7. bölüm · Kül ve Sır

6. Bölüm: Olmaz

Azra .

6. Bölüm: Olmaz

(Derin’in ağzından)

Alarmım 105. kez çalınca artık uyanmak zorunda kaldım. Kafam yastıktan kalkmıyordu. Galiba regl olacaktım.

Tuvalete gittiğimde regl olduğunu gördüm. Ve benim bugün nöbetim vardı. Allahım ben bugün ne yapacağım diye düşünürken mesaj geldi.

Karan: Hastanedeyim nerdesin
Hastanedeymiş! Saat daha 19.18, daha nöbetime yarım saat var, bu adam hastaneye gelmiş.

Derin: Daha yeni uyandım, benim mesaim daha başlamadı. Sen niye hastanedesin?
Karan: Neden uyuyorsun ki

Al işte. Şimdi ne diyeceğiz adama? Regl mi oldum diyeyim… O nereden anlasın ki? Mecbur bir şey diyeceğiz.

Derin: Biraz hastayım da

Onu endişelendirmek istemiyordum ama nasıl anlatabilirdim ki?

Karan: Geliyorum
Derin: Gerek yok

Görüldü.

Bana görüldü atınca hemen hazırlanmaya başladım. Sabah 8’e kadar orada olacaktım.

Derken telefonum çaldı.

Tuna: Derin çok kötü bir şey oldu
Derin: Nooldu?
Tuna: Derin bizi istasyona atamışlar
Derin: Ne! Neden?
Tuna: 2 personel vefat etmiş, 2 kişiyi göndereceklerdi. Ben de “Derin’le ben gideriz” dedim başhekime
Derin: Yaaa… Neyse ki yine beraberiz, teşekkürler
Tuna: Rica ederim, bekliyorum seni. Nöbet var, hadi görüşürüz

Vedalaşıp telefonu kapattım. Yani üzülsem mi sevinsem mi bilemedim ama kötü olacağını düşünmüyordum.

Kapıdan korna sesi gelince balkona çıktım.

“Hemen geliyorum!”

Şaka bir yana bugün gerçekten halsizdim. Nöbet beni mahvedecekti ama olsun.

Hemen evden çıktım.

Karan: Nerde kaldın ya
Nefes nefese: “Tunayla konuşuyordum. Bizi istasyona atamışlar, hastaneye gitmiyoruz.”

Karan şaşırdı.
Karan: Yaa, neyse artık itfaiye istasyonuyla yan yanasın

Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Ben de mutsuz değildim artık.

“Kahve alalım mı?”
Karan: Olur, alalım

Benzin istasyonuna girdik.

Kasiyer: “Kahvelerde 1 alana 1 bedava var, eşinizle bu fırsatı değerlendirin.”

Bir anda kıpkırmızı olduk. Herkeste zaten dedikodumuz vardı, kasiyer bile bizi shiplemişti. Hoşuma gitmiyor değildi.

Karan çok takmadı.

Karan: Seni bugün yorgun ve bitkin görüyorum
“Biraz yorgunum evet ama bugün sakin geçmeyecek gibi hissediyorum.”

Kahvemi yudumlarken istasyona vardık.

Tuna: Nerde kaldın yaa
Elimde kahveyle: “Geldim geldim bekle!”

Arabadan inip Karan’a teşekkür ettim. Hemen Tuna’nın yanına gittim.

“Oo Derin, kendine özel şoför tuttun galiba.”
Kahkaha attım. “Tabii canım, kendime özel.”

O sırada Karan, Serra denilen o kadınla konuşuyordu. Konuşurken sürekli saçlarıyla oynuyordu. Bu kızın derdi neydi?

“Tuna baksana Serra ne yapıyor.”
Tuna: Ayy Allah yardım etsin

Kafamla “amin” dedim.

Serra bizim tarafa doğru geldi.

“Derin, seninle konuşmam gerek.”

“Buyur konuşalım.”

Gözlerini devirerek konuştu:

“Biliyorsun Karan benim 2 yıldır görev arkadaşım…”
Neler diyeceği belliydi.

“Ee?”
“Bizim aramızda çok özel bir bağ var. Onun yanında seni görmek istemiyorum. Onu daha iyi tanıyorum.”

Sinirle:

“Sen kimsin ki benim Karan’la konuşmamı yasaklıyorsun?”

Gülerek:

“Ben kim miyim? Ben bir zamanlar Karan’la nişanlıydım Derin.”

Kelimeler boğazımda takıldı.

“Yalan söylüyorsun.”

Kahkaha atıp fotoğraf çıkardı.

