4. bölüm · Kırmızı Kapaktaki Sır
2. Bölüm
Caner kus@rken pamuk şekerleri gördüm. "Hadi pamuk şeker alalım."Ömer koluma girerken pamuk şekerleri yöneldik. "Hepsinden bir tane alabilir miyiz?"
Pamuk şekerci amca hepsinden bir tane verirken kollarim pamuk şekerlerle dolmuştu. Paketlerden birini açıp yerken diğerlerinde bir tane pamuk şeker dağıttım.
"Eve gidelim mi artık? Geç oldu?"
"Ama sadece bir tane alete bindik? Biraz daha kalalım." Caner mızıkcılık yaparken hâlâ midesi bulanıyordu. "Bu hâlinle mi kardeşim? Hadi eve gidelim, sonra tekrar geliriz." Caner'le Serhat yanımızdan ayrılırken Ömer beni eve bırakma teklifinde bulundu. "Olur." dediğimde evimin önüne kadar bana eşlik etti.
Eve vardığımızda, "O zaman akşam görüşmek üzere." diyerek el salladım. "Görüşürüz." Onu sokakta bırakırken eve girdim. Kapıyı açtığımda içeride kolilerin topladığını gördüm. "Anne?" İçeri seslendiğimde annem göründü.
"Kızım artık gitmeliyiz. Taşınmamız gerekiyor."
"Ama neden anne? Ben buraya daha yeni alışmıştım." Annem salona girdiğinde arkasından ilerledim. "Yeni evimizdede alışırsın. Hadi güzel kızım topla eşyalarını, birazdan çıkarız." Başka şansım olmadığı için odama gidip eşyalarımı toplamaya başladım.
Eşyalarımı toplandığımda nakliyeciler kolileri ve büyük eşyaları getireceği için yanıma sadece gerekli eşyalarımı çantama atmıştım. Yatağıma oturduğumda Ömer'e taşınacağımıza dair kısa bir mesaj yazdım. Ardından annem çıkmamız gerektiğini söylediğinde çantamı sırtlanıp binadan çıktım. Arabaya yöneldiğimde birisi arkamdan adımı seslendi. "Defne!" Ömer tam karşımda duruyordu.
Kollarını açtığında çantamı yere bırakıp boynuna atladım. Ömer'e sarılırken gözümden birkaç damla yaş geldi. Ona kısacık sürede alışmıştım fakat şimdi gidiyordum.
Ondan ayrıldığımda, "Gidiyor musun?" dedi titreyen sesiyle. Başımla onayladım. "Gidiyorum." dedim benimde titreyen sesimle. Peki bir daha görüşür müyüz?" dediğinde, "Görüşmezsek asıl seninle konuşmam. Her gün beni arayacaksın." "Söz" Annem, "Hadi Defne gidelim." dediğinde onunla son kez sarılıp yerdeki çantamı alarak arabaya bindim. Annem arabayı çalıştırırken gözden kaybolana kadar Ömer'e el salladım. "Onu seviyor musun?" Annemin ani sorusuyla kalakaldım.
Aradan geçen iki günün ardından yüzümde sırıtmayla okula girdim. Sınıfıma çıktığımda Ömer eski yerinde oturmuş camdan dışarı seyrediyordu. Ses çıkarmadan yanına giderken Caner ve Serhat şaşkınlıkla bana bakıyordu. "Oturabilir miyim?" dediğimde bana bakmadan,
"Dolu orası." dediğinde yüzüm düştü ama moralimi bozmadım. "Kim oturuyor peki?" "Eski bir arkadaş-" Ömer'le camın yansımasından göz göze geldiğimizde şaşkınlıkla bana baktı. Bana döndüğüne, "Defne? Gitmedin mi sen?" dediğinde olumsuz anlamda başımı salladım. "Gitmedim ve gitmeye niyetim yok." Annemin o gün sorduğu soruyla tanışmaktan vaz geçmişti. Beni, Ömer'den ayrılmak istemediği için kalmayı tercih etmişti ve iyikide etmiş. Ömer beni kucağına alarak döndürmeye başladı.
Gülerken, "Indir beni ya! İnsanlar yanlış anlayacaklar." dediğimde beni zemine bıraktı. "Kimse yanlış anlamaz doğruları." Okul çıkışı kalmamı kutlamak için yemeğe gelmiştik. Caner, Serhat ve ben, Ömer'in peşine takılmış gidiyorduk.
"İşte burası." Tatlı bir kafe tarzı bir yere geldiğimizde, "Aslında burası bizim ama seni getirmeye fırsat olmadı. Laftada kalmasını istemediğim için söylemedim." İnce düşüncesi benim kızarmama sebep olurken içeri geçip boş masalardan birine otrduk.
"Istediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz, para ödemeyeceğiz neticesinde." Caner ve Serhat durumdan memnunken, "Olmaz öyle şey. Ne yiyeceksek parasını ödeyeceğiz, aksi taktirde beni yok sayın."
