1. bölüm · KILIÇ TİMİ

1

Buyrunbenim 😝

"Lan öküzler kalksanıza" diye bağırıyordu poyraz. Kılıç timi'ni uyandırmaya çalışıyordu. Bir an durakladı lan tim de kız vardı amk. Evet poyraz yutkundu. Kendisi komutan olmasına rağmen grubundaki iki kızdan yani nehir ve açelyadan ürküyordu. Nehir onun kardeşiydi açelya ise çocukluk arkadaşı. Poyraz durakladıktan sonra biraz bekleyip ince bir ses tonunda konuştu
"Pardon hanımlar, sizin olduğunuzu unutmuşum " dedi. Kızlar zaten uyanıktı nehir bunu kafaya takmadı ve oradan ayrılmak için ayakkabılarını giydi. Ayakkabı bağcıklarını bağlarken bir anda sınırlı bir tonda söylenmeye başladı
"Bu şeyde bir türlü bağlanmıyor ama ha! Lan bağlansanaağ"diye kükrüyor dünya sanki. Nehir'in kükremesinin ardından odadaki siper erkeklerde ranzalardan ürkek bir şekilde nehire bakıyordu. Bu bakanlardan biride sarp'tı. Erkekler hala uyurken poyraz ve açelya ise gülüyordu. Poyraz öne atıldı ve ayakkabıya doğru eğildi
" Abicim artık şu bağcık bağlamayı öğrensen mi he? Her sabah senin bağcıklarını bağlamaktan belim ağrıdı"dedi poyraz. Çoktan ayakkabı bağcığını bağlamıştı. Bu sırada telefona bir mesaj geldi

Gazeteci:röportaja son 5 dakika kaldı ama siz yoksunuz, ne zaman geleceksiniz?

Poyraz mesajı gördüğü gibi dışarı fırladı bu sırada bir küfür savurmayı unutmadı

"Hassiktir ya" dedi. Herkes arkasından bakarken açelya ile nehir odadan çıkıyordu. Tim oldukları için aynı odada kalıyorlardı oda dediğimde kocaman ranzaların olduğu rahat bir yer, kızların erkeklerle aynı odada kalması zorunluydu ama onlar çözüm bulmuşlardı, kızların yatağının etrafına perde çevrelemişlerdi. Kesinlikle zeka fışkırıyor be. Bu perde yine büyük bir alanı içinde barındırıyordu. Ama erkeklerin oraya girmesi yasaktı.

Poyraz Cafe'ye doğru koşmaya başladı.Röportaj sadece 1 kişi tarafından yapılacaktı, poyraz Cafe'ye vardı. Kadını tanımıyordu ama yüzünün nasıl göründüğünü biliyordu. Masalara göz gezdirmeye başladı. Birden gazeteciyi gördü. Kadın iki kahve söylemişti. Poyraz masaya ağır adımlar ile yaklaştı. Yüz ifadesi bir kaya gibi sertti. Masaya oturdu. Kafın gülümsedi
"Hoşgeldiniz poyraz bey" dedi ince bir sesle. Görünüme göre tatlı biriydi. Giyim tarzı çok iyiydi. Üstüne bir kazak giymişti kazak beyazdı ve onun altına toz pembe bir etek. Kabanıda beyaz renkti.

Poyraz yüzündeki sert ifadeyi bir kenara atıp gülümsemesini takındı. Kadın iç çekti ve derin bir nefes aldı.
"Ah ben efsun bu arada adımı söylemeyi unuttum.çok özür dilerim" diyip elini uzattı efsun. Elini uzattı. Poyraz bir süre eline baktıktsn sonra elini sıktı. Efsun konuşmaya başladı.
"Galiba siz abay ailesindensiniz değilmi?" diye sordu. Bu soru poyrazı gülümsetti.Poyraz gülümserken yerinden dığruldu ama ayağa kalkmadı.
"Evet ve sizde? " dedi Efsun'un cümleyi tamamlamasını bekledi. Efsun heyecanla
"Kandemir, efsun Kandemir yani... Ailem biliyorsun işte" poyraz biliyordu, ailesi çok disiplinliydi.Bir ara haberlerde çocuklarına aşık olmak yok, ağlamak yok gibi kurallar koydukları bile söylenir. Kandemir ailesindeki her üye ayrı bir yönden ünlüdür. Efsun'un babası kontrol altına almasından, annesi asaletinden, kardeşi ve abisi ise güçlerinden dolayı ünlüydü. Ailede sevilmeyen kız oydu. Efsun hayatı boyunca mükemmel bir insan olmak için çabaladı. Çocukken geceleri odasında ağlıyordu o, ailesinin yanında ağlayamazdı. Yoksa ailesinin gururu çizilirdi. Aile kelimesi sadece 4 harf ile sınırlı değildir. Aile kanbağı ile olan birşey değil bazen. Bazen bir arkadaş grubu, arkadaş, öğretmen, oyuncaklar bile aile olabilir. Aile iyi gözüken dışarıdan peki içerisi?...

-Efsun'un bakış açısı-

O çok sıcak ve ince davranıyor. Peki o beni kandırırmı acaba. Endişeleniyorum... Ya siperleri gibi olursa... Ya yine tedavi almak zorunda kalırsam. Off saçmalama efsun o senin misafirin. Ama aynı zamanda arkadaşın. Cidden arkadaşmıydık. Ah cidden ona sormadım. Zaten röportaj bitti sorsam iyi olur.
"Poyraz bey? Arkadaş olalım mı? " cidden yaptım mı lan ben. Ağağa yaptım be yaptım yapamazsın dediniz ama yaptım hatta biri bana ordan or- çocuğu dedi. Ayay yaptım be cidden İronman falanım galiba. Ayy gülümsedi mi o. Lan başını sallıyo. Lan efsun sakın kalsana. Amk ben kızardım galiba

"İyi misin" dedi poyraz. Sence poyraz iyi miyim ben?.
"Neden sordun" dedim aceleyle.O ise kıkırdamaya başladı.
"Yüzün kıpkırmızı, bu yüzden sordum" diye cevap verdi. Yüzümü tuttum. Ve kapadım
"Ç-ÇOK Ö-ÖZÜR DİLE-" tam cümleyi tamamlayacaktım ki hıçkırık. Hıçkırık bey geleceğiniz zamanı s-. Hiçmi saygınız yok be . Ben burda utançtan domates olayım siz orda bana utanç katın. Ayıp oluyo ama. Poyraz hala kıkırdıyordu. Evet evet cidden bildiğin sırıtıp kıkırdıyordu. Rezil olduk babaağ.
"Numaram zaten sende kayıtlı. Sonra görüşürüz, yoksa sen gerçekten domates olacaksın" dedi ve elini salladı bana. Masadan kalkarken bir bakış attı. Bakışı şefkatliydi....