9. bölüm · KÜÇÜKLÜKTEN KALAN YARA
7. BÖLÜM
Arkadaşlar bir önceki bölümde bir hata yapmışım. Teyze yerine yenge yazmışım oraları düzelttim. Kusura bakmayın. Bide Ahmet dayımlar da kalıyoruz demiş. Orayı da düzelttim.
Ahmet:Bu olayların onla bir ilgisi yok.
Teyzesi:ne demek yok. Az kalsın ölüyordun.
Ahmet:ama beni o kurtardı.
Teyzesi:aması yok. Birdaha böyle bir şey olursa onu korumayacaksın. Ahmet tam birşey diyecektiki telefonu kapattım. Teyzesi haklıydı. Bu olayların nedeni bendim. Ve hala benim de. "Babam bana çok güzel davranıyor " Diyen arkadaşlarım oldu hayatım boyunca. Her zaman onları kıskanmışımdır. Benim babam hiçbir zaman bana güzel bakmadı. Her zaman ben onun suç aracıydım. Bir kadını döver gelir suçu bana atardı. Ben hayatım boyunca Baba sevgisi görmeden büyüdüm ve büyüyeceğim. Babam olursa nasıl olurdu diye düşünüyorum ama hiçbir zaman olmicak. Küçükken hep kurardım. Beni hergün sevecek, beni okula götürüp alıcak, beni dövmeyecek ve daha neler neler. Aklıma küçükken nasıl hayal kurmaya çalıştığım geldi. Çocukken bana verilen kolyeyi avcumun içine alır sıkardım. Kendimi çok teselli ederdim. Belki birgün benide sever diye. Bir anda aklımdaki herşey gitti. Aklıma kaza günü geldi. O gün babam anneme çok sinirlenmişti. Arabada çok yüksek bir hız vardı. O günden sonra yüksek hızlı arabalara binmeyi sevmedim. Aklıma neden bu geldi diye düşünürken Mert'e baktım. Arabayı çok hızlı kullanıyor du. Kendimi sıktım ağlamamak için. Gözlerim dolmaya başlamıştı bile. Cama döndüm ve ses çıkartmamaya çalıştım. Hıçkırıklarımı gizlemeye çalıştım. Ama işe yaramamış olmalı ki Mert arabayı şağa çekti. Hızlıca göz yaşlarımı sildim. Ama yine akıyor du. Göz yaşlarıma engel olamıyordum. Mert eliyle kafamı kendisine doğru döndürdü. Ellerini yanaklarıma koydu. Gözyaşlarımı sildi.
Mert:iyimisin? Noldu bi anda.
Ben:yok birşey. Aklıma bişey geldi. Dedim ağlamaklı bi sesle.
Mert:ne geldi aklına da bu kadar üzüldün.
Ben:küçükken babamda senin gibi çok hızlı gittiği için abilerim öldü. Bir daha yüksek hız sevmedim. Ve korkutuyor da.
Mert:özür dilerim. Bilmiyordum. Bide Ahmet sana ne dedi? Görüşürüz dediğinizi bile duymadım. Bide arkadan bir kadın sesi geliyor du. Çok yüksek sesliydi. Ben bile burdan duydum. Sana laf attı galiba.
Ben:önemli bir şey değil. Zaten benden dolayı oldu bu başımıza gelenler. Tam başka bir şey daha diyecektim ki Mert araya girdi.
Mert:eğer senin yüzünden olsaydı hem Ahmet'i kurtarmazdın hemde o eve gitmezdin. Ha bide arayıp nasılsın diye sormazdın.
Ben:ama onlar benim yüzümden olduğunu düşünüyor ve gayet haklıd- diyecektim ama yine lafımı böldü.
Mert:onlar ne derse desin sen suçlu değilsin NOKTA! Diye bana bağırdı. Elim direk boynumdaki kolyeme gitti. Saklamıştım kolyemi. Hızlıca elimi götürdüğüm için dikkatini çekmişti. Gözleri kaymıştı. Onun baktığını görünce hızlıca elimi geri çektim.