"Ben ödeyeceğim tamam mı? Yemek ısmarladım diye düşün."
"O zaman bende seni daha sonra bir yere götüreceğim."
"Kabul." Siparişlerimizi verirken garsonlar nazik davranıyordu. Siparişlerimiz geldiğinde bir güzel mideye indirdik.
Sokakta yürürken yediklerimizi sindirmeye çalışıyorduk. Yolda giderken gördüğüm kedi ile duraksadım.
Kedinin yanına gidip kediyi aldığımda kız olduğunu fark ettim. Çok minnoş bir kediyi vede tatlı. Ömer yanıma gelip "bu ne güzelim" dediğinde Ömer'e dönüp "kediii" demiştim i harfini uzatarak. Ömer kediyi sevince gülümsemiştim. Diğerleri bizi bekliyolardı. Ömer'e dönüp "bu kedicik bizimile gelse?" dediğimde ömer kafasını sallamıştı. Kediyi ceketime sarıp öptüm minicik yaa. Yolda giderken miğdem bulandı bir anlığına durdum. Hepsi durup bana baktı defne gelip "iyimisin" diye sorduğunda evet anlamında kafamı salladım.
Yola devam ettik. En son benim evimin önunde durduk.Diğerlerine dönüp Ömer'i yanağından öptüm ve el salladım. Hepsi şaşkındı bense gülerek eve giriyordum. Eve girdiğimde minik kediyi yere bırakıp bir kaba süt töktüm. O orda sütünü içerken bende telefonla biraz ilgilendim ve video izledim.
Canım sıkıldığı için yemek yapmaya karar verdim. Seviyordum yemek yapmasını. Mutfağa girip 2 noodle çıkardım ve biraz yoğurt miğdemi sormayın biraz karma bir miğdem var. Noodle olunca yoğurtla katıştırıp televizyon karşısında yedim. Bugünde doyduk şükür jsjsjs. Tabağı mutfağa koydum salona gittiğimde kediyi alıp odama gittim. Annem uyumuştur diye sessizdim.
Odaya girip kediyi yatağıma bıraktım ve üstümü değiştirdim Üstümü değiştirip yatağa uzandım kediyi de yatağa çıkartıp fotorafını çekip Ömer e attım. 'Yaaa bu çok tatlı' yazıp attığında hemen mesaj gelmişti. 'Kim senmi bencede çok tatlısın' yazıyordu yanaklarım kızarmaya başladığında 'şuan utandığına eminim kesin yanakların ve burnunun ucu kızarmıştır çok tatlı oluyorsun keşke görseydim' yazıyordu.
Ben iyice kızarırken 'hadi uyu artık yarın okul var' yazısı ile gülerek uyudum Sabah okula kalktığımda annem ın yanağından öpüp sofraya oturdum annem 'dur şimdi başlama misafirimiz var' dediğinde "kim?" dedim kapı çalınca kapıyı açtım Ömer ve annesi gelmişti Ömer’in üstünde okul forması ve çantası vardı.
Hoşgeldiniz dediğimde içeriye geçtik. Ben annemin yanında Ömer'den annesinin yanında oturmuştu. Annem bir yere gittiğinde elinde kedi ile gelmişti. "Kızım bune?" dediğinde "kedi o" dedim annem "biliyorum kedi olduğunu evimizde ne işi var?" dedi "şey dün sokakta usulca duruyordu bende aldım" dedim annem "eve mi?" dedi bende "ahırımız varsa ahıra da koyarım" dediğimde Ömer ve annesi gülmüştü Ömer'in annesi ile annem oturmaya devam erken Ömer kalktı ve "ee hadi okula geç kalıcaz" dedi. "Haa evet doğru" dedim ve kalktım. Annesi ve annemle vedalaştık sonra okula doğru yol almaya başladık.
Okula geldiğimizde Caner ve Serhat kösede en arka sıranın bir önde yan yana oturuyordu. Bide onların arkalarındaki sıraya doğru ilerledik. Ben duvar kenarına oturduğumda Ömer hemen yanıma oturdu. Ders bittikten sonra dışarı çıktık. bahçede bir bankta oturuyorduk.
Yanımıza bir anda üç kişiden oluşan bir grup öğrenci geldi. En önde olan öğrenci "ooo Omer sevgili mi yaptın yoksa" dedi gevşek gevşek. "Arda git başımdan belanı benden bulma" dedi Omer dişlerini sıkarak. "O niyeymiş, yoksa sevgilin değil mi değilse, denemek isterim Güzel kız yani" dedi bana rahatsız edici bakışlar atarak.
Benim hakkımda bir eşya gibi konuşuyorlardı ve bu beni kötü hissettiriyordu. "Neden ben yokmuşum gibi benim hakkımda konuşuyorsunuz" diye çok saçma bir cümle kurdum. Hepsi bana bakıyordu tam tamına altı erkek bana bakıyordu ve bu değişik hissettiriyordu.
