KİRALIK SEZON kitap kapağı

5. bölüm / 7

KİRALIK SEZON

5

Vaveyla Yazarı: Ezgi Kara

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 5

Bazı geceler vardır hayatınızın akışını değiştirecek o fırtınanın yaklaştığını duymazsınız bile. Ben de duymadım.
Tek bir gün içinde önce arabamı, sonra itibarımı en sonunda da kontrolümü elimden alan bir adama çarptım. Yüzsüzce karşıma geçip söylediği tek bir yalan, benim hayatımın en büyük gerçeğine dönüştü.
Şimdi dudaklarımda izinsiz bir temasın yangını, elimde darmadağın olmuş bir hayat var. Ve ben Ayaz Ateş'in kurduğu o oyunda hiç istemediğim bir başrolü oynamak zorundayım.

Ayaz, direksiyonu tek eliyle rahatça tutmuş, sanki az önce hayatımın ortasına bomba bırakmamış gibi inanılmaz bir sakinlikle arabayı sürüyordu. İnternete düşen haberler ise çığ gibi büyümüş birkaç saat içinde bütün sosyal medyayı ele geçirmişti. İnanmakta zorlanarak parmaklarımı ekranın üzerinde gezdirmeye başladım. Sinirden titreyen sesimle hemen yanı başımda oturan bu ukala adama duyurmak istercesine haberleri dışımdan bağıra bağıra okumaya başladım
"GALATASARAY'IN YILDIZI AYAZ ATEŞ AŞKA YAKALANDI!"
Sesim arabanın içinde yankılanırken haberi açtım
"Uzun süredir özel hayatını gizli tutan yıldız futbolcu Ayaz Ateş, bu akşam gizemli sevgilisiyle ilk kez görüntülendi. Çiftin romantik anları restoran çıkışında kameralara yansıdı. İkilinin yakın tavırları dikkat çekerken, sosyal medyada 'Yılın çifti geliyor' yorumları yapılmaya başlandı"
Ayaz gözlerini yoldan ayırmadan dudaklarının kenarıyla hafifçe gülümsedi. "Yılın çifti mi?" dedi alçak ve pişkince bir tonla. "Fena haber değilmiş. Basın genelde beni yalnız görmeye alışıktı, magazin sayfalarına renk gelmiş işte."
"Sen şaka mı yapıyorsun?" diye bağırdım, parmağımı ekrana bastırıp bir sonraki habere kaydırırken "Dur, bitmedi, O okyanus ötesi zekanın eserini okumaya devam et"
Ekrandaki yazıyı hırsla ve yüksek sesle okumaya devam ettim
"AYAZ ATEŞ'İN KALBİNİ ÇALAN İSİM FENOMEN İLAY ARIN MI?"
Yutkundum, boğazıma oturan yumruyu yok etmeye çalışarak devam ettim "Yaklaşık 1.7 milyon takipçisi bulunan içerik üreticisi İlay Arın'ın, Galatasaray'ın yıldız futbolcusu Ayaz Ateş ile aşk yaşadığı iddia edildi. İkilinin aynı mekanda samimi şekilde görüntülenmesi sosyal medyada büyük yankı uyandırdı"
Tam altındaki videoyu gördüğümde nefesim kesildi. Ayaz’ın restoranda belime uzanan eli... Bana doğru eğilişi... Ve o an! Dudaklarımızın birbirine temas ettiği o izinsiz saniye ağır çekimde ve arkaya romantik bir müzik eklenerek defalarca oynatılıyordu
"Videoyu ağır çekime almışlar..." dedim sesim titreyerek. "Tüm Türkiye şu an senin o izinsiz hamleni izliyor. Altına yazılan yorumlara bak 'Ayaz sonunda aradığı aşkı bulmuş', 'Kız çok güzel ama Ayaz'a az bile', 'Maçtan sonra ilk iş sevgilisinin yanına koşmakmış'... Çıldıracağım! Gerçekten çıldıracağım"
Ayaz kırmızı ışıkta durup başını bana doğru çevirdi. Ekrandaki ağır çekim videoya bakarken yüzünde tek bir pişmanlık izi bile yoktu.
