6. bölüm · Kelebek Aşkı
Pes Etme
Gözlerimi yine evimin önünde açtım aynı yerdeydim ama yaptığım şey aklıma gelince ellerimi yüzüme kapatarak eve koşmaya başladım kapıdan içeri hızla girdiğim için yerdeki ev terliğine takılıp yere bodoslama düşmüştüm.
Annem gürültüyü muhtemelen duymuştu ama ben bunun derdinde değildim bir daha nasıl bakacaktım ben yüzüne utançtan bakamazdım ki .
Hızla yerden kalkıp odama koştum neredeydi şimdi o cesaterli kız? Neden şimdide ortaya çıkmıyor? Annem koridorda koşan beni görünce "kız ne oldu " dedi ama onu umursamadan odama koştum ve kapıyı kapatıp kendimi yatağa attım ne yapmıştım ben of bir dahakine ne diyecektim şimdi? Yumuşak yastığıma sarıldım , sakin olmalıydım derin nefesler aldım ama yinede yüzüme yerleşen o gülümsemeyi durduramıyordum ben de direnmeyi bırakıp daha çok gülümsedim yatakta yuvarlanarak sırt üstü döndüm tavana dakikalardır boş boş bakıyordum yüzümdeki o sırıtma ile. Acaba o şuan ne yapıyordu ? Bana kızmış mıydı? Yada mutlu mu olmuştu? Aklımdaki bu sorularla tavana bakmaya devam ederken bir süre sonra uykum gelmişti göz kapaklarım uykuya yenik düşerken gözümün önüne gelen görüntü çağrıhanın o şaşkın yüzüydü....
....🦋....
Uykumdan büyük bir ağrı ile uyanmıştım üzerimi dün değiştirmeden uyumuştum o yüzden midemi tutarak siyah bir eşofman takımı aldım ah midem çok kötü ağrıyordu banyoya giderken daha çok ağrımaya başlamıştı üzerimi zorlukla değiştirdim
Banyodan çıkacakken birden midem bulanmaya başladı lavaboya doğru koştum eğilerek öğürmeye başladığımda midem daha çok ağrımaya başlamıştı bu da neydi böyle hiç böyle çok ağrımamıştı gözlerimi kapatıp daha çok öğürdüm kusarken bile çok kötü ağrıyordu sonunda bittiğinde nefes nefeseydim gözlerimi açıp lavaboyu temizlemek için musluğa uyandığımda gördüğüm şey ile dona kaldım hayır ben... Ben kan kusmuş olamazdım...
Hayır bunu annem görmemeliydi, tam o anda doktorumun dediği aklıma geldi " eğer kan kusma gibi belirti gösterirsen seni hastaneye almak zorundayız " demişti bunun olmasını istemiyordum hem annem üzülmesin diye hemde hastaneye yatıp birdaha dışarı çıkamamak beni korkutuyordu, hemen musluğu açıp temizlemeye başladım gözlerim dolmaya başlamıştı
Artık beni dinlemeyen göz yaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı ben dayanamayıp yere çöktüğümde daha çok ağlamaya başladım su hayla akıyordu
Ben ölmekten ,onu görememekten ve annemi arkamda bırakmaktan çok korkuyordum yerden duvara doğru yanaştım ve kafamı duvara yaslayıp ağlamaya devam ettim.Ellerimde de kan vardı onları görmem daha çok ağlamamı sağlıyordu dizlerimi kendime çekip kafamı dizlerime gömdüm hıçkırıklarım dizlerimde yok olup gidiyordu...
🦋
-Çağrıhanın anlatımı-
Salıncağın yanındaki olaydan sonra o kadar şaşkındım ki bir süre uyuyamamıştım şuan ise güneşin altında onun beni öptüğü zamanın görüntülerini düşünüp duruyordum iyiki bu hakkı kullanmıştım aferin bana dedim kendi kendime ,daha çok sırıtırken hava bir den karabulutlarla kaplanmıştı oysa burada hiç yağmur yapmazdı hep güneşli olurdu yoksa denize mi bir şey olmuştu? Bunun tek sebebi bu olmalıydı başka sebebi olamazdı
Yerimden doğruldum ve rüzgara fısıldadım " denize bir şey mi oldu ?"dedim rüzgar bir kaç saniye sonra soğuk bir şekilde esti ve onunla beraber hıçkırık sesleri işittim o ağlıyordu ama neden ? Biri kalbini mi kırmıştı? Annesi ilemi kavga etmişti? Ama hayır sonra ise su sesi geldi muhtemelen hastaligi yüzündendi canının acıdığını göremesem de hissediyordum.
