4. bölüm / 10
KUZGUN4
Bölümler 10Şu an: 4
- 1 11.279 kelime
- 2 21.636 kelime
- 3 31.398 kelime
- 4 41.612 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 51.219 kelime
- 6 61.498 kelime
- 7 71.461 kelime
- 8 81.262 kelime
- 9 91.546 kelime
- 10 101.161 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Özel asansör sessizce yukarı çıktı.Her kat geçtikçe Mira’nın kalbi biraz daha hızlanıyordu.Kapılar açıldı.Uzun koridor bomboştu.Koridorun sonunda siyah kapı yarı açıktı.Mira derin bir nefes aldı.Kapıyı hafifçe tıklattı.İçeriden tanıdık, tok bir ses geldi.
“Gel.”
Mira kapıyı açıp içeri girdi.Karan masasındaki dosyayı inceliyordu.Başını kaldırdığı anda gözleri Mira’nın üzerinde durdu.Bir anlığına sustu.Dün karşısında gördüğü dağınık saçlı, makyajsız kız gitmişti.Saçları dümdüz omuzlarına dökülüyordu.Siyah mini eteği ve siyah bluzu ona bambaşka bir hava katmıştı.İnce altın kolyesi ve küpeleri ışıkta parlıyordu.Karan istemsizce dudaklarının kenarını kıvırdı.Demek hazırlanmıştı…Mira bunu fark edince rahatsız oldu.
“Neye gülüyorsunuz?”
Karan arkasına yaslandı.
“Bugün kendine bayağı özenmişsin.”
Bakışlarını hiç kaçırmadan devam etti.
“Yeni iş gününe özel mi hazırlandın?”
Mira hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.Annem mutlu olsun diye.Benim nasıl göründüğüm umurumda değil.Benim için önemli olan tek şey…annemin mutluluğu.”
Karan birkaç saniye onu izledi.Sonra alaycı bir gülümsemeyle konuştu.
“Demek sonunda ikna oldun.Aslında…teklifi kabul edeceğini zaten biliyordum.”
Mira’nın kaşları çatıldı.
“Kendinizden fazla eminsiniz.”
Karan hafifçe sırıttı.
“Hayır.Sadece insanları iyi tanıyorum.Özellikle de zayıf noktalarını.”
Mira’nın sesi sertleşti.
“Benim zayıf noktam yok.”
Karan hiç düşünmeden cevap verdi.
“Var.Annen.”
Mira dişlerini sıktı.Tam cevap verecekken Karan eliyle masadaki dosyayı işaret etti.
“Şimdi işi konuşalım.Bundan sonra benim kişisel asistanımsın.Giriş saatin sabah sekiz.Normal çıkış saatin akşam altı.Ama gerektiğinde mesaiye kalacaksın.Ne zaman istersem yanımda olacaksın.Toplantılar…Seyahatler…Yurt dışı programları…Misafirler…Hepsinde benimle olacaksın.Telefonum yirmi dört saat açık olacak.Aradığım anda ulaşamazsam hoşlanmam.Takvimimi sen yöneteceksin.E-postalarımı sen kontrol edeceksin.Toplantılarımı sen ayarlayacaksın.Ve…”
Kısa bir duraksadı.
“Benim iznim olmadan mesai bitmeden bu binadan çıkmayacaksın.”
Mira sinirle baktı.
“Yani hayatımın kontrolünü de size mi bırakıyorum?”
Karan gözlerini dosyadan ayırmadan cevap verdi.
“Mesai saatleri içinde…Evet.”
Bu cevap Mira’nın daha ilk günden sinirlenmesine yetmişti.
Karan masasındaki dosyayı kapattı.
“Bir şey daha.”
Mira başını kaldırdı.
“Efendim?”
“Sen diğer çalışanlar gibi alt katta çalışmayacaksın.”
Mira kaşlarını çattı.
“Nasıl yani?”
Karan eliyle odanın sağ köşesini işaret etti.
“O masa senin.”