"Taraftarlar sevmiş ama" dedi alaycı bir rahatlıkla. "Bak, 'Maçtan sonra ilk işi sevgilisinin yanına koşmakmış' yazmışlar. İmajım bir gecede 'çapkın futbolcu'dan 'sadık aşık'a evrildi. Sayende."
"Sen kafayı yemişsin" diyerek telefonu ona doğru salladım. Ekranı son bir kez hırsla aşağı çektim. Başka bir magazin sayfasında dev bir fotoğrafımız duruyordu.
" GECENİN EN ÇOK KONUŞULAN KARESİ AİLEYE GİREN GELİN İLAY ARIN"
Bu başlığı okurken sesim arabanın içinde yankılandı
"Ayaz Ateş'in annesiyle aynı masada görüntülenen İlay Arın'ın, aileyle tanıştırıldığı iddiası magazin kulislerini hareketlendirdi. Çifte yakın kaynaklar, ilişkinin yeni başlamadığını, ikilinin aylardır gözlerden uzak bir aşk yaşadığını öne sürüyor"
Hırsla başka bir habere tıkladım, artık kontrolümü tamamen kaybetmiştim
"SAHA DIŞINDA DA KAZANDI! AYAZ ATEŞ VE İLAY ARIN AŞKI SOSYAL MEDYAYI YIKTI"
"Sosyal medyanın en çok konuşulan ismi İlay Arın ile yeşil sahaların fırtınası Ayaz Ateş’in sürpriz aşkı gündeme bomba gibi düştü. İkilinin restorandaki tutkulu anları sonrası gözler ikiliden gelecek resmi açıklamaya çevrildi"
Telefonun ekranını kapatıp hırsla kucağıma düşürdüm. Yüzümden alevler fışkırıyordu.
"Aylardır gözlerden uzak aşkmış. Ben senin adını daha yeni öğrendim ya! Aileye giren gelin ne demek? Şimdi ne olacak? Ben takipçilerime, markalarıma, en önemlisi aileme ne diyeceğim?"
Ayaz arabayı kenara çekip motoru durdurdu. Karanlık arabanın içinde gözlerindeki o sarsılmaz ciddiyetle doğrudan gözlerimin içine baktı. Yüzündeki alaycı tebessüm yavaşça kayboldu.
"Gördün mü?" dedi sesi arabanın loşluğunda yankılanırken. "Sana 'o kadar emin olma' demiştim. Bütün haberler, bütün yorumlar ve o görüntüler şu an internetin ortasında. Yani Fenomen Hanım... 'Seni bir daha nerede görecekler ki' dediğin adamla şu an Türkiye'nin bir numaralı gündemindesin." Hiçbir şey söyleyemedim.
Ayaz sakince bana doğru eğildi, o her zamanki ukala tavrından anlık sıyrılıp gözlerimin içine baktı.
"Adresin ne, Fenomen Hanım? Nereye sürüyoruz?"
"Ataşehir... Kardelen Sitesi" dedim dişlerimin arasından, bakışlarımı dışarıya kaçırarak. Sitenin kapısına yaklaştıkça göğsümdeki baskı katlanılmaz bir hal alıyordu. En sonunda Ayaz arabayı binanın tam önünde durdurup motoru kapattı. Karanlık araba bir anda devasa bir sorgu odasına dönüştü sanki.
Emniyet kemerine uzandım ama parmaklarım titriyordu.
" İnmeyi düşünüyor musun?" dedi Ayaz, direksiyona yaslanıp bana yan bir bakış atarak.
