Kelebek Aşkı kitap kapağı

5. bölüm / 6

Unutulmuş Deniz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Unutulmuş Deniz

Yutkunup derin bir nefes aldım "sadece bana inanmani istiyorum Tuğba tek dayanağım bu " dedim gözlerinin içine bakarak evet tek dayanağım oydu o dünya çok güzeldi ama ya gerçek değilde ya ben hastalığım yüzünden bütün bunları görüyorsam bu neden yüzünden korkuyordum ondan cevap beklerken arkasına yaslandı " deniz ... Bu hastalığının getirdiği bir halüsinasyon olabilir yada psikolojik bir rahatsızlık olabilir " dedi üzmemek istiyordu biliyordum ama o dünya gerçekti ben deli degildim çağrıha gerçekti biliyorum sonra aklıma bir şey geldi " ya sana kanıt sunarsam... bana inanır mısın Tuğba..." defterimi yanıma almıştım yanımda çiçek olmasada ilk işaretim vardı " kanıt mı " dedi gülerek Tuğba " deniz bu bir-"çıkarttığım şeyle sözü yarım kaldı defterimi önüne koydum " bu kanıtım o dünya ya ikinci gidişimde ortaya çıktı bu işaret defterimde içinde de bir işaret var ve o dediğim çocuk,bakabilirsin Tuğba " dedim gözlerine inanamıyormuş gibi bakıyordu bana döndü " bu olamaz " kafamı salladım " olabilirmiş demekki sen demedinmi evren bir çok sır saklıyor diye" dedim bana sadece inanmasını istiyordum bu yükü tek başıma taşıyamazdım sadece inan Tuğba sadece sırdaşım ol lütfen .

İçini açtı ,baktı öylece bir kaç saniye " hoşlanmaya başladığın çocuk bu yani ve işaretler onlar ne için?neden?" Dedi bana bakarak işte yapman gereken tek şey bana inanmaktı Tuğba iyi arkadaşımsın, derin bir nefes alıp " bu aramızda kalıcak sana herşeyi anlatacağım " dedim kafasını salladı aslında oldukça heyecanlı görünüyordu sadece bu onun için yeniydi

Ona herşeyi anlattım ama sadece onun arkasını dönüp gittiği ve benim kırıldığım yer hariç herşeyi anlattım şaşkınlıkla bana bakıyordu öyle şaşkındı ki konuşamıyordu resmen " bu inanılmaz ancak inanması zor bir şey gibi geliyor inanamıyorum ve bu işaretler defterde parlıyor bu bile senin kanıtın deniz ah bu.. bu inanılmaz " dedi kafasını deftere geri indirdi ellerini üzerinde gezdirdigi an işaretlerden küçük tozlar çıkıyordu bu onun inanmasına sayten yetmişti sadece gülümsedim.Kafede biraz daha kaldıktan sonra ayrılmıştık ikimizinde evleri zıt yönde olduğu için farklı yerlere yöneldik

Kaldırımda yürürken hem mutlu hemde üzgündüm mutlu olmamın sebebi arkadaşımın bana inanıp destek çıkmasıydı bana inanmaz sanıyordum ama demek ki doğru arkadaşı seçmiştim ,üzgün olmamın nedeni ise çağrıhanın neden öyle beni bırakıp gitmesiydi belki bir nedeni vardır diye çok üstünde durmuyordum hem ben kimdim ki sadece misafir... gideceğini banamı sorucaktı.

