10. bölüm · KÜÇÜKLÜKTEN KALAN YARA

8. BÖLÜM

Gece İsteeee

Arkadaşlar lütfen yorum yapın. Yorumlarınız benim için çoook önemli.

Hızlıca odaya daldım. Merti yerde gördüm.Elimdeki ilkyardım çantası düştü. Yanına gittim ve oturdum. Gözlerim dolmaya başladı. Ellerimi yanaklarına koydum.

Ben:Mert! Aç gözünü. Lütfen! Beni yalnız bırakma. Gözlerini hafif araladı ve bana baktı. Yüzümde istemeden bir gülümseme oluştu. Gözlerim kıpkırmızı halde gülüyorum.

Mert:sen benim için mi üzüldün? Dedi yavaşça.

Ben:sana birşey olucak sandım.

Mert:belli oluyor. Gözlerin kan çanağına dönmüş. Bana birşey olmaz merak etme sen.

Ben:çok korktum. Sen niye bu haldesin?

Mert:boşver ya. Dedi yavaşça. Dedikleri gittikçe daha da yavaşlıyordu. Üstüne baktım siyah kısakollu vardı. Ama bir yerine doğru koyu kırmızı birşey vardı.

Ben:Mert! Noldu sana?

Mert:sen hayatıma girmeden önce bıçaklanmıştım. Dikişi atmış olmalı.

Ben:peki ben bunu niye şimdi öğreniyorum?

Mert:şuan tek sorun bumu cidden.

Ben:sende haklısın. Eee bu yarayı napıcaz. Doktor çağıralım. Yoksa bu gidişle kan kaybından ölürsün.

Mert:bana birşey olmaz.

Ben:ben doktor çağırıyorum. Tam kalkıyordum ki kolumdan tutup kendine çekti. Mert'in üstüne düştüm. Elimi çekmeye çalıştım ama bırakmadı. Yarasına dikkat etmek için ellerimi onun iki yanına koydum. Gözleri okadar güzelki benim akıl makıl kalmadı. En son kendime geldim.

Ben:napıyosun?

Mert:sana bakıyorum.

Ben:doktor çağırmam gerek.

Mert:onu boşver ben böyle mutluyum.

Ben:ama sana birşey olabilir.

Mert:bana bişey olmicak. Bana güven.

Ben:ama halin kalmadı. Gittikçe daha da yavaş konuşuyorsun.

Mert:bana bi-bu sefer ben lafını böldüm.

Ben:daha fazla konuşma. Dedim ama gözleri kapanmaya başlamıştı.

Ben:lütfen gözlerini kapatma! Kapatma gözlerini! Diye bağırdım. Tam o sırada kapı açıldı. Baktığımda doktor önlüğü gitmiş biriydi.

Mert:bak ben sana bana birşey olmicak demiştim. Dedi yavaşça.

Doktor:hanımefendi siz çıkın lütfen.

Ben:tam-diyecektimki Mert araya girdi.

Mert:hiç bir yere gitmiyor!

Doktor:ama Mert bey siz-Mert araya girdi.

Mert:hiçbir yere gitmicek.

Ben:ben çıkıyım. Siz işinizi yapın doktor bey.

Mert:Alya gel şuraya.

Ben:hayır. Sonra görüşürüz.

Mert:kalkarsam kötü olur.

Ben:hastasın sen bikere.

Mert:yarın çok iyi olurum ben merak etme. Ayrıca kalkınca hesaplaşcaz.

Ben:görüşürüz. Dedim ve çıktım. Çıktığım da karşımda Kaan vardı. Hem Ahmet ve Kaan bana çok kötü davrandı. Birşey demeden gidiyordum ki bana seslendi.

Kaan:Alya, Mert nasıl ve noldu?

Ben:normalde bişey demezdim ama konu Mert diye diyorum, doktor içerde onla ilgileniyor. Dikişi atmiş.

Kaan:sağol. Ben hiçbir şey demeden indim. Koltuğun kenarına oturdum. Hiç rahat değilim. Bide açım. Bir an ıslaklık hissettim. Direk oturduğum yerden kalkıp tuvalete gittim. Regl olmuşum. Olamazz. Ben nereden bulucam pedi. Akşama yaklaşıyor ama ben bu durumu kimseye diyemem. Kendim gidip almaya karar verdim. Aşağiya indiğimde korumalarla birazcık bakıştık.

Koruma:yenge nereye gidiyorsun? Mert Bey'in haberi varmı?

Ben:bana yenge deme. Mert'in de haberi var.

Koruma:peki nereye gidiyorsunuz?

