40. bölüm · Kendimize Bir Şans
Bölüm:40
Merhabaaaaa
Nasılsınızzz umarım iyisinizdiirrr
Tiktok ve instadan edit yapabilir beni etiketleyebilirsinizzz
Tiktok:laydavekitaplariiii
İnsta:laydaavekitaplariiii
İnsta:kendihalindebiryazaar
İyi okumalaarrrr 🍷
~
BERDANDAN;
Haber gelmişti güzelimi bulmuştuk.
Ama taa Trabzonda.
Hemen yola çıksak bile 10 saat yolculuk yapacaktık.
Ki 10 saatte kimse gidemezdi.
Bu yüzden oradaki korumalarımı aradım.
-Hemen en acilinden gönderdiğim konuma bir hanımefendi var onu alıyorsunuz.
-Adı tam olarak ne efendim ?
-Eşim Merve DELİPEK KARAZEHİR.
-Tamamdır efendim.
-Tetikte olun her an etrafınıza birşeyler çıkabilir ve karımı sağ salim buraya havalimanına getirmenizi istiyorum.
-Bu bizim için istek değil emirdir.
Telefonu kapadım ve tekrardan aradık Merveyi.
O sıradada Gökşen ormandaki kameralara girmeye çalışıyordu.
Telefonu açtığında soluk soluğaydı.
-Efendim ?
-Noldu güzelim birşeymi oldu nefes nefese kalmışsın ?
-Birşey yok sadece tırmandım dağa o yüzden oldu. İyiyim merak etme.
Gökşen arkadan el çırptı ve bana döndü.
-Buldum efendim şuanda eşiniz bir ağaca yaslanmış durumda.
O sırada Mervenin hem kameralardan güldüğünü gördüm hemde telefondan işittim.
-Güzelim çok soluksun.
-Birşeyciğim olmaz merak etme.
-Seni Trabzona nasıl götürdüler acaba ?
-Bilmem kaç saat orayla bura ?
-10 saat 55 dakika.
-Yuh ben o kadar süre uyumuşummu ?
-Uyumuşsun güzelim.
-Bayılttılar ama kendi isteğimle uyumadım.
-Tabi ya.
-Berdannn.
-Söyle güzelim.
-Seni seviyorum biliyosun değilmi ?
-Biliyorum güzelim biliyorum bilmezmiyim.
Derken birden bire telefon ve kamera kapanmıştı. Telefondan deli gibi aramaya çalışırken arayamıyor ve kameralarada giriş yapamıyorduk.
Bir numara ekranımda belirince direkt açtım.
Bir kahkaha sesi oydu işte. Cafer.
-Aa Berdan bey nasılsınız ?
-Piç kurusu.
-Ne kadar ayıp Berdan bey.
-Eşim nerde lan naptın ona!
-Eşinizi görmek istermisiniz Berdan bey ?
-Göster bana eşimi!
-Size atacağım videoyu izleyin.
Direkt telefonu kapatıp gelen videoya baktım. Videoyu bilgisayardan açtıklarında hepimiz izliyorduk.
İki video vardı.
Birine tıklayarak açtım.
Birincisinde korumalarım vardı ateşin içinde kalmışlar ve kimisi küle dönmüştü.
Ondan çıkarak ikinciye baktım.
Eşim vardı,
Hayatımın anlamı, tutunma sebebim vardı.
Sürükleyerek götürüyorlardı.
Birisi saçlarından, ikisi kollarından diğer ikiside ayaklarından tutuyordu.
Merve adeta dişi aslan gibi oraya buraya saldırıyor kurtulmak için yer arıyordu.
Ama olmuyordu bir türlü kurtulamıyordu.
Sonra bir yere sokuldu bir depo gibi.
Deponun içini gösterdi bu sefer kameralar.
Mervenin kollarını duvara kelepçelemişlerdi.
Daha sonrasında içeriye Cafer girdi.
Piç herif!
Yine o ses tellerini koparmama sebep olacak o kahkahasını attı.
-Merve hanımm duydumki karanlıktan korkuyormuşsunuz.
Mervenin karşısına gidince, Merve kasıklarına tekme attı.
Cafer yerde yatarken adamlarından biri tokat attı.
Adamın simasını ezberledim.
Halk deyişi ile ben bu adamı sikmezsem rahat edemezdim.
Hemde fantazili şekilde sikecektim.
Merve ise hala gülüyordu.
-Benim tek korkum değil Cafer efendi.
Arkasındaki adamlar baktı daha sonrasında kapıdan dışarıya.
-Bir zaafım var kimse alamaz onu benden yani beni karanlıkla korkutsanda onun ruhu benimle.
Cafer yerden kalkarken Mervenin karnına tekme attı.
Bir dakika bir dakika.
Mervemin karnına.
Çocuklarımızın olacağı karnına.
Galiba kriz geçiriyordum.
Benim karıma tekme atmıştı.
Dışarıya koştum ve arabaya bindim.
Son sürat sürüyordum hiçbirşey umrumda değildi o an.
O piç kurusunu gebertecek karımı alacaktım oradan.
Caferi aradım direkt açtı.
