5. bölüm · Kül ve Sır

4. BÖLÜM: ALIŞKANLIK

Azra .

selamlaaaar
Lütfen okuyun su kitabı yeter
4.BÖLÜM:ALIŞKANLIK
(Derinin Ağzından)

Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey baş ağrısıydı.

Tavandaki loş ışığa birkaç saniye boş boş baktım. Sonra üstümdeki siyah sweatshirtü fark ettim.

Bu benim değildi.

Bir anda doğruldum.

Kumaşı elimle tutunca üstündeki hafif is kokusunu aldım.

Karan.

Dün gece beni eve getirdiği aklıma gelince yüzümü ellerimle kapattım.

“Harika Derin. Çocuk resmen seni kucağında taşıdı.”

Telefonumun titreşmesiyle düşüncelerim bölündü.

Tuna’dan mesaj vardı.

TUNA:
Bugün hâlâ yaşıyo musun

DERİN:
Zor

TUNA:
Karan abi dün sana aşırı panik oldu bu arada

DERİN:
Abartma

TUNA:
KIZIM ADAM NEREDEYSE HASTANEYI YAKIYODUİstemsizce gülümsedim.

Tam cevap yazacaktım ki yeni mesaj geldi.

KARAN:
"Uyandın mı?"
Kalbim saçma şekilde hızlandı.Bu adam neden beni bu kadar önemsiyordu
DERIN:
Uyandım.Teşekkür ederim herşey için ve tişortün için.
KARAN:
Ne demek görevimiz.Bugün hastaneye gidecek misin
DERIN:
Bilmiyorum gitmeli miyim
KARAN:
Gitme dinlen aşağıdayım gel

Bu adam ne diyordu. Kapıma gelmiştii ve benim tipim şuan çok kötüydü. Saçlarımın bile rengi solmuştu . Bunu umursamadan aşağı indim
"Hasta birine göre baya hızlı indin"
Arabadan inip yanıma geldi
"Bak sana ne getirdim"
Elinde koca bir poset vardı. İçinde hem çorba, hemde çeşit çeşit çikolata vardı. Süpriz yumurta bile vardı. Şaşkınlığımı gizleyemedim. Çok mutlu olmuştum ve Karan bunu farketmişti
Hemen boynuna atladım
"Teşekkür ederim" yerimde zıplayarak "bunlar çok güzeeel"
Bir anda ona sarılmama afalladı

“Hasta olunca canın her şeyi çeker diye düşündüm. Mutlu olmana çok sevindim.”

Boynundan geri çekildiğim anda ne yaptığımı fark edip utandım.

“Ben… şey… özür dilerim.”

Karan hafifçe gülümsedi.

“Özürlük bir şey yapmadın.”

Gözlerim hâlâ poşetteki abur cuburlardaydı.

“Baya çocuk gibi sevindin.”

“Çünkü sürpriz yumurta var.”

Karan kahkaha attı.

“Onu özellikle aldım zaten.”

Kalbim yine saçma şekilde hızlandı.

Bu adam beni mutlu etmenin yollarını fazla hızlı öğreniyordu . Tam o sırada telefon çaldı. Tuna arıyordu
"Derin acil gelmen lazım. Paramedik eksik ve tek sen gelebilirsin"
"Ama ben.. Tamam geliyorum"
Karan konuşmamızı duymuştu
"Seni hastaneye ben bırakırım"
"Tamam olur hemen üstümü değiştirip geliyorum"
Eve geldim, ünifirmamı giyip makyaj bile yapamadan açık saçlarımla çıktım.
Arabaya bindim ve Karan beni hastaneye getirdi
"Teşekkür ederim Karan" ardından "Bugün küçük çocuğu gormeye gelecek misin"
Karan "Geleceğim"
"Tamam görüşürüzz"
Hemen hastaneye geldim. Tuna beni bekliyordu.
Tuna "çabuk gel"
Hemen ambulansa binip olay yerine gittik. Zincirleme büyük bir trafik kazası olmuş ve bir amca kalp krizi geçirmişti.
Ambulanstan inip Tuna yaralananlara bende o amcaya kosuyordum. 2 ambulans daha geliyordu. Facia gibiydi
Amca bembeyaz olmuştu. Hemen ambulansa taşıdık. Kalp masajına başladım. Nabız yoktu
“Hadi amca nolur…” diye fısıldadım kalp masajına devam ederken.
Ellerim artık yorulmaya başlamıştı.
Tuna endişeli şekilde bana baktı
“Derin…”
“Hayır durma!”
O an cihazdan gelen ses değişti.
Bip sesi tekrar duyulunca derin bi nefes aldım.
“Nabız geldi!”
Ama tam rahatlayacakken ambulansın kapısı açıldı.
İçeri giren kişi Karan’dı.
Yüzündeki panik ifadesini görünce şaşırdım.
“İyi misin?” dedi hızlıca.
“Ben iyiyim.”
Karan kaşlarını çattı.
“Yüzün bembeyaz olmuş.”
Tuna arkadan sırıttı
“Abi kız bayılcak diye ödü koptu.”
“Tuna sus.”
Karan geri evine gitmemiş miydi
"Sen eve gitmedin mi"
Karan birkaç saniye sustu.
Sonra eliyle ensesini kaşıdı.
“Gitcektim.”
“Eee?”
Gözlerini kaçırdı.
“İçim rahat etmedi.”
Kalbim saçma şekilde hızlandı.
Tuna resmen kahkahayı zor tutuyodu.
“Abi aşık olmuşsun sen.”
“Tuna bi sus artık.”
İstemsizce güldüm.
Ama işin kötü yanı…
Tuna haksız gibi durmuyodu. Bu adam bana bugün süpriz yumurta aldıgına gore aşıktı. Bende ona karşı boş değildim
*birkaç saat sonra derin eve gider*
Eve geldiğimde resmen ayakta duracak halim kalmamıştı.
Bugün yaşananlar beynimi yoruyodu.

