14. bölüm · KÜÇÜKLÜKTEN KALAN YARA

11. BÖLÜM

Gece İsteeee

Arkadaşlar whatsapp kanalımı takip edin lütfen.

**************************

Açtıklarında ellerinde pastayla iki arkadaşımız girdi. Üstünde 1 yazan bir mum, iki tane de maytap vardı. Bileklerinede helyumlu balon bağlamışlardı. Konfetiler patlıyor, maytap yanıyordu. Maytaplar söndü. Alkışlar ve ıslıklar havada uçuşuyor du.

"Çocuklar tebrikler. Başarınız mükemmeldi. Bende izliyordum sizi. Ben bile bayıldım. Alya, sınıfa yeni katılmana rağmen mükemmel bir başarıya ulaştın. Mert, sen de her zamanki gibi mükemmeldin." Dedi MÜDÜR. "Ben pek şaşırmadım çünkü her yıl yapmaktan ezberledim gibi bişey. Alya çok şaşırdı. Hiç beklemiyodun galiba?" Dedi Mert. "Evet beklemiyodum. Çünkü daha önce hiç böyle bi etkinliğe katılmadım. Neyse. Herkese çok teşekkür ederim. Beni çok mutlu ettiniz." Dedim. "Benim işlerim var siz pastayı yiyin çocuklar." Dedi müdür. Pastaları yedik.

Mert'e baktım. Berra yine yanındaydı. Bişeyler anlatıyor ama Mert dinlemiyordu. Bana bakıyordu. Bu seferde Derya ya baktım. Oda bana ölüm bakışları atmaya devam ediyor du. Zil çaldı Kübra ile dışarı çıktık. Bahçede dolaştık ve Derya hakkında konuştuk. "Derya'nın böyle yapması beni çok şaşırttı." Dedim. "Beni de çok şaşırttı aslında. Ama Derya, Mert'ten hoşlanıyordu galiba. Çok net hatırlamıyorum. Berra ile kavga bile etmişlerdi. Mert ise 'bunlar ne kadar mal' gibisinden bakışlar atıyordu. Mert, Derya ve Berrayı hiç sevmedi. Onları her zaman arkadaşı gördü. Nerden biliyorsun diye sorucaksan Berra ve Derya ona yaranmaya çalışınca 'ben sizden hoşlanmıyorum. Sizi arkadaşım olarak görüyorum.' tarzında şeyler söylüyordu." Dedi Kübra. Anladım anlamında bakış attım. Zil çaldı sınıfa gittik.

Gün boyu böyle geçti. Son dersten çıkış zili çaldı. Aşağıya indik. Vedalaştık ve Ahmet'le eve gittik. Fakat bugün bizi erkenden çıkarmışlardı. Ama sadece bizi. Çünkü yarın gezi var. "Benim çarşıya gitmem gerek. Üstüme bişeyler alıcam. Senin bir şeye ihtiyacın var mı?" Dedi Ahmet. "Ben ihtiyaçlarımı geçen gün aldım. Sen git." Dedim. "Eğer eve gelirsem geç kalırım. Bu sefer tek gitsen olur mu?" Dedi Ahmet. "Küçücük çocuk değilim ya giderim tabiki. Bende biraz dolaşır öyle geçerim eve." Dedim. "Tamam ama dikkat et." Dedi Ahmet. "Tamaaaam. Görüşürüz." Dedim. "Görüşürüz" Dedi Ahmet.

Bende parka gideyim dedim. Hiç kimse yoktu. Havada hafif esiyordu. Salıncağa bindim. Sanki abim sallıyor gibiydi. Büyük abimi düşününce yüzümde gülümseme oluştu. Küçüklük anılarım geldi aklıma. Küçük abim kalıyor ben kovalıyordum. Ben küçük abimle hep böyleydim. Saçımı açık bıraktığım için savruluyordu. Biraz daha sallandıktan sonra bu kadar yeter diyip indim.

Marketin yolunu tuttum. Yolda ve orada yemek için bişeyler alıp eve geçtim. Eve gittim. Tam koltuğa oturdum yengem aradı.

"Efendim yenge"

"Nasılsın Alya?"

"İyiyim yenge siz nasılsınız?"

"Bizde iyiyiz. Sana bi sürprizimiz var."

"Ne sürprizi?"