Mert:hadi artık parka gidelim. Nereye gidiyoruz?
Ben:#### parkı. Bide sen benle gelmiyorsun.
Mert:oldu paşam başka.
Ben:var ama sonra.
Mert:sen beni mi taklit ettin.
Ben:ıııı evet.
Mert:komik şey seni.
Ben:ne ya aynen böyle cevap veriyon.
Mert:o bana özel.
Ben:niye sana özel mi çıkmış bu kelime.
Mert:evet.
Ben:her neyse. Hadi gidelim daha geç olmadan.
Mert:emredersin patron. Dedi ve konu kapandı. Ben tekrar cama dönüp kolyeme baktım. O bana iyi geliyor du. Bana bu kolyeyi veren kişi beni babamdan korkmaya çalışmıştı. Birgün parka gitmiştik. Babam parka geldi ve benim kolumdan çekerek eve götürmeye başladı. Evin bahçesindeyken arkadan bir kadın sesi gelmişti. Baktığımda o çocuk ve büyük bir kadın vardı. Babam hızlıca kolumu bıraktı ve üstünü düzeltti. O kadın hızlıca yanıma gelip beni yanına çekti.
Babam bunu görünce fal görmüş tavşana dönmüştü. O çocuk benim çocukluk aşkımdı.
Mert:Alya sen niye hep cama bakıyorsun?
Ben:bana en iyi gelen şey gökyüzüne bakarak abilerimi ve annemi düşünmek.
Mert: peki neden bu parka gidiyoruz?
Ben:çünkü abilerim bu park dönüşü öldü. Anılarım canlansın diye gidiyoruz.
Mert:tamam ama bende geliyorum.
Ben:hayır.
Mert:ne kadar ısrar etsen de bende geliyorum. Boşa yorulursun. Çabalama.
Ben:peki ama beni rahat bırakcan.
Mert:ee eğlenmicek miyiz?
Ben:doğru diyon. Dedim ve konuşmadık. Çoktan gelmiştik. Konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım. Arabadan indik ve ağaçlar çok güzel duruyordu.
Bu tarz bir parka geldik. Etraf ağaçlarla dolu, bankların olduğu, etrafda kafe gibi yerlerin olduğu bir parka gelmiştik. Yavaş adımlarla parka doğru yürüdüm. Oynadığımız anlar gözümde canlandı. Banka baktım ve annemi görmüş gibi oldum. Bana doğru gel diyordu resmen. O gün annem ve babam piknik niyeti ile getirmişti bizi. Biz oyun oynarken onlar masayı hazırlıyordu. Yıllar önce çekindiğimiz fotoğrafa baktım ve oturduğumuz yerin boş olduğunu gördüm. Hızlıca gidip oraya oturdum. Birkaç damla gözyaşı döktüm. Gözyaşlarımı sildim. Parka baktım tekrardan.
Mert:nasıl hissediyorsun?
Ben:üzgün ve mutlu.
Mert:neden?
Ben:çünkü babam beni buraya hiç getirmedi. Bide anılarım canlandı diye mutluyum.
Mert:peki ben kahve alıp geliyorum. Bir yere gitme.
Ben:şuan istesende beni bir yere götüremezsin.
Mert:sakin ol şampiyon.
Ben:hadi hızlı ol.
Mert:emredersiniz. Mert gitti ve ben yine parka baktım. Birkaç dakika öylece parka baktım. Sonra hiç beklenmediğim bir anda masaya biri oturdu.
Ben:sen kimsin be.
O adam:kim olduğumu merak ediyorsan gel bize geçelim. Seni orada mutlu etmek isterim. Beni de orada tanımış olursun. Ben de kend-diyecektiki Mert yakalarından tutu ve kaldırdı.
Mert:ne diyon lan sen! Diyip kafa attı. Adam da karşılık verdi ve yumruk attı. Mert de aynı şekilde yumruk attı. Adam hızlıca bir tekme attı. Mert yere düştü. Yüzünün olduğu tarafa tekme attı.Onu kaldırmak için hareket ettim ama o adam kolumdan tutup beni çekmeye başladı.