Ben:cehennemin dibine. Dedim kızgınca. Hiçbir şey demediler. Kapıdan çok şükür çıkabildim. Hızlıca markete gittim. Ped ve çikolata aldım. Ama birsürü çikolata. Eve gidemezdim bu halde. Yoksa çoktan belli olur. Marketin içinde tuvalet varmı diye baktım. Varmış da şansıma. İşimi halledip çıktım. Daha eve dönerken bir tane çikolata yemeye başladım. Bir ısırık aldım. Karanlık çökmeye başlamıştı. Karşımda bir araba dururken ben bir tane daha ısırdım. Arabadan inen tanıdık geliyordu. Ama karanlık olduğu için kim olduğunu anlayamamıştım. Hızlıca yanıma geldi. Korkudan geriye doğru yürümeye başladım. Elim kolyeme gitti. Ama sonra inenin Mert olduğunu anladım.

Mert:neredesin sen! Niye bana haber vermedin? Korumalarada yalan söylemişsin.

Ben:çikolata almaya geldim. Ne abarttınız bee.

Mert:niye bana haber vermedin?

Ben:asıl sen niye bu halde çıktın?

Mert:boşver onu da, sen beni mi düşündün?

Ben:abartma sadece iyiliğin için. Ama onu önemsiyorum. Ondan diyorum.

Mert:bana niye haber vermedin?

Ben:sadece çikolata almaya geldim. Dedim poşeti göstererek.

Mert:ama niye bana haber vermedin? Ya başına bişey gelseydi.

Ben:ama bişey olm-araya girdi.

Mert:aması yok!

Ben:bu konu kapanabilir mi artık.

Mert:peki ama bidaha olmasın.

Ben:peki. Dedim ama ben bile kendime inanmıyorum.

Mert:hadi eve gidelim. Bitir sende artık şunu.

Ben:sende ister misin? Dedim bitane uzatarak.

Mert:yok daha sonra. Hadi gidelim.

Ben:benim çok uykum geldi.

Mert:e hadi gidelim bin arabaya. Bişey demeden arabaya bindim. Ardından oda bindi. Açlıktan başım döndü. Ellerime baktım. Başımın dönmesi durdu. Eve çok uzak olmadığı için hemen vardık. Hızlıca içeri girdim. Tam merdivenlerden çıkacakken;

Mert:ee nereye. Sabahtan beri hiçbir şey yemedin. Hadi yemeğe. Boşuna çıkma.

Ben:tamam. Dedim ve gittim. Mert çoktan oturmuş. Bende gidip oturdum. Hemen önüme Kaan oturdu. Masadan kalkdım. Tam gidiyordum ki Mert kolumdan tuttu.

Mert:ee nereye yemek yicez.

Ben:pek aç değilim.

Mert:otur şuraya.

Ben:ben daha sonra yicem.

Mert:Alya zorluk çıkarma. Aç olduğunu biliyorum.

Ben:bari başka biyerde yiyim.

Mert:niyeymiş o?

Ben:Kaan varken ben o masaya hayatta oturmam.

Mert:ya şu meseleyi bi düzeltsek mi. Kaan bu olayların Alyayla bi ilgisi yok.

Kaan:ama onun kuzeni.

Mert:ama kuzeni diye onla aynı olcak diye bir şey yok. Hem kız daha Ahmet'in ne naptığını bilmiyor.

Kaan:cidden bilmiyormusun?

Ben:hayır ve bilmekte istemiyorum. Ne yaptıysa çeksin cezasını.

Mert:ben sana dedim kıza boşuna böyle davrandın diye. Yine gittin kızın kalbini kırdın.

Kaan:ama ben biliyor sandım.

Ben:ama böyle insanları yargılaman doğru değil.

Kaan:sen neden bilmek istemiyorsun?

Ben:boşver yaa, önemli değil.

Kaan:noldu bişey mi yaptı.

Mert:evet yaptı.

Ben:Mert. Deme, istemiyorum. Daha çok araları bozulsun istemiyorum.

Mert:herzaman senmi üzülüceksin, hep senmi alttan alıcaksın?

Kaan:hadi diyin artık.

Mert:üzgünüm Alya. Diyip olayları anlattı.

Ben:yeter! Bu konu kapansın. Ben açım ve yemek yemek istiyorum.

Kaan:barıştık mı yenge?

Ben:bana yenge deme!

Kaan:barıştık barıştık.

Ben:he barıştık.

Kaan:o zaman şimdi ye.

Ben:Allah razı olsun. Dedim ve yemeye başladım. Mert de oturmuş bizi izliyor.