Mira dönüp baktı.Karan’ın devasa masasının birkaç metre ilerisinde, camın kenarında daha küçük ama şık bir çalışma masası vardı.Üzerinde yeni bir dizüstü bilgisayar, telefon, ajanda ve kalemlik duruyordu.Masanın arkasındaki duvarda ise yalnızca siyah bir tablo asılıydı.Mira tekrar Karan’a döndü.
“Yani…Ben bu odada mı çalışacağım?”
“Evet.”
“Her gün?”
“Her gün.”
Mira’nın yüzü düştü.Karan bunu fark etmişti.
“Bir problemin mi var?”
“Yok.”
“Harika.”
Karan yeniden dosyalarına döndü.
“Yerine geç.”
Mira derin bir nefes aldı.Sessizce küçük masasına yürüdü.Sandalyeyi çekip oturdu.İlk işi olarak etrafına göz gezdirdi.Oda gerçekten etkileyiciydi.
Yerden tavana kadar uzanan camlar…Şehrin tamamını gören manzara…Karan’ın büyük siyah çalışma masası…
Arkasındaki kitaplık…
Duvara gömülü dev ekran…
Her şey kusursuz görünüyordu.Sonra kendi masasına baktı.Küçüktü.Sadeydi.Ve odanın bir köşesindeydi.
“Harika…Adamın gözetim kamerası gibi yaşayacağım.”
İçinden homurdandı.
“Her gün bu odada buna nasıl katlanacağım ben?”
Tam o sırada Karan’ın sesi duyuldu.
“Mira.”
İrkilerek başını kaldırdı.
“Efendim?”
Masasından bile bakmadan konuşuyordu.
“Bugün ilk görevin.”
Mira bilgisayarını açtı.
“Dinliyorum.”
“Önümüzdeki üç günün toplantı programını düzenle.Katılacağım isimlerin dosyalarını incele.Önem sırasına göre bana liste hazırla.Gelen mailleri cevapla.Ve…”
İlk kez gözlerini kaldırıp ona baktı.
“Kahvemi şekersiz getir.”
Mira’nın kaşı havaya kalktı.
“Ben asistanım.Kahveci değil.”
Karan tek kaşını kaldırdı.
“Asistan.Patronunun temel ihtiyaçlarını da takip eder.”
Mira dişlerini sıktı.
“Tamam.”
Ayağa kalkıp kapıya yöneldi.Karan arkasından seslendi.
“Bir şey daha.”
Mira derin bir nefes verdi.
“Yine ne var?”
“Kahvem sıcak olsun.”
Mira gözlerini devirdi.
“Merak etmeyin.Buzlu kahve getirmeyeceğim.”
Kapıyı açıp çıktı.Karan istemsizce gülümsedi.Bu kız…Gerçekten herkesten farklıydı.
Yaklaşık on dakika sonra Mira elinde kahveyle geri döndü.Bardağı Karan’ın masasının üzerine bıraktı.
“Şekersiz.”
Karan kahveden bir yudum aldı.Başını hafifçe salladı.
“Olmuş.”
Mira hiçbir şey söylemeden yerine geçti.Bilgisayarını açtı.Şirket sistemine giriş yaptı.
Yüzlerce e-posta…
Toplantılar…
Raporlar…
Dosyalar…
Başını iki eli arasına aldı.
“Allah’ım…Bu adam gerçekten hiç boş durmuyor.”
İşe odaklanmaya çalışırken ara sıra göz ucuyla Karan’a bakıyordu.Adam saatlerdir yerinden kalkmamıştı.
Sürekli dosya inceliyor…Telefon görüşmeleri yapıyor…
İmzalar atıyor…
Arada bir Efe gelip evrak bırakıyor, sonra sessizce çıkıyordu.Odanın içinde yalnızca klavye sesleri duyuluyordu.Mira farkında olmadan Karan’ı izlemeye başladı.
“Bu kadar genç biri…Nasıl bu kadar büyük bir şirketi yönetebiliyor?”
Tam o anda Karan dosyadan başını kaldırmadan konuştu.
“Bana bakmayı bitirdiysen…işine dönebilirsin.”
Mira’nın gözleri irileşti.Yakalandığını fark edince yüzü kızardı.
“Size bakmıyordum.”
