12. bölüm · Kudzir*Nefretle Başlayan Bir Aşk Hikayesi
Severek Ayrılanlar
Sabahın ilk ışıkları, perdenin aralığından sızıp odanın içine dolarken Vezir ve Kudret hala aynı huzurla birbirlerine sarılıyorlardı. Kudret yavaşça doğruldu. Boğazı kurumuştu, "Su alıp geleceğim" deyip yataktan kalktı, Vezir’in gömleğini bir sabahlık gibi üzerine geçirip çıplak ayaklarıyla kapıya doğru yöneldi. Gömleğin uzun kolları ellerini kapatırken, Vezir’in kokusu ona huzur veriyordu. Vezir, sevgilisinin o dağınık saçlı ve kendi gömleği içindeki haline bakıp gülümsemeden edemedi. Kudret ona bir öpücük gönderip mutfağa doğru yürüdü.
Ancak mutfağın kapısına yaklaştığı an, içeriden gelen sesler Kudret’i korkuttu. Adımlarını durdurdu, nefesini tuttu. Mutfaktan Leman’ın o gür sesi geliyordu, yanında ise başka bir ses daha vardı. Kudret, parmak uçlarında gizlice mutfağın köşesine yaklaştı. Kafasını hafifçe uzatıp gördüğü manzara karşısında adeta taş kesildi. Leman Hanım, sanki kendi eviymiş gibi mutfakta dolaşıyordu. Yanında ise Nilgün vardı, ikisi sanki bir şeyleri planlar gibi hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.
Kudret’in kafasından aşağı adeta kaynar sular döküldü. Nilgün’ün burada, Vezir’in evinde ne işi vardı? Sinirden elleri titremeye başladı, kalbi göğüs kafesini parçalayacakmış gibi çarpıyordu. Hemen geri çekildi, panikle salona döndü. Yerde dağınık duran kıyafetlerini bir hışımla topladı, sanki bir suçüstü korkusuyla nefes nefese yatak odasına daldı.
Vezir, Kudret’in odadan çıktığı anki huzurlu halinin aksine, içeriye bir fırtına gibi girmesine şaşırdı. "Ne oldu hayatım? Bir şey mi oldu?" diye sordu, hemen yatakta doğrulurken.
Kudret kıyafetlerini üstüne geçirmeye çalışırken, dişlerinin arasından, "Annen" dedi, sesi titriyordu. "Annen burada Vezir. Mutfaktalar, hem de Nilgün ile beraber"
Vezir duyduğu şeyle olduğu yerde biraz daha doğruldu, "Ne? Annem mi? Nilgün’le mi?" diye sordu, şaşkınlık ve öfke arasında bir sesle. "Ne işleri var burada?"
Kudret, Vezir’in bu şaşkınlığına daha da sinirlendi. Üzerine giydiği gömleğin düğmelerini sertçe iliklerken, "Sen söyle onu, Nilgün’ün senin evinde ne işi var? Soru sorup duracak mısın yoksa kalkmayı düşünüyor musun" diye dişlerinin arasında bağırdı. Gözlerinden ateş çıkıyordu. "Git gönder onları hemen Vezir. Eğer annen beni bu halde senin evinde, senin odanda görürse ortalığı karıştırır."
Vezir, durumun ciddiyetini kavrayarak hızla yataktan fırladı. Kudret’in o anki panik dolu ve haklı öfkesi karşısında tek bir kelime daha etmedi. Hızla pantolonunu giyip gömleğini üzerine geçirdi. Kapıya yönelirken Kudret’in yanına gidip elini tuttu, "Buradan ayrılma, ben halledip geleceğim," dedi ve bir fırtına gibi yatak odasından çıkıp mutfağa doğru adımlarını hızlandırdı. Kudret yüzünü asıp kendini yatağa doğru bırakırken Vezir’in arkasından "Nereye ayrılacağım sanki, mecbur bekleyeceğim" diye söylendi.
Vezir, mutfağın kapısına geldiğinde Leman Hanım ve Nilgün, sanki kendi evlerindeymiş gibi rahat rahat masanın başında konuşuyorlardı. Vezir’i görünce her ikisi de yerlerinden sıçradı.
"Anne, ne işiniz var sizin burada?" diye gürledi Vezir. Sesi mutfak duvarlarında yankılandı, öfkesinden damarları belirginleşmişti.