Ben:e hadi yesene.

Mert:sakin ol şampiyon. Dedi ve yemeye devam ettim. Yemeğimi yedikten sonra uykum geldiği için yatmaya karar verdim.

Ben:ben yatıcam. Çok uykum geldi.

Mert:git benim odamda uyu. Olaylayıcı anlamda başımı salladım ve çıktım. Çıktığımda çarşafları değiştiriyorlardı. Babam küçükken temiz çarşafın üstünde yatmama izin vermez, yatıncada döverdi. Korkudan yine koltuğa yattım. Kısa süre sonra uyuya kaldım. Çünkü uyandığım da koltukta değildim. Çok rahat geliyordu. Kafamı kaldırıp baktığımda yataktaydım. Hızlıca inmeye çalışınca yere düştüm. Odanın içindeki tuvaletin kapısı açıldı. Baktım ve Mert vardı. Düştüğüm için ses çok çıkmış olmalı. Ama hala ben nasıl orada yattım diye düşünüyorum.

Mert:sen niye yerdesin?

Ben:benim yatakta ne işim var peki.

Mert:koltukta uyuyordun bende yatağa taşıdım. Hiç uyanmaya niyetin yoktu.

Ben:ama niye taşıdın? Ben bilerek geçmiştim koltuğa.

Mert:bi dakika bi dakika sen niye koltukta yattın?

Ben:temiz çarşafı kirletemem.

Mert:ama yatmak için gerek.

Ben:babam yatınca kızardı. Bende hiçbir zaman temiz çarşafa yatmadım.

Mert:neyse hadi kahvaltıya.

Ben:üstümü değiştirip geliyorum.

Mert:tamam. Diyip indi. Kıyafetlerime baktım. Altıma mavi kot, üstüme beyaz sıfır kol ve mavi örgü yelek giydim. Yeleğin önünü açık bırakıp aşağıya indim. Masaya baktığımda Mert sinirle biriyle konuşuyordu. Kaan'da oturmuş konuşmalarını dinliyor ve yemek yiyordu. Yavaşça aşağiya indim. Kaan'a noldu anlamında kaş göz yaptım. Oda aynı şekilde otur dedi. Hemen gidip oturdum.

Mert:ne demek bulamadık beni sinir etmeyin. Bulun şu adamı. Bulmadan aramayın! Dedi ve kapattı.

Ben:günaydın. Ne bu sinir sabah sabah.

Kaan:günaydın yenge.

Mert:günaydın. Bi işi beceremiyorlar.

Ben:ne işi noldu ki?

Mert:boşver.

Ben:ama ben sana diyordum.

Kaan:yenge daha fazla zorlamasan mı? Hem hadi kahvaltı yapalım. Hiçbir şey demedim ve yemek yedim. Her zaman oturduğum koltuğa oturdum.

Mert:ben senle bişi konuşucaktım sanki.

Ben:yooo. Dedim ama konuşucağı bişey vardı.

Mert:niye bana yalan söylüyorsun?

Ben:ben mi yalan söylemişim?

Mert:evet sen.

Ben:nasıl ben?

Mert:Soruya soruyla cevap verme. Yemeğini ye konuşucaz.

Ben:benim işim var. Olmaz.

Mert:yine ne işin var acaba.

Ben:çarşıya çıkmam gerek.

Mert:tamam konuştuktan sonra. Hiçbir şey demedim ve yemek yemeye devam ettim. Hızlıca yedim. Tam yukarı çıkıyordum ki;

Mert:yemeğini yedin mi?

Ben:ay yok yemedim. Tövbe tövbe. Tabikide yedim.

Mert:komik şey seni. Birazdan konuşucaz unuttum sanma.

Ben:saten üstümü giyinmeye gidiyorum. Aşağı geldiğim zaman konuşuruz. Bugün hava nasıl?

Kaan:soğuk yengecim.

Ben:bana yenge deme diye sana kaç kere dedim. Teşekkürler.Dedim ve çıkıyordum ki;

Kaan:çok fazla saymadım ve rica ederim yengeeee.
Diye bağırdı. Yukarı çıktım. Ne giysem diye kıyafetlerimle bakıştım.
Bunları giymeye karar verdim. Giyip aşağı indiğimde Mert koltukta oturmuş beni bekliyordu. Kapının olduğu yere arkası dönük olduğu için çıkmayı denedim. Tam kapıyı açacakken...

Arkadaşlar bu bölüm bu kadar. Düşüncelerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum. Bir sonraki bölümümde görüşmek üzereee. 🫶💐