12. bölüm · Kızılçayır'ın Efendisi
12. BÖLÜM: İlk Öpücük
Merhabaaaa 🌸
Keyifli okumalar diliyorum 🧙🏻♂️
Göz kamaştırıcı süslemeler... Tempolu bir müzik... Donatılmış kocaman masalar...
Kadının gözleri ilk yemekleri bulduğunda karnı çok açtı. Kaç gün oldu bilmiyordu ama doğru düzgün bir şey yememişti.
"Bu gece benim konuğum olmanı istiyorum." Dante, kadının kulağına eğilip fısıldadı. İnci'nin kulağına çarpan nefes tüylerini diken diken ederken yutkundu. Konuk derken bahsettiği şey umarım düşündüğüm şey değildir diye düşündü.
Genç kadın, oturduğu yerde rahatsızca kıpırdandı. Hem açtı hem de çok korkuyordu. Başına ne geleceğini bir türlü anlayamamıştı. Ölmeyeceğini biliyordu sadece o da Dante'nin kendisini çok varlıklı bir kraliyetten geldiğini sanmasıydı.
"Daha fazla aç kalmanı istemiyorum." Dante, kadına yemek dolu tabak uzattı.
İnci, önce tabağa sonra da Dante'ye baktı. Yemek belki ilaçlıydı? Belki içinde başka bir şey vardı. Kadın bu yüzden onun uzattığını seçmek yerine başka yerden hamur işi aldı. Yemeye başladığında Dante, alayla gülümsemeye başladı.
Bugün onun için önemli bir gündü ve bu kadının sinirlerini bozmasına izin vermeyecekti. Müttefik kurmak için eski bir dostunu saraya davet etmişti. O da tıpkı Dante gibi gölge varisiydi. Tek fark güneşi değil suyu temsil ediyordu. Bu yüzden Dezmo, Kıraç Varisiydi: Yani Kuraklığın.
Bir süre sonra Dezmo gelmişti. Müzik Dante'nin emriyle çoğalırken dans ederken daha da heyecanlı davranıyorlardı.
"Kadim dostum Dezmo." Gölge varisi ayaklandı. Bunu gören herkes ayaklanıp Dezmo'ya selam verdi. İnci, hariç. Kadın, oturduğu yerde iyice geriye yaslandığında yüzünde umursamaz ama iddialı bir ifade vardı.
Dezmo, uzun koridordu yürürken yanlarda masalar ve halktan insanlar vardı. Tahminince Dante'nin kendi halkıydı. Gölgeye hizmet edenler. Kumral koyu saçları dalgalı birazda uzunda. Açık kahve gözlerine sırıtan dudakları eşlik ediyordu. Dik omuzları ve yürüyüşü tıpkı ben varım diyordu. Güçlü ve tehlikeli biri olduğu bakışlarından belliydi.
"Dante." Genç adam, kolların açtığında Dante ile sıkıca sarıldılar. "Gölgeye bir adım daha yaklaşmışsın." Derken geri çekildi.
"Adım adım." Dante, yüzündeki kararlı gülümsemeyle başını salladı. Kendinden emindi. İçten içe kendine hep başardım diyordu. Atalarının yıllardır yapamadığını o yapacak. Yarı asillerin hakkını geri alacaktı.
Dezmo'nun bakışları İnci'ye kaydı. Kadın kendisine bakmadan oturuyordu. Adamın kaşları hafif çatıldı. Bu büyük saygısızlıktı.
"Bu kadın kim?" Dezmo'nun ses tonundan rahatsız olduğu belliydi. Neden karşısında sadece oturuyordu? Bu adamın en sinir olduğu şeydi.
"O Sarun'un kraliçesi." Dante, durumu fark ettiği için kızmıştı. Bu kadının arkadaşına saygısızlık yapmasına hakkı yoktu. "Güzel bir müttefik. Yoksa çoktan ölmüştü."
İnci, duyduğu ile bakışlarını çevirdi. Madem ölümden kurtulmanın anahtarı buydu. O zaman varlıklı bir ailenin kızı gibi davranacaktı. Sarun gelene kadar bu oyunu sürdürecekti. Kadının boğazında yumru oluşurken artık emin olamıyordu. Ya gelmezse? O zaman ne yapacaktı?