Eve yaklaşmışken birden ılık bir rüzgar esti ve onunla beraber önümde o kelebeği gördüm lila rengi tozları saçarak önümde geçti o narin güzel kanatları ile sonra ise dünya yavaşça değişti burada olamazdı odamda olsaydın en azından ama artık geçti ayağımın altı parçalanmaya başladı yine düşmek istemiyordum gözlerimi kapattım ama düşmemiştim sadece tekrar bir rüzgar esti gözlerimi yavaşça açtım elimle önüme gelen saçlarımı da çektim bu... gördüğüm manzara burası inanılmazdı ayağımın altına resmen yıldızlar serilmiş gibiydi kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım gece mavisindeki gökyüzünde onlarca yıldız ayağımın altindaki zemine yansıyordu gökyüzünün ve zemini ayırt etmek zordu ama bu zemin sert değildi sıvıydı cam gibiydi.. İleri doğru bir kaç adım attım hareket ettikçe bastığım yerlerde beyaz tozlar etrafa saçılıyordu güzel bir yerdi ancak sessiz ve ıssızdı

Etrafta gözlerimi gezdirdim bazı yerlerde parçalanmış gemi enkazları vardı bazı yerlerde ise büyük kaya parçaları burası hem güzel hem de garipti tam o anda ayağımın altında bir parıltı geçti sonra ise önümde yükselen büyük bir balina ay ışığında bir yıldız gibi parlıyordu üzerimden geçerken uçuyor gibiydi .

Rengarenk yıldızlar gibi parlıyordu arkama düştüğünde parlak suyun içinde gözden kaybolmuştu ama arkasında bıraktığı o güzel uğultu huzur vericiydi ve küçük tozlar bırakmıştı geriye üzerime birer küçük yıldız olarak düşüyordu bu tozlar

İleride tekrar bir uğultu duydum bu o balinanın sesiydi bir süre onu dinledim garip olsada bana huzur veriyordu artık hareket etmeye karar vererek burayi incelemeye başladım belki üçüncü işareti de bulabilirdim bu dünyayı çok seviyordum çünkü hem acımı benden alıyor hemde gerçek dünyanın stresinden beni uzak tutuyordu...

Bir saat sonra

Artık yorulmuştum hiçbir yerde işaret yoktu ve heryer aynıydı bazı yerlerde kılıç bile bulmuştum ama işareti bulamamıştım burası çok sessizdi keşke şuan yanımda çağrıhan olsaydı en azından konuşur sessizliği bozardı

Korkmaya başlamıştım yere oturup bacaklarımı kendime çektim artık tamamen korkuyordum bu yerden.
Tamam güzeldi ama bu kadarda sessiz ve ıssız olamazdı bir yer.Gözlerim dolmuştu sessizlik beni daha çok geriyor ve korkutuyordu " korkuyorum"dedim sessizce " korkuyorum çağrıhan lütfen " dedim ellerimi kendime sarıp kafamı dizime gömerek...
🦋
-Çağrıhanın anlatımı -
İlk karşılaştığımız yerde oturuyordum onun burada koştuğu,tacını yere bıraktığı anlar gözümün önüne geliyordu onu nedensiz bir şekilde özlemiştim en çokda saçlarını...
Saçlarına dokunmak istiyordum ama bu dünyanın kuralları bunlardı keşke böyle bir kural hiç vâr olmamış olsaydı ve ondan özür dilemem gerekiyordu onu kırmıştım belkide...

Ama ne zaman geleceği belli değildi şimdi gelse ne güzel olurdu.
O sırada ileride beyaz bir şey gözüme çarptı o bir taçtı denizin tacı gülümsedim onunla ilgili bir eşya bile gülümsememe yetiyordu.
Tacını burda unutmuştu ayağa kalktım yavaşca ilerleyerek taca eğildim ve narince elime aldım bunu onu gördüğümde ona vermeliydim
Birden sert bir rüzgar esti onunla beraber ise korkmuş bir ses duydum " korkuyorum... Korkuyorum çağrıhan lütfen" bu denizin sesiydi o nereye gitmişti bu sefer
O unutulmuş denizde miyd hayır orası çok sessiz ve ıssızdı onun o ince ruhu buna dayanamazdı.
Yoksa bu kadar korkmazdı hemen gözlerimi kapattım ve oraya gitmek için bulunduğu yeri düşünmen yeterliydi ....