"Ne oldu fıstık rahatsız mı oldun" diye sordu adının Arda olduğunu öğrendiğim çocuk. Ne yani fıstık ona göre bir iltifat mıydı iğrenç kızlar bu kelimeden hoşlanıyor muydu yani nasıl bir zevk bu. Omer'e doğru baktım göz ucuyla bana bakıyordu biraz daha zorlasa gözlerinden alevler çıkıcaktı sanırım.
"Evet rahatsız oldum hem fıstık ne ya bundan etkilenen kız varmı eğer varsa sana diyorum ya maldır yada seni mal yerine koyuyordur" dedim ve yerimden kalktım. Ben kalkınca Ömer, Caner ve Serhat'ta kalktı. "Sen baya laf soktun ha" dedi Caner bir kahkaha patlatarak.
"Peki Arda'nın yüzünü gördünüz mü sanki annesinin aslında babası olduğunu öğrenmiş gibi bakıyordu" dediğinde hepimiz gülmüştük. Benzetmesi çok garipti ama komikti işte. Ama içimden bir ses o Arda denen çocuk ve yanındaki ikili başımıza bela olacakmış gibi bir his vardı içimde nedenini bilmiyorum ama vardı işte.
Okul bitmişti ve ben çok yorulmuştum. Ben, Ömer, Serhat ve Caner ile benim evime doğru ilerliyorduk. Evime geldiğimiz de Serhat ve Caner'e el salladım. Ömer'i ise yanağından öptüm. Ben eve doğru hızla yürüyüp kapıyı bende olan anahtar ile açıp içeri girdim. Utanmıştım neden utanıyordum ki o beni rahat rahat öpüyordu bende öperdim. Düşüncelerden uzaklaştım ve odama geçtim.
Üstümü değiştirip lavaboda işlerimi halletikten sonra biraz ders çalıştım. Ben soru çözerken bir bildirim geldi telefonuma. Bakmaz olaydım Ömer'den mesaj vardı. "Sen iyi huy edindin ikidir öpüp kaşıyorsun" yazıyordu. Ne yazıcaktım ki şimdi. "Sanane" mi yazsam yok çok kaba olur. Bir anda elim kılavyeye dokundu ve yazmaya başladı. "Opmiyim mi yani" ve gönderdi. Anında gördü.
Ben naptım şimdi ya of diye kendimle iç savaş içindeyken. "Birdahakine ilk ben öperim ama" diye mesaj geldi Omer'den. Ne nasıl olamaz. Hemen cevap yazdım. "Bende öpüceksem neden olmasın" yazdım.
Biz baya baya flörtleşiyorduk Ömer'le bildiğin flörtleşiyorduk hemde. "Salak defne bilmediğin flörtlesme mi var kızım" dedim kendi kendime. "Ben dünden razıyım" yazdı Omer. Ne yani kabulmü ediyordu. "Tamam kabul o zaman" yazdım. "Tamam banada kabul" yazdı. Kalp koydum ve mesaj yerinden çıktım.
Ne yani o beni öpücekti bende onumu yok artık. Sabah kalktım elimi yüzümü yıkadım ve günlük rutinimi haletim. Lavabodan çıktım ve üstümü giyindim. Odamdan çıktığımda mutfaktan çok güzel kokular geliyordu. Mutfağa girdim ve annemi kahvaltı hazırlarken buldum. Yanağından öptüm ve sofraya oturdum. Zaten ben gelmeden herşeyi hazırlamıştı.
Sadece masaya koyamsı kalmıştı oda sadece salatalık ve domatesti. Biz kahvaltı ederken kapı çaldı. "Ben bakarım" dedim ve kalkıp kapıyı açtım. Karşımda Ömer vardı. Bana sırıtarak bakıyordu ne yani niye böyle bakıyordu. "Senmi geldin" diye sordum. "Evet ben geldim başka birinimi bekliyordun" diye MUM sordu merak içinde. "Yoo aslında kimseyi beklemiyordum" dedim.
"İyi o zaman" dedi ve yanağından öperek içeri girdi. Ben arkasından şaşkınlıkla bakıyordum kendime geldim ve kapıyı kapatıp bende içeri girdim. Omer masaya oturmuş kahvaltı ediyordu annemle. Kahvaltıyı etik ve annemle vedalaşıp evden çıktık. "Eeee" dedi. "Ne eee" dedim. "Sen öpmicekmisin" diye sordu. Bu dediği ile şok olmuştum. Kendime geldim "ben öpücek mıydım" diye sordum. "Öpmicekmisin" dedi. "Õpim mi" dedim.
"Ama öpüceksen öp artık Defne şu çocuğu" diye Caner'in sesi duyuldu arkadan. "Sizin ne işiniz var burda lan" dedi Ömer. Ne işimiz olsun sizinle gelelim dedik bu sokağa saptık ama siz bizden yavaşsınız bir öpemediniz" dedi Serhat.
