4. bölüm · Kimsesiz Fırtına: Zehirli Kalpler

4 bölüm "Kayıp Zamanın İzinde"

Yegane Hüseynova

"Kayıp zamanın izinde kaybolmak,bazen gerçeğe en yakın yoldur.."

***

Kumsal gözlerini açtı. Dünya dönüyordu ama onun için zaman hâlâ durmuş gibiydi. O gece yaşadıkları, sanki göğsüne bir ağırlık gibi oturmuştu. Bedeni uyanıktı belki ama ruhu hâlâ karanlık bir yolculuktaydı. Aradan iki ay geçmişti ama hafızasındaki izler taptazeydi. Her sahne, her ses, beyninde tekrar tekrar oynuyordu-yarım kalmış bir film gibi.

Evdeki sessizlik onu boğuyordu. İçinde cevapsız sorular vardı. “Neden Eslem? Neden o?” diye fısıldadı kendi kendine. Ne zaman gözlerini kapatsa, kendini o soğuk hastane odasında buluyordu. Sessiz koridorlar, duvarlara sinmiş acılar, doktorların bakışları…

Kumsal biliyordu; bu acı geçmeyecekti. Ama artık kararını vermişti - unutmak değil, aramak.
Eslem’in ölümüyle ilgili gerçekleri öğrenmeliydi. Bu bir son değil, başlangıç olacaktı. Eslem’in izini sürmeye kararlıydı.

Yavaşça yataktan kalktı, pencereye yürüdü. Henüz aydınlanmamış gökyüzüne baktı ve kendine söz verdi:
Artık susmayacağım. Gerçeği bulacağım.

O gecenin kapalı kalan perdeleri bir bir aralanmalıydı artık.

2 ay boyunca sustum,her kesi her şeyi içimde susturdum. Ama suskunluk sükut değilmiş,içimde büyüyen fırtınanın sesine kulak tıkamakmış.
Geceler kâbuslarım olan aynı bakışlar,aynı sözler..

Hazırlanıp deri ceketimi üzerime geçirdim, çantamı ve telefonumu alıp kendimi dışarı attım.

Sonbahar mevsimi...
Eskiden hiç sevmezdim ama son iki yıldır, içimde yavaş yavaş bir yer edindi.
Çünkü bu mevsim,Eslemin sesini taşıyor rüzgarla.
Onun sevdiği ağaçların yaprakları dökülüyor önüme,onun sevdiği hüzün sarıyor havanı.

Gittiğinden beri, onun sevdiği ne varsa,
ben de sevmeyi öğrendim.

"Çünkü birini kaybedince ardında bıraktığı her şey kıymetli olurmuş.."

Sıcak bir kahve alıp kafede oturdum ve nereden başlayabilirim diye kendi kendime araştırdım.

Önümde seçenekler çoktu ancak bir yerden başlamam gerekti. Oturduğum sandalyeden kalktım kafeden çıkıp taksi çağırdım.

Eslem'i kaybettiğim hastaneye gidecektim;belki orada kaybolan parçaları bulurdum. Ancak önce evine gitmeliydim.

Eslemin kendi evine.

Telefonumun ekranına düşen bildirimle heyecanlandım ancak mesajı yollayan kişiyi görünce bıkkınlıkla gözlerimi yola çevirdim.

Bir bildirim daha geldiğinde artık dayanamayıp mesaja tıkladım.

Mesajı yollayan kişi Rehber Hocamızdı,

Hoca Rehber:
Tatil biter bitmez müdür seni staj yapmak için yönlendirecek.

Ünlü birinden röportaj alacaksın!

Hazırla kendini.

Delirecektim! 5 dakika evimde oturamıyorum ben! Neler yaşıyorum Allah'ım ya!

40 dakikalık yolun ardından Eslemin evindeydim.Sanki biri beni zorla sürüklemiş buraya getirmişti. Oysa ki kendi isteğimle gelmiştim.
Bir an durdum ve düşünmeye başladım, ne işim vardı burada?
Delirmiş miydim? Psikolojik sorunlarım mı vardı?

Gözlerimi kapatıp derin nefesler aldım. İçime çektiğim nefesler sanki boşunaymış gibi.

Sakin ol Kumsal

Sakin ol Kızım

İyisin! İyi olacaksın! Kafana koyduğunu yaparsın sen.

