5. bölüm / 11
Kökbörü kamanın destanıGölgedeki ihanet
Bölümler 11Şu an: Gölgedeki ihanet
- 1 Sisli doğum567 kelime
- 2 Geçmişin sesleri568 kelime
- 3 Kamların yargısı616 kelime
- 4 Av yolunda karşılaşma523 kelime
- 5 Gölgedeki ihanet573 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Baba ve oğul571 kelime
- 7 On ok'un yemini579 kelime
- 8 Çin sınırında fırtına525 kelime
- 9 Kayıp akıl173 kelime
- 10 Son görü160 kelime
- 11 Deli şansın139 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
📜 DELİ ŞANSIN
BÖLÜM V — Gölgedeki İhanet
Bozkırda en tehlikeli şey kurt değildi.
Sessizlikti.
Ve o gün, ordugâhta fazla sessizlik vardı.
Mete Han avdan dönmüş, çadırına çekilmişti. Fakat beylerin çadırlarında fısıltılar dolaşıyordu.
Gençti.
Güçlüydü.
Ve çok hızlı yükseliyordu.
Bu, bazılarını rahatsız ediyordu.
---
Gece çöktüğünde üç gölge bir çadırda buluştu.
Biri yaşlı bir bey.
Biri ordunun atlı birliklerinden sorumlu komutan.
Biri ise Mete’nin en yakınında duran adamlardan biri.
Konuşmalar kısa ve keskindi.
“Henüz kağan değil.”
“Ama herkes onu öyle görüyor.”
“Bugün engellemezsek yarın geç kalırız.”
Karar verildi.
Bir av kazası olacaktı.
Ok yanlışlıkla hedef şaşıracaktı.
Ve kimse suçlanmayacaktı.
---
O sırada Kurtoba’da Kökbörü uykudan sıçrayarak uyandı.
Nefesi düzensizdi.
Elleri titriyordu.
Ruhlar bağırıyordu.
> “Yine kan…”
> “Yine kardeş eli…”
> “Tekrar ediyor…”
Çocuk başını iki eli arasına aldı.
“Susun!” diye fısıldadı.
Ama sesler kesilmedi.
Ateş görüntüsü geldi.
Bir at tökezliyor.
Bir ok yön değiştiriyor.
Bir lider yere düşüyor.
Kökbörü gözlerini açtı.
Bu geçmiş değildi.
Ama yaşanmış bir geçmişe çok benziyordu.
Yirmi yıl önce öldürülen kam…
Gizlenen ihanet…
Şimdi tekrar ediyordu.
---
Bars Kam çadırın girişinde belirdi.
Çocuğun nefesini dinledi.
“Yine mi?” diye sordu.
Kökbörü başını salladı.
“Bu sefer büyük.”
“Ne görüyorsun?”
“Bir bey düşüyor.”
Bars Kam’ın yüzü gerildi.
“Kim?”
Kökbörü gözlerini kapadı.
Bir yüz netleşti.
Sert.
Kararlı.
Uzun gölgeli.
“Onu,” dedi.
“Av yolunda gördüğüm adam.”
Bars Kam fısıldadı:
“Mete…”
---
Ertesi sabah Kökbörü karar verdi.
İlk kez kamların izni olmadan hareket edecekti.
Atına bindi.
Rüzgâr arkasından esti.
Ruhlar huzursuzdu.
> “Karışma…”
> “Bu insan işi…”
> “Zaman kendi yolunu bulur…”
Ama Kökbörü dişlerini sıktı.
“Geçmişi değiştiremiyorsam,” dedi,
“Tekrar etmesini engellerim.”
---
Av günü geldi.
Mete ve beyler dağlık alanda yayıldı.
Oklar hazırdı.
Atlar gerilmişti.
Ve plan işlemeye başladı.
Komutan, okunu gerdi.
Hedef bir geyikti.
Ama nişan hafifçe kayacaktı.
Tam o an.
Bir ses yankılandı.
“Dur!”
Herkes başını çevirdi.
Kökbörü tepede duruyordu.
Nefes nefeseydi.
Mete kaşlarını çattı.
“Ne yapıyorsun burada?”
Çocuk bağırdı:
“Okunu bırakma!”
Komutan tereddüt etti.
Ama planı bozmak istemedi.
Oku saldı.
Ve o an…
Rüzgâr sert bir şekilde yön değiştirdi.
Ok savruldu.
Ama hedef şaşmadı.
Çünkü Kökbörü atını sürmüş, Mete’nin atının önüne atlamıştı.
Ok çocuğun omzunu sıyırdı.
Mete’nin atı ürktü ama düşmedi.
Sessizlik.
Sonra bağırışlar.
---
Mete atından indi.
Kökbörü yere çökmüştü.
Omzundan kan akıyordu.
Ama gözleri bilinçliydi.
Mete komutana döndü.
“Bu nasıl olur?”
Komutan diz çöktü.
“Rüzgâr…”
Mete’nin bakışı sertleşti.
“Bozkırda rüzgârı hesaba katmayan komutan olmaz.”
Bu bir suçlamaydı.
Ve herkes anladı.
---
Kökbörü güçlükle konuştu:
“Bu ilk değildi…”
“Daha önce de oldu…”
Mete eğildi.
“Ne demek istiyorsun?”
“Gizlenen ihanet… tekrar eder.”
Bu söz, Mete’nin zihninde yer etti.
Çünkü o da biliyordu.
Güç yükseldikçe gölgeler büyürdü.
---
O akşam komutan görevden alındı.
Soruşturma başlatıldı.
Ve ilk kez Mete, Kökbörü’yü kendi çadırına çağırdı.
Çocuk omzu sarılı halde içeri girdi.
Mete uzun süre onu inceledi.
“Hayatımı kurtardın.”
Kökbörü başını salladı.
“Hayır.”
“Ne demek hayır?”
“Sadece geçmişin tekrar etmesini engelledim.”
Mete hafifçe gülümsedi.
“İkisi aynı şey olabilir.”
---
O gece Mete yalnız kaldığında düşündü.
Bu çocuk yalnızca geçmişi görmüyordu.
Geçmişin zincirini kırabiliyordu.
Ve bu…
Bir lider için en değerli şeydi.
Ama aynı zamanda en tehlikelisi.
---
Kökbörü çadırına döndüğünde ruhlar sessizdi.
İlk kez.
Ama içinden bir korku yükseliyordu.
Çünkü görüntüler ağırlaşmaya başlamıştı.
Ve bir anlık karanlıkta şunu gördü:
Mete bir gün kağan olacaktı.
Ama o yolda…
Bir baba düşecekti.
Çocuk irkildi.
Bu geçmiş değildi.
Henüz olmamıştı.
Ve ilk kez…
Gelecek, geçmiş gibi görünmüştü.
---
Bozkırda yeni bir söz yayıldı:
“Deli Şansın artık kaderi de değiştiriyor.”
Ama kader…
Her değiştiğinde bir bedel isterdi.
---
Bölüm etkileşimi
