5. bölüm · Kimsesiz Fırtına: Zehirli Kalpler
5 bölüm "Masal Başlıyor"
Hazır mısınız?
***
Nefesimi kesen mesajın ardından 2 saat geçmişti, hâlâ hastanenin bahçesindeki bankta oturmuş boşluğa bakıyordum.
Neler oluyordu? Bana bilinmeyen numaradan mesaj atan o kişi de kimdi?
Buz gibi soğuk rüzgar tenime işlerken artık gitmem gerektiğini anladım, ben Kumsal Karabakan. Pes etmek ne demek ben bilmiyordum. Benim kitabımda korkmak ve geri çekilmek yoktu! Sonuna kadar gidip bu olayı çözmeliydim.
Ayağa kalktım,zangır zangır titriyordum soğuktan mı yoksa korkudan mı bilmiyordum ama bildiğim tek şey bu gün bu gerçeği öğrenecektim.
Taksiyle şehir merkezindeki arşiv hastanesine gittim. Yol boyunca ellerim dizlerimde kenetlenmiş,gözüm bir noktaya kitlenmişti.
İçimde sessizliğe bürünmüş kimsesiz bir fırtına vardı.
Hastaneye vardığımda hava daha da kararmıştı,gri gökyüzü, yağmurla adeta tehdit ediyordu. Rüzgâr ağaçların dallarını sağa-sola savuruyor,her esintide kuru yapraklar ayaklarımın etrafında dönüyordu.
Binanın eski ve yorgun duvarları içinde sakladığı sırlar kadar soğuktu sanki.
Bir an durdum derin bir nefes aldım ama içime çektiğim hava, göğsüme ağırlık gibi oturdu.
Kapının önünde birkaç saniye hareketsiz kaldım. O mesajın yankısı hâlâ kulağımdaydı:
"Sessizlik seni de yutar"
İçeri girdiğimde koridorları saran sessizlik, dışarıdaki fırtınadan daha korkutucuydu. Loş ışıklar tavan boyunca titrek bir şekilde yanıyor,her adımım boş koridorda yankılanıyordu.Resepsiyonda kimse yoktu.Sanki tüm hastane uyuyordu...ya da içindekiler sessiz kalmaya yemin etmişti.
Tam geri dönmeyi düşündüğüm anda sağ taraftaki kapı hafifçe aralandı. Ardından beyaz önlüklü, genç bir hemşire belirdi.
"Yardımcı olabilir miyim?" dedi, sesi soğuk ve ölçülüydü.
"Arşiv bölümüne bakmam gerekiyor" dedim sesim beklediğimden daha titrek çıkmıştı.
Hemşire bir an sustu.Gözlerini bana dikti.Sonra dosyaların olduğu uzun koridora baktı.
"Arşiv bu saatte kapalı" dedi. "Ama ne aradığınıza bağlı..."
Cevap vermedim. Sadece üzerinde Eslem.K yazılı, arşivle bağlı olan hastane belgelerini gösterdim.
Hemşirenin bakışları bir anda değişti.Sanki bir şey hatırlamış,ama hemen bastırmaya çalışmıştı.
"Bu isim burada kayıtlı değil" deyip kağıdı geri uzattı. Ama eli hafif titriyordu.
Yalan söylüyordu,bunu ikimiz de çok iyi biliyorduk.
____________________________
Kumsal kağıdı alıp cebine koydu, o sırada gözlerini hemşirenin üzerinden hiç ayırmadı. İçinde artan garip bir şüphe vardı. O ismi duyar duymaz göz bebeklerinin titremesi...bu bir tesadüf değildi.
Telefonunu çıkardı,Gonca hanımın numarasını bulup aramaya başladı,birkaç çalıştan sonra telefon açılmıştı.
---"Alo,Gonca Hanım... Ben Kumsal.Bahsettiğiniz merkezdeki arşivdeyim şu an. Ama buradaki hemşire Eslem K. isimli biriyle ilgili kayıt olmadığını söylüyor..."