Kendi kendime konuşup rahatlamaya çalıştım,bu her zaman işe yarardı!

Eslemin ölümünden sonra buraya bir kez geldim,eşyaları almak için.

Kapının önüne geldiğimde durdum,anahtarı aradım ancak bulamadım. Her zaman saksının altında saklardı..

Bahçe kapısı açıktı, içeri geçip pencereden baktığımda ışıkların yandığını gördüm, evde biri vardı.

Kapıyı 3 kez tıklattım.

Birkaç saniye, sonsuzmuş gibi gelen bir sessizlik..
Kapı aralandı, içeriden tanımadığım bir kadın çıktı.

Yaşı 50'ni geçmiş,gözleri yorgun ancak dikkatli.

----"Buyrun?"

Yutkundum. Önce sesim çıkmadı ancak sonra cesaretimi toplayıp sordum;

---"Burada...Burada Eslem Karaca yaşıyordu. Eşyalarının bir kısmını aldım ama diğerleri...küçük bir kısmı burada kaldı."

Kadın bir an duraksadı,ardından gözleri derinleşti.

----"Demek sen de onu arıyorsun ha? Eslemden kalmış bir kaç kağıtlar,evraklar var. Bekle getireyim."

Kafam zaten karışıktı,söylediklerine anlam veremedim. Ellerimi bir birine kenetleyip beklemeye başladım.
Kadın bir kutu getirdi,ellerimi uzatıp aldığımda içim titredi.
Kutunun içinde Esleme ait doktor raporları,kan tahlilleri,hastane isimleri reçeteler vardı.
Reçetenin kenarında Eslemin kendi el yazısıyla yazdığı,
"Gücüm kalmıyor ancak Kumsal için direnmeliyim.."
Sözleri vardı..
Sarsıldım..
Elimdeki kağıtlar artık sadece birer belge değil, unutulmuş bir canın izleriydi..

Birkaç dakika sonra kendime geldim.
Acıkmıştım,eve geçip dinlenmek istiyordum otobüs durağına kadar yürüdüm. Başıma saplanan ağrıyla sendeledim ancak beni saran kollar yüzünden yere kapaklanmadım.

Başımı kaldırıp düşmemi engelleyen kişiye baktım.

Karşılaştığım iki çift gözle kala kaldım.

Bu Ars. diye bahsedilen çocuktu. O gün kafeye gelen ve beni hastaneye götüren.

Ukala.

Ukala mı yoksa centilmen mi karar ver artık Kumsal.

Kes sesini iç ses.

Gözlerim yerinden fırlayacakmış gibi yüzüne bakıyordum,ne işi vardı burada?

"Hanımefendi, böyle daha ne kadar bekleyelim?"

Dudak kenarı kıvrıldı, ben daha yeni farkettim kollarında olduğumu!

Allah belanı versin Kumsal!
Ancak bu kez ben üste çıkacaktım!

"Bayım, siz beni takip mi ediyorsunuz? Sizi seven hayranınızı takip etmek ne kadar doğru olabilir?"

"Neyse! İşim gücüm var.Gitmem gerek.Hoşçakalın."

Bu kez ben konuşmasına izin vermeden onu öylece bırakıp çekip gitmiştim.

Arkamda hayretler içinde dona kalmıştı. Keyfim bir anlık da olsa yerine geldi ama yine aklımı karıştıran sorular beynimde yer edindi.

Ars'ı eve gider gitmez araştırmam gerekti.

Ne işi vardı acaba orada? Alay ettim ama ya gerçekten beni takip etmişse?

İç sesimin araya girmesiyle gözlerimi devirdim.

"Ne işi olur kızım seninle"

Eve geçtim kendimi mutfağa attım, dünden kalan makarnanı kızdırıp yedim. Yemek pişirmek becerilerim vardı tabii ama şuan yorgundum hiçbir şey yapamazdım.
Kendimi yatağa attım ve telefonda Ars'ı araştırdım.

Belli bir kitlesi olan repçiymiş. Piyasada lakabı Ars. diye geçiyor esas ismi Aras Zavlak.

Tek bir şarkısı vardı, adam sokaktan gelmişti çok belliydi. Ya da bilmiyorum. Medyada pek görünmüyormuş,ancak onu dinleyen kitle çok başka..

Yakışıklı olduğu için kadınların gözdesi.