“Bak bakalım yalan mı?”

Fotoğrafa baktım.

Bir anda anladım.

Bu resmen shoptu.

Güldüm.

“Serracığım keşke daha özenli çalışsaydın. Ben bunun shop olduğunu anlamaz mıyım sanıyorsun?”

Serra bembeyaz oldu ve kaçtı.

Tuna kahkaha attı.@

Neyse, kafama takmadım. Zaten yarım saattir vaka yoktu, bu çok garipti.

Kahvemin son yudumunu alırken yer sallanmaya başladı.

İlk başta kimse anlamadı.

Bardak titredi.

Sonra tekrar.

Daha sert.

“Tuna…” dedim.

Bir anda şiddetli sarsıntı oldu.

Dolaplar devrildi.

Ambulans kapısı çarptı.

“DEPREM!” diye bağırıldı.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Herkes dışarı koştu.

Bir artçıyla dengemi kaybettim.

Tam o sırada güçlü bir el kolumu tuttu.

Karan.

“İyi misin?”
Başımı salladım.

Elektrikler gitti.

Her yer karardı.

“HERKES DIŞARI!” diye bağırdı Karan.

Camlar kırıldı.

Karan beni çekti.

“Dışarı çıkıyoruz.”

---

Şehir kaos içindeydi.

Tuna: “Bir bina çökmüş!”

Karan: “Herkes hazırlansın!”

Ve yola çıktık.

Enkaz alanına vardığımızda…

Her yer toz içindeydi.

İnsanlar ağlıyordu.

Bir çocuk çığlık atıyordu.

Boğazım düğümlendi. İnsanlara bakınca içimdeki acı artıyordu

Karan:

“Sen yaralılarla ilgilen.”

“Sen?”

“Ben içeri giriyorum.”

---

Saatler geçti.

Kan, siren, çığlık…

Her şey birbirine girdi.

Sonra bir bağırış duyuldu:

“İTFAİYECİ İÇERDE KALDI!”

“Kim?!”

“KARAN!”

Kalbim durdu. Enkaza doğru

Koştum.

---
Koşarak geldiğimde

Enkazın arasında onu gördüm.

Omzunda beton parçası vardı.

Yüzü bembeyazdı.

“Derin…” dedi zorla.

“Şimdi kavga edeceğim seninle! Sakın gözünü kapatma!”

“Çocuk…” dedi.

“ÇOCUĞU BIRAK!”

Çocuğu çıkardım.

Ama Karan kötüleşiyordu.

Sedye geldi.

Elimi tuttu.

Ve kısık sesle:

“Derin… seni seviyo—”

Cümlesi yarım kaldı.

Gözleri kapandı.

“KARAN!” diye bağırdım.

Doktorlar onu sedyeye aldı.

Ben peşlerinden koştum.

“Hayır… hayır… lütfen…”

Bir doktor kolumu tuttu.

“Durmanız gerekiyor!”

“Bırak beni!”

Gözlerim bulanık görüyor, ellerimi sıkıyordum

Karan zorla gözlerini araladi
Bana bakmaya çalışıyordu
"Derin..."
"Buradayım tamam mı? Buradayım" dedim
Gözleri kapanıyordu hemen yüzünü ellerim arasına aldım
"Basıncı düşüyor" dedi sağlıkçılardan biri
Nefesim kesildi "Hayır... hayır hayır..."
Kalbim deli gibi atıyor, tüm vücudum titriyor, gözümün onü bulanıklaşıyordu
"Bana bak tamam mı aç gözlerini nolur" ağlayarak nefesim kesilene kadar gözlerini açmasını söyledim
"Sen hep iyi olurdun Karan... "
Ambulans hastanenin önüna geldi ve hızlıca sedyeyi aldılar. Karan elimi tutuyordu ama...
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı
Sedyeyi içeri aldılar ama ben olduğum yerde kalmıştım
Tuna yanıma geldi
"Derin iyi misin?"
Kendimi kaybediyordum, nefes almak istiyordum.
"Hiç iyi değilim.Beni karanın yanına gotürür müsün?"
Kafasını sallayıp beni hastaneye doğru yönlendirdi. İçeri girdiğimizde bizi bir odaya yönlendirdiler. Yoğun bakımı görünce olduğum yerde donakaldım.
Sendeleyerek
"Tuna, Karan.."
Gözlerimin önü karardı. Yer ayağımın altından kaydı. Gorüntü bulanıklaştı, elimin acısını hissedemeden dizlerimin bağı çözüldü
Tuna hemen beni tuttu. Panikle "Derin! Çabuk sedye!" dedi ve karanlık...