Hastalığı onun canını yakıyordu ellerimi sıktım keşke şuan onun yanında olabilseydim .
Merak etme deniz yakında bütün acıların geçicek sadece biraz daha dayanmalısın dedim içimden kara bulutlara bakarken aklıma bir şey gelmişti. Ona en azından destek olmalıydım ama nasıl? Onun dünyasına gönderebileceğim bir şey var mıydı? Aslında vardı sadece rüzgara ihtiyacım vardı...
Onu ikinci kez gördüğüm gölün yanına gelmiştim göldeki koyu kırmızı nilüferi elime aldım bu rengi ve çiçeği seçmemin nedeni nilüferin her zorluğun üstesinden gelmeyi ve yeniden doğuşu simgelemisiydi renginin koyu kırmızı olmasının sebebi ise canlılığı ve hayatta kalmayı simgeliyordu onun bunu anlayacağına emindim güzel bir teselli olmasada onu nilüfere benzetiyordum çamurlu suyun İçinde tertemiz kalabilmesi nilüferi özel yapıyordu ve deniz hastalığı o kadar kötü ki buna isyan edebilirdi ama o dayanmayınve sabretmeyi bildi bu onu benim için daha özel yapıyordu rüzgara fısıldadım " bunu denize götür" elimde toz olan nilüferle onun iyi olmasını diledim bu nilüfer en azından onun acısını az da olsa dindirecekti ona teselli için bir tek bunu gönderebilirdim " pes etme" dedim fısıldayarak ...
🦋
- Denizin anlatımı ile -
Dışarıda annemin sesini duyunca hemen başımı kaldırdım " kızım o su niye bu kadar çok aktı? iyimisin? yanına gelyemim mi? " Dedi kendini toparla deniz sen dayanıklısın titreyen sesimi belli etmemeye çalışarak " ben iyiyim gelirim birazda " dedim ayağa kalkarken " tamam o zaman kahvaltı hazır bekliyorum seni '" dedi titreyen ellerimi yıkarken dışarıdan çok güzel bir koku geliyordu " tamam " diye kısa bir cevap vedim anneme.
Her yeri güzelce temizledikten sonra üzerimde baktım kan bulaşmış mı diye yoktu ama yinede midem ağrıyordu kapıyı açıp odama girdiğimde kokunun nereden geldiğini anlamaya çalıştım tam o sırada masamın üzerinde bir şey fark ettim masama doğru yaklaştığımda bunun koyu kırmızı bir nilüfer olduğunu gördüm bunu kim koymuştu buraya sonra ise kulaklarıma bir ses ilişti " pes etme " bu ses rüzgar ile beraber gelmişti bu çağrıhanın sesiydi o nereden biliyordu ki ? Tabii ama ben o dünya ile bağlıydım muhtemelen hava değişimi olmuştu orada , peki bunu ne için göndermişti ? Bu rengi anlamı canlılık ve hayatta kalmayı, nilüfer ise yeniden doğuşu ve her zorluğun üstesinden gelmeyi simgeliyordu yani o bana teselli vermeye çalışıyordu
Nazikçe elime aldım nilüferi hiç böyle bir nilüfer görmemiştim ve kokan bir nilüfer
O kadar narin ve canlıydı ki acaba onu suya koysam hayatta kalır mıydı ? Şimdi fark ettim de dokunduğum anda acım hafiflemişti gülümsedim
Nilüfere bakarken " teşekkür ederim çağrıhan"dedim " beni düşündüğün için ".
Bu nilüfer garip bir şekilde çok güzel kokuyordu burnumu yaklaştırıp daha çok kokladım o kadar güzeldi ki o dünyada bir parçayı kendi dünyama almıştım .