"İnemiyorum" dedim, sesim ilk defa öfkeyle değil, katıksız bir panikle kırılırken. "Anlamıyorsun değil mi? Ben şu kapıdan içeri girdiğimde o evde üçüncü dünya savaşı çıkacak. Annem o görüntüleri gördüyse ne diyeceğim ben? 'Merhaba anne, sabah arabamı biçen adamla akşam haberlerde 'yılın aşkı ilan edildik' mi diyeceğim? Yoksa 'Aylardır gizli ilişki yaşıyorduk' yalanına ilk onları mı inandıracağım? Aklımı kaçıracağım ya gerçekten arabadan inmek istemiyorum"
Başımı ellerimin arasına alıp şakaklarımı sıkıca ovdum. Gözlerim dolmuştu sinirden ve çaresizlikten.
Ayaz bir süre hiçbir şey söylemedi. O her zamanki pişkince laf sokmalarından birini beklerken, yan taraftan gelen hareketle başımı kaldırdım. Ayaz emniyet kemerini çözüp gövdesini tamamen bana doğru çevirdi.
" Bana bak " tamamen ukala kimliğinden çıkmıştı "Önce bir derin nefes al."
"Nefes falan alamıyorum ben" diye fısıldadım çaresizce. "Benim ailem öyle katı, anlayışsız insanlar değildir. Annem de babam da hayatıma, kararlarıma her zaman saygı duyar. Birisiyle görüşsem bana kızmazlar, aksine mutlu olurlar ama... Ama o görüntü ne öyle ya? Öpüşmek ne? Daha adamın adını mahalle dedikodusu gibi magazin haberlerinden öğrenen aileme 'Biz aslında öpüşecek kadar yakınız ama ben size söylemeyi unuttum' mu diyeceğim? Rezillik bu"
Ayaz, panikten titreyen ellerimi görmüş gibi elini aramızdaki vites kutusunun üzerine koydu. Bana dokunmadı ama varlığıyla arabanın içindeki o yoğun panik havasını bir anda bastırdı.
"Tamam, dinle beni" dedi, gözlerini gözlerimden bir saniye bile ayırmadan. "Ailen anlayışlıysa işimiz daha kolay. Onları karşına alıp bir magazin yalanı anlatmayacaksın. Sadece gerçeğin... biraz pembeleştirilmiş halini söyleyeceksin."
"Nasıl yani?" dedim burnumu çekerek.
"İçeri gireceksin. Biriyle tanıştığını, her şeyin çok yeni ve hızlı geliştiğini söyleyeceksin. 'Birbirimizi tanıma aşamasındaydık, emin olmadan size anlatıp umutlandırmak veya kafanızı karıştırmak istemedim' diyeceksin. O öpücük olayı için de 'Bir anlık reflekle oldu ' dersin. Ailen seni tanıyor. Senin öyle ulu ortada şov yapacak biri olmadığını biliyorlar. Bu açıklama onları ikna etmeye yeter."
Dudaklarımı ısırıp söylediklerini zihnimde tarttım. Mantıklıydı... Hatta şu karmaşanın içinde duyduğum tek mantıklı şeydi.
"Peki ya basın?" dedim endişeyle. "Yarın kapıma dayanırlarsa? Bir açıklama yapmamız gerekecek mi?"
"Kesinlikle hayır" dedi Ayaz net bir tavırla. "Basına tek bir kelime bile açıklama yapmayacağız. Ne sen ne ben. Sosyal medyada bir süre sessiz kalacaksın. Biz cevap vermedikçe bir açıklama metni yayınlamadıkça olay sadece bir 'iddia' ve 'kaçamak görüntü' olarak kalır. Konuşursak olayı büyütürüz. Gizemli kalmak her zaman haberin ömrünü kısaltır."
"Göründüğünden daha kurnazmışsın" diye fısıldadım, gözlerimin içine çöken o ağır stresi biraz olsun üzerimden atarken.
Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. O bildiğim kendinden emin ifade yavaşça yüzüne geri yerleşti.
