10. bölüm / 10
KUZGUN10
Bölümler 10Şu an: 10
- 1 11.279 kelime
- 2 21.636 kelime
- 3 31.398 kelime
- 4 41.612 kelime
- 5 51.219 kelime
- 6 61.498 kelime
- 7 71.461 kelime
- 8 81.262 kelime
- 9 91.546 kelime
- 10 101.161 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yavuz’un sözleri gecenin sessizliğinde yankılandı.
“Bu gece… ikinizden sadece biri bu otelden sağ çıkacak.”
Karan hiç tereddüt etmeden silahını biraz daha kaldırdı.Gözlerini Yavuz’dan ayırmadan dişlerini sıktı.
“Çok konuşuyorsun.”
Yavuz sinsice gülümsedi.
“Eskisi kadar sabırlı değilsin, Kuzgun.”
“Ellerim seni öldürmek için sabırsız.”
Yavuz kahkaha attı.
“Öldürebilseydin şimdiye kadar öldürürdün.”
İkisi de birbirlerine kilitlenmişti.Sanki etraflarında duran onlarca silahlı adam artık yok olmuştu.Mira ise Karan’ın birkaç adım arkasına geçti.İlk kez bu kadar büyük bir çatışmanın tam ortasında kalıyordu.Yavuz’un gözleri yavaşça Karan’dan ayrıldı.Doğrudan Mira’ya çevrildi.
Hiç konuşmadan…Uzun uzun baktı.O bakışlarda garip bir şey vardı.Öfke…Özlem…Pişmanlık…Sanki yıllardır kaybettiği birini izliyormuş gibiydi.Mira’nın içine yine aynı tuhaf his çöktü.
“Neden bana böyle bakıyor?”“Bu adamı hiç tanımıyorum…”“Ama sanki…”
Düşüncelerini Karan’ın öfkeli sesi böldü.
“Lan!Karıma bakma!”
Karan bir adım öne çıktı.
“Gözünü ondan çek.Yoksa o gözlerini yerinden sökerim.”
Yavuz’un dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı.
“Sakin ol, Kuzgun.Ben sadece…bakıyorum.”
“Bakmayacaksın!”
Karan’ın sesi bütün otelde yankılandı.Mira istemsizce Karan’ın ceketinin arkasını tuttu.Karan bunu hissedince hiç arkasına bakmadan elini uzattı.Mira’nın elini sıkıca tuttu.Başını hafifçe ona çevirdi.
“Korkma.Ben buradayım.”
Bu iki kelime bile Mira’nın biraz olsun sakinleşmesine yetmişti.Yavuz bunu görünce sinsice gülümsedi.
“Demek birbirinize gerçekten bağlandınız.Ne acı…”
Karan dişlerini sıktı.
“Kes sesini.”
Yavuz da ağır ağır belindeki silahı çıkardı.Namlu doğruca Karan’ı gösteriyordu.
Aynı anda…Karan da silahını kaldırdı.Bir anda iki tarafın bütün adamları silahlarını doğrulttu.Emniyet mandallarının açılma sesleri peş peşe duyuldu.Ortam buz kesmişti.Kimse nefes almıyordu.Yavuz ağır adımlarla yürümeye başladı.Karan da ona doğru ilerledi.İkisi arasındaki mesafe…
Beş metre…
Dört…
Üç…
İki…
Artık neredeyse burun burunaydılar.Yavuz alçak sesle konuştu.
“Bitirelim bunu.”
Karan gözlerini kırpmadı.
“Memnuniyetle.”
Bir anda ikisi de aynı hamleyi yaptı.Yavuz, Karan’ın silahını aşağı itmeye çalıştı.Karan ise Yavuz’un bileğini yakalayıp silahın yönünü değiştirdi.İki güçlü adam birbirlerinin silahını etkisiz hâle getirmeye çalışıyordu.Kasları gerilmişti.Etraftaki herkes nefesini tutmuştu.Tam o anda…
BANG!
