13. bölüm · Kiraz ağacı

Cocukluğum

Melis İste

Zeynep meydandan geçiyordu.
Her şey sıradandı.
Ta ki—
“Zeynep!”
Ses.
Tanıdık.
Ama imkânsız gibi.
Zeynep durdu.
Yavaşça döndü.

Eren.
Gerçekten oydu.
Bir an… dünya sustu.
Zeynep’in gözleri büyüdü.
“Eren…?”
Eren gülerek koştu.
“Benim be!”

Zeynep düşünmedi bile.
Direkt ona doğru yürüdü.
Sonra yürümek yetmedi.
Koştu.

Ve sarıldı.
Sıkıca.
Hiç bırakmak istemez gibi.

Eren de onu sardı.
“Delirdim seni ararken,” dedi gülerek.
“Hiç değişmemişsin ya!”
Zeynep geri çekildi ama elleri hâlâ onun kollarındaydı.
Yüzü… uzun zamandır olmadığı kadar canlıydı.
“Sen ne ara geldin?” dedi.
“Bugün. İlk iş seni sordum.”
“Cidden mi?”
“Başka kimim var burada?”

Zeynep güldü.
İçten.
Rahat.
Hiç hesaplamadan.

O sırada biraz ileride biri duruyordu.
Tabii ki.
Ömer.

Gördü her şeyi.
Koşmasını.
Sarılmasını.
Gülmesini.
Özellikle de gülmesini.

Ömer’in yüzü değişmedi.
Ama gözleri… sabitlendi.
“Harika,” diye geçirdi içinden.
“Koşarak sarılıyor. Gayet normal.”

Zeynep hâlâ Eren’e bakıyordu.
“Kayboldun sandım,” dedi.
Eren omuz silkti.
“Biraz şehir, biraz iş… ama baktım burasız olmuyor.”
Sonra hafifçe eğildi.
“Sen olmadan olmuyor.”

Zeynep’in yüzü kızardı.
Ama gülümsedi.

Ömer yürümeye başladı.
Yavaş.
Ama kararlı.

Yanlarına geldi.
Durdu.
Baktı.
Önce Eren’e.
Sonra Zeynep’e.

“Tanıştırmayacak mısın?” dedi.
Sesi sakindi.
Ama fazla sakindi.

Zeynep toparlandı.
“Ömer… bu Eren. Çocukluk arkadaşım.”
Eren elini uzattı.
“Memnun oldum.”
Ömer elini sıktı.
Bu sefer… biraz fazla sıkı.
Eren hafifçe kaş kaldırdı.
“Güçlüymüşsün.”
Ömer gülümsedi.
“Gerektiğinde.”

Zeynep ikisine baktı.
“Birbirinizi yiyecek misiniz yoksa normal davranacak mısınız?”
İkisi de aynı anda:
“Bilmiyorum.”

Kısa bir sessizlik.

Eren tekrar Zeynep’e döndü.
“Akşam geliyorum sana,” dedi.
“Anlatacak çok şey var.”
Zeynep başını salladı.
“Gel.”

Eren giderken bir kez daha gülümsedi.
Sonra uzaklaştı.

Zeynep hâlâ onun arkasından bakıyordu.
Ömer de… Zeynep’e.

“Çok sevindin,” dedi Ömer.

Zeynep döndü.
“Evet.”
Net.

Ömer başını hafifçe eğdi.
“Belli.”

Sessizlik.

Sonra Ömer bir adım yaklaştı.
“Koşarak sarılmana gerek var mıydı?” dedi.

Zeynep kaşlarını kaldırdı.
“Var.”

Bu cevap…
Ömer’in hiç hoşuna gitmedi.

Çenesini sıktı.
“Güzel,” dedi.
“Demek böyle.”

Zeynep gözlerini kıstı.
“Ne demek istiyorsun?”
Ömer baktı.
Direkt.
“Hiç.”

Ama o “hiç”…
kıskançlığın ta kendisiydi.

Ve Zeynep…
bunu fark etti.
13.sonuu