6. bölüm · Kökbörü kamanın destanı

Baba ve oğul

Alp Kurt

📜 DELİ ŞANSIN

BÖLÜM VI — Baba ve Oğul

Bozkırda en ağır savaş düşmana karşı verilmezdi.

Kana karşı verilirdi.

Ve Hun tahtında iki gölge vardı:

Bir baba.

Bir oğul.

Hunların kağanı, sertliğiyle bilinen bir hükümdardı:

Teoman.

Yaşlı değildi.

Ama yorulmuştu.

Ve tahtın gölgesini paylaşmak istemiyordu.

Oğlu ise artık herkesin dilindeydi:

Mete Han.

Gençti.

Kararlıydı.

Ve halkın gözünde çoktan yükselmişti.

Bu, bir babanın taşıyabileceği bir yük değildi.

---

Saray çadırında fısıltılar başladı.

“Kağan oğlunu sınayacak.”

“Sınamak mı?”

“Belki de susturacak…”

Bu sözler rüzgâr gibi yayıldı.

Kökbörü o gece yine uyuyamadı.

Görüntüler geliyordu.

Bir esaret.

Yabancı bir ordu.

Rehin verilen bir prens.

Ve bir ok.

Bu kez hedef bir düşman değildi.

Bir baba…

Oğluna ok atıyordu.

Çocuk titreyerek uyandı.

“Bu geçmiş değil…” diye fısıldadı.

Bars Kam sessizce dinledi.

“Emin misin?”

Kökbörü’nün sesi kısıktı.

“Henüz olmadı.”

---

Ertesi gün haber geldi.

Teoman, Mete’yi komşu boylara rehine göndermişti.

Sözde barış için.

Ama bozkır töresinde rehinlik zayıflık işaretiydi.

Ve Teoman hemen ardından o boylara saldırı hazırlığı yapıyordu.

Bu açık bir plandı.

Oğlu savaşta ölecekti.

Ve kimse baba suçlayamayacaktı.

---

Kökbörü çadırdan fırladı.

Atına atladı.

Ruhlar çığlık atıyordu.

> “Karışma!”

> “Bu taht meselesi!”

> “Kan kanı çağırır!”

Ama o artık susamıyordu.

“Eğer kader buysa,” dedi,
“neden bana gösteriyorsunuz?”

Cevap gelmedi.

---

Mete rehin olduğu obada zincirli değildi.

Ama serbest de değildi.

Onu öldürmeye hazırlanan düşman beyleri fırsat kolluyordu.

Gece çökerken çadırın kapısı hafifçe aralandı.

Kökbörü içeri girdi.

Mete şaşırmadı.

“Seni bekliyordum.”

“Biliyordun.”

“Babamın hamlesini mi?” diye sordu Mete.

Kökbörü başını salladı.

“Evet.”

Mete gözlerini daralttı.

“Peki sen neden buradasın?”

“Çünkü bu kez geçmiş tekrar ederse… Hun dağılır.”

---

Uzakta at sesleri duyuldu.

Teoman’ın ordusu yaklaşmıştı.

Ama plan tersine dönecekti.

Çünkü Mete zincirlerini çoktan gevşetmişti.

Ve o gece…

Düşman boyuna ilk saldıran Teoman değil, Mete oldu.

Atına atladı.

Okunu çekti.

Ve kaçtı.

Peşine düşen askerleri bir bir atlattı.

Çünkü gençti.

Çünkü hızlıydı.

Ve çünkü artık ihaneti biliyordu.

---

Gün doğduğunda baba ve oğul karşı karşıya geldi.

İki ordu arasında.

Teoman bağırdı:

“İtaat et!”

Mete cevap verdi:

“İhanete mi?”

Ordu ikiye bölünmüş gibiydi.

Kimileri kağana bakıyor.

Kimileri oğula.

Rüzgâr sert esti.

Kökbörü uzaktan izliyordu.

Ruhlar susmuştu.

Bu an, insanlara aitti.

---

Teoman okunu kaldırdı.

Tıpkı Kökbörü’nün gördüğü gibi.

Bir baba…

Oğluna nişan alıyordu.

Ama bu kez bir fark vardı.

Mete hazırdı.

Ok atıldı.

Mete eğildi.

Ve aynı anda kendi okunu gönderdi.

Ok, Teoman’ın atının dizginini kesti.

At şahlandı.

Kağan yere düştü.

Ordu dondu kaldı.

---

O an tarihin yönü değişti.

Mete bağırdı:

“Kim benimle gelirse Hun yaşayacak!”

Sessizlik…

Sonra bir asker diz çöktü.

Ardından bir diğeri.

Ve bir diğeri.

Teoman ayağa kalkmaya çalıştı.

Ama artık kimse bakmıyordu.

Çünkü Hun tahtı o an el değiştirmişti.

---

O gece Mete kağan ilan edildi.

Ama yüzünde zafer yoktu.

Kökbörü çadıra çağrıldı.

İkisi yalnız kaldı.

Mete sessizce sordu:

“Bunu sen mi başlattın?”

Kökbörü başını salladı.

“Hayır.”

“Peki değiştirdin mi?”

Çocuk uzun süre düşündü.

Sonra cevap verdi:

“Hayır.”

“Ne yaptın o zaman?”

“Hazırladım.”

---

Mete derin bir nefes aldı.

“Babamı öldürmedim.”

“Evet.”

“Ama tahtı aldım.”

Kökbörü’nün gözleri ağırlaştı.

“Bazı kaderler ölümle değil… seçimle değişir.”

---

O gece Kökbörü yalnız kaldığında bir şey fark etti.

Artık görüntüler daha sık geliyordu.

Ve daha ağır.

Çünkü ilk kez gelecek gerçekten olmuştu.

Ve o ona dokunmuştu.

Ruhlar fısıldadı:

> “Her dokunuş… aklından bir parça alır.”

Çocuk aynaya baktı.

Gözleri biraz daha yaşlı görünüyordu.

---

Bozkırda yeni bir söz yayıldı:

“Mete Kağan yükseldi.”

Ama bazıları başka bir şey fısıldıyordu:

“Deli Şansın kaderle oynuyor.”

Ve kader…

Henüz bedelini almamıştı