Silah sesi bütün binayı inletti.Bir an…Zaman durmuş gibiydi.Herkes donup kaldı.Mira’nın gözleri korkuyla açıldı.
“KARAAAN!”
Çığlığı koridorlarda yankılandı.Karan refleksle kendini kontrol etti.Vurulmamıştı.Sonra arkasından ağır bir inilti duyuldu.
“E… efendim…”
Karan başını çevirdi.
Efe…Göğsünü tutuyordu.Parmaklarının arasından kan sızıyordu.Dizlerinin üzerine çöktü.Karan’ın gözleri büyüdü.
“EFE!”
Hiç düşünmeden ona doğru koştu.Efe yere yığılırken Karan onu kollarıyla tuttu.
“Hayır…Efe!Efe bana bak!”
Efe nefes almakta zorlanıyordu.
“İ… iyiyim…”
Karan öfkeyle bağırdı.
“Konuşma!Ambulans çağırın!KİMSE YERİNDEN KIPIRDAMASIN!”
Koruma ekibi bir anda harekete geçti.Silahlar yeniden doğrultuldu.Yavuz ise bu karmaşayı fırsat bilerek birkaç adım geri çekildi.Karan bunu fark etti.Başını kaldırıp öfkeyle bağırdı.
“YAVUUUZ!”
Yavuz son kez dönüp ona baktı.Yüzünde yine o sinir bozucu gülümseme vardı.
“Bu daha başlangıç, Kuzgun.Bir dahaki karşılaşmamızda…yanındaki herkes için çok geç olacak.”
Arkasındaki adamlar duman bombalarını yere attı.
FISSHH!
Koridor birkaç saniye içinde yoğun beyaz dumanla kaplandı.Görüş mesafesi tamamen kayboldu.Karan dişlerini sıktı.
“Lanet olsun!”
Duman dağıldığında…Yavuz ve adamları çoktan ortadan kaybolmuştu.Koridorda sadece kanlar içinde yatan Efe…Onun başında diz çökmüş Karan…Ve korkudan gözyaşlarına boğulmuş Mira kalmıştı.Mira titreyen adımlarla yanlarına geldi.Karan’ın omzuna dokundu.
“Karan…”
Karan yavaşça başını kaldırdı.Gözleri öfke ve suçlulukla doluydu.Kısık bir sesle fısıldadı:
“Bu savaşı artık bitireceğim…Yavuz Kırkgöz… benden kaçamayacak onu bu sefer öldüreceğim.”
Silah sesi hâlâ kulaklarında çınlıyordu.Karan dizlerinin üzerine çökmüş, kanlar içinde kalan Efe’yi kollarına almıştı.
“Efe!Gözlerini kapatma!”
Efe güçlükle nefes aldı.
“…İyiyim… efendim…”
“Saçmalama!”
Karan ceketini çıkarıp Efe’nin göğsündeki yaraya bastırdı.
“Basınç uygulayın!Korumalar! Ambulansı beklemiyoruz!Arabayı hazırlayın!”
İki koruma hemen Efe’yi dikkatlice sedyeye alır gibi kaldırdı.Karan da yanlarından ayrılmadı.Mira ise yaşadığı şoktan dolayı konuşamıyordu.Ellerinin titremesi durmuyordu.Dakikalar sonra siyah araçlar sirenler eşliğinde hastaneye ulaştı.
Hastane
Doktorlar sedyeyi koşarak ameliyathaneye götürdü.
“Kurşun göğsüne isabet etmiş!Kan hazırlayın!Hemen ameliyata alıyoruz!”
Ameliyathane kapısı kapanırken Karan olduğu yerde öylece kaldı.İlk defa…Kendini bu kadar çaresiz hissediyordu.Mira sessizce yanına yaklaştı.
“Karan…”
Hiç cevap vermedi.Sadece kapıya bakıyordu.Birkaç dakika sonra yumruğunu duvara vurdu.