Kahvaltıdan sonra onu bir suya koyucaktım odamda duracaktı her zaman... O çağrıhanın bir hediyesiydi...
Mutfağa indiğimde annemin herşeyi hazırladığını ve çayları doldurduğunu gördüm çağrıhan sayesinde kendimi daha iyi hissediyordum " günaydın" dedim sesimi duyması ile bana çevirdi bakışlarını " günaydın kızım " derken bir yandanda çaydanlığı ocağa bırakmıştı ben sandalyemi çekip yerime oturdum ,annem de karşıma geçip pürdikkak bana bakmaya başladı acaba fark ettimi diye korkmaya başlamıştım "kızım iyimisin ? Resmen gözlerinin içi parlıyor bu kısa zamanda bir şeyler oldu sana sanki " dedi çayına şeker atıp karıştırırken " yo anne ne değişimi " dedim fark etmediğine sevinmiştim ancak bu seferde başka bir şeyi fark etmişti sen nereden görüyorsun benim gözlerimdeki parıltıyı " demek öyle eminsin kendinden " dedi imalı imalı konuşuyordu şimdide " Evet anne eminim " dedim bu sefer sesim biraz alçak çıkmıştı annem birden masadan üzerime eğilip " kız yoksa aşık mı oldun?" Dediği anda geri çekildim " ne alaka anne ya " bana öyle bir bakıyordu ki" yani evet belki " dedim gözlerimi masaya dikerek, yüzümün şimdiden kızarmaya başladığını hissedebiliyordum annemin ikna yeteneği çok iyiydi bunu bir yandan seviyor bir yandan sevmiyordum " kim kız bu şanslı oğlan " dedi annem ağzına bir peynir atarken , bence ismini söylesem sorun olamazdı " çağrıhan adı " dedim annem kaşlarını kaldırıp ağzındaki lokmayı yuttu " oo ismide güzelmiş ha " dedi gülerken " tamam anne yeter bu kadar bence " dedim ama yinede gülüyordum bana tekrar gülerek bakarken ikimizde kahvaltı boyunca pek konuşmadık.
Kahvaltının sonuna geldiğimizde ben ayağa kalktım ama birden yine midem ağrımaya başlamıştı elimi mideme bastırıp masadan destek aldım annem telaşla yanıma gelirken " kızım İyimisin gel yukarı çıkalım biraz dinlen " dedi sadece kafamı sallaya bildim odama çıktığımızda kapıda acıya rağmen durdum " anne sen git ben artık giderim " dedim çiçeği görmesini istemiyordum şuanlık sadece " eminmisin kızım " dedi annem endişeliydi biliyordum kafamı salladım " ee peki ozaman dikkatli ol ama tamammı"yine kafamı salladım o koridorda ilerlerken bende yavaşça odama girdim çiçeğin kokusu hayla tazeydi yavaşça ona doğru yaklaştım belkide çağrıhan bu çiçeği acımın hafiflemesi için gönderiyordu.
Elimle yavaşça nilüfere dokundum yine aynısı olmuştu acım hafiflemişti sanırım bunu canım çok yandığında kullanacaktım .
Eski akvaryumumuz vardı onu alıp içine su doldurmuştum ve biraz da süslemiştim elimdeki çiçeği yavaşça suyun yüzeyine bıraktım belki ileride yaşarsa küçük niluferlerim de olurdu onu suyun içine bıraktıktan sonra hemen kök salmıştı o yaşamayı seçmişti ve bende yaşayacaktım pes etmeyecektim .
Bugün olanları Tuğbaya anlatmak istemiyordum bunlar bile onun için fazlaydı sadece gittiğim yerin nasıl olduğunu anlatırdım.
Çiçeğime tekrar bir bakış atıp masama oturdum çağrıhan iyiki hayatıma girmişti en azından acımı biraz olsun benden alıyordu.