🦋
-Denizin anlatımı ile -
Kimse gelmiyordu işte o bile...
Bir ses duydum uzaklardan ayak sesiydi bu gittikçede yaklaşıyordu biraz hızlı adımlardı başımı kaldırıp kimin geldigine baktım çağrıhan emin adımlarla bana doğru geliyordu kaşları çatıktı ama bir o kadarda endişeli duruyordu elinde de bir şey tutuyordu benim tacım onu bulmuştu. Daha fazla yaklaşamadı yine aynı mesafede durdu ama sanki daha çok yaklaşıp bana sarılmak istiyordu bende onu görmemle daha çok ağladım
Sinirden ağlıyordum çünkü bende ona sarılmak yalnızlığımı gidermek istiyordum göğüsünde ağlamak istiyordum
Şuan karşısında durmuş çocuk gibi ağlıyordum ağlamam ile birlikte yüzü bir anda yumuşadı ve yere tek dizinin üzerine çöküp " korkma deniz ben buradayım bak sesszlik kalmadı eminim çok sessiz olduğu için korkuyordun hadi gözlerime bak " dediğinde bakışlarımı ona çevirdim yüzünü komik bir hale getirmişti ağlamayı bırakıp gülmeye başladım hem çocuk gibi davramasına hemde beni neşelendirmeye çalışmasına gülüyordum.

Benim gülmemle ellerini indirip garip bir gülümseme ile bana baktı gözlerime o kadar güzel bakıyordu ki. İçime garip bir sıcaklık yayılmıştı bende gülmeyi bırakıp ona baktım gülümsemesi çok güzeldi gözlerine çekiliyordum şuan koskoca yerde sadece birbirimize bakıyorduk daha fazla bakamadım hemen ayağa kalkıp eteğimi silkeledim o da benimle birlikte ayağa kalkmıştı " teşekkür ederim çağrıhan" dedim gözlerimi kaçırıp o ise daha derin gülümsedi " teşekküre gerek yok " dedi aynı gülümseme ile "beni nasıl buldun" dedim " rüzgar fısıldadı " dedi rüzgar mı fısıldadı? Ah ama doğru burası onun dünyası ve büyülü bir yerdi" peki burası neresi ? Gemi enkazları ve kılıçlar görmüştüm " dedim önceki korkumdan eser kalmamıştı şimdi daha sakin ve huzurlu hissediyordum bana bakarken gözleri parlıyordu " burası unutulmuş deniz ,burada çok öncelerden insanlar yaşardı ama buranın insanları genellikle burada yapılırdı savaşlar evlerine zarar gelmesin ve doğanın huzuru kaçmasın diye daha sonra insanlar güç peşine düştüğü için önceki gittiğimiz yerdeki evrenin kalbi dediğim yer onları yok etti burda savaş yapılmaz oldu o yüzden buraya unutulmuş deniz deniyor " dedi vay maşallah gerçekten Tuğba'nın dediği gibi evrenin bir çok sırrı vardın sonra gözleri arkama döndü " yeni işaretin hayırlı olsun " dedi gülerek hemen arkamı dönüp baktığımda defterim havada asılı bir şekilde temiz bir sayfasına yeni bir işaret oluşuyordu " ben seni o kadar arayayım sen şimdi oluş " diye sitem ettim arkamda olan çağrıhanın gülüşünü duydum yandan ona baktığımda eliyle gülüşünü saklamaya çalışıyordu ben de ister istemez gülüyordum ama ciddi durmaya çalışıyordum

