7. bölüm · KudZir ⏳📚

Bölüm 7

smyys ★

Bursa gezisi tamamlanmış, akşam saatlerinde otobüs ikinci durak olan Çanakkale'ye doğru yola çıkmıştı. Ancak şanslarına, Marmara üzerinden gelen yoğun bir sağanak yağış tüm bölgeyi etkisi altına almıştı. Otobüsün silecekleri son hızda çalışıyordu.

Gece yarısına doğru Çanakkale'deki otele ulaştıklarında öğrenciler yorgunluktan bitap düşmüştü. Okul müdürünün önceden organize ettiği otele giriş işlemleri hızla yapıldı. Kudret ve Vezir, öğrencilerin odalarına yerleştiğinden, kapıların kapandığından emin olmak için koridorları tek tek kontrol ettiler.

Saat gece 02.00'yi gösterdiğinde her şey sakinleşmişti. Kudret, kendi odasına geçmek için koridorda yürürken, dışarıdaki gök gürültüsünün sesiyle irkildi. Lobinin büyük camından dışarı baktığında, yağmurun şiddetinin daha da arttığını gördü. İçinde garip bir huzursuzluk vardı.

"Uyumadın mı?"

Sesin geldiği yöne döndüğünde, Vezir'in lobideki şöminenin önünde oturduğunu gördü. Üzerindeki deri ceketi çıkarmış, siyah kazağıyla şöminenin ateşine bakıyordu. Elinde iki kupa sıcak çikolata vardı.

"Öğrencileri kontrol ediyordum," dedi Kudret, yavaş adımlarla ona doğru yürürken.

Vezir elindeki kupalardan birini ona uzattı. "Gel biraz otur. Bütün gün koşturdun, yoruldun. Yağmurun sesi de şömine de çok güzel."

Kudret itiraz etmedi. Kupayı alıp şöminenin karşısındaki tekli koltuğa oturdu. Sıcak çikolatadan bir yudum aldı. Ateşin çıtırtısı ve dışarıdaki yağmurun ritmik sesi aralarındaki o gerginliği biraz olsun yumuşatmıştı.

"Neden bugüne kadar hayatına kimseyi almadın Kudret?" diye sordu Vezir birden. Sesi çok ciddi, çok samimiydi. "Öğretmenler odasında herkes senin ne kadar mesafeli olduğundan bahsediyor. Kalbini neden bu kadar sıkı koruyorsun?"

Kudret, kupayı iki eliyle kavradı, gözlerini ateşe dikti. İlk kez içini birine açma ihtiyacı hissetti. "Çünkü hayal kırıklıklarından korkuyorum Vezir. İnsanlar... Genelde göründükleri gibi çıkmıyorlar. Sözler veriliyor, mısralar yazılıyor ama sonunda hep bir yıkım kalıyor. Ben o yıkımı yaşamaktansa yalnız kalmayı tercih ettim. Ya sen?"

Vezir derin bir nefes aldı, arkasına yaslandı. Gözlerini Kudret'e çevirdi. "Ben de kelimelerin gücüne çok inandım. Ama o kelimeleri hak edecek, o mısraların içini dolduracak birini bulamadım. Ta ki bu okula atanıp, koridorda elinde tarih kitapları ile dik yürüyen, dünyaya meydan okuyan o kadını görene kadar."

Kudret başını hızla Vezir'e çevirdi. Aralarındaki çekim o kadar yoğundu ki, şöminenin ateşi bile yanlarında sönük kalıyordu. Vezir yerinden kalktı, Kudret'in koltuğunun kenarına diz çöktü. Kadının ellerini tutmak istedi ama onun sınırlarına saygı duyarak elini koltuğun kenarına koydu.

"Söz veriyorum Kudret, dedi Vezir, gözlerinin içine bakarak. "Senin o duvarlarını yıkmak için değil, o duvarların içinde seninle birlikte yaşamak için buradayım. Eğer bana bir şans verirsen, sana edebiyatın en güzel sayfalarını açarım."

Dışarıda büyük bir gök gürültüsü daha koptu. Kudret'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Bu korkudan değil, yıllardır kalbine vurduğu kilitlerin ilk kez bu kadar sarsılmasından kaynaklanan bir teslimiyetti...

🤍