"Bizim eve gel."

"Peki. Orada görüşürüz." Diyip kapattım. Aldıklarımı yatağımın üstüne koyup çıktım.

Kapıdan çıkarken Kaanla karşılaştık. "Ooo yenge yine nereye?" Dedi.

"Cehennemin en dibine. Ama bana yenge deme."

"Sakin ol yenge ya ne dedik sanki. Hadi görüşürüz." Diyip yukarı çıktı. Bu seferde kapıdan çıkınca Talha ile karşılaştım.

"Ooo yenge yine nereye?" Dedi Talha.

"Cehennemin dibine. Ama bana yenge deme. Yeter artık ne bu yenge deme sevdası anlamıyorum."

"Demezsek Mert bizi keser." Diyince şaşkın şaşkın ona baktım.

"Mert mi? Duy da inanma. Sen bana Alya de. O da size hiçbişey yapamaz." Dedim.

"Öyle mi Alya hanım?" Diye bağırarak içeri giren Mert'e döndü şaşkın bakışlarım.

"Evet öyle MERT bey." Dedim sinirle. Şaşkın bakışlarım gitmiş yerini sınırlı bakışlarım gelmişti.

"Hiçbir yere gidemezsin."

"Öyle bide giderim kiii, aklın şaşar." Dedim. Devam ettim:hatta gidiyorum. Dedim ve yanından geçip gittim. Hayret hiçbişey yapmadı. Kapıda taksi bekliyordu. "Alya hanım siz mısınız?" Dedi içerdeki kişi. "Evet benim."

"Ahmet beyin annesi gönderdi. Binin lütfen." Dedi. Hiç sorgulamadan bindim. Bir süre sonra evin önüne geldik. Arabadan indim. Kapıda bekliyorlar dı. İnip yanlarına koştum. Boyunlarına sarıldım. Onlarda bana sarıldı. Yengem sırtıma elini koydu ve içeri davet etti. Ama hatırladığım kadarıyla her yer cam kırıkları ile doluydu. Artık ev eski haline dönmüştü. Bi eksik var. Ahmet yok! Evet Ahmet yoktu.

"Yenge ev mükemmel olmuş. Eskisinden daha iyi." Dedim

"Bencede öyle." Dedi yengem.

"Sürprizin mükemmel." Dedim.

"Beğenmene sevindim."

"Ahmet nerede?" Dedim.

"Biri beni mi sordu?" Gelen sesle arkamı döndüm. Ahmet elinde babullarla içeri girdi. "Eee sürprizi beğendin mi? Bi dakka bi dakka, ben sürprizi mi kaçırdım. Ciddi mısınız." Dedi Ahmet.

"Evet seni sormuştum. Sürprizi beğendim. Ve evet tüm sürprizi kaçırdın. Artık burada mı kalıcaksınız?" Dedim.

"Kalıcaksınız değil. Kalıcaz Alya'cığım." Dedi yengem.

"Valla kuzen bavulları alasıya canım çıktı. Arabada var yine bişeyler. Ammada eşyan varmış heee." Dedi Ahmet.

"Kesin Kaan ve Mert karşı çıktı. Ve teşekkürler." Dedim.

"Ne kadar iyi biliyorsun ama kimin karşı çıktığını." Dedi Ahmet.

"Neyse sonuçta alabildin. Sizin yarın geziniz vardı değil mi?" Dedi yengem. Ahmetle birbirimize bakarak aynı anda onaylayıcı anlamda başımızı salladık.

"Hadi o zaman siz dinlenin yarın daha dinç olmanız lazım." Dedi yengem.

"Evet ama ben banyo yapıcam." Dedi Ahmet.

"Sen yap ben dün yaptım hıh." Dedim. Hıhh dercesine kafasını çevirip gitti.
"Yenge bende çıkayım. Çanta hazırlarım. Yanıma bişeyler alırım. Gitarımıda temizleyip alırım. Bizim hocanın işi belli olmaz." Dedim.

"Erken yatki sabaha dinç ol. Hadi iyi geceler." Dedi yengem.

"İyi geceler." Diyip çıktım.

