce davranalım.” İkisine baktım. Dikkatlice beni dinliyorlardı. “Var mısınız devam etmeye?”
“Aşk olsun, bunu duymamış olalım her zaman.” dedi Elliot emin bir şekilde ve elini ortaya koydu. Sophie de ona ayak uydurdu.
“Düştük bir yola, bari sonuna kadar gidelim.” Bir tek ben kalmıştım. Ben de onlar gibi elimi ellerinin üstüne koydum.
“Fazla hızlı duygu değişimi yaşıyoruz arkadaşlar. Bundan sonra kesinlikle bir psikoloğa görünmeliyiz. Hele ki bir sporcu olacaksan sağlığına dikkat etmelisin.” dedi Elliot. Haklıydı. Fazla hızlı yaşıyorduk her şeyi ama şu anki yaşadıklarımız bizi buna zorluyordu.
“Peki, şimdi hangi numaraya gidiyoruz, 01?” dedi Sophie alayla.
Ben de ona ayak uydurarak, “12'ye gidiyoruz” dedim
Sophie hemen “Yani istikamet Edinburgh” diye atıldı
Bölüm etkileşimi