Karan hafifçe sırıttı.
“Tabii.Duvara bakıyordun.”
Mira homurdanarak bilgisayarına döndü.
“Allah’ım…Daha ilk günden sinir oldum şu adama.”
Karan ise kahvesinden bir yudum daha alırken, belli belirsiz gülümsüyordu.İçinden tek bir cümle geçti.
“Bu oda artık eskisi kadar sıkıcı olmayacak.”
Akşam 18.00…
Bilgisayar ekranının sağ alt köşesinde saat nihayet 18.00’ı gösterdi.Mira derin bir nefes verdi.Bütün gün neredeyse başını bile kaldıramamıştı
Toplantılar…
Dosyalar…
Telefonlar…
Mailler…
Karan’ın bitmek bilmeyen istekleri…Omuzları ağrıyordu.
“Evet…”
diye mırıldandı.
“Mesai bitti.”
Bilgisayarını kapattı.Ajandasını çantasına koydu.Telefonunu eline aldı.Tam sandalyesinden kalkmıştı ki…Karan dosyadan başını bile kaldırmadan konuştu.
“Nereye?”
Mira durdu.
“Eve.”
Karan sakince önündeki evrağı imzaladı.
“Ben sana çık dedim mi?”
Mira kaşlarını çattı.
“Mesai saatim bitti.”
”Benim mesaim bitmedi.”
Mira sinirle baktı.“Bu benim sorunum değil.”
Karan sonunda başını kaldırdı.Gri gözleri doğrudan ona kilitlendi.
“Bugün benimle mesaiye kalacaksın.Yapacak çok iş var.”
Mira itiraz etmek için ağzını açtı.
“Ben—”
Karan sözünü kesti.
“Bir hafta sonra da benimle yurt dışına geleceksin.”
Mira’nın yüzündeki ifade dondu.
“…Ne?”
“Berlin.İş görüşmem var.Takvimimi sen hazırladığın için sen de geleceksin.”
Mira şaşkınlıkla ona baktı.
“Ben yurt dışına mı çıkacağım?”
“Evet.”
Pasaportun var mı.”
Bu bir soru değildi.Bir tespitti.Mira şaşkınlığını gizleyemedi.
“…Var.”
“Güzel.Vize işlemlerini şirket halledecek.”
“Ben gitmek istemiyorum.”
Karan sakinliğini bozmadı.
“İş tanımında yazıyor.”
“Ben…”
Mira sustu.Haklıydı.Sözleşmeyi okumadan imzalamıştı.Şimdi itiraz edecek hiçbir şeyi yoktu.İçinden söylenerek tekrar sandalyesine oturdu.
“Harika…Daha ilk günden mesai…Üstüne yurt dışı…Allah’ım ben ne yaptım?”
Annesine kısa mesaj attı.
“Annecim bugün mesaiye kalacağım sabah 7 gibi evde olurum dikkat et kendine❤️.”
Telefonu kapatıp işine döndü
Karan ise çoktan yeniden dosyalarına dönmüştü.
Yaklaşık yarım saat geçti.Odanın içinde yine sadece klavye sesleri vardı.Tam o sırada…Mira’nın telefonu çalmaya başladı.Ekranda tek isim yazıyordu.
Azra ❤️
Mira istemsizce gülümsedi.Telefonu almak için uzandı.
“Dur.”
Karan’ın tek kelimesi yeterli olmuştu.Mira elini geri çekti.Karan dosyadan başını kaldırmadan konuşuyordu.
“Benimle çalışırken…yalnızca iki kişinin telefonuna cevap verebilirsin.”
Mira sinirle baktı.
“Kimin?”
“Ben.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ve annen.Başka hiç kimse.”
Mira inanamayarak güldü.
“Şaka yapıyorsunuz.”
“Hayır.”
“Bu özel hayatıma müdahale.”
“Bu…”
Karan gözlerini ekrandan ayırmadan devam etti.
“…iş disiplini.”
Telefon sustu.Mira dişlerini sıktı.“
Allah’ım sabır ver…”
Birkaç saniye sonra telefon yeniden titredi.Bu kez mesaj gelmişti.Mira gizlice ekranına baktı.
