7. bölüm · Kudzir*Nefretle Başlayan Bir Aşk Hikayesi

Yatak

Ece Ece

Sabah sarmaş dolaş bir vaziyette uyurken ilk gözlerini açmaya başlayan yine Vezir olur. Kendine gelmeye başlayınca kollarının arasındaki Kudret’i farkeder, kendine doğru çekerken burnunu yaklaştırıp kokusunu içine çeker. Yavaşça, uyandırmaktan çekinerek saçlarını okşar.

Vezir sessizce yarım saat öylece izler Kudret'i, bakmalara doyamaz. Kudret yavaş yavaş hareketlenmeye başlayınca, Vezir kollarını biraz gevşetir rahatlaması için. Uyku sersemliğiyle mırıldanarak tuhaf sesler çıkarır. Henüz gözlerini açıp kendine gelememişken Vezir’e uzanıp öpmeye başlar. Vezir onun bu haline şaşkınca güler, "Kudret.. hayatım" diye birkaç kere seslenir ama Kudret hala uyku halinde olduğu için duymaz ama gecenin etkisiyle uykusunda bile o anı yaşamaktadır. Sevgilisinin uykusunda bile kendisini arzulaması Vezir'in yüzünde kocaman salak bir gülümsemeye sebep olur. Kudret’in öpmelerine o da karşılık vermeye başlar. Kollarının arasındaki Kudret’i daha çok sarmalayarak vücudunu okşamaya başlar. Kudret biraz sonra kendine gelir ve hızla gözlerini kocaman açar, yavaşça "napıyorsun sen" diye fısıldar. Vezir, "ben bi şey yapmıyorum hayatım sen istiyorsun" der gülerek. "Saçmalama" der Kudret, "ben daha yeni uyandım." Vezir geri çekilir yatakta biraz doğrulup uzanmaya devam eder, bir koluyla Kudret'e sarılırken " rüyanda neler görüyorsan artık bir anda öpmeye başladın, ben de dayanamadım sana tabi" der hafif kahkaha atarak. Kudret başının altındaki kolu kaldırıp yana doğru iterek hemen savunmaya geçer, " yalan söyleme resmen uykulu halimden faydalanmaya çalışıyorsun."

Vezir yatakta iyice doğrulur ve oturur pozisyonda yönünü Kudret'e çevirir, "hadi itiraf et, gece o kadar güzeldi ki etkisinden çıkamadın ve rüyanda bile beni görüyordun" der sırıtarak. Kudret utanarak sinirlenir, Vezir’in kolundan iterek hırsla diğer yana dönerek yatar. "Hiç de bile" der, " seni falan görmüyordum ben sana öyle gelmiş".

Vezir yatağa tekrar uzanır ve Kudret’i belinden tuttuğu gibi kendine çevirir, "İnkar etsen de biliyorum, gözlerin seni ele veriyor. Sen de dayanamıyorsun ama nazlanmak hoşuna gidiyor." Kudret gözlerini kaçırır, Vezir'in göğsünü itekleyerek kollarından kurtulmaya çalışır ama gücü yetmez. Vezir yanağına elini koyar ve yavaşça yüzünü kendine doğru çevirir, "Utanma sevgilim" der, "bu hissettiğin şeyler çok güzel, beni bu kadar çok sevmen, istemen beni ne kadar mutlu ediyor görmüyor musun? Böyle olmasaydı zaten dayanamazdım. Sana çok alıştım Kudret, beni bundan daha az sevmene dayanamam. Hissettiklerini gizlemeye çalışma."

Kudret Vezir’i dinlerken gözleri dolar, masum bir ifadeyle gözlerine kilitlenir. Biraz önce itmeye çalıştığı elleriyle Vezir’in yüzünü sevmeye başlar. Sonra üzerine doğru uzanıp yatar ve kollarını boynuna sımsıkı sarar, "Seni çok, çok seviyorum", Vezir de ellerini sırtında dolaştırırken "ben de seni çok seviyorum sevgilim" der.