Gonca hanım'ın sesi kararlı ve rahattı:
----"Bunları sana söyleyen Ayşegül hemşire olmalı. Rica etsem telefonu ona verebilir misin?"
Kumsal telefonu hemşireye verdi, hemşirenin bakışları bir anda değişti. Sanki az önceki soğuk duruş gitmiş,yerini kontrollü bir gerginlik almıştı. Telefon görüşmesi bittikten sonra Kumsala döndü ve konuşmaya başladı:
"Sizi arşive alacağım...ama sadece 5 dakikanız var. Ve dökümanların fotoğrafını çekmek,izinsiz almak yasak."
Kumsal kafasıyla onayladı. Kalbindeki çarpıntı hızlandı. Sanki yıllardır kapalı kalan bir sayfa yavaş yavaş açılıyordu.
Hemşire onu binanın arka koridoruna yönlendirdi. Kapısı kilitli olan küçük bir odaya girdiler. Duvar boyunca uzanan klasörler,raflarda tozla karışık suskunluğu taşıyordu.
Hemşire bir çekmeceyi açtı, "K harfleri burada" dedi. Sonra kapıyı arkasından çekip çıktı.
Kumsal titreyen elleriyle dosyaları karıştırmaya başladı.
Ve oradaydı..
Yeşil bir dosya.
Üstünde solgun harflerle yazılmış bir isim:
"Karaca, Eslem"
Kumsal titreyen elleriyle dosyaları tek tek açıp dikkatle inceledi. Esleme ait reçeteler, hastalık raporları,kan tahlilleri... İçinde bolca bilinmeyen tıbbi terimler vardı, anlaması zordu.
Ölüm raporunu arıyordu ama bulamıyordu. Oysa doktorların kendisine verdiği belgede o rapor ve kopyasından hastanede de olduğuna dair küçük bir not vardı. Kumsal, içinde büyüyen bir huzursuzluk hissetti.
Sayfaları tek tek didik didik etti, yılmadan aradı. Kalemle işaretlenmiş notlar, doktor imzaları...Ama ölüm raporuna dair küçük bir kağıt bile yoktu!
Sonunda dosyanın en altında, ince bir zarfta, Amerika'ya hastanın transferiyle ilgili belgeleri ve atılmış imzaları buldu.
Kalbi hızla çarpıyor,gördükleri karşısında donakalmıştı. Sanki çivi gibi çakılmıştı yere.
Bu nasıl olabilirdi?
Eslem 2 senedir yaşıyor muydu?
Peki ona gösterdikleri mezar?
Ölüm belgeleri?
Hepsi yalan mıydı?
Kapı telaşla açıldı,Ayşegül hemşire birşeyler söylüyordu ama Kumsal oralı değildi.
Belgelerde İdris Karaca'nın imzası ve küçük bir adres vardı. Hemen telefonuna kaydetti ve odadan çıktı.
Kumsal ciğerlerini delip geçen soğuk havanın farkında bile değildi. Bu yaşananlara sevinmeli mi yoksa üzülmeli mi bilemiyordu.
Bu da mı o Kâbus'lardan biriydi?
Eğer öyleyse, içinden dua etti:
"Lütfen uyanayım"
Otobüsten inip evine doğru yürümeye başladı. İçi içini yiyordu aynı sokaktan geçince. Yüreği ağzında atıyordu sanki.
Kısa bir duş alıp temizlendi,birşeyler atıştırıp kendini yatağa bıraktı.
Ars.'ın şarkısını açıp uyumaya çalıştı, nedenini bilmiyordu ama onun sesi Kumsala huzur veriyordu.
Gözleri yavaş yavaş kapanıyor kendini uykuya teslim ediyordu.
___________________________
Gözlerimi açtığımda öğlen olduğunu farkettim. Banyoya geçip dişlerimi fırçaladım. Aynaya baktığımda gözlerime inanamadım. Bu gerçekten ben miydim?
