Kumar borcu kitap kapağı

2. bölüm / 8

Kumar borcu

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: User4 User

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 2. Bölüm

Resmen imkansız gibi birşeydi. Ondan kaçmak.
Şuanda kaçabildim ama beni kesin bulacaktı.. ve bana yapacaklarını düşünemiyorum bile.
Aramızda derin bir sessizlik olmuştu sessizliği bozan havin olmuştu;
" Nilsu bak ben her zaman senin yanındayım, bir derdin mi oldu, canın mı sıkıldı ne olursa olsun bana yazıyosun. Bu adamdan kurtulmanın çözümünü de elinde sonunda bulucaz. Ama şimdi değil, emin ol bulucaz"

Ellerini tutup söze girdim.
" Çok teşekkür ederim havinim benim. Sende ne olursa olsun bana anlat biz birbirimiz için varız"
Gülümseyip sohbet etmeye devam ettik.
Daha konuşalı 25 dakika bile olmamışken etrafımı siyah arabalar sardı.
Havinle birbirimize sarılıyorduk.
En öndeki arabanın içinden o adam çıktı. Beni satın alan adam
Gözlerinden alev fışkırıyordu resmen.
O kadar korkmuştum ki şuan ağlayabilirdim bile.
"Diye yine aynı kolumdan çekistirmeye başladı
“Yürü arabaya.”
Havin elimi bırakmadı.
“Bıraksana! Kızın canı acıyor!”
Adam ona dönüp tek bir bakış attı.
“Arkadaşını evine bırakın.”
Birkaç saniye içinde Havin'i benden ayırdılar.
“Nilsu!”
Ona bakmaya çalıştım ama adam beni arabaya doğru götürüyordu.
Havin'in sesi gittikçe uzaklaştı.
O anda anladım.

Arabanın kapısı açıldığında başımı kaldırmaya bile cesaret edemedim.
Adam arabadan indi ve benim kapımı açtı.
“İn.”
Sesi buz gibiydi.
Yavaşça arabadan indim. Malikânenin kapısından içeri girdiğimizde tek kelime bile söylemedi. Ben de arkasından sessizce yürüdüm.
Salona geldiğimizde bir anda durdu.
Arkasını dönüp bana baktı.
“Senin derdin ne?”
Başımı eğdim.
“Ben sadece—”
“Belamısın sen başıma?”
Sesini yükseltmesiyle irkildim.
“Kaçmak ne demek, Nilsu?”
Gözlerim dolmuştu.
“Ben... Havin'i görmek istedim.”
“Bunun için gecenin bir yarısı evden kaçılır mı?”
Cevap veremedim.
Adam birkaç adım yaklaşınca istemsizce geriye doğru çekildim.
“Benden habersiz bir daha dışarı çıkmayacaksın. Anladın mı?”
Başımı hızlıca salladım.
“Evet.”
“Duyamadım.”
“Evet... Anladım.”
Sesim titriyordu.
Bir süre gözlerimin içine baktı. Sonra yüzündeki sert ifade biraz değişti.
“Bir daha beni böyle bir şey için peşinden koşturma.”
Arkasını dönüp yürümeye başladı.
Ben ise hâlâ olduğum yerde kalmıştım.
Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
O an, bu evde yalnızca kilitli kapılardan değil, ondan da korkmam gerektiğini anlamıştım.