"Anlıyorum." Dezmo, umursamadan yerine geçip oturdu. Bu kadını pek umursamak istemiyordu. Müttefikte olsa onun gözünde minik bir noktaydı sonuçta.
Sandalyesine iyice yaslanıp bakışlarını halka çevirdi. Herkes onlara bakıyor bir komut bekliyorlardı. İşte lider olmak böyle bir şeydi. İşaret vermeden yemek bile yiyemezler. Dezmo bu kukla durumunu seviyordu. Kendisine ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyordu.
Dante de yerine otururken halkına işaret verdi. Herkes yemek yemeye başladığında yüzlerinde memnun olduklarına dair bir ifade vardı. Gölge varisinin yanında yer almaktan zevk duyuyorlardı. Belki de neye hizmet ettiklerini bilmedikleri için. Sadece Dante'nin verdiği yuvayı gerçek sandıkları içindi.
"Maviova'ya gittin mi?" Dante, bakışlarını Dezmo'ya çevirdi.
"Daha değil. Güneşin kararmasını bekliyorum." Uzanıp kadehindeki şaraptan bir yudum aldı. "Gölge geldiğinde Irmağın besin kaynağı kalmayacak."
"Böylece Kraliçe Oqua'yı alt etmek daha kolay olacak." Dante, sinsice gülümsedi. Diyarı ele geçirmeye adım adım yaklaşıyordu. Kurduğu plan, oluşturduğu strateji güzel işliyordu.
"Aynen öyle."
İkili beraber kadehlerini tokuşturdu. İkisinin de istediği tek şey vardı. Varis olmak. Onlarda bu diyarın varisiydiler. Onlarda kral olmayı hak ediyorlardı. Zamanında bu dünya ilk kurulurken büyük güç onları da yaratmıştı. Diğerleri yanlış yaratılış olarak adlandırsa da onlar bunu kabul etmiyorlardı.
İnci, duyduklarını anlamıyordu. Sarun'a söylemek için dikkatle dinliyordu. Keşke biraz bilgisi olsaydı da planlarının ne olduğunu anlayabilseydi. Genç kadın, giydiği elbiseden çok rahatsız oluyordu. Bu yüzden huzursuzca kıpırdandı. Kumaş yüzünden kaşınıyordu. Üstelik göğüs dekoltesi vardı. Kadınlar korseyi iyice sıkıştırdığı için hem göğüsleri büyümüştü hem de nefes almakta zorlanıyordu.
Dezmo, bakışlarını yanında oturan kadına çevirdi. Bu divardan olmadığı belliydi. Saçları ve göz rengi farklıydı. Acaba o da mı kendileri gibi varisti?
"Sizi daha yakından tanımak isterim." Dezmo, kadının elininin üzerini öpmek için tuttu. İnci, bu davranışla korkunca elini hızla çekti. Adam, kadının elini tekrar tuttuğunda sinirliydi. Kadını hırsla kendine çektiğinde yüzlerini birbirine yaklaştırdı.
"Bana bu şekilde davranırsan Dante de seni koruyamaz." Başını aşağı yukarı sallarken kadını korkutmak istiyordu ve başarıyordu da. Daha önce hiçbir kadın ona bu şekilde saygısızlık yapmamıştı. Ne isterse onu her şekilde alırdı. Bu ilk oluyordu ve egosu ciddi anlamda zedeleniyordu.
"Ben kendimi de sana karşı korurum merak etme." Genç kadının kaşları çatılmıştı. Ödü patlıyordu şu an ama adama belli etmeyi hiç istemiyordu.
Dezmo, duyduğu ile sırıttı.
"Öyle mi?" Kadını bırakıp Dante'ye çevirdi bakışlarını.
"Ona büyü işlemiyor." Dante, kısık sesle Dezmo'nun kulağına doğru konuştu. "Sarun'un büyüsü altında olmalı."
"Farkında mı?" Dezmo'nun sorusunu Dante, başını hayır anlamında sallayarak cevapladı.