Leman Hanım, oğlunun işe gittiğini düşündüğü için evde görmeyi hiç beklemiyordu. Şaşkınlıktan dili tutuldu, bir an boş gözlerle Vezir'e baktıktan sonra hemen kendini toparlamaya çalıştı. "Aaa... oğlum? Biz... biz seni evde yok sanıyorduk. Nilgün senin için güzel yemekler hazırladı, onu getirelim dedik."
Vezir, Nilgün’e hiç bakmadan annesinin koluna yapıştı ve onu mutfağın diğer ucuna, Nilgün’ün duyamayacağı bir noktaya çekiştirdi. "Anne, ne yapmaya çalışıyorsun sen?" diye dişlerinin arasında konuştu, sesi bir bıçak kadar keskindi. "Bu oyunlardan, bu gizli kapaklı işlerden vazgeç. Bir daha haber vermeden, izinsiz evime gelmeyeceksin. Hele ki o kızı benim evime, benim yanıma asla getirmeyeceksin. Anladın mı beni anne? Kıza boş yere umut verip durma"
Leman Hanım, oğlunun bu keskin tavrı karşısında bozulsa da geri adım atmadı. "Senin iyiliğin için yapıyorum Vezir, görmüyor musun? Nilgün senin için daha uygun" dedi, ama Vezir’in gözlerindeki o öfkeli bakışı görünce sesi alçaldı.
Vezir, annesinin cevabını beklemeden, "Ben işe gideceğim" dedi, sesinde itiraz kabul etmeyen bir ton vardı. "Ve siz de şimdi buradan çıkıyorsunuz. Hemen."
Leman Hanım, oğlunun karşısında daha fazla direnmenin bir sonuç vermeyeceğini anlayınca söylenmeye başladı. "Ne kadar değiştirdi o kadın seni. Bir yabancı gibi davranıyorsun bana." diye mırıldansa da, çantasını alıp Nilgün’e gidelim diye işaret etti. Nilgün ise Vezir'in o öfkeli yüzüne bir kez bile bakamadı, başı öne eğik bir şekilde Leman Hanım'ı takip ederek kapıya yöneldi.
Kapı kapandığında evde derin bir sessizlik oldu. Vezir, bir süre kapının önünde durup soluklandı. İçeride sinirle bekleyen Kudret'i düşündü. Gerginliğini üzerinden atmak için derin bir nefes aldı. Hızla yatak odasına doğru yürüdü. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdiğinde, içeride onu bekleyen Kudret’in öfkeli ve sorgulayıcı gözleriyle karşılaştı. "Gittiler mi" diye sordu panikle Kudret. Vezir sakince yatağa doğru yaklaşıp yanına oturdu, gözlerini kırparak "Evet, gittiler" dedi. Kudret bir anda oturduğu yerden kalkarak hiddetle konuşmaya başladı, "Vezir nasıl olur bu, annenin ne işi var burada, anneni de geçtim o kadının senin evinde ne işi var? Doğru söyle daha önce de geldi mi buraya." Vezir hemen savunmaya geçerek kendini açıklamaya çalıştı, "Hayır tabi ki sevgilim inan ki ilk defa geldi, saklamayacağıma söz verdim sana, inanmıyor musun bana?" Kudret Vezir’in üzgün halini görünce omuzlarını düşürdü, sesini biraz alçaltmaya çalıştı, "Vezir ya annen buraya girseydi, bizi bu halde görseydi ben napardım o zaman." Vezir ayağa kalkarak Kudret’in ellerini tuttu ve sakince konuşmaya devam etti, "Hayatım ben tek başıma yaşadığım için annemde de anahtar vardı arada gelip yemek falan getiriyor diye karışmıyordum, hiç aklıma gelmedi, sabah sabah buraya geleceğini düşünemedim. Kudret özür dilerim sevgilim bi daha olmayacak böyle bir şey, hemen anahtarı değiştireceğim."