"Kurnazlık değil, tecrübe Fenomen Hanım. Yeşil sahalarda da, basının karşısında da ne zaman atağa geçip ne zaman defansta kalacağını bilmek gerektirir."
Arabanın kapı kilidini açma düğmesine bastı. 'Tık' sesi arabanın içinde yankılandı.
"Şimdi başını dik tut, o arabadan in ve içeri gir. Aileni hallet. Yarın sabah fırtına biraz dindiğinde ne yapacağımızı konuşuruz."
Derin bir nefes aldım. Titreyen ellerimle emniyet kemerini çözüp kapıyı açtım. İki ayağım da yere bastığında durup son kez ona döndüm.
"Eğer ailem bana inanmazsa..."
"İnanacaklar" dedi sesi gecenin karanlığında son derece sarsılmaz çıkarken. "İnanmazlarsa da suçu bana at. 'Adam çok ukalaydı, aklımı başımdan aldı' dersin."
Gözlerimi devirip kapıyı yüzüne sertçe kapattım.
Arabanın arkasından hızla uzaklaşmasını izlerken kalbim hâlâ ritmini bulamamış gibi göğsümü dövmeye devam ediyordu.
Üstümü başımı düzeltip derin bir nefes daha aldım, cebimden çıkardığım anahtarla kapıyı sessizce açtım.
Evde her zamanki huzurlu hava vardı fakat salondan gelen televizyon sesi arka planda alçaktan kısıktı. Salona adım attığım an annemin sesi duyuldu
"İlay? Sen misin kızım?"
"Benim anne..." dedim sesimin normal çıkmasına azami gayret göstererek.
Ayakkabılarımı çıkarıp salona doğru yürüdüm. Annem koltukta elinde çayıyla oturuyordu babam ise gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş tabletinden bir şeyler okuyordu. Beni gördüklerinde ikisinin de bakışları aynı anda üzerime kilitlendi. Yüzlerindeki ifadeden anlayabiliyordum haberi çoktan görmüşlerdi.
"Geldin mi birtanem?" dedi annem, çay bardağını sehpaya bırakırken. Sesinde bir kızgınlık ya da öfke yoktu, sadece yoğun bir merak ve hafif bir şaşkınlık hakimsiydi. "Biz de tam seni arayacaktık. Sosyal medyada... garip şeyler dönüyor."
" Haberler doğru mu kızım" dedi babamda bana odaklanarak
Sıkıntılı bir nefes verip yanlarındaki tekli koltuğa çöktüm. Ayaz'ın arabada tembihlediği adımları zihnimde tek tek tekrarladım. Gerçeği pembeleştir, aşırı detaya girme, sakin kal.
"Anne, baba... Biliyorum şu an çok şaşkınsınız" diye başladım söze, ellerimi dizlerimin üzerinde birleştirerek. "Olaylar çok hızlı gelişti. Ayaz'la bir süredir tanışıyoruz. Birbirimizi anlama, tanıma aşamasındaydık. İşler netleşmeden, ilişkinin adını koymadan size anlatıp kafanızı karıştırmak ya da boşuna umutlandırmak istemedim."
Annemle babam birbirlerine baktılar. Annemin kaşları hafifçe havalandı. "Peki o restorandaki görüntüler ne İlay? Annesi de varmış masada? Bir de... yani mekandan çıkarken ki o an?"
"O tamamen refleksle oldu bir an ne yapacağımızı bilemedik zaten 3-4 saniye sürmüştür. Bizde hatamızı geç anladık. Siz beni biliyorsunuz, ben öyle ulu ortada şov yapacak biri değilim."
Babam derin bir nefes alıp başını salladı. "Biz sana güveniyoruz kızım, biliyorsun. Birisiyle görüşmende, hayatında birinin olmasında asla bir sakınca yok. Sadece haberlerde öyle aniden görünce ve basının üslubunu bilince endişelendik."
