10. bölüm / 22
KIRIK KANATLAR-ASKERİ KURGU10.BÖLÜM
Bölümler 22Şu an: 10.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM715 kelime
- 2 2.BÖLÜM728 kelime
- 3 3.BÖLÜM700 kelime
- 4 4.BÖLÜM616 kelime
- 5 5.BÖLÜM606 kelime
- 6 6.BÖLÜM675 kelime
- 7 7.BÖLÜM640 kelime
- 8 8.BÖLÜM352 kelime
- 9 9.bölüm300 kelime
- 10 10.BÖLÜM658 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11.BÖLÜM530 kelime
- 12 12.BÖLÜM601 kelime
- 13 13.BÖLÜM544 kelime
- 14 14.BÖLÜM379 kelime
- 15 15.BÖLÜM620 kelime
- 16 16.BÖLÜM551 kelime
- 17 17.BÖLÜM679 kelime
- 18 18.BÖLÜM477 kelime
- 19 Duyuruu27 kelime
- 20 19.BÖLÜM549 kelime
- 21 20.BÖLÜM397 kelime
- 22 FİNAL51 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar dilerim, bazı yerler askerler içindir, bilginize teşekkürler 💖🎀
______________
10. BÖLÜM
Baranalp elindeki pompalıyı mağaranın çukur yerinde mermi ile dolduruyordu. Mağaranın öbür kısmından gelen düşman askerler taş duvarlara sıkıyordu. Baranalp, hazırlanmış önünde duran düşman askerlerine teker teker pompalı ile sıkıyordu. Düşman askerler yerde yatıyordu. Baranalp eline aldığı telsizi "burası temiz komutanım" dedi. Üç bir ağızdan "temizlendi" denildi. Öztan, demire döndü, öldürdüğü düşman askerinin yanına oturmuş çayını yudumluyordu. Öztan'ın dudakları yukarı doğru kıvrıldı. "Rahatlığına bak be, öldürdüğü adamın yanına oturup çay içiyorsun, bize de vermiyorsun" dedi Öztan. "Buyur" dedi Demir, elindeki termosu Öztan'a attı. Herkesin buluşma yerine geldiğinde Öztan ve Demir'i çay içerken gördüler. Aktan elindeki silahı omzuna attı. "Burada işimiz bittiğine göre yarın için hazırlanmamız lazım" dedi. Demir çayından yudum aldı. "Ben gelmiyorum komutanım" dedi Demir. "Neden, Kara Şahin kız kardeşimi izlemeyecek misin? O herkesi görmek istiyor" dediğinde Demir çayından bir yudum alarak ayağa kalktı, düşman askerin koynunda tuttuğu silahı alarak "ben düşmanımın anlamsız gösterisini izlemeye gelmem komutanım" dedi. Aktan kollarını arkada tuttu. "Efsun'la ne derdin var, söyle bakalım" dedi Demir cantasını toplarken. "Uzun hikaye komutanım" Aktan başını salladı. Barut timiler görev arabalarına bindiler. Kapı kapanırken Albora eldivenlerini takarken "komutanım, biz göreve giderken bu kapı açılana kadar savaş biter, size söyleyim" dedi Albora. Aktan'ın dudaklarından çıkan gülme "aslanım, sen merak etme, kapıyı ezip geçeriz biz" dedi Aktan. Bartuğ gülerek "Aktan, lafı soktu, burada olay bitti kardeşim."