"Öğrenmem gereken şeyler vardı ama öğrenemedim." Dante, günlerdir kadına büyü yapmaya çalışıyordu. Nereden olduğunu? Kim olduğunu? Öğrenmeliydi ki ittifak kursun ama nafile. Hiçbir şekilde büyü işlemiyordu. Hep bir kalkan ortaya çıkıyordu. Sanki onu koruyan bir şey varmış gibi.
Dezmo'nun duyduğu ile aklı karışmıştı. Sarun uzaklardayken nasıl bu kadına müdahele edecekti ki? Büyüleri o kadar uzun menzilli miydi? Genç adamın bakışları tekrar kadına döndü. Biraz daha yakından tanımak istiyordu onu. Ayaklanıp enstrüman çalanlara el işareti yaptı. Şarkı değişirken kadının elini tuttu. Kadını zorla kaldırdığında İnci'nin sabrı tükenmişti. Sakin olup ayak uydur diye geçirdi içinden. Bu adamın ruh hastası olduğunu düşünüyordu çünkü.
Dezmo, kadını orta alana götürdüğünde karşı karşıya geçtiler. İnci, dans edenlere kısaca baktığında ne yapacağını bilmiyordu. Genelde de romantik danslar yapan birisi değildi. Bu dans da çok farklıydı. Kadın ve adam karşılıklı geçiyor. Birbirlerine her yaklaştıklarında ellerini birbirine değdirip geri çekiyorlar. Daha sonra adam kadını etrafında döndürüyor.
İnci, Dezmo'ya ayak uydurmaya başladığında gergindi. Birbirlerine yaklaşıp uzaklaştıklarında kadın koşarak kaçmak istiyordu.
"Yosun halkının dansı. Hikayesini dinlemek ister misin?" Dezmo, merakla kadının gözlerine bakıyordu.
"İstemem." İnci, bakışlarını adamın gözlerine dikti. Korkmuyordu. Saçma bir cesaretle dolmuştu içi. Belki de artık ölmeye hazırdı? Sarun da gelmiyordu zaten. İçten içe çok kırgındı. Nasıl böyle bir şey yapmıştı? Daha doğrusu nasıl bu kadar güvenmişti?
Tamamen kendi hatasıydı. En başından bu işe bulaşmamalıydı. Kadının, gözleri birden buğulandığında Dezmo anlam veremedi. Şimdi neden ağlıyordu?
Nazikçe kızın çenesini kavradı. Bakışları buluştuğunda birkaç damla daha süzüldü.
"Sorun ne?"
Kadın, bu ilgili davranışı anlayamadı. Sabahtan beri kendisine psikolojik baskı kuran oydu. Şimdi, şefkatle bakıyordu kendisine.
"Bu gece benimle birlikte olmak için böyle davranıyorsan çok beklersin."
Dezmo, kadının hırçın haline gülümsedi. İnci'yi kendi etrafında döndürüp normal dans etmeye başladılar. İkisi yavaşça sağa sola salınıyordu.
"İstersem başarırım."
"O zaman bu gece erkenden ölmek için bir sebebim olacak."
Dezmo, duyduğu ile daha çok gülümsedi. Daha önce hiç bu kadar hırçın bir kadın görmemişti. Kendisini bu kadar koruyan, bu kadar önemseyen. Artık kadın gözüne daha da güzel görünüyordu. İlk gördüğünde de çok beğenmişti ama şimdi bambaşkaydı.
"Olmayacak merak etme."
Genç kadın, sessiz kalırken hafif kaşları çatıldı. Ne demek bu şimdi?
"Oturabilir miyiz artık yoruldum?"
"Bu müzik bitmez. Hem daha yeni başlıyoruz." Dezmo, kadını iyice kendine yasladı. İnci adamın gözlerine bakıyordu. Açık kahve gözlerinde farklı bir şey görmüştü. Anlayamadığı bir şey.
Dezmo, bu bakışları fark ettiğinde içten içe heyecanlıydı. Sonunda ilgisini çekmeyi başarmıştı. Açık kahve rengi gözleri kısa bir an sarıya dönmüştü.