GÜM!
“Lanet olsun!Efe benim yüzümden vuruldu.”
Mira hemen kolundan tuttu.
“Hayır.Bunu sen yapmadın.”
Karan başını iki yana salladı.
“Benim savaşım…Bedelini hep yanımdakiler ödüyor.”
Mira hiçbir şey söylemeden elini onun elinin üzerine koydu.Bu kez Karan çekmedi.Aksine…Parmaklarını usulca Mira’nın parmaklarının arasına geçirdi.İlk kez…Birbirlerinin elini bu kadar doğal tutuyorlardı.İkisi de farkındaydı.Ama hiçbirisi bırakmak istemiyordu.
Aynı Saatlerde…
İstanbul’un dışında…Eski bir fabrikanın bodrum katı.Yavuz Kırkgöz ağır adımlarla içeri girdi.Adamlarından biri sinirle masaya vurdu.
“Patron!Elinize fırsat geçti.Neden Karan’ı öldürmediniz?”
Diğeri de öfkeyle konuştu.
“Evet.Bir kurşunla bitecekti.”
Yavuz sandalyesine oturdu.Sigarasını yaktı.Derin bir nefes çekti.Sonra yavaşça gülümsedi.
“Ölüm…çok kolay.”
Adamlar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.Yavuz dumanı tavana doğru üfledi.
“Karan öyle kolay kurtulamaz.Ben onun ölmesini istemiyorum.Ben…önce yaşamasını istiyorum.”
Sessizlik oldu.Yavuz gözlerini kararttı
.“Önce sevdiklerini kaybedecek.Tek tek…Acı çekecek.Her nefesinde kendini suçlayacak.Sonra…her şeyini kaybedecek.Ve en sonunda…ölmek için bana yalvaracak.”
Bodrum sessizliğe gömüldü.Adamlarından biri ürpererek sordu.
“Peki ilk hedefimiz kim?”
Yavuz birkaç saniye düşündü.Sonra dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı.
“Mira.”
Adam şaşkınlıkla baktı.
“Onu öldürecek miyiz?”
Yavuz sertçe başını iki yana salladı.
“Hayır.Mira ölmeyecek.Henüz değil.Çünkü Karan’ın en büyük zayıflığı artık o.”
Yavuz cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.Fotoğrafta genç bir adam, kucağında küçücük bir kız çocuğunu tutuyordu.Yavuz uzun uzun fotoğrafa baktı.Kısık bir sesle kendi kendine fısıldadı:
“Çok yakında…gerçekleri öğrenecekler.Ve o gün…hiçbirinizin hayatı eskisi gibi olmayacak.”
Fotoğrafı tekrar cebine koydu.Yüzündeki ifade yeniden buz gibi olmuştu.
“Karan Aslan…Bu oyun daha yeni başladı.”
HASTANE
Saatler geçiyordu.Hastanenin beyaz koridorları her zamankinden daha soğuktu.Efe ameliyata alınalı üç saat olmuştu.
Sonra dört…
Beş…
Kimse yerinden kıpırdamıyordu.Karan ameliyathane kapısının tam karşısında ayakta duruyordu.Oturmayı reddetmişti.Mira defalarca
“Biraz dinlen.”
dese de onu dinlemiyordu.Korumalar bile sessizdi.Hiç kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.Çünkü herkes Efe’nin Karan için ne kadar önemli olduğunu biliyordu.Sadece bir çalışan değildi.Yıllardır yanındaydı.Dostuydu.Kardeşiydi.Sabaha karşı doktorlardan biri ameliyathaneden çıktı.Yüzündeki ifade iyi değildi.Karan hemen önüne geçti.
“Nasıl?”
Doktor derin bir nefes aldı.
“Mermi kalbe çok yakın bir bölgeye isabet etti.Kan kaybı da oldukça fazla.Ameliyat çok riskli ilerliyor.”
Karan’ın çenesi gerildi.