Onun varlığını beni sakinleştiriyordu, şuan yanımda olmasada ruhunun benimle olduğunu biliyordum
Telefonu elime alıp Tuğba'yı aradım ikinci çalışta açmıştı telefonu " selam cicim neler yaptınız bugün " neşeli sesi kulaklarıma geldiğinde kıkırdadım " bugün pek bişe yapmadım annemle kahvaltı yaptık az önce" dedim bende dirseğimi masaya dayayıp ellerimi çeneme koydum " ama dün yine onun yanına gittim " dedim gülüşüm dahada büyürken aklıma onu öptüğüm geliyordu " oo ne güzel anlatsana ne yaptın? Nasıl bir yerdi gittiğin yer ? " Sesi çok meraklı geliyordu
Tabiki ona herşeyi anlatmayacaktım bazı şeyler onunla ikimizin arasında kalmalıydı.
Ona sırayla herşeyi anlattım ama şu kısımları atlayarak unutulmuş denizde korkup ağladığımı , ve o ağacın altında onu öptüğüm yer hariç herşeyi anlattım
" Kız keşke bende olsaydım orada ne güzel dünyaymış " he canım güzel sen gel unutulmuş denizde iki saat kal bakalım dedi iç sesim hak veriyordum o sessizlikte bence kimse dayanamazdı tabii ben biraz sessizlikten korkuyordum orası başka " hmm güzeldi " dedim sadece " bir şey mi oldu deniz sesin çok yorgun geliyor" dedi işte arkadaşım beni sesimden bile tanıyordu yorgun olmamın sebebi sabah olanlar yüzündendi muhtemelen " yok ya hastalığım yüzündendir bu sabah biraz midem ağrıyordu" dedim onu da üzmek istemediğim için kan kustuğumu söylemeyecektim " peki kendine dikkat et seni seviyorum beni üzme " dedi
" Hah hadi ama duygulu duygulu konuşma lütfen" dedim
" Tamam tamam ,benim şimdi çalışmam lazım sonra konuşuruz " dedi doğru kız tıp okuyordu fazla meşgul etmemeliydim
" Tamam görüşür kolay gelsin " dedim telefonu kapatıp masanın üzerine koydum iyiki onun gibi bir arkadaşım vardı,daha öğlen olmamıştı belki biraz alışveriş yapabilirdim çağrıhana bir şeyler almak istediğimi fark etmiştim evet bir hediye o bana bir hediye göndermişti bende ona alabilirdim.
Ayağa kalkıp dolabıma yöneldim kapağını açıp göz gezdirdim kıyafetlerimde elbisemi giysem, pantolon bluz kombinimi yapsam.
Biraz daha düşündükten sonra rahat olanı seçmeye karar verdim. Sarı bir ince bluz aldım elime pantolon olarak ise beyaz seçtim her zaman açık renkil şeyleri severdim çok hoşuma giderdi hele sarı renk beyazla çok hoş duruyordu
Hemen üzerimi değiştirip ayna karşısına geçtim saçlarımı ön tarafından iki tutam alıp arka tarafta kelbek motifleri olan bir beyaz bir tokayla sabitledim sonra ise göz altlarımda morluklar olduğu için kapatıcı sürdüm ansızın onun yanına gidersem beni bu halde görmesini istemezdim.
Biraz da gloss sürüp makyajımı tamamladım , benim için makyaj bu kadardı kendimi kimse için süslemeyi sevmezdim ama çağrıhan onu bilemiyordum o ilk olabilirdi belki.
İnsan sayten sevdiği için süslemeliydi, yabancıları size ne dediği önemli değildi benim için . Sevdiğim kişi beni böylede sevmeliydi, doğal güzellik en iyisiydi sayten her kız güzel olduğu için makyaj onları sadece daha güzel yapıyordu.
Defterimi, cüzdanımı ve telefonumu da alıp siyah sırt çantama koydum. Hazırlığım bittiğinde aynada tekrar kendime baktım evet hazırdım
Çantamıda alıp aşağı indiğimde annemi koltuğa oturmuş çekirdek çintleyerek televizyon izlediğini gördüm " anne ben dışarı çıkıyorum" dedim annem başını bana çevirip " tamam da böyle hazırlanıp nereye gidiyorsun bakalım, yoksaa" dedi son harfleri uzatarak söylemişti " anne " dedim utanarak önüme döndüm ve dış kapıya yöneldim" ben çıkıyorum gelirim birazdan " dedim tam kapıyı açıp çıkacakken " tamam tamam yanında para varmı vereyim mi? " dedi annem sayten zor para kazanıyordu ama yinede belli etmeyip bana vermek istiyordu belki bende artık bir iş bulmalıydım"gerek yok anne var param merak etme " kafasını sallayıp önüne döndü bende kapıyı kapatıp ilk önce bir giyim mağazasına gitmeye karar verdim.