Odama girer girmez kendimi yatağa attım. Bugün olanları düşündüm. İlk defa bu kadar güzel geçti günüm. Nazar değdircem şimdi susayım. Ama haklıyım. Normalde her günüm bi üzüntü, ağlama ile falan geçerdi. Ama bugün de üzüldüm açıkçası. Derya'nın böyle yapması beni üzmüştü. Oda benim bir arkadaşımdı sonuçta. Onu kaybetmek beni üzdü ama haketti. Okula geldim geleli bana böyle yağıyordu. Yani Mert ile konuşmaya başladığından sonra böyle yapmaya başladı. Ama ben kafamı bunla yoramam. Hava durumuna baktım. Ona göre kıyafet alacağım. Kıyafetlerimi hazırladıktan sonra yolculukta ne giyeyim diye düşündüm. Onada karar verdikten sonra bikaç tane makyaj malzemesi aldım. Çantamı düzenledim. Yanına bir tane daha çanta yaptım. Bunda ise yolculukta gerekli olan şeyler vardı. Saçımı tarayıp yattım.

Uyandığımda geceydi. Karnım ağırdığı için aşağıya inicektim. Kapıyı açtığımda merdivenlerden inen Ahmet'i gördüm.

"Sen uyumadın mı?" Diye sordu.

"Uyudum ama uyandım. Sen?" Dedim. "Benimde senden pek farkım yok. Aç mısın? Gel bişeyler yiyem."

"Aslında bende onun için iniyordum Ahmetçim."

"E gelde yiyem. Bekleme orda." Dedi ve aşağıya indik. Dolaptan bişeyler çıkardı.

"Sen arabada kimle oturucaksın?" Dedi.

"Hoca karar vericekmiş galiba." Dedim.

"Ama yaaaa." Dedi. Noldu anlamında bi bakış attım. "Ya şey ya... Ali ile yan yana oturmak ve aynı odada kalmak istiyorum da ondan."

"Pekde inanasım gelmedi. Sankiiii dahaa çookk... Kübra ile aynı odada kalmak istiyosun." Dediğim an kızarmaya başladı. "Ahmet kızardın. Ciddi misin? Ay benim yengem Kübra mı olcak. Zaten aranız da bişi var gibiydi. Kübra da sana boş değil hee ben sana diyim. Bi çıkma teklifi etsen kız mutluluktan havalara uçcak. Ama o kızın kalbini kırma. Yoksa ben seni kırarım. Duydun mu?"

"Ya bi dur da bi nefes al. Arkandan köpek kovalamıyo. Ayrıca aramızda kalmicaksa ağızımı açmam haberin olsun. Aramızda kalcak ona göre. Söz ver."

"Söz hadi de."

"Evet hoşlanıyorum. Oda benden hoşlanıyo bunu da biliyorum. Ama abisi bizi öğrenince okuldan almakla tehdit etti. Ama abisi çok iyi biridir. Almak istemesinin nedeni babası Kübra'nın canını yakmasın veya beni öldürmesin diye. Ama hala biz birbirimizi seviyoruz. Pek de vazgeçmeye niyetimiz yok açıkçası. Ama aramızda kalcak ona göre."

"Oha ben neler duyuyorum. Neyse hadi yiyelimde yatalım çok geç oldu." Dedim. Yemeğimizi yedik ve odalarımıza geri döndük. Ben hızlıca uyku moduna geçmiş olmalıyım. Çünkü son hatırladığım şey kendimi yatağa fırlatmamdı. uyandığım gibi eksik bişeyim varmı diye kontrol ettim. Çünkü erken uyandım. Hızlıca üstümü giyindim. Giydiğim şey:

Saçım:

Hazırlanıp hemen aşağıya indim. Sırtımda bi çanta elimde bi çanta aşağıya iniyordum. Merdivenlerden inerken "Alya" Diye seslenen Ahmet'in sesi ile durdum. Oda hazırlanmış aşağıya iniyordu. "Günaydın hazır mısın?" Diye sordu. "Evet" Dedim. "E hadi geç kaldık. Saate baktın mı?"

"Hayır en son uyanınca baktım."

Arkadaşlar bu bölüm de buraya kadar takipte kalın ve whatsapp kanalıma katılın. Ben bir tane daha kitap yazmak istiyorum ama bu kitap izlediğim bir dizinin kitabı olucak. Bikaç değişiklik yapıp atmayı düşünüyorum siz ne dersiniz?? Beğenmeyi unutmayın. Kendinize iyi bakın.