3. bölüm · Kızıl Ateşi

Salgın

Nurefşan Güran

Sabah gözlerimi dudaklarımda istemsizce oluşan bir tebessümle kalktım. Dün oswin beni çok eğlendirmişti, böyle bir zamanda kısa ama mutlu anımın oluşmasına sebep olmuştu. Artık olayların üstünden neredeyse 4 ay geçmişti ve benim bu depresif halimden bir an önce ayrılmam gerekiyordu. Dün içinde oswin'i ödüllendirmeliydim. Yine bütün gece değirmen taşı gibi dönerek yatmış, sabahta saçma bir pozisyon da açık kalan ağzından salya akar halde durmuştu. Ağzını kapamak için uzandığımda titreyerek uyandı, bu ani atağı beni de onu da korkmuştu. Aniden olunca biraz korktum sadece dedi. Ne kadar da aptaldım tabi ki de çocuk bu kadar kısa sürede kendini toparlayamamıştı. Ona karşı daha hassas ve şefkatli olmalıydım. Bugün seni dışarı çıkarmaya karar verdim dedim, konuyu dağıtmak istercesine. Kahvaltı için yemek sırasına girdik, bir haşlanmış yumurta, yarım ekmek biraz da peynir vermişlerdi verilen tabağa bakarken 5 kişiye de, 1 kişiye de bir tek bu tabağı verdiklerini fark ettim. Ekmekten bir kaç lokma sonrasını oswin'e bıraktım. Yemek bittikten sonra onu dışarıya çıkarttım. Bahar yavaştan etkisini göstermiş, eski serin havayı geride bırakmıştı. Bir taraftan yürürken bir taraftan ne yapacağımızı düşünüyordum 6 yaşında bir çocuğu nasıl mutlu ederdim? O sırada oswin koluma vurup elim sende diye bağırdı O kaçtı, ben kovaladım, ben kaçtım, O kovaladı ...Seksek, beştaş , saklambaç gibi oyunlar sonrasında ben yorgunluktan yere otururken oswin etrafımda dört dönüyordu enerjisini hayran hayran izliyordum. En sonunda kendisine bir arkadaş bulmanın sevinciyle akşama kadar oynadı. Onu zorla meydana doğru götürürken duvarlarda daha önce hiç dikkatimi çekmeyen yazılar gördüm.Kara Hançerler her yerdeler, onların herşeyden haberi var , bizi izliyorlar Bu insanlar kimdi? Ne yapıyorlardı?anlamıyordum adımlarımı korkuyla hızlandırarak ilerlemeye devam ettim. Oswin'e bir şey çaktırmaya çalışıyordum. Ama bu konuyu mutlaka birilerini sorup öğrenecektim. Meydana vardığımızda herkes bir kargaşa halindeydi. Kimseyi içeri almıyorlardı. Etraftan duyduğuma göre bir salgın başlamıştı, en çok da yaşlıları ve çocukları vuruyordu. Önlem içinse hasta olanlar içeri alınmayacak farklı bir yerde tedavi göreceklerdi. Bunun için herkes sırayla içeri alınmadan önce hasta olup olmadığına doktorlar tarafından bakılıyordu ve bu insanlar ailelerinin yanından alınıyordu. Evladını , babasını annesini, yakınlarını bırakmak istemeyenlerse idam kararı veriliyordu. Böyle böyle birçok kişi esir alınmıştı. Oswin ise bana sarılmış ben senden ayrılmak istemiyorum abla diye ağlıyordu Oswin'e kimse seni benden ayırmayacak ne sen, ne ben hasta bile değiliz korkucaksın bir şey yok desem de oswin ikna olmuyor ya hastaysak? Seni de kaybedemem diye ağlıyordu öyle bir şey olmayacak dedim ve onu kucağıma aldım. Buradan şimdi seninle gideceğiz, tamam mı? Kafasını sallayarak karşılık verdi. Yavaş ve temkinli adımlarla dikkat çekmeden ilerledim ara sokağı döndüm artık meydan'dan görünmüyorduk. Dikkatle arkamı Kolaçan ederken bir asker oswin'i sertçe kucağımdan alıp baldırıma tekme attı. Kızıl saçlarımı ellerine dolaşarak ayağa kaldırıp hey iki küçük kaçak yakaladım diye bağırdı. Bizi sıranın en önüne doğru sürükledi. Doktor kardeşimi yanına alırken bağırdım ben de kardeşimin yanında duracağım diye doktor ilk önce beni baştan aşağı sürdü sonra askere bırakabilirsin bakışını attıktan koşarak kardeşime sarıldım. Doktor bitmek bilmeyen bir sürenin ardından iyi olduğumuzu ve içeri geçebileceğimizi söyledi. Kardeşime sıcak bir gülümsemeyle baktım gözyaşları üstümü sırılsıklam hale getirmiş kızarmış gözleri çillerine uyum sağlamıştı. İçeriye girdiğimizde çoğu insanın hüngür hüngür ağladığını görüyordum hızla kendi bölümümüze yöneldim oswin'i hemen yatırdım saçlarını okşarken bir taraftan da bir şeyler mırıldanıyordum. Uyuduğundan emin olduğum yüzüne bakarken bunca şey benim için o kadar zor gelirken o nasıl dayanacak, küçücük bir çocuk olarak bunları nasıl kaldıracak diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Bir şey yapmalıydım, kimseden yardım alamayacağım aşikardı. Krallığında bizi umursamadığını, askerlerin bizi nasıl paçavra gibi kullandığına da şahit olmuştum aklıma o an sadece tek bir şey geldi Kara Hançerler... Nedense benim kurtuluşumun orada olduğunu hissediyordum yarından itibaren onları mutlaka bulacaktım ve kardeşimi mutsuz edebilecek herşeyi ortadan kaldıracaktım. Bundan sonra ben ben olmayacaktım...