Annem hafta sonları hariç her gün bir kafede çalışıyordu parası az olduğu için tasarruflu kullanmalıydık , ona az da olsa yardımım dokunmalıydı eğer babam olsaydı bu zorluklara katlanmak zorunda kalmazdık " rüya giyim " yazan yerin önüne geldiğimde durdum ben ne alıcaktım ki ? Neyse bir bakalım neler varmış
İçeri girip erkek reyonuna girdim gömleklere baktım ama o daha eski giyiniyordu belki sevmez diye atkılara bakmaya karar verdim hepsi güzeldi ancak o sever mi diye düşünmeden duramıyordum .
Mavi bir atkıyı elime alıp incelemeye başladım bu olurmuydu tam o sırada önüme koyukırmızı bir atkı uzatıldı kimin uzattığına baktığımda yaşlı bir amca vardı karşımda, gülümseyerek bana bakıyordu " kızım bak bunu al kırmızı sevgiyi işaret eder " dedi nereden biliyordu ki birine hediye alacağımı " nereden anladınız acaba? "dedim elindeki atkıyı alırken " kızım... Bunlara bakarken gözlerin parlıyor o kimse eğer çok şanslı biri gibi duruyor " dedi sonra arkasını dönüp uzaklaştı ,Allah'ım gerçekten gözlerim mi parlıyordu ? Elimdeki koyu kırmızı atkıya baktım birde başka bişe dememişti ama koyu kırmızıyı severmiydi ki olsun bu atkı daha mantıklı gelmişti ileride bir bileklik de görmüştüm onuda alıp geri dönecektim bilekliklerin önüne geldiğimde o bilekliği elime aldım siyah taş boncuklardan oluşuyordu siyahların arasında koyu turkuaz renkleri geziniyordu taşların ortasında ise daha büyük yuvarlak vardı üzerinde kelbek motifide vardı bu ona çok yakışırdı
Hepsini alıp elimdeki poşetlerle evime doğru ilerledim.
Eve yolculuğumda yine mide ağrım tutmuştu artık sık olmaya başlamıştı ya bir gün yakalanır hataneye kaldırılırım korkusuyla eve gidiyordum kalbim hem heyecandan hemde korkudan çok hızlı atıyordu.
Evin kapısını açıp içeri girdim annem ortalıkta yoktu muhtemelen odasında dinleniyordu . Odama çıkıp poşetleri yatağımın üzerine bıraktım ilk önce üzerimi değiştirip sonra da hediyelerimi paketleyecektim hızlıca üzerime beyaz eşofman takımını geçirdim heyecanlıydım acaba hoşuna gidecek miydi ? Yatağıma oturup ilk önce atkıyı elime aldım midem yine ağrımaya başlamıştı en azından hediyeleri verdikten sonra olsaydı bu hediyeleri ona vermek istiyordum ama daha atkıyı elime almadan dahada ağrımaya başladı yerimden kıpırdayamıyordum ağzımın kenarında bir sıcaklık hissedince elimi dudağıma götürdüm kan tadı alıyordum elime bulaşan şeye baktığımda kalbim daha hızlı atmaya başladı. Yine kan geliyordu ama bu sefer kusmamıştım başım dönmeye başlayınca ayağa kalktım nilüfere gitmeliydim o en azından acımı alıyordu ama başım daha dönüp gözüm kararınca yere düştüm atkıma kan bulaşmıştı ona kan bulaşmamalıydı hayır daha ona bunu vermemiştim ,onu sıkıca elimde tutarken nilüfere ulaşmaya çalıştım ama vücudum buna dayanamıyordu daha çok ağrıyınca iki büklüm oldum elimle karnımı tuttum çok acıyordu
Ağzımdaki kan tadı daha da çoğaldı gözlerim yavaşça kapanırken annemin sesini duydum " deniz ,deniz kızım deniz " diye bağırarak yanıma geliyordu benim tek düşündüğüm ise hediyelerimi ona verememek olmuştu " çağrıhan..." Dedim zorla annem beni koynuna almış bağırırken bir yandanda ambulansı arıyordu " çağrıhan " dedim tekrar ama sesim çok kısık çıkmıştı canım çok yanıyor çağrıhan ,anne lütfen artık acımasını istemiyordum.