Azra:İZMİR’DEN İSTANBUL’A GELİYORUM! 🥳Uçak biletimi aldım.Yarın sabah oradayım.
Mira’nın yüzü aydınlandı.Sevinçle gözleri parladı.
“Gerçekten geliyor!”
Aylar sonra en yakın arkadaşını görecekti.Tam cevap yazacakken ikinci mesaj geldi.
Azra:Ama küçük bir sorun var…Ben İstanbul’u hiç bilmiyorum.Beni havalimanından alır mısın? 🥺”
Mira’nın gülümsemesi yavaşça silindi.
“Eyvah…Patron hayatta izin vermez.Ne yapacağım ben şimdi?”
Telefonu elinde düşünürken…Karan’ın sesi duyuldu.
“Mesaj önemli galiba.”
Mira irkilip başını kaldırdı.Karan bu kez doğrudan ona bakıyordu.Gri gözleri, Mira’nın telefonuna kaymıştı.
“Kim?”
Mira telefonu istemsizce kapattı.
“Arkadaşım.”
Karan sandalyesinde arkasına yaslandı.
“Demin ne söylemiştim?”
Mira derin bir nefes verdi.
“Çalışırken sadece sizin ve annemin telefonlarına bakacağımı.”
“Demek ki dinlemişsin.”
Mira sinirini belli etmemeye çalışarak telefonu çantasına koydu.
“Merak etmeyin.İşimi aksatmayacağım.”
Karan birkaç saniye onu izledi.Sonra sakince sordu:
“Arkadaşın ne istiyor?”
Mira bir an duraksadı.
“Yarın İstanbul’a geliyor.Kendisini havalimanından almamı istedi.”
Karan masasındaki kalemi yavaşça bıraktı.
“Peki…yarın mesai saatinde bunu nasıl yapmayı planlıyorsun?”
Mira’nın verecek bir cevabı yoktu.Sessizce olduğu yerde kaldı.Karan ise belli belirsiz gülümsedi.
“Bu imkansız arkadaşın başının çağresine baksın.”
Mira, Karan’ın
“Hayır.”
cevabını aldıktan sonra bir daha izin konusunu açmadı.İçinden söylene söylene bilgisayarına döndü.
“Bu adamın kalbi taş galiba.”
Saatler geçti.
Dosyalar…
Telefonlar…
Toplantılar…
Mira artık ekrana bakmaktan gözlerinin yandığını hissediyordu.Tam o sırada…
Saat 03:07’yi gösterirken odanın kapısı sertçe açıldı.Efe ilk kez telaşlı görünüyordu.
“Efendim.”
Karan başını kaldırdı.
“Nedir?”
“Depodan haber geldi.”
Karan’ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Emin misin?”
“Evet.Adamlarımızdan biri…ihanet etmiş.”
Odadaki hava bir anda buz kesti.Mira istemsizce başını kaldırdı.Karan ayağa kalktı.
“Kim?”
Efe cevap verdi.
“Serhat.Bu sabah liman sevkiyatının yerini karşı tarafa satmış.”
Karan’ın çenesi gerildi.
“Şu an nerede?”
“Kaçmaya çalışıyor.”
Bir saniyelik sessizlik…Sonra Karan ceketini aldı.
“Efe.Arabayı hazırlayın.On dakika içinde çıkıyoruz.”
“Emredersiniz.”
Efe tam çıkacakken Karan durdu.
“Mira.”
Mira şaşkınlıkla baktı.
“Efendim?”
“Ben gelene kadar bu odadan çıkmayacaksın.”
Mira sinirlendi.
“Ben çocuk değilim.”
Karan hiç oralı olmadı.
“Bu bir rica değildi.”
Bir dakika içinde odada kimse kalmamıştı.Mira yalnızdı.Merakı yine ağır bastı.
“Ne deposu?Ne ihaneti?Adam gerçekten mafya…”
Aradan 20 dakika geçmişti. Mira çok sıkılmıştı. Şirket çok sessizdi. Mira sıkıntıyla tavana baktı.
