6. bölüm / 8
Kumar borcu6. Bölüm
Bölümler 8Şu an: 6. Bölüm
Çaylarımızı içmeye devam ederken salonda kısa bir sessizlik oluştu. Yasemin Hanım arada bana, arada Berkan'a bakıp gülümsüyordu.
Tam o sırada Kerem Bey elindeki çay bardağını masaya bıraktı.
“Ee çocuklar, düğünü ne zaman yapacaksınız?”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Berkan ise hiç beklemeden cevap verdi.
“Biz hepsini kendi aramızda hallettik baba.”
Kerem Bey kaşlarını çattı.
“Nasıl yani? Bize hiçbir şey söylemeden mi karar verdiniz?”
Berkan sakin bir şekilde devam etti.
“Ayrıca Nilsu da ben de böyle olmasını istedik. Önemli olan bizim isteğimiz değil mi?”
Kerem Bey birkaç saniye sustu.
Berkan'ın yüzüne baktı, ardından bana döndü.
Ben de ne diyeceğimi bilemeden hafifçe başımı salladım.
Kerem Bey derin bir nefes aldı.
“Tamam oğlum.”
Berkan'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Yasemin Hanım ise hâlâ gülümsüyordu.
“Ben zaten çocukların kendi kararlarını vermesinden yanayım. Yeter ki ikisi de mutlu olsun.”
Mutlu
Bu kelimeyi duyduğum anda içimden garip bir his geçti.
Berkan'la göz göze geldim.
Mutlu değildim.
En azından şu an için değildim.
Ama nedense onun gözlerinde de bir anlığına aynı şeyi gördüğümü düşündüm.
Aileyle vedalaştıktan sonra Berkan'la birlikte arabaya bindik.
Kapıyı kapatıp koltuğa yaslandım. Berkan arabayı çalıştırdı.
Bir süre ikimiz de konuşmadık.
Sokakları geride bırakırken Berkan bir anda sessizliği bozdu.
“Nilsu.”
“Efendim?”
“Annen nerede?”
Bir an donup kaldım.
Gözlerimi camdan ayırmadan cevap verdim.
“Annem öldü.”
Berkan'ın ellerinin direksiyonda biraz daha sıkılaştığını fark ettim.
“Ne zaman?”
“Ben küçükken.”
Bir süre sustum.
Sonra boğazımdaki düğümü yutarak devam ettim.
“Babam öldürdü.”
Arabanın içindeki sessizlik bir anda ağırlaştı.
Berkan hiçbir şey söylemedi.
Ben de camdan dışarı bakmaya devam ettim.
“Çok küçüktüm. Ne olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Bana hiçbir zaman anlatmadı.”
Berkan'ın yüzüne baktım.
“Niye sordun?”
Cevap vermedi.
“Berkan?”
Bu kez bana kısa bir bakış attı.
“Öylesine sordum.”
Kaşlarımı çattım.
“Öylesine sormadın.”
Yine sustu.
Ama bu kez gözlerindeki ifadeden bir şeylerin değiştiğini anlayabiliyordum.
Sanki söylediğim bir şey, onun bildiği bir gerçekle birleşmişti.
Ve nedense bundan hiç hoşlanmamıştım.
Berkan başını iki yana sallayıp eve doğru yürümeye başladı.
Ben de arkasından gittim.
Kapıdan içeri girdiğimizde ayakkabılarımı çıkarıp salona geçtim. Berkan da ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı.
Bir süre sessizce birbirimize baktık.
“Ne?” dedim.
“Bir şey demedim.”
“Ama bakıyorsun.”
“Bakmak yasak mı?”
“Sen bakınca evet.”
Berkan güldü.
“Sen gerçekten çok garipsin.”
“Sen de çok sinir bozucusun.”
“Bunu daha önce de söylemiştin.”
“Çünkü değişmedin.”
“Sen de değişmedin.”
“Ben zaten değişmek istemiyorum.”
“İyi.”