İşaret bittiğinde deftere yaklaşıp elime aldım oluşan işaret bir kalpti ama etrafı sarmaşıklarla çevriliydi küçük çiçeklerde vardı kalbin rengi beyazdı sarmaşık ise koyu mordu etrafındaki çiçeklerde beyazdı sarmaşığın bir ucuna ise kalbin beyaz rengi karışmıştı bu ne anlama geliyordu pek anlamış değildim.
Defteri alıp çağrıhana döndüm ona ilerken normalden fazla yaklaştığımı fark ettim 65 santim değilde yaklaşık 45 santime düşmüştü bu benim heyecanlanmama yetmişti
Ona defterdeki işareti gösterdim yüz ifadesi bir anda değişmişti şaşkın görünüyordu " burada ne anlatıyor çağrıhan " dedim hayla daha fazla yakın olduğumuz için heyecanlıydım " bilmem " dedi gülümseyerek ama bence yalan söylüyordu ama üstüne gitmedim.
Yinede yanaklarımı şişirip ona dik dik baktım bu halime ciddi duramamıştı hafiften gülümseyip " gel seni daha güzel bir yere götüreyim" dedi arkasını dönüp yürümeye başlarken çok asil bir duruşu vardı onu tanımayan insan onu ciddi görse ürperirdi ama özünde çok nazik ruhlu biriydi " nasıl gidicez ki " dedim onu takip etmeye başlarken sorum havada kalmıştı.
O önde ben arkada cam denizin üzerinde ilerliyorduk onun bıraktığı parıltılı izleti benim bıraktığım izler takip ediyordu
Bir noktada durunca bande durdum eliyle bir yuvarlak çizmeye başladı çizdiği yerlerde mavi bir çember oluştu sonra ellerini içeri doğru uzattı onu takip eden küçük çemberler oluştu sırasıyla sonra önümüzde büyük bir parıltıyla açılan mavi bir çember açıldı bu bir portaldı bana döndü müzip bir gülümseme ile" bu şekilde " diyerek sorduğum sorunun cevabını verdi.

Gülümsedim "içeri geç ki bende geçebileyim " dedim o an hatırlamış gibi kendiside gülümsedi " doğru unutmuşum daha aramızda mesafe var" dedi sonra buruk bir gülümseme ile önüne döndü" merak etme o mesafe yakında biticek " bir şey demişti ama ben tamamını anlamamıştım sadece başını anlamıştım ki portala arkasından baktım bir süre onun bu halleri buruk gülümsemesi ve o gözlerinin içindeki derin hüzün bunların nedeni neydi çağrıhan? Bende arkasında portalın içine girdim.

Girdiğimiz yer daha huzurlu bir yerdi kuşların cıvıltıları ve herzaman ki gibi kelebeklerle doluydu önümüzde her tarafı sarı ağaçlarla kaplı olan bir ova vardı ovanın ortasında büyük bir ağaç ve salıncak vardı rüzgar ılık bir şekilde eserken ben hala yüzümü somurtuyordum çünkü çağrıhanın bu halleri beni nedensiz yere üzüyordu ona sarılıp üzülmemesini söylemek istiyordum ama hepsi şu lanet mesafe yüzünden engelleniyordu ayağımı yere sistemle vurunca rüzgar daha sert esmeye başladı
Rüzgarın daha sert esmesi beni dahada sinirlendiriyordu saçlarımı önüme geldiği için saçlarımı çektim rüzgara bu sefer bağırarak " of sende bir esme be " dedim iyice sinir olmuştum o sırada gülmekten ölmüş olan çağrıhana baktım karnını tutarak gülüyordu " sen neye gülüyorsun ya" dedim şimdi gidip kafasına bir tane çakmak vardı , gülmeyi kesip hafif gülümseme ile " bu dünya senin duygularına göre şekilleniyor sinirlendiğinde rüzgar sert esiyor mesela yada korktuğunda veya üzüldüğünde çiçekler, doğa kendini kapatıyor mutlu olduğunda ise herşeyi rengarenk ediyorsun yani o yüzden burada dikkatli kontrol etmelisin duygularını" dedi ben şaşkındım bunlar ne ara olmuştu mesela ben korktuğumda demek ki çağrıhanın olduğu yerde bunlar olmuştu

Kafami salladım onun yanına yaklaşırken gördüğüm manzara ile nutkum tutulmuştu burası gördüğüm salıncaklı ağacın yanında bir göl vardı ama sıradan bir göl değildi gök yüzünün rengine bürünmüş bir göldü aynı unutulmuş deniz gibi ama bu aynı ying Yang gibi...