Adam salondan çıktıktan sonra birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
Ayak sesleri koridorda giderek uzaklaşıyordu.
Derin bir nefes aldım.
Sonunda yalnızdım.
En azından şimdilik...
Etrafıma bakındım. Büyük salonun içinde birkaç koltuk, büyük bir kitaplık ve duvarlarda birbirinden farklı tablolar vardı.
Ama gözüm masanın üzerindeki bir şeye takıldı.
Bir fotoğraf.
Kaşlarımı çattım.
Yavaşça masaya doğru yürüdüm.
Fotoğrafı elime aldığım anda içimde garip bir his oluştu.
Sanki...
Sanki bu fotoğrafı daha önce görmüştüm.
Fotoğrafta birkaç kişi vardı. Fakat benim dikkatimi çeken kişi, diğerlerinden biraz uzakta duran genç bir adamdı.
Yüzüne dikkatlice baktım.
“Ben seni nereden tanıyorum?”
Kendi kendime fısıldadım.
Fotoğrafı biraz daha yaklaştırdım.
Adamın yüzü bana inanılmaz tanıdık geliyordu. Ama nereden olduğunu bir türlü çıkaramıyordum.
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
Panikle fotoğrafı masaya geri bıraktım.
Adamın geri geldiğini düşünerek birkaç adım geriye çekildim.
Fakat gelen kişi o değildi.
Elinde bir tepsiyle başka biri salona girdi.
“Yemek.”
Tepsiyi masaya bıraktı.
Ardından hiçbir şey söylemeden çıktı.
Masaya baktım.
Bir kase sıcak çorba vardı.
İştahım hiç yoktu.
“Yemeyeceğim.”
Kendi kendime söylendim.
Tam o sırada biraz önce beni getiren adam salona girdi.
Elindeki saate bakıp ardından bana döndü.
“Yemek yemedin.”
“İstemiyorum.”
Kaşlarını çattı.
“Bütün gün doğru düzgün bir şey yemedin.”
“Canım istemiyor.”
Bir süre bana baktı.
Sonra sandalyelerden birine oturdu.
“Ye.”
Başımı iki yana salladım.
“Gerçekten istemiyorum.”
Sesi sertleşti.
“Nilsu.”
İrkilerek ona baktım.
“Ye.”
Çaresizce kaseye baktım.
Adamın bakışlarının üzerimde olduğunu hissedince kaşığı elime aldım.
Bir kaşık içtim.
Ardından bir tane daha.
Her ne kadar istemesem de onun daha fazla kızmasını istemiyordum.
Bir süre sonra adam karşımdaki sandalyeden kalktı ve yanıma geldi.
“Böyle devam et.”
Sesindeki emir tonu yüzünden içim sıkıldı.
Çorbayı bitirmem için başımda bekledi.
Ben de sessizce içmeye devam ettim.
Tam o sırada gözlerim istemeden onun gözlerine takıldı.
Bir an...
Donup kaldım.
Onun gözleri de bana garip şekilde tanıdık geliyordu.
Fotoğraftaki adamı hatırladım.
“Bu gözler...”
Farkında olmadan biraz daha dikkatli baktım.
Adam bir anda bunu fark etti.
Kaşını hafifçe kaldırdı.
Sonra bana kısa bir göz kırptı.
Ne yapacağımı bilemedim.
Hemen gözlerimi kaçırdım.
Yüzümün ısındığını hissettim.
Burnumun da kızardığını biliyordum.
Lanet olsun...
Ben utanınca burnum hemen kızarıyordu.
Adam bunu fark etmiş olacak ki birkaç saniye sessizce yüzüme baktı.
Ben ise önümdeki kaseye bakmaktan başka bir şey yapamadım.
“Çorbanı bitir.”
“Tamam...”
Bir süre sonra kase tamamen boşaldı.
Adam tepsiyi aldı.
Tam salondan çıkacakken cesaretimi topladım.
“Bir dakika.”
Durdu.
“Ne?”
Boğazımı temizledim.
“Adın ne?”
Bana baktı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Bunu bilmen gerekmiyor.”
Sesindeki sertlik karşısında sustum.
“Tamam...”
Başımı eğdim.
Nedenini bilmiyordum ama söylediği şey içime dokunmuştu.
Adam kapıya doğru yürüdü.
Ben hâlâ masaya bakıyordum.
Tam kapıdan çıkacakken durdu.
Birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra arkasını dönmeden konuştu.
“Berkan.”
Başımı kaldırdım.
“Ne?”
“Adım Berkan.”
Bir an hiçbir şey söyleyemedim.
“Tamam... Berkan.”
Adam kapıdan çıktı.
Salonda yine yalnız kaldım.
Ama artık aklımda tek bir şey vardı.
Masadaki fotoğraf.
Yavaşça tekrar fotoğrafın yanına gittim.
Fotoğrafı elime aldım.
Bu kez daha dikkatli baktım.
Fotoğraftaki kişinin yüzü...
Berkan'ın gözleri...
İkisi arasında bir bağlantı olduğuna emindim.
Telefonumu cebimden çıkardım.
Etrafıma baktım.
Kimse yoktu.
Fotoğrafı hızlıca telefonumla çektim.
Sonra telefonu hemen cebime koydum.
“Bunu neden daha önce gördüm?”
Fotoğrafı yerine bırakırken arkamdan çok hafif bir ses geldi.
“Ne yapıyorsun?”
Kanım dondu.
Yavaşça arkamı döndüm.
Berkan kapının yanında duruyordu.
Telefonum cebimdeydi.
Fotoğraf ise hâlâ elimdeydi.
Berkan'ın bakışları önce bana, sonra elimdeki fotoğrafa kaydı.
Hiçbir şey söylemedi.
Ben de nefesimi tuttum.
Çünkü o anda aklıma çok daha korkutucu bir ihtimal gelmişti:
Ya Berkan da bu fotoğrafın neden bana tanıdık geldiğini biliyorsa?

