1. bölüm / 8
Kumar borcu1. Bölüm
Bölümler 8Şu an: 1. Bölüm
Sabah, o babam olacak adamın bağırmalarıyla uyandım.
“ Kalk hadi, sürtüğün kızı! Kalk!”
“Annem hakkında böyle konuşamazsın.”
Dememle birlikte yüzüme, her hafta yediğim o tokatlardan biri indi.
Ağlayarak en yakın arkadaşım Havin’i aradım.
— Efendim çiçeğim?
— Havin, çok kötüyüm... Buluşalım. Her zamanki yerde bekliyorum. Lütfen.
— Tamam, tamam. Kapat, hemen geliyorum.
Şu kız olmasa ne yapardım, hiç bilmiyorum. Her derdimde yanımda olan tek kişi oydu.
Üzerime açık mavi bir hırka geçirip saçlarımı taradım. Ardından evden birkaç metre ilerideki parka doğru yürümeye başladım.
Evet, Havin’le hep burada buluşuyorduk. Çocukken de böyleydi.
Parka vardıktan yaklaşık beş dakika sonra Havin geldi. Koşarak yanıma gelip bana sarıldı.
“N’oldu? Anlat hemen.”
Olanların hepsini tek tek anlattım. İçimi dökmek gerçekten beni rahatlatmıştı.
“Nilsu ya, kıyamam sana. Gel, bende kal bu gece. Hem kız gecesi yaparız.”
Diyerek omzuma hafifçe vurdu.
“Geleyim ya, iyi gelir bana.”
“Değil mi kız? Eşya almana gerek yok, benden kullanırsın.”
“Tamam.”
Bir saat boyunca sohbet ede ede Havin’in evine gelmiştik. Bana rahat kıyafetler verip giymemi istedi.
Birlikte film izlemeye başlamıştık ki bir anda Havin’in telefonu çaldı.
“Ah, bekle. Başımın belası arıyor.”
Deyip telefonu açtı.
— Ne var?
— Ne var ne, kızım? İnsan gibi arıyorum seni.
— Arama sen beni, gerek yok.
Deyip telefonu kapattı.
“Havin’im, ne oldu?”
“Ya, ben bundan ayrıldım. Israrla arıyor. Engelliyorum, başka numaralardan arıyor.”
“Off, bıktım şundan ya.”
Film izlemeye devam ettik.
Bir süre sonra telefonum titredi.
Babamdandı.
“Çabuk eve gel.”
“Neden?”
“Sana gel dedim. Oraya gelirsem kemiklerini kırarım senin.”
Mesajı görüldü olarak bıraktım.
Havin’e acilen çıkmam gerektiğini söyleyip hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladım.
Eve yaklaştığımda birden fazla son model araba gördüm.
İçeri girdiğimde yine her zamanki gibi alkol şişeleri ortalıkta duruyordu.
Salonda babam ve tanımadığım bir adam vardı. İkisi de karşılıklı oturmuş, beni bekliyorlardı.
Adam söze girdi.
“Babanın milyarlarca borcu var. Ve seni bana sattı.”
Duyduklarım karşısında buz kesildim.
“Ne?! Baba, ne diyor bu adam? Doğru mu? Böyle bir şey yaptın mı?”
Babam bir anda bana tokat attı.
“Bağırma lan bana! Bir boka yaradığın yok. Eve para getirdiğin yok. Bari evimden git de senden kurtulayım!”
Cevap veremedim. Ne diyeceğimi bile bulamıyordum.
Adam ise bileğimden tuttu ve beni arabaya doğru sürüklemeye başladı.
“Bırak! Canım acıyor, bırak!”
Desem de beni gram dinlemiyordu.
Canım acımaya devam edince çaresizlikle karın bölgesine tekme attım.
Adamın canı bile yanmamıştı.
“Yeter be.”
Deyip beni arabanın içine itti.
Arabanın kapısı üzerime kapandığında birkaç saniye ne yapacağımı bilemedim.
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Beni nereye götürüyorsun?”
Cevap yoktu.
Yan koltukta oturan adama baktım. Gözlerini yoldan ayırmıyordu. Sanki arabada ben yokmuşum gibi sessizce ilerliyordu.
“Bir şey soruyorum sana!”
Yine cevap vermedi.
Boğazım düğümlendi. Ellerimi birbirine kenetleyip camdan dışarı bakmaya başladım.
Şehir yavaş yavaş geride kalıyordu.
Binalar azaldı, sokaklar sessizleşti. Bir süre sonra etrafta neredeyse hiç ev kalmamıştı.
“Nereye gidiyoruz?”
Bu kez sesim daha kısık çıkmıştı.
Adam hâlâ susuyordu.
Yaklaşık yarım saat sonra araba büyük demir bir kapının önünde durdu.
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri girdiğimizde gözlerime inanamadım.
Karşımda devasa bir malikâne vardı.
Burası bir evden çok, başka bir dünyaya aitmiş gibiydi. Büyük bahçenin iki yanında sıralanmış ağaçlar, taş yollar ve uzaktan görünen kocaman bir havuz vardı.
Arabadan indiğimde birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
Adam bana dönüp sadece:
“Gel.”
dedi.
Peşinden yürümekten başka çarem yoktu.
Merdivenlerden çıkıp büyük ahşap kapının önüne geldik.
Adam kapıyı çaldı.
İçeriden ayak sesleri gelmeye başladı.