"Farkındayım baba" dedim yumuşak bir tonla. "Hiçbir sorun yok. Basın ne yazarsa yazsın, biz kendi aramızda hallediyoruz."
Annem kalkıp yanıma geldi, yanağımdan öpüp saçlarımı okşadı. "Tamam güzelim, sen canını sıkma. Git dinlen, çok yorulmuş görünüyorsun."
Onlara sarılıp odama geçtiğimde üzerimdeki devasa yükün bir kısmının kalktığını hissettim. Kapıyı kapatıp sırtımı ahşaba yasladım. Aile kısmını atlatmıştım... Ancak bu sadece başlangıçtı
Sırtımı odanın ahşap kapısına yaslamış, derin ve bitkin bir nefes verirken aniden kapı hızla aralandı. Dengemi kaybetmemek için son anda kendimi ileri doğru atıp toparlandım.
Karşımda dikilen İnci, sanki her an çığlık atacakmış gibi iki elini birden ağzına bastırmış, gözleri yuvalarından fırlayacak derecede büyümüş bir halde bana bakıyordu. Üzerindeki pijama takımıyla odanın ortasında sabırsızlıkla zıplamaya başladı.
"İlay! İlay bana hemen her şeyi anlatıyorsun" diye fısıltıyla bağırdı, sesini salon taraftakiler duymasın diye bastırmaya çalışarak. Kapıyı arkasından hışımla kapatıp üzerime doğru atıldı.
"Sen ne yaptın?" diyerek omuzlarımdan tutup beni sarsmaya başladı. "Kızım sen delirdin mi? Galip geldiğimiz her maçtan sonra ekran başında durdurup 'Bak bak yine mükemmel bir gol attı' dediğim adamla... Ayaz Ateş'le, öpüşürken videon var senin, Videon"
"İnci bir dur, sarsma beni" diyerek ellerinden kurtulmaya çalıştım ama enerjisi o kadar yüksekti ki imkanı yoktu.
"Ne durması İlay?" dedi, beni kolumdan çekip yatağın üzerine adeta fırlatırken. Yanıma bağdaş kurup heyecanla gözlerimin içine baktı. "Benden nasıl saklarsın böyle bir şeyi ya? Hani kardeşlik? Hani bizde gizli saklı yoktu? 'Aylardır gözlerden uzak aşk yaşıyorlar' yazıyor her yerde. Kızım adam futbolun gözbebeği, sen onunla ne zamandır görüşüyorsun da benim ruhum bile duymadı?"
Gözlerimi kapatıp şakaklarımı ovdum. "İnci, bak valla düşündüğün gibi değil—"
"Aman İlay, sakın bana o annemle babama yedirdiğin 'Henüz çok yeniydi, emin olamadım' masalını anlatmaya kalkma" diye lafımı kesti, işaret parmağını sallayarak. "Kör değilim ben, salonda kapının arkasından dinledim hepsini. Ama bana gerçeği söylemek zorundasın. Yakın çekim videoyu elli kere izledim! Belini tutuşu, sana doğru eğilişi... Kızım o nasıl bir ortam, o nasıl bir çekim? Telefonum kilitlendi tebrik mesajlarından"
"İnci..." dedim sesim çaresizce kısılarak. "Yemin ederim aklımı kaçırmak üzereyim. Bir dinle beni."
İnci heyecanla öne doğru eğildi, gözlerindeki o katıksız merak ve mutluluk ışıltısı her yeri kaplamıştı. "Tamam, sustum! Anlat. Nasıl başladı bu olay? İlk kim kime yazdı? Ya da dur... O adam gerçekten fotoğraflardaki kadar yakışıklı ve heybetli mi?" İnci’nin heyecandan alev alev yanan gözlerine baktıkça zihnimdeki dişliler fırıl fırıl dönmeye başladı. Ona gerçeği söyleyemezdim.
Derin bir nefes alıp omuzlarımı düşürdüm. Bakışlarıma hafif mahcup, biraz da "âşık ama bunu çaktırmamaya çalışan" o sinsi ifadeyi yerleştirdim.