"Ars.- Gölgeler İçinde"

Gözlerimi kapatıp şarkını pür dikkat dinlemeye başladım;

Gecenin karanlığında yürürüm sessizce,
Gölgeler içinde kaybolan bir serüvenin izinde,
Kimsesiz Fırtınalar,ruhumda kopar,
Karanlıkla savaşırken umutlar yanar.

Yaralı kalbimle ararım gerçeği,
Kimsesiz Fırtınada bulurum kendimi,
Sesler susar, gözler açık kalır.
Geçmişin yüküyle savaşım devam eder.

Gölgeler içinde kayboldum, ışığı ararken,
Seninle dirildim,karanlıkta var olurken.
Yaralı kalbimle savaştım sessizce,
Seninle buldum kendimi, düşler peşinde.

Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.
Huzurla gözlerimi kapattım ve uykunun esiri oldum.

____________

Etrafta koşuşturan çocuğu izliyordum,kalbimin bir köşesinde nedenini bilmediğim tanıdık bir sıcaklık vardı.
Birden çocuk bana döndü,yüzünde koca bir gülümsemeyle;

"Anne hadi gel oynayalım" dedi.

O an içimde bir şey koptu. Sanki içimde yıllardır boş duran bir yere dokundu o kelime. "Anne..."

Onu kucağıma aldım. Deli gibi koştum,zıpladım,güldüm. Onun gülüşünü duymak için her şeyi yaptım. Kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi,ama mutlulukla.
İlk defa, tam, eksiksiz hissettim kendimi.

Sonra...kapının girişinde bir silüet belirdi.
Ses tanıdıktı. İçimi ürperten,ama garip şekilde huzur veren bir ses. Yüzünü tam göremiyordum. Gözlerimi kıstım.Bir adım attım. Ama sanki dünya ağırlaşmıştı, bedenim hareket etmiyordu.

Çocuk kucağımdan indi, çığlık çığlığa koşarak bağırdı:
"Yaşasııın! Babam geldii!"
Ve o adamın boynuna atıldı.

Ben donakaldım. Kalbim karmakarışık olmuştu. O an ağzımdan kelimeler kendiliğinden döküldü;
"Sen...kimsin?" dedim fısıltıyla.
Adam başını çevirdi... Ve o anda...

-------------------

Uyandım. Derin nefesler aldım,alnımdan süzülen teri sildim.
Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.
Saat sabahın beşiydi. Kulaklığımda Aras'ın şarkısı hâlâ çalıyordu. Ama gördüğüm o rüya...sanki kalbimin unutulmuş bir köşesinden fısıldanmış bir hatıra gibiydi.
"Kimdi o çocuk? Neden "anne" dedi bana?Ve o adam..O sesti...Sanki Aras..."

Birkaç saniyelik rüya,tüm geceye bedeldi...

Garip yanı da şuydu, ben şimdiye kadar asla rüya görmezdim hayatım da zaten kâbusdan ibaretti.

Bedenim biraz daha uyku istiyordu,kendimi yorgun hissediyordum galiba hastalanmıştım. Bünyem zayıftı üzüldüğüm zaman ya da bir şeyi kafama çok taktığım zaman hep hastalanırdım.

Ateşim vardı ve bu umrumda değildi, bu gün kliniğe gidecektim zaten.

Kendime sandviç yapıp çantama attım,yolda acıkırsam yemem için. Olmazsa olmazım kulaklığım ve telefonumu yanıma aldım. Hazırlanıp kendimi dışarı attım. Bu gün dün gecenin aksine hava bulutluydu, dolmuştu sanki yağmur yağacaktı. Ancak güneş de bazen saklanıp bazen de kendini belli ediyordu. Benim gibi. Sabaha karşı yağmur şiddetlenmiş ancak sonra dinmişti.

Gözlerimi kapatıp yağmurdan sonra gelen toprak kokusunu içime çektim.
Bir anlık zaman durdu sanki...Kafamdaki karmaşa son buldu...
Toprak kokusu...ve kalbimde hafif bir sızı..

Mahalle de diğer günlerin aksine sakindi, okullar tatil olduğu için galiba.
Taksi durağına kadar yürüdüm. Yürümeyi seviyordum,yorulsam bile...