-Lan piç kurusu nerdesin geliyorum geliyorum nerdesin çık karşıma.
-Gel ağam zevkle.
Telefon kapanınca konum gelmişti.
Aradan kaç saat geçmişti bilmiyorum.
Son sürat ilerliyordum bomboş yolda.
Akşam olmuştu galiba.
Saate baktım 21.34
Dahada yükselttim hızımı. Karımı oraya, karanlığa kitlemişti. Ordan çıkarmam gerekiyordu. Aynalardan arkama baktığımda rahat 15 arabanın beni takip ettiğini gördüm. Arabanın hızını iyice yükselttim. Biraz daha yükseltirsem jet olup uçacaktım. İşin ucunda karım var ise herşeye razıyım ben. Yeterki o iyi olsunda. Trabzon il sınırı yazınca konumu açtım. Baktığımda konum ormanın içinde gözüküyordu. Hep beraber girdiğimizde depoya 2 kilometre kala durdum. Ben durunca arkamdaki arabalarda durdu. Hepsi toplandıklarında konuştum.
-Herkes sakin şekilde gezsin deponun etrafını ve çevre yerlerde ev falan varmı bakın ?
Hepsi kafa salladı. Herkes ayrılırken ben depoya gittim. Eşimi almam gereken konular vardı. Depoyu gördüğümüzde etrafındaki adamları indirdik. Hepsinin ceplerine bakarak anahtarı aradık. Birinin cebinden çıkınca hemen açtım kapıyı. İçeriye feneri tuttuğumda karım duvarın köşesine çökmüş cenin pozisyonunda yatıyordu. Elimdeki silah yere düşerken yanına koşarak diz çöktüm.
Yüzünü avuçlarımın içine aldım.
-Güzelim, hatunum, lavantam iyimisin ?
-B Berdan.
-Efendim söyle sultanım ?
-Özür dilerim.
-Neden güzelim ?
-Kanamam var, korkuyorum, ilk defa karanlıktan korkmadım ama şuanda kanamamdan korkuyorum.
-Tamam güzelim sakin şu kelepçeleride açalım.
Hemen anahtarlarla açtım kelepçeleri ve kucağıma aldım. Aldığımda karnında ve kalçasında ıslaklık hissettim. Ve kan kokusu çokta yakın geliyordu şuanda. Hemen koşarak depodan çıktım. Arabaya koştuğumda Merveyi arkaya yatırdım ve öne geçtim. Arabayı denesemde çalıştıramamıştım. Ben direksiyona vurup söverken kolumu bir el tuttu.
-Sakin olmalısın.
-Güzelim dur tamammı burda diğer arabaları deneyeceğim tamammı ?
-Boşuna zamanını kaybetme.
-Neden güzelim ?
-Gelsene buraya.
Arka koltuğa geçerek kucağıma aldım sanki bir bebek gibi.
Oda boynuma yasladı kafasını.
Uzunca bir nefes çekti.
-Sen Magusa limanı türküsünün hikayesini biliyomusun ?
-Hayır güzelim bilmiyorum.
-Anlatayımmı ?
-Anlat güzelim.
- 1943'te Arap Ali diye biri varmış ve Arap Ali 3 çocuk babasıymış. Geçimini hamallık yaparak kazanırmış ve bu hamallığı Magusa limanında yaparmış.
Boynuma daha fazla bastırdı yüzünü ve gittikçe sesi kısılıyordu.
-Her gün iş çıkışında limana yakın bir meyhaneye gider ve orada içermiş. Bir gün yine içmeye gittiğinde 7 hint askerinin halka eziyet ettiğini görmüş ve o 7 askeri orada dövmüş. Ertesi gün tekrar o meyhaneye gittiginde 7 hint askeri meyhanenin kapısında Aliyi beklemekteymiş. 7 hint askeri Aliyi gördüklerinde çok fena dövmüşler. Hint askerleri çıktıktan sonra Ali magusa limanına gitmiş. Çevre halkı eşine haber verince eşide hemen oraya gelmiş. Ve Alinin ağzından şu sözler dökülmüş
"İskeleye çıktım yan basa basa, magusaya vardım kan kusa kusa, magusa limanı limandır liman, beni öldürende yoktur din iman " bunları söyledikten sonra Ali can vermiş ve eşi ise arkasından şu sözleri söyler "Uyan alim uyan uyanmaz oldun, yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun" bunun üzerinede bu ağıtız türkü yapmışlar.
-Çok güzel hayatım.
-Hihim hemde ne güzel.
Şuan arabada o benim kucağımda ve kanaması devam ederken sadece oturuyorduk.
Elimizden bir şey gelmiyordu.
~
Bir bölüm sonu dahaaaaaa
Nasıldıı sevdinizmiii
Magusa limanı türküsünü dinlemenizi tavsiye ederimm
Çok güzel çünkü
Dinlemek isteyenler içinnnnn
Neyseee
Fikirlerinizii yorumlarda belirtin lütfeeennnn
Birde oy verebilirmiyizzz rica etseemm ⭐
Bir sonraki bölüme kadar sağlıcaklaaaa kalınnnnn görüşürüzzz🤎