İnci, doğru mu gördüm diye düşünürken gözleri irice açıldı. Bir yandan umutlanmak istemiyordu. Diğer yandan da o kadar umutlanmak istiyordu ki. Çok çaresizdi ve artık evine gitmek istiyordu.
"Sarun?" Diye sordu korkarak. Boğazındaki yumruyu yutkunarak geçirmeye çalıştı.
Dezmo, kadının gözyaşlarını nazikçe sildi. Bakışlarındaki güven hissi o kadar gerçekti ki İnci rahat bir nefes alıyordu.
Kadının yanaklarını avuçladığında yüzlerini yaklaştırdı. Dans edenler de dahil herkes onları izlerken atmosferde bir değişiklik yoktu. Ortamdaki hareketlilik ve müzik hala devam ediyordu.
"Ne yapıyorsun?" İnci, gözlerini hala adamın gözlerinden çekmiyordu. Sarun, olduğuna dair bir işaret arıyordu çünkü. Genç adam, gözlerini kapatıp açtı. Göz bebekleri sarıya dönmüştü.
Genç kadının gördüğü işaret gelmişti. Sarun'du bu adı kadar emindi. Bu sarı gözleri nerede görse tanırdı. Ellerinin sıcaklığını nasıl hissedememişti ki. O kadar korkmuştu ki sabahtan beri Sarun'un yanında oturduğunu anlayamamıştı.
Genç adam, hafif gülümserken kadının dudaklarına uzandı. Yaptığı şeyin sonunu hiç düşünmüyordu. Şu an tek istediği şey İnci'yi öpmekti. O kadar özlemişti ki onu.
İki gencin dudakları birleştiğinde İnci'nin gözleri hala ıslaktı. Günlerdir ayakta durmaya çalıştığı için zorlanmıştı. Korkudan ölürken aksini yansıtmak...
Genç adam, büyüsünü serbest bıraktığında ışıklar bedenini sarmıştı. Dudaklarını nazikçe kadının dudaklarından ayırdı. Gözlerini araladığında İnci'nin halini görmüştü. Sabahtan beri takındığı güçlü kadın yok olmuştu. Tükendiği de belliydi.
"Özür dilerim. Erken gelemedim." Sarun, büyü sayesinde kendi bedenine döndü. Kadının elini tutup bakışlarını Dante'ye çevirdi.
"Seninle sonra görüşeceğiz."
Herkes bu manzara ile sessizleşti. Müzikte kesilince daha da sessiz olmuştu. Dante, ayaklandığında sinirle gülümsedi.
"Dezmo'yu merak ediyorsan diye söylüyorum." Hafif gülümsedi. "Cesedini Solark köyüne yakın bir yere attık. Bir ara gömersin."
Sarun, bakışlarını İnci'ye çevirdi. Başıyla hadi işareti yapınca kadın kabarık eteğini tuttu. Genç adam, koşmaya başlayınca İnci'de var gücüyle koşuyordu. Dante, arkalarından Vardakları göndermiş cesedini istemişti. Hep planladığı gibi Sarun'un ölmesini istiyordu.
İnci'nin elbisesi adamı yavaşlatıyordu. Bu yüzden hemen bir yere saklanmalıyız diye düşündü. Vardaklar onlara yetişmeye başladığında ayak sesleri daha yakından geliyordu. Saklanmaya vakit yoktu. O zaman oyalamak zorundaydı.
Işınlanma taşını elinde sıkıca tutuyordu. Bir an önce aktif olması için odaklanmaya çalışıyordu. Bu sefer aynısının olmasına izin vermeyecekti.
"İnci, biraz daha hızlı."
"Bu elbiseyle sen koş." İnci, sinirle bağırdığında zorlanıyordu.
Işınlanma taşı bu esnada doyum noktasına ulaştı. Vardaklar onlara iyice yaklaştığında büyü ikilinin bedenini hızla sarmıştı...
Dizinin en heyecanlı yerinde reklam girer ye ben oyum işte 🤗
Neyse bu sefer kurtulmayı başardılar 🧙🏻♂️
Peki İnci neden bu kadar güvenini kaybetti? 💔
Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Haftaya görüşmek üzere... 🦋