Korseyi belime geçirip sıkıca sıkmalarını söyledim. Nilüfer saçlarımı örüyordu, arkadan Leyla belimi sıkılaştırıyor, diğer yandan da Işıl makyajımı yapıyordu. Hepsi tek bir prova içindi. Her şey bittiğinde gözlerimden yaşlar gelmiyordu, sadece içim ağlıyordu. Üçü boynuma sarıldı, benden geri çekilerek "her şey senin için Efsun, senin kazanmanı istiyoruz ve seni hazırlamak üçümüzün de hayaliydi" dedi Leyla. Gözüm dolduğu için masanın üzerinden bir parça kuru mendil alarak göz altlarımı sildim. Işıl bana gülümseyerek "sana ağlamak değil, gülmek yakışıyor Efsun" dedi. Ellerimi birleştirip burun hizama getirdim. "Bana böyle demeyin, ağlayacağım şimdi" dedim. Nilüfer saçlarımın arasına getirdiği taçı taktı. "Şimdi eteği kısa olan bir prenses gibisin." Gülümsedim, bana stres vermek yerine motivasyon oluyorlardı, bu beni oldukça etkiliyordu, hatta çok etkiliyordu.
Barut timiler görevden geldiklerinde kızların evde olmadıklarını fark ettiler. Aktan direkt eline telefonu aldı ve saate baktı. "Oğlum, bugünmüş, çabuk çabuk hazırlanın, gidelim, bizi göremezse üzülür, mahvolur, hadi!" Barut timileri üzerlerine takım elbise giyiyorlardı. Demir kanepede oturmuş derin düşüncelere dalmıştı. Eline aldığı kalemle kuş resimleri çiziyordu. Barut timileri birbirlerine parfüm sıkarak kapıdan çıktılar.
Kırmızı perdeler önümde açıldı, beyaz ışıklar kafama tutuldu ve hareket etmeye başladım. O gözüm bir yandan etrafı kesiyordu. Abimler nerede dercesine bir anda ışıklar söndü. Hareketlerimi yapmaya devam ettim çünkü bu yapacağım gösterinin parçasıydı. Kuğular gibi ellerimi arkaya doğru tuttum, kendimi eğdim. Işıklar tekrar geldiğinde sahne kenarlarından çıkan dumanlardı. En arka sağ köşe kapı tarafında abimler ve barut timileri gördüm. Gösterimi yapmaya devam ettim. O kadar yavaş ve ağır geliyordum ki herkesi büyülediğimi düşünüyordum. Kapıya yaslanmış olan Demir'i fark ettim. Abimlerimin yanına geçmek yerine beni gizlenircesine izliyordu. Gözlerini hiç ayırmadan onu sadece ben fark ediyordum. Abimlere ne demişti ki de uzaktan izliyordu? Portakal rengi saç telim gözümün önüne düştü. Kendimi yere eğerek bitiş yaptım. Kırmızı perdeler kapandığında derin derin nefes aldım. Aşağı inerek abimlerimin yanına gitmek yerine kızların yanına koştum, onlara sarıldım. "Lan bu neden bizim yanımıza değil de üçlü yılanların yanına gidiyorlar?" dedi Bartuğ. Albora sinirle Bartuğ'un omzunu tuttu ve yakasına yapıştı. "Benim karım, hatunum yılan değil Bartuğ, doğru düzgün konuş!" Bartuğ'un yüzü solmuştu, yediği darbe yüzünden. Işıl gözyaşlarımı sildi. "Çok güzel oynadın, gerçekten sana ne diyeyim bilemiyorum" dedi gülümseyerek ve dolmuş gözlerle. "Teşekkür ederim ama beni mutluluktan ağlatacaksınız ve illa benden daha iyileri de vardır." Nilüfer bana bir bakış attı ve kahkahaların arasında boğuldu. "Kimse senden daha iyi olamaz Efsun, bunu bil" dedi Leyla, ellerimi tuttu. "Yarı finale kalacağın belli, jüri senin hakkında çok şey konuştu" dedi. Gülümsedim. "İnşallah öyledir." Abimlere dönerek hepsinin boynuna sarıldım. Gözlerimi kapıya çevirdiğimde Demir kapıda yoktu, çoktan gitmişti bile.
10. BÖLÜMÜN SONU...
_____________________
Okuduğunuz için teşekkürler, oy verip yorum yapmayı unutmayın, sizleri seviyorum 💖🎀
Bölüm etkileşimi
