10. bölüm · Kızıl Ateşi

Geri Dönüş

Nurefşan Güran

1 Ay Sonra

Evet sıra bana gelmişti, sınavı geçersem tam bir suikastçı olup geri dönecektim. Hızla pistte çıktım karşımda bize sıkılmadan 1 ay boyunca ders veren hocamız vardı.Hadi bakalım Althea, elimden geldiği kadar canını acıtmamaya çalışacağım dedi, gülümsemekle yetindim. Üstüme yumruk attığında başarıyla kaçmış, üstüne tekmeler savurmuştum, bir kaç tanesi denk gelse de çok da etkili olmamış hızını arttırmasına sebep olmuştu. Eğilip çelme takmak için bacağını uzattığında tam olarak bacağının üstüne atlayıp, Tristan'ın üstümde uyguladığı boyundan bayıltmayı yapmak için fırsat bulduğumda, becerememiş, hocanın kolumdan tutup, yere atmasını sağlamıştım. Yüzüme bir yumruk yiyeceğim sırada yana yuvarlanıp karnına yumruk attığımda, yer yığılan hocaya sırtına baskı uygulayarak kalkmasını engellemiştim, meraklı gözlerle Garwin'e baktığımda sıradaki işaretini görmekle koşup Jouse sarıldım o 1 aylık süreçte bana ablalık yapmış, her gece extra dövüş antrenmanı yapmıştı benimle aferin benim kızıma başaracağını biliyordum diyerek sarılışıma karşılık verdi. Ama bu tatlı anı bozarak dün kılıç sınavında daha kısa sürede halletmişti bu uzun sürdü, diyerek saçlarımı eliyle dağıtmıştı, bu dağıtmayı ben de hep oswin'e yapıyordum. Gidip eşyalarımı topladım bugün geri dönüyordum...