Berkan'ın odadan çıkmasını bekledikten sonra kapının tamamen kapandığından emin oldum.
Hemen telefonumu çıkardım.
Az önce çektiğim fotoğrafa tekrar baktım.
Ne kadar düşünsem de aklıma hiçbir şey gelmiyordu.
Ama içimde garip bir his vardı.
Bu fotoğrafı daha önce görmüştüm.
Bundan emindim.
Fakat nerede?
Telefonumdan Havin'in sohbetini açtım.
Fotoğrafı ona gönderdim.
Nilsu: Havin, sana bir şey soracağım. Bu fotoğraftaki kişiler sana tanıdık geliyor mu?
Mesajı gönderdikten sonra ekrana bakmaya başladım.
Birkaç saniye...
Sonra bir dakika...
Sonra telefonum titredi.
Havin: Nilsu...
Havin: Bana da çok tanıdık geliyor.
Kalbim hızlandı.
Nilsu: Değil mi ya
Havin: Ama nereden olduğunu çıkaramıyorum.
Nilsu: Ben de aynı şeyi hissediyorum. Sanki bunu daha önce görmüşüz gibi.
Bir süre mesaj gelmedi.
Sonra Havin tekrar yazdı.
Havin: Anı kutusuna bakmam lazım.
Kaşlarımı çattım.
Nilsu: Anı kutusu mu?
Havin: Çocukluğumuzdan kalan fotoğrafların olduğu kutu.
Havin: Belki orada bununla ilgili bir şey vardır.
Bir an nefesimi tuttum.
Çocukluğumuz...
Fotoğrafa yeniden baktım.
Birden içimde tuhaf bir ürperti oluştu.
Nilsu: Ama benim evde öyle bir kutu yok ki.
Havin'in cevabı hemen geldi.
Havin: Seninkinde yok. Benimkinde var.
Havin: Annem yıllardır saklıyor. Eski fotoğraflarımızın, çizimlerimizin, küçükken yaptığımız şeylerin hepsi içinde.
Nilsu: Peki ne zaman bakacaksın?
Havin: Yarın.
Havin: Ama Nilsu...
Nilsu: Efendim?
Uzun bir süre cevap gelmedi.
Sonunda mesaj geldi.
Havin: Bu fotoğraftaki insanları gerçekten daha önce gördüğümüzü düşünüyorum.
Telefonu elimden indirdim.
Odanın sessizliğinde fotoğrafa tekrar baktım.
Bir şeyler hatırlamaya çalıştım.
Bir ev...
Bir bahçe...
Çocuk sesleri...
Ve iki çift göz.
Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım görüntüler zihnimde birbirine karışıyordu.
Tam telefonu bırakacaktım ki Havin'den bir mesaj daha geldi.
Havin: Bir şey daha var.
Nilsu: Ne?
Havin: Anı kutusunda seninle ilgili bir fotoğraf olduğunu hatırlıyorum.
Kalbim bir anda hızlandı.
Nilsu: Nasıl bir fotoğraf?
Bu kez cevap uzun süre gelmedi.
Sonunda sadece tek bir mesaj düştü:
Havin: Hatırlamıyorum. Ama üzerinde senin adın yazıyordu.
Telefonu elimden düşürecek gibi oldum.
Fotoğrafa tekrar baktım.
Artık tek bir şeyi merak ediyordum.
Ben bu insanları gerçekten nereden tanıyordum?

Hoşunuza gitmeye başladı mı

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

64okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18