O adam:sen benimsin anladın mı. Kimse seni benden alamaz. Dediği an Mert yumruk at. Hemen ardından bir de tekme attı. Adam yere düştü. Mertde yumruklamaya başladı. Bir yandan da bağırıyor du.
Mert:sen kimsin! Ağızını topla! Bir daha böyle bir şey yapma!
Ben:Mert yapma! Lütfen yapma. Ona deymez. Lütfen. Biri yardım etsin. Diye bağırıyordum. Sonra parkı koruyan polisler geldi ve ayırdılar. Mertin sinirden gözü dönmüştü.
Mert:seni bir daha görürsem yarım kalan işimi bitiririm.
Ben:Mert yeter artık, lütfen. Başları sert sonu sakin bir şekilde dedim.
Mert:peki. Sen nasılsın? Bir şey yaptımı sana amı-
Ben:hayır. Hiçbir şey yapmadı. Ama az kalsın yapıyordu. Hadi gidelim burdan. Burası bana ikinci kez kabus oldu.
Mert:tamam hadi gidelim. Üzülme daha sonra geliriz. Dedi ve arabaya doğru gittik.
Ben:Mert kaşın ve dudağın kanıyor. Pansuman gerek.
Mert:birşey olmaz.
Ben:ya mikrop kaparsa.
Mert:birşey olmaz dedim. Ben hiçbir şey demedim. Arabaya bindik. Telefonuma baktığımda sessizde kalmıştı. Ahmet, amcam ve yengem beni çok fazla aramış, Ahmet mesaj bile atmıştı. Cevap verdim.
Ben:efendim. Ahmet hızlıca geri dönüş yaptı.
Ahmet:niye telefonları açmıyon?
Ben:sadece sessizde unutmuşum. Abartılacak bir şey yok.
Ahmet:annemin burda canı çıktı haberin varmı? Kadın korkudan ne hallere düştü. Birdaha böyle bir şey yapma. Yaparsan bizi unut. Cevap verme. Birdaha arayıp sorma.
Ben:Ahmet niye böyle yapıyorsun?
Ahmet:benim yüzüme birdaha bakma. Dediği an dondum. Öylece telefona baktım. Ahmet bana bunu hayatta demezdi. Noldu bi anda? Niye böyle dedi? Bunu onla kesinlikle konuşmam gerek. Ama bana çok sinirli. Aramız daha kötü oldu istemem. Merte baktım oda bi bana bi yola bakıyordu.
Mert:noldu? Niye böyle şaşkınsın? Biri birşey mi dedi?
Ben:yooo gelmedi.
Mert:bana doğruyu söyle.
Ben:peki sana yalan söylemicem. Diyip olayları anlattım.
Mert:iyide o seni çok seviyor. Böyle bişeyi sana yapmaz.
Ben:ama yaptı.
Mert:eminim bir sebebi vardır.
Ben:inşallah öyledir. Bu meseleyi onla konuşmam gerek.
Mert:bende yanında olurum. Tek gitme. Yine başına böyle bir olay falan gelir.
Ben:abartma. Neyse bu konuyu kapatalım. Senin yaralarına pansuman gerek. Yoksa mikrop kapar.
Mert:gerek yok. Ben ne yaralar aldım da bişey olmadı bundan mı olcak. Neyse geldik hadi. Eve girdik. Evlerindeki hizmetçiye ilkyardım çantasının yerini sordum. O bana getirdi. Merte baktım ama bulamadım. Odasının kapısını tıklattım ama ses gelmedi. Korkmaya başlamışdım. Bir kere daha tıklattım ama yine ses gelmedi. Bir kere daha aynı şey oldu. İçimi iyice korku kaplamıştı. Sanırım ona biraz bağlanmışım. Kapıya tekrar vurdum ve bağırdım.
Ben:Mert! Diye bağırdım ama cevap vermedi. Hızlıca odaya daldım.
Arkadaşlar bu bölüm bu kadar dı. Uzun zamandır bölüm atamıyordum kusura bakmayın.
Bir dahaki bölümde görüşürüz. 💐💐