Kudret, Vezir’in ellerinden ellerini çekip odanın içinde bir o tarafa, bir bu tarafa yürümeye başladı. Annesinin gelmesini anlayabilirdi, yakalanmadan çözmüşlerdi nasıl olsa ama aklı hala Nilgün'deydi. Onun Vezir’in evinde ne işi vardı? Leman'la Nilgün ne planlıyorlardı? Bütün bunları düşündükçe öfkesi katlanıyordu. Kendine hakim olamayıp hırsla Vezir’e döndü ve aklından geçenleri dile getirdi. "Ne için gelmişler peki, Nilgün’ü niye getirmiş annen buraya"
Vezir, derin bir nefes alıp biraz bekledi, Kudret’in tepkisinden çekindiği için söylemeye korktu. Kudret "Cevap versene Vezir, niye gelmiş o kadın buraya" diye bağırınca mecbur söylemek zorunda kalır. "Yemek yapmış benim için onu getirmek için gelmişler" der sessizce. Kudret şaşkınlık ve sinirle gözlerini açar, Vezir’in dediğini tekrarlar, "Yemek yapmış, senin için, öyle mi." Vezir başına gelecekleri bildiği için hemen Kudret'i sakinleştirmeye çalışır, "Kudret, sevgilim vallahi benim hiçbir şeyden haberim yoktu. Annemle kendi aralarında iş çevirmişler. Sakin ol lütfen, bakmadım bile ne yaptığına" der ama Kudret’in gözleri dönmüştür ve ne söylese de fayda etmez.
Kudret, "çekil şuradan" diyerek Vezir’i iter ve hızlı adımlarla mutfağa doğru gider, "Ben bakacağım şimdi neler hazırlamış senin için" der. Vezir de arkasından koşar.
Kudret mutfakta sağa sola bakar yemek falan göremez. Buzdolabına bakar orada da bulamaz. "Hani" der, "Nerede getirdiği yemekler" diye sorar. Vezir şaşkınca "Bilmiyorum" der, "Ben annemle konuşurken Nilgün’e bile bakmadım zaten, ne getirdiğini de görmedim Kudret, geri götürdü belki". Kudret, "Ya sen saf mısın, anlamıyor musun, seni kandırıyorlar. Yemek falan yok ortalıkta. Annen o kadınla bir işler çeviriyor. Ben duvarın kenarından bakarken bi şey konuşuyorlardı ama panikten dinleyemedim. Onlar boşuna gelmediler bu eve. Bıktım ben artık Vezir, yeteeerr" diye bağırarak haykırır.
Vezir üzgün ve çaresizce yanındaki sandalyeye oturur, Kudret'e bakar, "Haklısın, annemin yaptıkları için özür dilerim senden hayatım. Ama elimden bir şey gelmiyor. Defalarca konuştum annemle, engel olamıyorum ona. Belki beni korkak olarak görüyorsun, sözünü geçiremeyen biri olarak düşünüyorsun. Seni kaybetmemek için çok çabaladım ama ne yapsam da durduramıyorum annemi." Konuşmasını bitirdikten sonra gözünden iki damla yaş süzülür. Kudret, onun o halini görünce kalbi sızlar. Diğer sandalyeyi Vezir’in önüne çeker. Sandalyeye oturup dizlerini, dizlerine dayar. Yüzünü ellerinin arasına alır ve gözyaşlarını siler. Yaklaşıp dudaklarından öper, "Vezir çok yoruldum ben, sen de çok arada kaldın. Annenle savaşmak istemiyorum ben artık, senin perişan olmana da kalbim dayanmıyor."
Vezir konuşmanın devamının nereye gideceğini anlar, kafasını aniden kaldırıp "hayır" der gibi sallar. Kudret yüzünü ellerinin arasında tutarken konuşmaya devam eder, "Seni çok seviyorum ve sevmeye de devam edeceğim. Ama... ama ayrılmak istiyorum ben Vezir, bu ilişkiyi daha fazla böyle sürdürmek istemiyorum."
Vezir Kudret'e sarılır ve bırakmak istemez, "Hayır Kudret, yapma bunu bize, yalvarıyorum sana. Ben sensiz ölürüm sevgilim, vazgeçme nolur"
Kudret Vezir’i omuzlarından tutarak hafifçe geriye iter "Veziirr lütfen, bunları söylemek benim için çok zor. Seni bu kadar severken ayrılmayı istemek kalbimi paramparça ediyor ama dayanamıyorum anla beni. Annen aramızdan çıkmayacak ve ayrılmamız için her şeyi yapacak. Bu şekilde devam edemem." der ve son bir öpücük kondurduktan sonra "Elveda sevgilim" der ve içeriden çantasını alıp kapıdan çıkar.
Vezir gözünde yaşlarla kalakalmıştır. Daha fazla ısrar edecek cesareti bulamaz kendinde. Bu aşkın Kudret’i çok yıprattığının ve üzdüğünün farkındadır. Çok severken vazgeçmek zorunda kalır ikisi de...
