3. bölüm · KudZir ⏳📚
Bölüm 3
Ertesi gün okulda dedikodu çoktan başlamıştı. Koridorda yaşanan o an, öğrencilerin dilinde abartılarak yayılmış, kulaktan kulağa yayılıp en sonunda öğretmenler odasının kapısına kadar dayanmıştı.
Kudret, elindeki kitabı okumak için masasına oturduğunda, odadaki diğer öğretmenlerin fısıldaşmalarını ve kendisine kaçamak bakışlar attıklarını fark etti. Özellikle okulun en kıdemli ve dedikoduyu en çok seven coğrafya öğretmeni Müzeyyen Hanım, çay bardağını alıp çoktan Kudret'in masasına yanaşmıştı.
"Ee, Kudretçiğim," dedi Müzeyyen Hanım, gözlerini büyüterek."Dün koridorda bir şeyler olmuş. Yeni edebiyatçımız Vezir Bey seni son anda kurtarmış diyorlar? Çocuklar pek bir ballandırarak anlatıyor."
Kudret, kitabını masaya bırakıp Müzeyyen Hanım'a baktı. Yüzündeki profesyonel maskeyi hiç düşürmedi. "Abartılacak bir şey yok Müzeyyen Hanım. Öğrenciler itişirken dengemi kaybettim, Vezir Bey de düşmemi engelledi. Sadece bir refleks."
"Refleks, mefleks ama," diye araya girdi odanın diğer ucundaki matematik öğretmeni Selim Bey, gülerek. "Vezir hocanın koridoru inleten o sesinden sonra okulda kimse yüksek sesle konuşmaya cesaret edemiyor bugün."
Tam o esnada odanın kapısı açıldı ve içeriye elindeki kitaplarla Vezir girdi. İçeri adım atar atmaz bakışları doğrudan Kudret'i buldu. Kudret ise anında gözlerini kaçırıp önündeki kitaba döndü.
Vezir, masasına geçip kitaplarını bıraktıktan sonra odadaki havayı hemen sezdi. Herkesin onlara baktığının farkındaydı. Hiç istifini bozmadan çay makinesine doğru ilerledi, iki bardak çay doldurdu ve birini alıp doğrudan Kudret'in masasına doğru yürüdü.
Çay bardağını Kudret'in masasının kenarına, kitabın hemen yanına bıraktı.
Kudret başını kaldırıp ona baktı. "Bu ne?" diye sordu, kaşlarını hafifçe çatarak.
"Çay," dedi Vezir, masanın kenarına hafifçe yaslanarak. " Tarih okurken ya da yazarken iyi gider. Hem dün için geçmiş olsun çayı diyelim. Hâlâ biraz gerginsin sanki."
"Gergin değilim Vezir Bey. Sadece kitabımı okuyorum. Ayrıca odadaki herkesin bize baktığının farkında değil misiniz? Lütfen masanıza geçer misiniz?" diye fısıldadı Kudret, sesinin dışarıdan duyulmaması için.
Vezir, odadakilere kısa bir bakış attı. Kimse onun bakışlarına maruz kalmak istemediği için anında kafasını çevirdi. Vezir tekrar Kudret'e döndü, ses tonunu sadece kadının duyabileceği bir seviyeye indirdi.
"Bırak baksınlar Kudret. Ayrıca, dünkü teşekkürün çok resmiydi. Ben daha samimi bir teşekkür beklerdim."
Kudret, kalbinin yine hızlandığını hissetti ama bunu belli etmemeye kararlıydı. Masada hemen kitabın yanında duran kalemi eline aldı. "Burası okul Vezir Bey. Benim sınırlarıma saygı duymanızı rica ediyorum."
Vezir, kadının dik duruşunu gördükçe ona olan hayranlığının büyüdüğünü hissetti. Hayatında hiç bir kadına karşı böyle bir merak uyanmamıştı içinde. Onun o sert kabuğunu kırmak, altındaki gerçek Kudret'i keşfetmek istiyordu.
"Sınırlar..." dedi Vezir, gitmek için arkasına dönerken. "Sınırlar yıkılmak için vardır tarihçi. Bakalım senin sınırların ne kadar dayanıklı."
Vezir masasına doğru yürürken, Kudret masadaki sıcak çay bardağına baktı. Parmaklarını bardağın sıcaklığına bıraktı. İçindeki o soğuk, aşılmaz kalenin duvarlarında ilk kez küçük bir çatlak oluştuğunu hissediyordu ve bu his hem onu korkutuyor hem de garip bir şekilde heyecanlandırıyordu..
diğer bölüm yarın gelicek 🤍