Saatlerce birbirlerine sarılarak yatakta dururlar. İkisi de hiç konuşmaz, sadece birbirlerinin teninde yavaş yavaş hareket eden elleri konuşur. Vezir fısıldar, "Güzelim, saat öğleyi geçti bile. Acıkmadın mı daha? Midenin zil çaldığını buradan bile duyabiliyorum."

Kudret, Vezir’in göğsüne daha da sokulup başını iki yana salladı. "Acıktım aslında, hem de nasıl. Ama şu an buradan kalkıp mutfağa gitmek zor geliyor." Vezir, "Tamam o zaman sen dinlenmene devam et ben sana kahvaltı hazırlayıp getireyim, aç aç durma" diyerek doğrulur ve tam kalkacakken, Kudret hemen itiraz eder, elinden tutup durdurdur, " olmaz öyle yanımdan ayrılmanı istemiyorum." " Ben de aç durmanı istemiyorum" der Vezir. Kudret yatakta dizleri üstüne kalkarak " tamam o zaman beraber hazırlayalım, bugün son günümüz zaten, senden 5 dakika bile ayrı kalmak istemiyorum" der.

Vezir Kudret'i kucakladığı gibi mutfağa doğru gider. Mutfağa gidene kadar Kudret, Vezir’i öpücüklere boğar. Mutfağa gelince inmek için hareket eden Kudret'i sıkıca tutup, "böyle iyiydi ya biraz daha devam etsen" diye tatlı tatlı bakar ama Kudret kararlı bir hamleyle hemen yere inip " yanağından bastırarak son kez öper, "yeter bu kadar" der "kahvaltımızı hazırlayalım, sonra akşama kadar vaktimiz var." Vezir heyecanla "akşama kadar evdeyiz dimi" diye sorar. Kudret kafa sallayıp " son günümüz bugün, gezmediğimiz yerleri gezelim" der. Vezir hemen elini tutup çocuk gibi yalvarır, " Hayatım sen de dedin bak son günümüz bugün dışarıda ne işimiz var, ben seni yine getiririm buraya, nolur dışarı çıkmayalım mis gibi odamıza gidelim, rahat rahat yatalım, akşama kadar dinlenelim." Kudret inanmaz gibi kaşlarını kaldırarak, "dinleneceğiz yani akşama kadar emin misin" der. Vezir çapkınca gülümseyerek " tabi dinleneceğiz hayatım" der.

Kahvaltıdan sonra etrafı toparlayıp yatak odasına çıkarlar. Kudret valizleri hazırlamak ister ama Vezir inatla onu durdurup yatağa çekmeye çalışır. Kudret önce işlerini bitirmek istese de Vezir’in ısrarlarına dayanamayıp valizleri bir kenara bırakır ve hızlıca Vezir’in yanına gider. Akşama kadar yataktan çıkmazlar. Bir ara Kudret telefonuna uzanıp saate bakar 17:00'yi geçtiğini görünce hemen doğrulur, "Vezir saat kaç olmuş kalk hadi yola çıkacağız daha." Vezir umursamazca cevap verir "olsun hayatım kendi arabamızla gideceğiz geç kalsak nolacak." Kudret acele acele konuşur "geceye kalmayalım vakitlice gidelim, ben duşa giriyorum sen de çabuk toparlan ben çıkınca da sen girersin hazırlanıp çıkarız yola"

Duşa giriyorum deyince hemen yerinden doğrulan Vezir, battaniyenin içinden çıkmaya çalışırken çoktan banyoya giren Kudret'in arkasından seslenir "Sevgilim beni de bekle beraber duş alalım vakit kaybı olmasın". Koşa koşa heyecanla hemen banyoya gider. Kudret onun içeri girdiğini görünce çıkarmaya çalışır ama başarılı olamaz, sonunda pes eder. 2 saat sonra banyodan çıktıklarında Kudret üstünü giyinirken bir yandan da söylenir durur, " çoktan yola çıkmamız lazımdı, senin yüzünden karanlığa kaldık, beğendin mi yaptığını." "Çok beğendim" der Vezir aptalca sırıtarak, "hem senin de keyfin gayet yerindeydi içeride." Kudret lafı geçiştirmeye çalışarak "tamam, tamam" der, " daha fazla oyalanmayalım da bir an önce çıkalım. Vezir salona bakar mısın bi şey unutmayalım, şarj aletlerini falan çıkart prizden".