“Onu kurtarın.”
Doktor başını salladı.
“Elimizden geleni yapıyoruz.”
Sonra tekrar içeri girdi.Saatler yeniden geçmeye başladı.Mira sessizce Karan’ın yanına yaklaştı.Elini tuttu.Karan bu kez çekmedi.Sadece daha sıkı tuttu.Belki de ilk kez…Ayakta durabilmek için birine ihtiyaç duyuyordu.Gökyüzü yavaş yavaş aydınlanmaya başlamıştı.Saat sabaha karşı beşi gösteriyordu.Ameliyathanenin kapısı tekrar açıldı.Doktor yavaş adımlarla dışarı çıktı.Bu kez hiçbir şey söylemesine gerek yoktu.Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.Karan’ın kalbi duracak gibi oldu.
“…Doktor?”
Doktor gözlerini yere indirdi.
“Nasıl söyleyebileceğimi bilmiyorum ama… başınız sağ olsun.Olabildiğince mücadele ettik.Ama maalesef…Efe’yi kaybettik.”
Sessizlik.Tam bir sessizlik.
Mira’nın gözleri doldu.Korumalar başlarını eğdi.Kimse tek kelime edemedi.Karan ise olduğu yerde donup kalmıştı.Sanki duyduklarını anlamamıştı.
“Hayır.”
Doktor sessiz kaldı.Karan bir adım geri çekildi.
“Hayır.Yalan söylüyorsunuz.Hayır!”
Bir anda öfkeyle duvara yumruğunu vurdu.
GÜM!
Bir kez daha.
GÜM!
“EFE ÖLEMEZ!DUYUYOR MUSUNUZ?GİDİP ONU KURTARIN!”
Mira gözyaşları içinde ona sarılmak istedi.Ama Karan geri çekildi.Saçlarını iki eliyle tutup dizlerinin üzerine çöktü.İlk kez…Gerçekten yıkılmıştı.Mira da artık gözyaşlarını tutamıyordu.Sessizce ağlamaya başladı.Dakikalar sonra Karan ayağa kalktı.Yüzünde hiçbir ifade yoktu.Soğuktu.Tehlikeli derecede sakindi.Ceketinin iç kısmından silahını çıkardı.Mira bunu görünce gözleri büyüdü.
“Karan…”
Karan hızlı adımlarla çıkışa yöneldi.
“Onu öldüreceğim.”
Mira hemen arkasından koştu.
“Karan dur!”
“Yolumdan çekil.”
“Hayır!”
Mira iki eliyle Karan’ın kolunu tuttu.Karan yürümeye devam etmek istedi.Ama Mira bırakmadı.
“Nolur…Katil olma.”
Karan gözyaşları içinde ona baktı.
“O benim kardeşimdi.Onu benden aldı.”
Mira da ağlıyordu.
“Biliyorum.Ama sen de gidersen…sen hapse girersen…ben ne yaparım?”
Karan bir anda durdu.Mira’nın sesi titriyordu.
“Ben seni de kaybedemem.”
O cümle…Karan’ı olduğu yere mıhladı.Tam o sırada dışarıda gök gürledi.Ve yağmur başladı.Şiddetli.Sanki gökyüzü de onlar gibi ağlıyordu.Dakikalar içinde ikisi de sırılsıklam olmuştu.Ama hiçbirisi bunu önemsemiyordu.Mira silahı tutan elini yavaşça kavradı.Sonra Karan’a sarıldı.Sımsıkı.Karan da sonunda dayanamadı.Kollarını Mira’nın etrafına sardı.Başını omzuna yasladı.Ve ilk kez…Efe’nin ölümünden sonra gözyaşlarına engel olamadı.Yağmur üzerlerine durmadan yağarken…İkisi de birbirlerine sarılmış halde ağlıyorlardı.Çünkü bazen insanı ayakta tutan şey…İntikam değil…Yanında kalan tek kişiydi.
Bölüm etkileşimi