Gözlerimden yavaşça akan göz yaşlarım ile atkıya daha çok sarıldım ama artık güç kalmayan bedenimde dayanamamıştı tamamen karanlığa gömüldüğümde artık bir daha onu göremeyeceğimi düşünüyordum....
..........
Annesi denizi sımsıkı kucaklamıştı onu sıkıca kucaklarsa sanki gitmeyecekmiş gibi hissediyordu ambulans sesleri yankılanırken onu daha da sıkı tuttu annesi gitmemeliydi tek dayanağı kızıydı o giderse ne yapardı . Komşulardan yaşlı bir teyze hemen Neslihanın yanına çöktü " kızım sakin ol deniz iyi olucak bak ambulans da geldi " dedi teselli etmeye çalışıyordu ancak bir insanın tek dayanağı olan birisini bu halde görmek onu da zorluyordu anlamalarını istiyordu Neslihan için deniz onun tek yaşam kaynağıydı " o benim kızım nasıl sakin olayım şuan kanlar içinde benim kızım " diye yükseldi Neslihan ,kadın geri çekilmek zorunda kalmıştı onu sadece sakinleştirmek istiyordu sağlık çalışanları geldiği için kenera geçmek zorunda kalmıştı bir personel Neslihanı sakinleştirmeye çalışırken diğerleri Denizi sedyeye yatırıyordu Neslihan çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı kızını bu halde görmek onu yıpratıyordu
......
Ambulans hızla ilermeye devam ederken annesi kızının elini sıkıca tutuyordu sonra bir şey fark etti bir atkı tutuyordu diğer elinde ,kızının elindeki atkıyı alırken deniz " çağrıhan" demişti bunu o çocuğa mı almıştı o çocuk şimdi neredeydi peki ? Kızının bu mutluluğu hastalığı yüzünden mahvolmuştu" keşke keşke o hastalık bende olsaydı deniz " diye mırıldandı ..
Hastaneye geldiklerinde hemen indirdiler denizi hızla acile giderken geldikleri yer selin hanımın hastanesiydi . Annesi kızının elini bir an olsun bırakmıyordu bırakırsa tamamen gitmesinden korkuyordu ama acil odaya girdiklerinde bırakmak zorunda kalmıştı yere dizlerinin üzerine çökerken elindeki kanlı atkıya bakmıştı sadece geç olmamasını diliyordu ,ellerini yüzüne kapatıp ağlamaya başladı Neslihan...sadece ağladı sessizce....
🦋
-Çağrıhan anlatımı -
Aydınlık gökyüzü artık tamamen siyahtı işe yaramamış mıydı? Hayır artık daha fazla bekleyemezdim onu o acıdan kurtarmam gerekiyordu rüzgar daha sert esmeye başlamıştı denizin canı çok yanıyordu ,benim canım ise daha çok.
Onun yanında olamamış olmak canımı yakıyordu şimdi anlamıştım ben denizi seviyordum onun yanında olmak istiyordum, onu görünce kalbimin hızlı atmasını istiyordum ama onun acı çekmesini istemiyordum o kalp işareti beyazın mora karışması onun hastalığını kendime almam demek oluyordu bunu ona açıklamamıştım çünkü asla böyle bir şeye izin vermeyeceğini biliyordum ama bu süreci hızlandırmam gerekiyordu daha fazla böyle devam ederse onu kaybedebilirdim tek yapmam gereken evrenin kalbine gitmekti...
