9. bölüm · KudZir ⏳📚
Bölüm 9
Pazartesi sabahı okul, yeni bir haftaya her zamanki gibi rutin gürültüsüyle başladı. Ancak Kudret için bu pazartesi, hayatının en zor pazartesisiydi.
Üzerine yine ceketini giymiş, saçlarını sımsıkı toplamıştı. Aynaya baktığında kendine "Sen bir öğretmensin, profesyonel olmak zorundasın," diye hatırlatmıştı. Koridorda yürürken adımları her zamanki gibi dik ve sertti. Ancak öğretmenler odanın kapısını açtığı an, gözleri istemsizce o masayı aradı.
Vezir oradaydı. Üzerinde siyah bir gömlek vardı, önündeki deftere bir şeyler yazıyordu. Kudret'in içeri girdiğini gördüğünde başını kaldırdı. Göz göze geldiler.
Kudret'in yüreği ağzına geldi. Vezir'in gözlerinin içi gülüyordu. Vezir, profesyonel bir şekilde oynayarak hafifçe başını eğdi. "Günaydın Kudret Hocam, gezi yorgunluğunu atabildiniz mi?" diye sordu, sesindeki o mesafeli ton odadaki diğer öğretmenleri yanıltacak kadar kusursuzdu.
Kudret derin bir nefes aldı, masasına geçti. "Günaydın Vezir Hocam. Evet, atlattım. Teşekkür ederim," dedi.
Coğrafyacı Müzeyyen Hanım hemen araya girdi. "Ay çocukları getirdiniz ya sağ salim, helal olsun size. Ee, nasıl geçti gezi? Didişip durmadınız değil mi yollarda?"
Vezir hafifçe güldü, kalemini masaya bıraktı. "Yok Müzeyyen Hocam, didişmedik. Aksine, tarih ve edebiyatın aslında ne kadar ortak noktası olduğunu fark ettik. Değil mi Kudret Hocam?"
Kudret, Müzeyyen Hanım'ın şüpheci bakışları altında kalmamak için sahte bir ciddiyetle, "Öyle oldu Vezir Hocam," dedi.
İlk ders zili çaldığında herkes ayaklandı. Kudret sınıfa gitmek için kitaplarını aldı ve odadan çıktı. Tam koridorun köşesindeki kör noktaya, kütüphanenin yanına geldiğinde, arkasından gelen bir el onu hafifçe kütüphane kapısının girintisine doğru çekti.
Kudret ne olduğunu anlamadan arkasını döndüğünde, Vezir ile burun buruna geldi. Vezir, bedenini Kudret'e siper ederek dışarıdan görünmelerini engellemişti.
"Ne yapıyorsun? Bir gören olacak!" diye fısıldadı Kudret, panikle etrafa bakarak.
"Görmezler," dedi Vezir, sesindeki o aşık tonla. Cebinden küçük, katlanmış bir kağıt çıkarıp Kudret'in tarih kitabının arasına sıkıştırdı. "Bütün gün o mesafeli hallerine katlanmak çok zor. Teneffüste oku."
Vezir, Kudret'e göz kırparak yanından uzaklaşıp koridorun kalabalığına karıştı.
Kudret, kalbi deli gibi çarparak sınıfa girdi. Öğrencilere ödev verdikten sonra dayanamayıp kitabın arasındaki kağıdı açtı. Vezir'in el yazısıyla yazılmış bir cümle yazıyordu.
"Duvarlarının arkasındaki o kadını çok özledim. Çıkışta okulun arkasındaki eski kitapçıda bekliyor olacağım." -Edebiyatçın
Kudret kağıdı göğsüne bastırdı ve pencereden dışarı bakarak gülümsedi.
Son ders zili çalmıştı.
Yarım saat sonra Kudret, okulun arka sokağında kalan, tavanına kadar kitaplarla dolu o eski kitapçının kapısını araladı. İçerideki kurutulmuş kağıt ve ahşap kokusu onu hemen sakinleştirmişti.
En arka reyonun, tarih ve şiir kitaplarının kesiştiği köşede Vezir bekliyordu. Elindeki eski bir şiir kitabını karıştırırken kapının sesini duymuş, başını kaldırmıştı. Kudret’in içeri girdiğini görünce gözlerinin içi güldü.
Kudret, adımlarını yavaşlatarak onun yanına gitti. Aralarındaki o resmiyet, okul kapısından çıktıkları an tamamen yok olmuştu.
Çok beklettim mi edebiyatçı?" diye sordu Kudret.
Vezir kitabı rafa koydu, Kudret’e doğru bir adım yaklaştı. Elini yavaşça kaldırıp Kudret’in yüzüne düşen bir saç telini kulağının arkasına itti. Dokunuşu o kadar şefkatliydi ki, Kudret’in gün boyu taşıdığı tüm yorgunluk o an uçup gitti.
"Senin için bir ömür beklenir," dedi Vezir, gözlerini onun gözlerinden ayırmadan. "Ama ne yalan söyleyeyim, o öğretmenler odasındaki mesafeli duruşun canıma tak ediyor."
Kudret, parmaklarını Vezir'in parmaklarına kenetledi. "Şimdi buradayız işte," dedi Kudret gülümseyerek.
Vezir, tuttuğu elin sıcaklığıyla derin bir nefes aldı. İkisi de sessizce birbirlerine baktılar. Sadece ellerinin teması bile ikisine de dünyadaki en büyük huzuru vermeye yetiyordu...
🤍