Vezir hazır olan valizin birini alıp salona gider, Kudret de kalan eşyalarını kendi valizine yerleştirip o da Vezir’in yanına gider. Vezir valizleri arabaya yerleştirdikten sonra içeri girer. Evin içine bakan Kudret’in elinden tutar, "aşk yuvamıza veda vakti" der. Kudret de hüzünle kafa sallar "çok güzel bir 3 gün yaşattın bana, çok teşekkür ederim sevgilim" diyerek dudaklarına tutkulu bir öpücük bırakır. Vezir de kolunu omzuna sararak yanağıyla dudağı arasında bir mesafeden öper ve "gidelim mi artık" diye sorar. Kudret konuşmadan sadece başını sallar. Elele kapıdan çıkarlar, Vezir kapıyı kilitler, arabaya binerler. Araba hareketlenirken Kudret camdan bakar ve boş bungalova el sallar.

Yol boyunca arabanın içini saran sessizliği şarkı dinleyerek bozmaya çalıştılar. Vezir, her ne kadar yola odaklansa da, sağ elini sık sık direksiyondan çekip Kudret’in elini arıyor, parmaklarını birbirine kenetliyordu. Arada bir elini dudaklarına götürüp küçük bir öpücük konduruyor, sonra elini bırakmadan tekrar yola dönüyordu. Kudret ise Vezir’in her dokunuşunda ona doğru biraz daha süzülüyor, arada bir uzanıp yanağına uzun, şefkatli bir öpücük bırakıyor, kollarını omzuna dolayıp başını onun omzuna yaslıyordu.

Kudret, telefonunu çıkarıp tatil boyunca çektikleri fotoğraflara dalmıştı. "Aşkım, şuna baksana" dedi, telefonu heyecanla ona doğru uzatarak. Fotoğrafta, bungalovun önünde güneşin batışına karşı birbirlerine sarıldıkları, gözlerinin içi gülen halleri vardı. "Ne kadar da mutluyuz, değil mi"

Vezir, bir gözü yolda bir gözü ekrandaki Kudret'te, gülümsedi. "Hep öyle olacağız zaten. Mekanların ne önemi var, biz bir aradayken her yer güzel."

Yolun yarısında Kudret sıkılmaya başlayınca, marketten aldıkları atıştırmalıkları ortaya çıkardı. Bir cips paketini açıp Vezir’e uzattı. Vezir, "Araba kirlenmesin, boş ver" dese de Kudret dinlemedi. Kendi elleriyle Vezir’in ağzına bir parça uzattı, o yerken de parmaklarını yavaşça saçlarınn arasına karıştırdı. Vezir, Kudret’in o yumuşacık ellerinden bi şeyler yedikçe, dönüş yolunun ağırlığı biraz daha hafifliyordu.

Ayrılık vakti yaklaştıkça, parmakları birbirini daha sıkı tutuyordu. Arabanın motoru konağın önünde sessizliğe gömüldüğünde, ikisi de bir süre hareket edemedi.

"İnmek zorundayım, değil mi" dedi Kudret, sesi titreyerek.

Vezir, Kudret’in elini tuttu, "Maalesef," diye fısıldadı. "Ama bu bir ayrılık değil, asma o güzel yüzünü"

Kudret hızlıca kollarını Vezir'in boynuna sardı, bir süre birbirlerine sarıldılar. Son bir öpücüğün ardından Kudret, kalbinin bir parçasını arabada bırakmış gibi ağır adımlarla kapıya yöneldi. Birkaç adımda bir arkasına döndü, Vezir’in onu izlediğini görünce el salladı. Kapıdan girip gözden kaybolduğunda, Vezir derin bir nefes aldı. Biraz daha bekledi, sonra kendi evinin yolunu tuttu.