10. bölüm · Kökbörü kamanın destanı

Son görü

Alp Kurt

BÖLÜM X — Son Görü
Savaş başladı.
Bu kez düşman kalabalıktı.
Han ordusu disiplinliydi.
Hunlar hızlıydı.
Çarpışma günler sürdü.
Toprak kana doydu.
Kökbörü savaş alanının gerisinde diz çökmüştü.
Artık müdahale etmiyordu.
Çünkü her müdahale yeni bir dalga yaratıyordu.
Ruhlar bağırıyordu.
“Seç!”
“Birini seç!”
“Hepsini kurtaramazsın!”
O an Kökbörü anladı.
Sorun görmek değildi.
Seçmekti.
Bir görüntü netleşti.
Mete kuşatılmak üzereydi.
Eğer şimdi müdahale ederse…
Mete yaşayacak.
Ama Hunlar uzun yıllar sürecek bir barışa zorlanacaktı.
Eğer müdahale etmezse…
Mete ağır kayıplarla kurtulacak.
Ama Hun gücü büyüyecek.
İki kader.
İki sonuç.
Kökbörü ayağa kalktı.
Gözleri sakindi.
İlk kez.
“Ruhlar,” dedi.
“Bu kez ben seçmeyeceğim.”
Ve sustu.
Mete kendi zekâsıyla manevra yaptı.
Ordusunu dar vadiden çıkardı.
Ağır kayıp verdi.
Ama yok olmadı.
Ve o gün Hunlar zayıflamadı.
Aksine daha da sertleşti.
Savaş bittiğinde Mete Kökbörü’yü aradı.
Çadırında buldu.
Çocuk ateşe bakıyordu.
Ama bu kez alevler sakindi.
“Bu kez bağırmadın,” dedi Mete.
Kökbörü hafifçe gülümsedi.
“Çünkü kaderle savaşmayı bıraktım.”
“Peki ne yaptın?”
“Kaderi insanlara bıraktım.”