Göz altlarım simsiyahtı ve şişmişti. Ucubeye benziyordum!
Bu gün o adrese gidecektim. Beni neler bekliyor hiçbir fikrim yoktu. Zaten bu gün son günümdü bir şeyleri anlamam için. Yarından itibaren iş ve okul karışacak kafamı kaşımaya zamanım olmayacaktı.
Yüzüme soğuk suyu vurmamla bağırmam bir oldu!
Gerizekalı Kumsal!
Zaten hava soğuk bir de soğuk suyla yüzünü nasıl yıkarsın!
Dondum be!
Kahvaltımı yapıp kahvemi içtim ve hazırlanmaya başladım. Çantamı alıp dışarı attım kendimi,her zamanki gibi.
Taksiyle yazılan adrese gittiğimde önümde kocaman bir villayla karşılaştım.
Kenardaki yazıya gözlerim takıldı.
"İdris Şahin Karaca"
Doğru yerdeydim! Şimdi gidip neler olduğunu sormam gerekti!
Tam adım atacakken biri kolumdan tutup kenara çekti. Bu...
Bu tıpkı oydu...
Eslem'e benzeyen... Ama Eslem değil...
---"Sen de kimsin?"
---"Anlatacağım ama önce burdan gidelim"
---"Ne gitmesi ya? İdris Karaca ile görüşmeden hiçbir yere gitmem!"
---"Ne sormak istiyorsan bana sorarsın hadi gidelim buradan"
Kolumdan sürükleyip bir arabaya bindirdi, şoför koltuğuna geçip kullanmaya başladı.
Yanımdaki kimdi? Nereye gidiyorduk? Gram fikrim yoktu.
Kafam allak bullak'tı. Sahil kenarındaki kafenin yanında durduk, bir hışımla arabadan inip kapıyı sertçe çarptım.
Serin rüzgar tenimi okşuyordu.
Arkamda duran bu kadın.. Kimdi sahi?
--"Sen kimsin? Ve beni buraya neden getirdin? En önemlisi! Neden izin vermedin içeri girmeme?"
---"Sen Kumsal'sın. Eslemin yakın arkadaşı."
Eslemin ismini duyunca kaskatı kesildim.
---"Nasıl?" fısıltıyla çıkan sesimi zar zor toparlayıp yeniden sordum,
---"Sen kims-" sözümü yarıda kesti.
---"Ben Masal, Masal Karaca. Eslemin Kuzeniyim. İdris Karaca'nın Kızı."
Göz bebeklerim yerinden fırlayacaktı. Bir an nefes alamadım.
Sesimin titremesine aldırış etmeden aklıma gelen ilk cümleleri zar zor sıraladım.
---"Sen...Sen Esleme çok benziyorsun.. Ama..Peki beni neden durdurdun?"
---"Dikkatle beni dinle! İdris benim babam. Onun kendi çocuklarına acıması yoktur, hele ki bir yabancıya..."
Kalbim göğüs kafesimi delip geçer gibi atmaya başladı,dışarıda da içimdeki gibi fırtına kopuyordu.
Yağmur başlamıştı, sanki bulutlar gözyaşlarımı saklamak istiyordu..
--- "Her kes Eslemi ölü biliyor, ailedeki her kes. Ben dışında.
O gece mahalledeki, seni takip eden..bendim!
Sana mesaj atan, kurcalama diyen de bendim!
Kurcaladın Kumsal.
Ve babamın bundan haberi var.
En kötüsü de bu.
O çok tehlikeli biridir. Tam da bu yüzden..
Bu yüzden kaçtım ben...
Ve evet...Eslem yaşıyor.
Amerikaya gitti doğru ama kısa sürede tedavisini bitirip geri döndü.
Şuan o evde.
Bodrum katında.
"Masal başladı...ama bu, mutlu sonla
bitmeyecek.."
ig: yeguseyn 🖤