“Bu kadar sessizlik normal değil…”
Tam ayağa kalkacağı sırada…BOOOOM!
Bütün bina şiddetle sarsıldı.Camlar zangırdadı.Mira çığlık atarak ayağa fırladı.
“N-neydi o?!”
Koridordan sert koşma sesleri geliyordu.
Bağırışlar…
Bir şeylerin devrilme sesi…
Sonra…Art arda iki el silah sesi…
PAT!PAT!
Mira’nın bütün vücudu titremeye başladı.Hiç düşünmeden kapıya koştu.Kapıyı içeriden kilitledi.Sonra odada gözleriyle saklanacak bir yer aradı.Dolabın kapağını açtı.İçeri girip kapağı yavaşça kapattı.Nefesini bile tutuyordu.Elleri titreyerek cebinden telefonunu çıkardı.Karan’ı aradı.Telefon anında açıldı.
“Mira?”
“Karan…”
Sesi ağlamaya yakındı.
“Burada silahlı saldırı oluyor.Korkuyorum.”
Karşı tarafta birkaç saniyelik sessizlik oldu.Ardından Karan’ın daha önce hiç duymadığı kadar öfkeli sesi geldi.
“Lanet olsun!”
Direksiyonun çevrildiği sesi bile duyuluyordu.
“Mira.Neredesin?”
“Odandayım.Dolabın içine saklandım.”
Karan dişlerini sıktı.
“Seni yalnız bırakmamam gerekiyordu.Kahretsin…Beni dinle.Ne olursa olsun sakın dışarı çıkma.Ben geliyorum.”
Tam o sırada…Koridordan ağır ayak sesleri duyuldu.Mira’nın nefesi kesildi.Kapının önünde iki kişi durmuştu.Birinin sesi duyuldu.
“Kapı kilitli.”
“Kırın.”
İlk darbe geldi.GÜM!Mira elini ağzına kapattı.
“Karan…”
fısıldadı.
“Kapıyı kırıyorlar…”
Karan’ın sesi sertleşti.
“Mira!Sakın ses çıkarma!”
İkinci darbe…Üçüncü…ÇAT!Kapı yerinden koptu.Mira gözlerini kapattı.Adamların ayak sesleri odanın içinde yankılanıyordu.
“Etrafa Bakın.”
Adamlar odanın her noktasına baktılar.
“Burda kimse yok”
Tam mira derin nefes alıp rahatlayacakken
“Dolabada bakın”
sesini duydugu an mira buz kesilmişti.
Sertçene dolabın kapağı açıldı ve..
“Burada biri var.”
Mira korkuyla geriye çekildi.İki maskeli adam onu görünce birbirine baktı.Mira titreyerek konuştu.
“Lütfen…Bana zarar vermeyin.”
Adamlardan biri onu kolundan tuttu.
“Sen kimsin?”
Mira korkudan konuşamadı.Diğer adam odadaki masaya baktı.Bilgisayar…Ajanda…Karan’ın masasının hemen yanındaki çalışma alanı…Adam alaycı bir şekilde güldü.
“Anlaşıldı.Kuzgun’un yardımcısısın.”
Mira başını iki yana salladı.
“HayırBen…”
Adam sözünü kesti.
“Fark etmez.Bize lazım olursun.”
Mira kolunu kurtarmaya çalıştı.
“Bırakın!”
Adam sertçe tuttu.
“Boşuna uğraşma.”
O sırada telefon hâlâ açıktı.Yere düşmüş olmasına rağmen görüşme kesilmemişti.Karşı tarafta Karan, adamların her sözünü duyuyordu.
“…Kuzgun’un yardımcısı……Bize lazım…”
Sonra bir boğuşma sesi geldi.Telefon bağlantısı kesildi.Arabanın içinde Karan’ın yüzü buz kesti.
“Efe.”
“Evet efendim.”
“Rotayı değiştir.Holdinge dönüyoruz.”
Efe gaz pedalına sonuna kadar bastı.Karan’ın gri gözlerinde ilk kez gerçek bir endişe vardı.
“Dayan Mira…Geliyorum.”
Bölüm etkileşimi