Ağacın önüne diz çöktüm ellerimi önümde göz hizamda birleştirdim " kutsal ağaç denizin acısını bana geçirmeni istiyorum bu sürecin hızlanmasını istiyorum o... o çok acı çekiyor. Evren beni duy lütfen" dedim ayağa kalkıp ağaca baktım hiç bir tepki yoktu hala sert bir şekilde rüzgar esiyordu uzun dallarından kopan küçük tanecikler gözlerimin önünden geçiyordu derin bir nefes alıp " eğer süreci hızlandıramazsan bile onun acısını hafiflet " bunu dediğim anda ağaç bir den parlamaya başladı kabul etmişti rüzgar daha yumuşak esmeye başlarken gökyüzüne baktım bulutlar Dağılmaya başlamıştı yüzümde buruk bir gülümseme oluştu onun acısını kendime almayı hızlandıramasamda hafiflemiştim " özür dilerim deniz seninle uzun vakit geçiremeyeceğim " dedim evren sakinleşmeye başlarken.
.......
Hastane koridorlarında endişeyle bekleyen Tuğba ve Neslihan doktorların acilden çıkmasını bekliyordu
Tuğba Neslihan hanımı sakinleştirmeye çalışıyordu ancak kendisi endişeliyken bunu yapmak zordu
İçeri hızla giren selin denizin solgun yüzünü görünce kalbi sızladı , onu kardeşi bildiği kız şimdi ölüm döşeğindeydi hemen harekete geçmeliydi bir yolunu bulup değerlerini düşürmesi gerekiyordu şuan yapacak en son şey endişelenmek ti ..
.....
Doktorlar ne olduğunu bile anlamamıştı selin hanım onu üzüntüyle iyileştirmeye çalışsada değerleri bir düzelmiyor du taki birden değerleri normale dönene kadar doktorlardan biri " Bu... Bu nasıl olur " dedi aklını kaçırmış olmalıydı bunu tıp dünyasında böyle bir şeyi ilk defa görüyordu .
Selin hanım bile şaşırmıştı tekrar takrar baktı değerlerine inanamıyordu doktorlar aralarında fısıldaşırken " bu inanılmaz" " bu nasıl oldu " gibi şeyler söylüyorlardı " normal odaya alın " dedi selin hanım denizi normal odaya alırlarken şaşkındı sadece bu doğa üstü bir şeydi,selin hanım dışarı çıktı Neslihan hanım ve Tuğba endişeyle ona bakıyordu Tuğba " arkadaşım iyimi " diye sordu " kızım iyimi selin hanım" dedi Neslihan kafasını salladı selin " iyi nasıl oldu bilmiyoruz ama değerleri bir anda değişti bunu tıp dünyasında ilk kez görüyorum. Ah birazdan görebilirsiniz dinlensin şimdilik " arkasını dönüp giderken aklına bir şey gelmiş gibi durdu " ve artık hastanede kalması gerek Neslihan hanım üzgünüm " dedi ve ilerlemeye devam etti
Neslihan arkasından bakarken sevinçten kalbi hızlı atıyordu " kızım iyi " diyebildi sadece ama bu nasıl olmuştu ,bunu tek bilen Tuğba'dı akıllı bir kızdı Tuğba bunu anlamıştı gittiği dünya ona yardım etmişti yada o çocuk
Kendisi bile inanmakta zorlansada artık tamamen inanmıştı denize , Neslihan hanımın yanına gidip ona sarıldı " merak etme o şimdi daha iyidir " dedi Tuğba . Neslihan elinde tuttuğu atkıya baktı belkide bu sevginin gücüydü diye geçirdi içinden atkıyı Tuğba ya uzattı " bunu yıkayıp gelirmisin tatlım bu denizin sevdiği biri için almış sanırım temiz görsün atkısını " dedi Neslihan Tuğba şaşırmıştı annesine de mi anlatmıştı hayır sanırım sadece onu sevdiğini söylemişti kafasını salladı " siz gidin ben gelirim birazdan Neslihan teyze " dedi ve son kez sarılıp oradan ayrıldı ,Neslihan da onun bulunduğu odasının önüne gelip oturaklardan birine oturdu kızı iyiydi belkide artık iyileşiyordu....