Takside Eslemin eskiden kalmış reçetelerini kontrol ettim. Hepsi tek bir hastaneye aitti.
Şoförden rica ettim beni o hastaneye götürmesi için.

Birkaç dakika sonra..

Taksi eski bir binanın önünde durdu, ücretini ödeyip indim.
Adımlarım titriyor ama yine de ilerliyordum. İçeri girdiğimde bir an kalbim yerinden çıkacak gibi oldu,o gecenin sessizliği tekrar çevremi sardı ancak duramazdım. Buraya kadar geldiysem geri adım atamazdım.

Resepsiyonda duran yaşlı sağlık görevlisinin dikkati bendeydi, bu kadın yıllardır burada çalışıyordu.
Eslem'le her gelişimizde dik dik bakar sorduğumuz soruları bize bakmadan yanıtlardı. Başta garipsemiş sinir olmuştum ancak alışmıştım, zamanla.

Yanına yaklaştığımda kafasını eğdi. Her zamanki gibi.

___"Merhaba efendim, bana yardımcı olabilir misiniz?"

Kadın kafasını kaldırmadan yanıtladı,

---"Buyrun nasıl yardımcı olabilirim?"

___"Ben Eslem Karaca ile ilgili tüm arşivleri görmek istiyorum, 2 yıl önce ölümüne kadar olan herşeyi bilmek istiyorum"

Kadın kafasını kaldırmadan ayağa kalktı,arkasındaki dolaplara baktı. Bir sürü tarih yazılı kağıtlar,dosyalar. Benim kafam karışırdı ancak o, ustalıkla işini yapıyordu.

Hiçbir şey bulamadan yerine geçti, bu kez bilgisayara birşeyler yazıp pür dikkat incelemeye başladı.

40 dakikalık arayıştan sonra,kafasını kaldırıp konuşmaya başladı.

---"Eslem Karaca ile ilgili önemli belgeler burada yok. Daha detaylı arşivler şehrin merkezindeki eski arşiv binasında tutuluyor. Oraya başvurmanız gerekiyor."

Şaşkınlıkla dinliyordum.

___"Neden burada yok? Benim için çok önemli..."

Görevli karanlık ve derin gözlerle bana bakıp konuşmaya başladı, bu kez sessizdi sanki birileri onu duyar diye korktu;

---"Bazen bazı belgeler...gizlenir.Ya da başka sebepler olur. Ama emin olun,arşivde bulacaklarınız sizin için önemli olabilir.."

---" Arşiv odasına girmek yasak, ancak sana numaramı veriyorum. Gidince eğer aramana izin vermeseler ismimi söyle.
Beni Gonca hanım gönderdi de. Daha fazla sorun çıkarsa numaramdan benimle iletişime geç. Bu iyiliğimi de sakın unutma"

Göz kırpıp arşivler olan sokağı ve numarasını kağıda yazıp bana uzattı.
Gözlerimdeki karanlık yerini ışıkla değiştirdi bunun farkındaydım. Kadına kısa bir teşekkür ettim.

Derin bir nefes alıp titrek adımlarla hastaneden çıktım.
Bahçeye çıktığımda soğuk sonbahar havası yüzüme tokat gibi çarptı.

Şimdi yeni bir umutla ancak daha çok sorularla dolu bir yolda ilerlemek zorundaydım.

Kimsesiz Fırtınanın içinde kaybettiğim dostumun izlerini bulmak için daha çok yol kat etmeliydim.

Hastanenin bahçesinden daha çıkmamıştım, adımlarımı hızlandırmak istiyordum ancak telefonuma gelen bildirimle durdum.

Tereddütle mesajı açtım,

Bilinmeyen numara;
Eslemin ölümünü kurcalama Kumsal, yoksa bu sessizlik seni de yutar. Bazı şeyler gömülü kalmalı.

Garip bir hisse kapıldım, tanımadığım biri bana ismimle hitap ediyordu. Bu yalnızca bir uyarı değildi - birilerinin beni izlediğinin sessiz kanıtıydı.

Parmaklarım titredi, "Sen kimsin?" diye yazmak istedim ama yazamadım.

Bazı sorular sessizlikten daha ürkütücüydü

₺₺₺

Birini kaybettikten sonra, onun sevdiği şeyleri sevmek... Bu his size de tanıdık geliyor mu?

Kumsal, üzümlü kekim, daha neler yaşayacak acaba?..🥹🩶