5. bölüm / 22
KIRIK KANATLAR-ASKERİ KURGU5.BÖLÜM
Bölümler 22Şu an: 5.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM715 kelime
- 2 2.BÖLÜM728 kelime
- 3 3.BÖLÜM700 kelime
- 4 4.BÖLÜM616 kelime
- 5 5.BÖLÜM606 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.BÖLÜM675 kelime
- 7 7.BÖLÜM640 kelime
- 8 8.BÖLÜM352 kelime
- 9 9.bölüm300 kelime
- 10 10.BÖLÜM658 kelime
- 11 11.BÖLÜM530 kelime
- 12 12.BÖLÜM601 kelime
- 13 13.BÖLÜM544 kelime
- 14 14.BÖLÜM379 kelime
- 15 15.BÖLÜM620 kelime
- 16 16.BÖLÜM551 kelime
- 17 17.BÖLÜM679 kelime
- 18 18.BÖLÜM477 kelime
- 19 Duyuruu27 kelime
- 20 19.BÖLÜM549 kelime
- 21 20.BÖLÜM397 kelime
- 22 FİNAL51 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar dilerim bazı yerler askerler içindir bilginize teşekkürler 🎀💖
_______________________
5.BÖLÜM
Kapı çaldığında ayağa kalkıp ayağımdaki terliği düzelttim. Kapıyı açmamla Saraç ailesini gördüm ve arkalarındaki hastanedeki Leyla doktor da vardı. Hepsini içeri aldım. "Hoş geldiniz," dedim. Nilüfer elindeki paketi bana uzatmıştı. Paketi alıp kapıyı kapattım. Leyla hanım üzerindeki kabanı bana uzattı, hepsini askılığa astım. Ayaklarına terlik verdim. Abimler ve diğerleri koltukta oturuyordu. Öztan uyuyordu, Baranalp abim kitap okuyordu, Demir elindeki silahını temizliyordu. Karman abim oturmuş yaptığı soslu tavuk ve makarnasını yiyordu. Mutfağa geçtim, yanıma Leyla ve Nilüfer gelmişti. Bir bacağımı içime çektim ve Nilüfer ablanın bana verdiği yeşil paketi açtım. İçinden çıkan kırmızı babetler beni ağlamaya getirmişti. Gözlerim dolmuştu ama bu bir mutluluk ağlayışı değildi.
"Anne, ben bıçağın üzerinde nasıl duracağım, söyler misin? Ya ayağıma bir şey olursa?" dedim. Üvey annemin dudakları yukarı doğru kalktı. "En iyi olman için çabalıyorum, o meymuniyetsiz abinlerin gibi ellerinde oyuncak silahla oyun oynamıyorsun sadece," dedi. Bana uzattığı eski tarz bir kırmızı babetre hayranlıkla baktım, gülerek "Bunları bana mı aldın? Ama bu kenarı yırtık," dedim üvey anneme. Daha küçük olduğum için bana alınan ilk hediyem olmasıydı üvey annemden. "Benim eski babetlerim," dediğinde yüzüm düştü. Bana aldığı en kötü hediye olarak kırmızı babetler o zamandan beri korkulu rüyamdı...
"İyi misin, efsuncum? Su vereyim mi, rahatla biraz," dedi Leyla. Başımı salladım, Leyla dolaptan bardak alarak bana su doldurdu. Suyu tek hamlede içtim, gözyaşlarımı sildim. Nilüfer'e bakarak "Teşekkür ederim, en sevdiğim renk ve istediğim babetler," dedim. Nilüfer gülümsüyordu. "Rica ederim ve sana bir şey söyleyeceğim, ben kızımı böyle 3-4 yaşına geldiğinde seninle beraber bale yapsa öğrense," dedi. Nilüfer ablaya gülerek baktım. "Sence Albora abi izin verecek mi?" dedim. Nilüfer gülümseyerek ellerimi tuttu. "O bana kıyamaz, her dediğimi yerine getirir, sen merak etme," dediğinde gülümsedim, başımı salladım. "O zaman başlarız asenamıza," dedim. Nilüfer gülerek alkışladı. Leyla'ya döndük ve bacak bacak üstüne atıp saçımı geri attım. "Söyle bakalım, abimle ne zaman evleniyorsunuz?" dedim. Leyla içtiği kahveyi püskürttü. "Ne evlenmesi, biz Aktan'la arkadaşız, liseden beri evlenmeye veya başka türlü bir şeyimiz yok," dediğinde he he dercesine elimi salladım. "Abim odasında, durum Leyla dinliyordu." Leyla'nın gözleri fal taşı gibi açılmış, şok olmuştu...
Karman Aktan'a bakıyordu. Önünde duran teröristlere teker teker acımadan, beklemeden sıkıyordu. Kendini çok kaptırmıştı. Demir önünde duran adam en iyi, en performanslı asker olarak biliniyordu ama Demir Demirel kadar değildi. Bir anda Demir teröristin kafasına nişan alarak ateş açtı. Terörist yerde yatıyordu, buralarda temizlenmişti. Aktan kollarını arkasına attı. "Barut timileri, eve dönme vakti. Tüm işlerimiz burada bitmiştir, topraklarımız temizlendi..." dedi. Herkes eve döndü. Albora koşarak Nilüfer'i kucağına aldı ve yanaklarını öpmeye başladı.
"Seni çok özledim, kara gözlüm," dedi Albora Nilüfer'e. "Ama sadece 6 saattir yoktun," dedi Nilüfer. Albora'nın dudakları yukarı doğru kıvrıldı. "İster 6 saat olsun, ister olmasın, hiçbiri umrumda değil. Seni her dakika, her saat özlüyorum," dedi. Albora son olarak onlara gülümseyerek baktım. Mutfağa geri geçtim. Nilüfer geri gelmişti. Cezveye koyduğum telvenin üzerine şeker ve 10 fincan soğuk su koydum ve çay kaşığı ile karıştırdım. Orta ateşe koyarak beklemeye başladım. Karıştır, karıştır, böyle devam ediyordu. Kahve yukarı doğru çıktığında hepsini fincanlara döktüm ve kızlara kahvelerini verdim. Erkeklerin yanına geçerek hepsinin önüne kahvelerini koydum. Tepsiyi önümde tutarak "Yorgunluk kahvesi olsun ve afiyet olsun," dedim ve yanlarından ayrılıp kızların yanına geçtim. "Ee asenanın durumu felan iyi mi bişeyi varsa der misin leylacım" Dedi. Nilüfer Leyla'ya "hayır hayır hiç bir sorunu yok. Gerçekten endişelenme sadece 2 3 ay bizimle kalıcak erken doğum olduğu için" Dedi. Doktor leyla kahvemden bir yudum aldım ellerimi kendime kenetlenip "nilüfer bu kadar korkmana gerek yok canım asena babası ve senin gibi çok güçlüdür herşeye katlanır inan bana" Dedim....
5.BÖLÜM SONU
______________________
okuduğunuz için teşekkürler oy verip yorum yapmayı unutmayın sizleri seviyorum 🎀💖
Bölüm etkileşimi