"Tamam... Tamam, sakin ol anlatıyorum" dedim yatağın üzerinde bağdaş kurup sesimi en gizemli tonuna çekerek.
İnci gözlerini bir milim bile kırpmadan, adeta dudaklarımdan çıkacak her kelimeyi yutmak ister gibi biraz daha öne eğildi. "Çabuk anlat. Meraktan çatlayacağım burada"
"Fotoğraflardakinden daha da yakışıklı, mutlu oldun mu?" dedim gözlerimi devirerek. "Ama sorun o değil. Sana anlatmadım çünkü... Gerçekten nasıl geliştiğini ben de anlamadım İnci."
"Nasıl yani?" dedi İnci, kaşlarını çatarak. "İlk kim yazdı? Nerede tanıştınız?"
Zihnimde Ayaz’ın arabadaki "Gerçeği pembeleştir" tavsiyesini hatırladım. Yalanın içine biraz gerçek serpmezsem İnci beni hemen çözerdi.
"Sosyal medyada bir proje için ortak bir tanıdık vasıtasıyla iletişime geçmiştik" dedim, yalanı olabildiğince pürüzsüz kurgulamaya çalışarak. "Önce sadece işle alakalı konuşuyorduk. Ama Ayaz... Biliyorsun, inanılmaz özgüvenli ve baskın bir adam. Bayağı peşimden koştu anlayacağın."
İnci’nin ağzı 'O' şeklini aldı. "Ayaz Ateş senin peşinden mi koştu? İlay çıldıracağım"
"Evet" diyerek devam ettim, rolüme iyice girerek. "Ama basının, taraftarın baskısını biliyorsun. Marka birlikteliklerim var senin de dediğin gibi adam devasa bir figür. Bu yüzden aramızdaki şeyi gizli tutmak istedim. Emin olmadan, 'Evet biz birlikteyiz' demeden kimseye sana bile söyleyemedim. Nazar değer diye korktum, tamam mı?"
İnci göğsüne vurarak dramatik bir iç çekti. "Nazar mı? Kızım ben senin öz kardeşinim, bana da mı nazarın değecekti?"
"Gördün işte! Söylemediğim halde restoranda basıldık" dedim hırsla, suçu tamamen şanssızlığa atarak. "Annesiyle akşam yemeği yiyecektik, tamamen tanışma havasındaydı. Öpüşme kısmında..." dedim, cümleyi toparlamak için birkaç saniye duraksayarak. "Gerçekten planladığımız bir şey değildi İnci. Yüz yüze geldiğimiz anda... bir anlık refleks oldu."
İnci gözlerini kıstı. Beni çocukluğumdan beri tanıyan biri olarak en küçük mimik değişikliğimi bile yakalayabilirdi. Bu yüzden bakışlarını üzerimde hissettiğim anda içimdeki panik yeniden yükseldi.
"Refleks mi?" diye tekrarladı yavaşça.
Gözlerimi bir an bile kaçırmadan dik durmaya çalıştım. "Evet! Bakışları, ortamın stresi kameramanların üzerimize çullanması derken kilitlendim kaldım. O da bana doğru eğilince... Yani ne yapacağımı bilemedik diyorum sana! O saliseler içinde gelişen bir şeydi. Ama magazin bunu sanki saatlerce öpüşmüşüz gibi ağır çekime alıp arkaya romantik müzik koymuş"
"Kızım sen resmen adama vurulmuşsun" dedi ellerini birbirine vurarak. "Refleksmiş... İlay, sen hayatında bir kere bile bir erkeğe böyle bakmadın. O videoyu elli kere izledim diyorum sana. Adam sana doğru eğildiğinde gözlerini bile kapatmadın, ama kaçmadın da. Resmen adamın çekim alanına girmişsin ve şu an bana 'refleks' yalanı uyduruyorsun"
"İnci saçmalama" diyerek kucağımdaki yastığı hırsla yüzüne doğru fırlattım. "Vurulmak falan yok. Sadece her şey çok hızlı gelişti." Yastık tam yüzüne çarpınca İnci gülerek geriye fırladı.