Burası çok güzeldi ama ben yinede çağrıhanı merak ediyordum o neden üzgündü? Yanındaydım ama kırk beş santimlik mesafe ile.
Ona döndüm o hala göle bakıyordu " nasıl beğendin mi ?" dedi ona cevap vermeyince bana döndü benim ona nasıl baktığımı bilmiyordum ama garip baktığım kesindi " bir şey mi oldu deniz " dedi o da bana dönerek " evet oldu " dedim ne oldu der gibi kafasını salladı " neden üzgünsün?"sorduğum soru ile afalladı sonra kendini toparlayıp " yo ne üzgünü gayette mutluyum "dedi gülümseyerek kaşımı daha çok çattım " hayır yalan söylüyorsun dilin yalan söylüyor ama gözlerin bunu başaramıyor çağrıhan " dedim bu dediğim ile daha çok şaşırmıştı üzgündü gözleri neden yalan söylüyor ki kafasını göle çevirdi " ben...ben senden özür dilerim o gün sana bir şey demeden gittiğim için ben... Dayanamamıştım annem aklıma gelmişti o da senin gibi gülüp benden gitmişti senin toz olup gitmen ona çok benziyordu ben o yüzden gitmiştim tekrar özür dilerim" dedi tekrar bana döndü gözlerinde gerçektende pişmanlık vardı ben onu üzmüştüm " hayır bu normal değilmi üzülmüş olabilirsin yani gerek yok özür dileme " ne diyeceğimi bilememiştim o üzülmüştü bu durumda bile saçmalamıştım ya helal sana deniz gözlerimi ondan kaçırdım of teselli edeceğime onu daha çok üzmüştüm.
Ne düşündüğümü anlamış gibi " şimdi sen onları boş ver gel buranın yarım saatin kalmışken tadını çıkar deniz" dedi salıncağa ilerlerken ne sadece yarım saat mi ne ara geçmişti bu zaman ya ona yetişirken birlikte yan yana yürük sanki paralel evrendeymiş gibi hissediyordum salıncağın yanına geldiğimizde durduk " otur hadi " dedi onu dinleyip salıncağa oturdum " ben sallanırım " dedim ama o izin vermemişti " yok ben sallarım " dedi
" Nasıl sallayacaksın ?" dedim gülerken
" Bu mesafe sadece bu salıncağın olduğu yerde etkisini göstermiyor" dedi yani bu yüzden beni buraya getirmişti mesafe sınırı olmadan birlikte vakit geçirebilmek için...
Sadece kafamı salladım beni sallamaya başladığında altımdaki göl sayesinde sanki gökyüzündeymiş gibi hissediyordum o salladıkça ben gülmeye başladım ellerimi iplerin arkasından geçirip iki yana açtım ve gür bir kahkaha attım...
Dakikalarımız böyle geçmişti en sonunda.
Bu anın sonunun gelmesini hiç istemesemde veda zamanı gelmişti
Salıncak yavaşlamaya başladı en sonunda ise tamamen durdu keşke durmasaydı. Salıncaktan kalkıp çağrıhana döndüm gülümseyerek " bana bu duyguyu yaşattığın için teşekkür ederim " dedim bana daha çok yaklaştı burada bu salıncağın altında mesafe kuralının işlemediğini unutmuştum
Bir kaç adım önümde durdu" bunu sadece bir kerelik yapabilirdim bu tek seferlik hakkı senin için kullandım mutlu olmana sevindim " dedi demek bir kerelik di yani başka olmayacaktı ellerim toza dönüşmeye başladığında çağrıhana baktım bunu yapabilirdim bir adım daha yaklaştım ve dudaklarımı onun yanaklarına bastırdım ve geri çekildim bu harektime o kadar şaşırmıştı ki yerinden kipirdamıyordu ben bile bu yaptığıma inanamazken o nasıl inansın ki tamamen toza dönüşmeden önce ellerini yanağına götürüp bana bakmıştı sonra ise herşey karanlıktı.....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…