Çantamı koltuğa atıp kendimi yatağa bıraktım.

Tam gözlerimi kapatıyodum ki telefonum çaldı.

Bilinmeyen numara.

Birkaç saniye ekrana baktım.

Sonra açtım.

“Alo?”

Karşı taraftan tanımadığım bi erkek sesi geldi.

“Derin Soylu’yla mı görüşüyorum?”

“Evet benim.”

Adam kısa bi süre sustu.

İçime kötü bi his çöktü.

“Karan Demir’in numarası son arananlarda vardı.”

Kalbim bir anda hızlandı.

“Ne oldu?”

“Müdahale ettiği yangında yaralandı.”

Dünya bi anda sessizleşmiş gibi oldu.

“N-ne?”

“Şu an hastaneye getiriliyor.”

Telefon elimden düşecek gibi olmuştu.

Daha birkaç saat önce benimle dalga geçen adam…

şimdi yaralanmıştı.

Hızlıca ayağa kalktım.

“Hangi hastane?!”

Sesim resmen titriyodu. Adam hastaneyi söyleyince hemen hastaneye gittim. Çok endişeliydim ve onun için korkuyordum
Hastaneye girdiğimde Karan'ın arkadaşı Ali'nin de gergin olduğunu gordüm.
"Ali ne oldu" dedim nefes nefese
Gözlerini kaçırdı
"Dumandan fazla etkilenmiş"
Vücudum titredi. Bu kadar profesyinel bir adam basit bir andan nasıl etkilenebilirdi ki?
"Onu gorebilir miyim"
"Doktorlar yeni aldılar"
Kafamı sallayıp koltuğa oturdum.Bulanik görüyordum, gozlerim dolmuştu.
Ali yanıma oturdu.
İlk defa yüzünde tek bi gram bile şaka yapan ifade yoktu.

Bu beni daha çok korkutuyodu.

“Yangın büyük müydü?” dedim kısık sesle

Ali derin bi nefes verdi.

“İçerde yaşlı bi kadın kalmış. Karan abi tekrar içeri girmiş.”

Gözlerimi kapattım.

Tabiki girmişti.

Çünkü o Karan’dı.

Kendini düşünmeden başkalarını kurtaran o salak adamdı.

Ali tekrar konuştu.

“Maskesinde kısa süre sorun olmuş galiba. Dumanı fazla çekmiş.”

İçim daha kötü oldu.

Tam bi şey dicektim ki acil servis kapısı açıldı.

Refleksle ayağa kalktım.

Sedye hızla içeri giriyodu.

Ve üstünde Karan vardı.

Yüzü bembeyazdı.

Saçları dağılmıştı ve ağzında oksijen maskesi vardı.

Kalbim resmen parçalandı.

“Karan…”

Gözleri yarı kapalı şekilde etrafa baktı.

Sonra beni gördü.

Bakışları bi anda yumuşadı.

Doktorlar sedyeyi hızlıca geçirirken o maskenin altından zorla:

“Derin…”

diyebildi.

Gözlerim doldu.

Çünkü ilk kez…
ona gerçekten bi şey olabiliceğinden korkuyodum