"Tamam tamam, kabul etmesen de gerçekler ortada" dedi, yataktan kalkıp üstünü başını düzeltirken. Yüzündeki o alaycı ve imalı gülümşeme bir milim bile azalmamıştı.
"İnci, yeter artık. Çık odamdan artık" dedim sitemkar bir tonla, ellerimi şakaklarıma bastırarak. "Gerçekten beynim durdu, üstüm başım mahvoldu. Git dinlenmem lazım benim, hadi."
"İyi, gidiyorum ilaycım" dedi kapının kulpunu tutarak. Son bir kez arkasına dönüp göz kırptı. "Ama bu konunun burada kapanmadığını biliyorsun değil mi? Yarın sabah detaylı bir sorgu daha var"
"İnci"
Kıkırdayarak kapıyı kapattı ve sonunda odada tek başıma kaldım. Derin, bitkin bir nefes vererek sırtüstü kendimi yatağa bıraktım. Birkaç saniye boyunca tavandaki loş ışığa bakıp zihnimi toparlamaya çalıştım. İçimde büyüyen o ağır stresi üzerimden atmak ister gibi hızla yataktan doğrulup gardırobuma yürüdüm.
Şık ama şu an bana zindan gibi gelen kıyafetlerimden kurtulup üzerime bol gri bir eşofman altı ile salaş bir tişört geçirdim. Saçlarımı tepemde rastgele bir topuz yaptığımda, nihayet biraz olsun nefes aldığımı hissettim.
Aynadaki solgun yüzüme bakarken komidinin üzerindeki telefonumun ekranı aydınlandı. Yavaş adımlarla yatağa yaklaşıp telefonu elime aldım.
Bilinmeyen Numara
"Aileyi ikna edebildin mi, Fenomen Hanım? Yoksa suçu ukala futbolcuya mı attın?"
Dudaklarımı birbirine bastırdım. Ayaz'dı.
Derin bir nefes verip parmaklarımı hızla klavyede gezdirmeye başladım.
"Suçu sana atmama gerek kalmadı. Ukalalıkta sergilediğin performansı kriz yönetiminde de sergilediğin için planın tıkır tıkır işledi. Ailemi de İnci'yi de pembe yalanlarla ikna ettim. Yani için rahat olsun, geleceğin 'sadık aşığı' imajın şimdilik güvende."
Mesajı gönderir göndermez ekranı kapatıp yatağın üzerine attım. Ama daha iki saniye geçmeden telefon yeniden titredi. Bu kadar hızlı cevap vermesi sinirlerimi bozmuştu. Ekranı açtım.
"Geleceğin değil, şu anın sadık aşığı Fenomen Hanım. Trendlerde birinci sıradayız, magazin kanalları canlı yayında ikimizin 'uyumunu' tartışıyor. Bu arada, ikna kabiliyetin fena değilmiş. Seni tebrik ederim."
Telefonu elimde sıkıca tutarak ekrandaki o sinir bozucu mesaja baktım. Parmaklarımı hırsla tuşlarda gezdirdim.
"Uyumumuzu tartışmaları umrumda bile değil, Ayaz. Unutma, az önce konuştuğumuz gibi basına tek kelime bile açıklama yapmayacağız. Sessiz kalmak en iyisi dedin, o yüzden bu konuyu burada kapat."
Cevabı gecikmedi
Ayaz"Merak etme, Fenomen Hanım. Sözümün eriyim. Basın kısmını bana bırak, kimseye tek kelime etmeyeceğim."
Telefonu sessize alıp yatağın üzerine fırlattım. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Kendimi yatağımın rahatlığına bırakarak derin uykuya daldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18