Bölümüme döndüğümde sıcak bir karşılamayla karşılaştım. Yemek hazırlamış beni bekliyorlardı. Mirielle hariç hepsiyle sarıldım, artık tamam anlamıyla onlardan biriydim. Yemek yerken artık karşılıklı dövüş antrenmanı yaparız ne dersin Althea dedi Morgana, neden olmasın dediye karşılık verdim. Köylü kızının seni yenebileceğini sanmıyorum Morgana dedi, Tristan bir şeye de karışmasa çatlardı. Morgana onu duymazdan gelerek ne duruma geldiğini öğrenmek istemezmisin? şimdi, diye sordu. Tristan uyarıcı bir sesle bu gece çıkıyoruz, sakatlık çıkmasını istemiyorum dedi söz konusu işi olduğunda bambaşka bir kişiliğe bürünüyor, o eğlenceli kişiden bir diktatör'e dönüşüyordu bu konularda onunla ters düşmemek lazımdı. Leo bugün sen de bizimle gelsene Cedric hasta olduğu için gelemiyor ama daha erken dersen anlarım dedi, elbette dedim katılmayı çok isterim, kimsenin karşı çıkmamasına sevinmiştim. Sofra toplandıktan sonra hepimiz toplanmış bı akşamki operasyonu konuşuyorduk. Daha önce toplanıp konuşmalarını görmüştüm ama ilk defa dahil oluyordum. Tristan planı anlatıyordu, plan basitti, bütün iş aslında Mirielle'ye düşüyordu. Parayı alıp, valizi verecekti bir aksilik olursa diye güvenlik olarak çatılarda biz duracaktık, yani Tristan'ım deyişiyle temiz işti. Giyinmeye koyulduk, dar bir pantolon üstüne kalın siyah tişört ve bacaklarıma kadar uzanan zırh görevi görmesini beklediğim yelek bacağıma bir hançer yerleştirip onu gizleyecek çizmeler giydim. Kendime uygun bir kılıç almak için odaya girdiğimde, Tristan kılıç almayacaksın, ne olursa olsun çatıdan aşağı inmeyeceksin benim sözümden çıkmayacaksın, hatta mümkünse yanımdan ayrılmayacaksın, belki bir sonrakine dedi kararlı bir şekilde, susamazdım farkındaysan ben sınavını başarıyla geçmiş biri olarak buradayım, bunun için eğtim aldım, sen beni, alıkoyamazsın diyerek kılıca elimi uzattığımda uzanan elim döndürüp belime doladı canım gerçekten acımıştı, bu konuda ciddiyetimi uygulamalı olarak göstermek istemiyorum ya sözümü dinlersin ya da Cedric'le birlikte bizi beklersin anladın mı? dedi bu bir soru değil açıkça tehditti, ama neden? diye sordum çünkü daha çok toy'sun talimdeki sınavı geçmekle meydanda canını tehlikeye atarak savaşmak bir değil önceden de dediğim gibi duygular zayıflıktır ama sen çok duygusalsın bu sana kayıptan başka bir şey getirmez dedi şimdi anlamıştım neden böyle davrandığını o güçsüz olmak istemiyordu onı zayıflatacak şeylerden uzak duruyordu. Sen duygularının olmadığını mı düşünüyorsun diye sordum, bana omuz silerek en azından aklımın önüne geçmesini engelliyorum diyelim dedi ve uzaklaştı...
Hepimiz kapının önündeydik Tristan'ın işaretiyle yanına geçtim kapıyı açtığında koşmaya başladık yol ayrımına geldiğimizde biz çatılara, Mirielle'de karşıya yöneldi. Hepimiz beklemdeydik, adamlar geliyordu, yandan Tristan'ın kahretsin sesine doğru döndüm ne oldu dedim fısıldayarak olması gerektiğinden fazla kalabalıklar, hemen Leo'ya işaret yaptı Garwin'e haber ver destek göndersin, Leo koşmaya başladı. Biz izlemeye devam ediyorduk, başları sandığımada kıllı adam Garwin göndere göndere seni mi gönderdi güzel kız diye Mireille'nin yanına doğru gidiyordu, Mirielle buraya uzlaşmaya geldim parayı alıp çantayı size vereceğim dedi sesinde korkuya dair bir şey yoktu. Adam daha da yaklaşarak acelesi yok değil mi seninle biraz vakit geçirecek kadar zamanımız var bence dedi artık sararmış dişlerini çıkararak gülüyordu. Mirielle saatine bakarak çok isterdim ama maalesef vaktim yok lütfen takası bir an önce gerçekleştirebilir miyiz? Artık sesini kontrol altına almaya çalışıyordu. Destek gelmesini bekleyemezdik, Tristan'a yardım etmeliyiz dediğimde destek gelmeden olmaz demesi tepemi arttırmıştı neden bahsediyorsun sen bırakalım da bu kıza ne yapacağı belli olmayan pislik adam Mirielle'yi öldürsün mü? Dugularımın beynimin önüne geçmesine engelliyorum derken bunu mu kastettin sen! dedim Mirielle'yi ne kadar sevmesem de o da bu grubun bir parçasıydı. Tristan aynı anda 3 kişiyi de o kalabalığın ortasına bırakıp ölüme terk edemem, ben sizden sorumluyum şimdi sesini kes ve otur. Biz konuşurken adam Mirielle'nin kolunu tutmuş, duvara sıkıştırıyordu, bir taraftan tekme atıp bir taraftan ben Garwin'in kızı gibiyim bana bir şey olursa sizi öldürür desede adam kahkahayla karşılık veriyordu. Mirielle bütün kuvvetiyle adamın yüzüne tekme attıktan sonra daha kaçamadan karnına bir bıçak saplanmıştı acıyla yere çökerken artık dayanamamıştım, gözümün önünde ölmesine izin veremezdim. Tristan'ın kınından kılıcı çekip koşarak aşağı atladım. İlk hedefim o bıçağı saplayan uzun boylu adamdı, koşup sırtına atlayıp boğazını kestikten sonra üstüme atılmak üzere olan adamın karnına kılcı sapladım, yaptıklarıma ben bile inanamıyordum. Üstüme koşarak gelen iki adamın üstelerine doğru koşarak savrulan kılıcın altından eğilip geçip arkadan sırtlarını çizerek geçtim. Mirielle' kısa bir süreliğine baktığımda üstüne doğru giden adamın karşısında acıyla yerde kıvrandığını gördüğümde koşsam bile yetişemezdim, bacağımdaki hançeri fırlattım, hançer tam ense köküne isabet etmişti, oluk oluk akan kanlar Mirielle'yi ıslatıyordu. Daha onlarca kişi vardı, kılıçlarını almak için atlarına koşturuyorlardı. Şimdi önüme çıkan adam gerçekten çok kuvvetliydi, o saldırıyor ben darbelerden kurtulmak için uğraşırken adım adım Mirielle'nin yanına ulaşmaya çalışıyordum. Bacağıma bir kesik almamla yere düştüm. Göğsüme indirilen kılçtan yuvarlanarak kaçtım ve dengesini kaybettirip, sırtına kılcı sapladım. Kanayan bacağımla yalpalaya yalpalaya Mirielle'nin yanına vardım. Hareketsizdi ama hâlâ yaşıyordu. Buradan kaçışımız yoktu, destek gelmezse ölecektim. Etrafımız iyice kalabalıklaşmaya başlamıştı, burada ölsem bile kahramanca ölecektim ,korkmadan, boyun eğmeden...
O pislik adam hâlâ aynı sırıtışıyla yanımıza geliyordu, uzak dur seni soysuz köpek diye bağırdım. Pislik, arkasındaki adamlardan cesaret buluyordu, artık üstüme eğilmiş birdiniz iki oldunuz ama birinizde gidici olduğuna göre değişen bir şey olmadı. Ellerini saçıma attığında elimdeki kılıcı üstüne savundum elimi yakaladı senin gibi cici kızlara böyle şeyler hiç de yakışmıyor dedi. Yüzüne tükürdüğümde karnıma bir yumruk attı, haddini bilmelisin ufaklık dedi tükürüklerini saçmasıyla bu tükürüklerin kanla karışık çıkması bir oldu, Tristan, destekle birlikte bizi kurtarmıştı. Mirielle'yi kucağına alırken yüzüme bakmadan peşimden gel dedi. Kapıya yaklaşmıştık Tristan diyebilmiştim ki kes sesini bundan sonraki 1 hafta boyunca hiç bir operasyon'a gelmeyeceksin dedi, daha önce onu hiç böyle görmemiştim bütün sokak onun sesiyle inlemişti, doğrusu sesimi çıkaracak cesareti kendimde bulamamıştım. Sessizce içeri girmiştik içerde doktor oldukların şüphe ettiğim adamlar vardı, Tristan, adamları, Mirielle'nin odasına yönlendirdi ve kapılar üzerime kapandı, salonda kanayan bacağımla koltukta başbaşaydım.