Kapı açıldığında karşımızda başka bir adam vardı.
Uzun boylu, sakin görünümlüydü. Önce bana, sonra yanımdaki adama baktı.
İkisinin arasında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
“Geç kaldınız.”
Yanımdaki adam hiçbir şey söylemeden içeri girdi.
Ben ise kapının önünde hâlâ öylece duruyordum.
Kapıyı açan adam bana baktı.
“Sen de gelsene.”
İçeri girdim.
Kapı arkamdan ağır bir sesle kapandı.
O an, dışarıdaki hayatımla arama kocaman bir kapı kapanmış gibi hissettim.
Ve henüz bilmiyordum...
Bu evde geçireceğim günler, hayatımın geri kalanını tamamen değiştirecekti.
Kapı arkamdan kapanınca birkaç saniye olduğum yerde kaldım.Burası gerçekten inanılmaz büyüktü. Yüksek tavanlar, büyük merdivenler ve duvarlardaki tablolar... Ama bütün bu ihtişama rağmen evin içinde garip bir sessizlik vardı.Kapıyı açan adam bana döndü.
“Gel.”
Peşinden yürümeye başladım.
“Burası neresi?”
Cevap vermedi.
“Beni neden buraya getirdiniz?”
Bu kez durdu ve bana baktı.
“Bunu benim söylemem doğru olmaz.”
“Ne demek bu?”
Yine cevap vermeden yürümeye devam etti.Koridorun sonunda büyük bir kapının önünde durdu ve kapıyı açtı
.“Burası senin odan.”
İçeri girdim.Oda fazlasıyla büyüktü. Yatak, dolap, çalışma masası... Her şey hazırdı.Kaşlarımı çattım.
“Benim geleceğimi biliyor muydunuz?”
Adam birkaç saniye sustu.
“Evet.”
“Nasıl yani?”
“Bilmiyorum.”
Bunu söyledikten sonra odadan çıktı.Kapı kapanınca yatağın kenarına oturdum.Buraya gelmemden önce her şey planlanmıştı
.Ama neden?Bir süre sonra kapı tekrar açıldı.Beni buraya getiren adam içeri girdi.Ona bakıp ayağa kalktım.
“Bana artık ne olduğunu anlatacak mısın?”Cevap vermedi.
"Beni neden buraya getirdin?”
Adam birkaç saniye yüzüme baktı.
“Zamanı gelince öğrenirsin.”
“Ben çocuk değilim! Bana hiçbir şey söylemeden beni buraya getiremezsin!”
Sesimi yükseltince yüzündeki ifade değişmedi.Sadece kapıya doğru yürüdü.Tam çıkacakken bileğime baktı.Arabaya bindirirken bileğimi fazla sıkmıştı. Hâlâ ağrıyordu.Adam bunu fark etmiş olacak ki cebinden küçük bir krem çıkardı ve yatağın üzerine bıraktı.
“Bunu sür.”
Şaşkınlıkla kreme baktım.Adam kapıya yöneldi.Sonra arkasına bile dönmeden, soğuk bir sesle ekledi:
“Başıma kalma.”
Kapıyı kapatıp çıktı.Elimde kremle yatağın üzerinde öylece kaldım.Bu adamın ne düşündüğünü anlamak imkânsızdı.Ama bir şeyden emindim.Bu evde kimse bana gerçekte ne olduğunu anlatmaya niyetli değildi.
Saat gece 2 olmuştu uyku tutmuyordu. Havinden bir mesaj geldi
" Bir tanem ne olmuş baban niye çağırmış seni"
Olan her seyi kısa kesip anlattım
" Ya sakın ağlama, saat çok geç ama buluşalım istersen"
" Olurda ben nerde olduğumu bilmiyorum sana konumu atsam"
" Tabikide olurr"
*Konum*
Allahtan bütün eşyalarımı vermişti babam.
bunları giyip evden çıkacaktım ama o adama gözükmemem gerekiyordu.
Salona minik adımlarla indiğimde kapıda bizi karşılayan adam yatıyordu etrwfa baktiğimda diğer adam yoktu.
Hic kontrol etmeden kapıyı açtım.
’kapı neden kilitli değil ki'
Diye düşünürken evin etrafında bir sürü koruma vardı hepsinin belinde silah.
Yandaki duvarın üzerinden atlayabilceğimi düşüyordum.
Hemen attığım her adıma dikkat ederek duvara dogru adım atmaya başladım.
Duvarın yanına geldiğimde sağ ayağımı çöp kutusundan destek alarak sol ayağımı duvarın dışına atıp duvarın diğer tarafına atlamıştım.
Canım biraz acımıştı ama olsun.
Hızlı hızlı havine atıgım konuma dogru yürümeye başladım.
Bir marketin önünde durdum havinin gelmesini bekledim.
Havinin geldiğini görünce ona sımsıkı sarılıp kokusunu içime çektim.
" Bacım benimm nasılda merak ettim seni"
Dediğinde gözlerim dolmuştu. Tekrardan sarılıp kimsenin bizi görmeyeceği bir yere geçtik.
" Ay ne kadar güzel olmuşsun sen"
" Yerim seni. Senin kadar olamasamda"
Diyip o adamın elinden nasıl kurtalacağımı düşünüyordum
Sizce devam ettirmelimiyimmm
5 tane kitap yazıp silme tecrubemle bu kitabı yazıyorum. İnsallah begenirsinizzz🌷🌷
Bölüm etkileşimi