Kaşlarımı çattım.
“İyi ne?”
“Böyle daha eğlencelisin.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra hemen konuyu değiştirdim.
“Ben odama çıkıyorum.”
Tam merdivenlere doğru yürürken Berkan arkamdan seslendi.
“Nilsu.”
“Ne?”
“Bugün...”
Durup ona baktım.
“Ne?”
Berkan birkaç saniye sustu.
“İyi misin gerçekten?”
Yüzümdeki gülümseme yavaşça kayboldu.
“İyiyim.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Berkan başını salladı.
“Tamam.”
Ben merdivenlere yöneldim.
Ama birkaç adım sonra durup arkamı döndüm.
“Berkan?”
“Efendim?”
“Teşekkür ederim.”
Şaşkın bir ifadeyle bana baktı.
“Ne için?”
“Bilmiyorum.”
Sonra hiçbir şey söylemeden odama çıktım.
Arkamdan Berkan'ın hafifçe güldüğünü duydum.
Ertesi sabah gözlerimi açtığımda odanın içi tamamen aydınlanmıştı.
Bir süre tavana bakıp öylece kaldım.
Sonra yataktan kalkıp üzerimi değiştirdim ve aşağı indim.
Mutfaktan sesler geliyordu.
Kaşlarımı çattım.
Mutfağa girdiğimde Berkan'ı gördüm. Üzerinde siyah bir tişört vardı ve ocağın başında bir şeyler hazırlıyordu.
Birkaç saniye onu izledim.
Sonra dayanamayarak konuştum.
“Sen yemek mi yapıyorsun?”
Berkan arkasını dönmeden cevap verdi.
“Hayır, dans ediyorum.”
Gözlerimi devirdim.
“Sabah sabah yine başladın.”
“Sen sordun.”
“Normal bir cevap veremez misin?”
“Verebilirim.”
Sonunda bana döndü.
“Evet, yemek yapıyorum.”
Tezgâha baktım.
“Ne yapıyorsun?”
“Kahvaltı.”
“Onu gördüm zaten.”
Berkan kaşını kaldırdı.
“E o zaman neden sordun?”
“Merak ettim.”
“Merakını giderdim.”
Sandalyeye oturdum.
“Sen yemek yapmayı biliyor muydun?”
“Her konuda yetenekliyim.”
Kahkaha attım.
“Sen mi?”
“Evet, ben.”
“Bence fazla kendine güveniyorsun.”
“Birazdan yemeği yiyince fikrin değişir.”
“Hiç sanmıyorum.”
Berkan tabağı önüme koydu.
“Al bakalım.”
Tabağa baktım.
Sonra Berkan'a baktım.
" İy çok kötü, sen bir daha bişey yapma" dedim yüzümü ekşitirek
" Daha tatmadın "
" Tatmadan anlayabiliyorum ben "
Berkan başını iki yana salladı.
“Seninle uğraşılmaz.”
“Benimle uğraşan sensin.”
“Tamam, tamam.”
Bir lokma aldım.
Berkan gözlerini üzerime dikmişti.
“Ne?”
“Nasıl?”
Bir an ciddi bir yüz ifadesi takındım.
“Berbat.”
Berkan'ın yüzü düştü.
“Ciddi misin?”
Dayanamayıp gülmeye başladım.
“Hayır.”
“Sen var ya...”
“Güzel olmuş.”
Berkan başını sallayıp gülümsedi.
“Biliyordum zaten.”
“Egosu da kendisi gibi büyük.”
“Teşekkür ederim.”
“İltifat değildi.”
“Öyle kabul edeceğim.”
Bir an birbirimize baktık.
Sonra ikimiz de güldük.
Ben niye buna kaçtır gülüyorum ya salak gibi davranma nilsu kendine gel
Kahvaltımızı yaparken ilk defa evin içinde bu kadar rahat hissediyordum.
Sanki birkaç gün önce burada yabancı olan ben değildim.
Bölüm etkileşimi
