Kelebeğin Sözü kitap kapağı

7. bölüm / 6

Kelebeğin Sözü

Bölüm 5 ( Sevgi )

Vaveyla Yazarı: Amine Alisya ÖZTÜRK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 5 ( Sevgi )

Bölüme beğeni ve yorum atarak destek olabilirsiniz. 🎀

İyi okumalar.

İki hafta sonra
İki haftalık süreçte Alara Ayşe 'nin özenli bakımı sayesinde hızlı iyileşti. Bu bağ evinde olmak güvenliğiniz açısından şüphelerim artmasına sebep oluyor biraz daha kalsak sanki yine bir şey olacak gibi hissediyordum. Bir an önce onu burdan çıkarmam gerekiyor. Mafyanın adamları evimi bildikleri için iki gün önceden müstakil ve bahçeli bir ev ayarladım. Bu evi tahmin edemeyeceklerini düşünerek burdan çıkıp oraya geçireceğim Alara 'yı.
Alara uyuduğu için ses olasın diye mutfağın bir kenarında kara kara düşüncelerim ile kafamdakilerini öldürüyorum.
Ayşe 'nin işine dönmesi gerektiği için dün sabah döndü. Az önce iki saat önce atığı mesajı gördüm. Bugün burdan ayrılacağımızı söylediğim için dolaptaki ilaçları unatmamı ve ilaç saatlerinin yazmış. Yeni gördüğüm için mahçup olmuştum hemen teşekkür mesajı atım. Tunahan 'ı aramaya karar verdim. İşi gereği dün geceden beri ulaşamıyorum, aradım ama bana sesli mesaj olarak döndü mesajı açıp kulağıma yaklaştırdım " Siz hazırlamaya başlayın ben geldiğimde sana haber veririm "
Hemen telefonu kapatıp, etrafı toplamaya başladım. Ayşe 'nin bahsettiği mutfak dolabındaki ilaçları bir torbaya doldurup, üst kata çıkıp Alara için kıyafet dolabının üstünde olan küçük bir bavulu alıp elime ne geçtiyse özensizce bavulu doldurup, yatağın üstünde olan yünlü kazağı alıp odaya çıktım. Salona geçtiğimde yeni uyandığı için bana dudağını büzen Alara 'yı selamlayıp yanına geçtim. Her zamanki gibi nazik ve kibar sesimle " Uykunu aldıysan hazırlanman gerekiyor " dedim. Bunu duyar duymaz astığı yüzü aniden gülmeye başladı.
" Ne hazırlığı, yoksa Yağız beni dışarıya yemeğe mi götüreceksin "
" Hayır Alara, seni burdan götüreceğim, burası artık güvenli değil "
" Beni ne zaman yemeğe götüreceksin " diye mızmızlanmaya başlayınca, kibar ve nazikliğimden bir eser kalmayıp " Koyun can derdinde, bizim ki yemek derdinde " diyerek aniden çıkıştım.
" Ne ama, benimde hakkım değil mi dışarı çıksam yani "
" Bak şu bela bir başımızdan gitsin, seni en güzel restoranta götüreceğim " dedim.
Uslu bir çocuk gibi başını salladı ve uzandığı yerden doğruldu.
Elimdeki kazağı üstüne geçirip, bileğindeki tokayı alıp kazağını altında kalan uzun ve ince olan saçlarını yamuk yamalak bir topuz yaptım. Beğenmeyip açıp kendisi yapmayan başladı. Alara bir şey yaparken genellikle söylediği için yine söylenmeye başladı. " Siz erkekler hiç saçtan, baştan anlamıyorsunuz " bunu duyar duymaz şaşkınlıktan gözlerim far görmüş tavşan gibi açıldı.
" Evet, Alara bende sabah akşam saçlarımı topluyorum senin gibi, bir erkek olarak bu gibi işlerden anlamam sence çok normal değil mi "
" Ama Kaya çok güzel topluyordu saçımı "
" O zaman git ona toplat saçını " diyerek ayağa kalkıp, ayakkabı dolabında geçip Alara 'nın uzun ve yılan derili botunu çıkarıp kapının önüne bıraktım.
Yukarıdan getirdim bavulu ve ilaç torbasını Alara 'nın uzandığı koltuğun yanına bırakıp Tunahan 'ın gelmesini bekledik.
Alara derin ve içten offlamaya başlayınca elimdeki telefonun cebime koyup.
" Sevgilin mi özledin " diyerek onunla sataşmaya başladık.
" Ex yani eski hatırlatırsam, evet kendisi her ne kadar ex olsada bende ki yeri farklı "
" Ne gibi bir yeri var sende "
" Salak, bu gerçeği asla değiştiremeyiz ki " diyerek ikimiz aynı anda gülmeye başladık.
Kaya ne kadar hafif ve düşüncesiz gözükse bile piskopat birine dönüşebileceğini asla unutamam.
Şuan dalgasını geçtik ama Kaya 'yı hiç bir şekilde küçük görmemem gerektiğini farkına varmış olmalıyım ki yaptığı piskopatlıkları yüzünden Ondan nefret eden Alara 'ya yaşadıkları aklıma geldi.
Alara onun isteklerini yapamadığı zaman onu dövmeye ve piskoloji şiddet uygulaya başlar ama eğer iyi günündeyse salaklığı, sakarlığı başlıyor.
Ardan geçen on dakkika sonra Tunahan 'dan mesaj geldi. Ama bu beklediğim bir mesaj değildi emin olmak için tekrar okudum " Arka bahçedeki sen misin " diye mesaj atmış. Korkudan kalbim hızla atmaya başladı ya mafyanın adamı Alara 'ya zarar vermek için gelmişse hemen telefonu kapatıp, sakin ve Alara 'yı korkutmak için ona beli etmeden sırasıyla pencerelerden dışarı kontrol ettim. Haklıymış dışarıda birsi vardı. Simsiyah giyinmiş ve yavaş adımlar ile etrafta dolanıyor. Ön kapı ise sanki alacaklılar gelmiş gibi sert yumruklara maruz kaldı. Alara korku içinde " Ne oluyor Yağız " diye ayağa kalktı. Elime sakin olmasını istedim. İstediğimi yapıp oturup korku ile beni izlemeye devam etti. Tunahan 'ın olduğunu düşünerek açmaya karar verdim. Kapıyı açar açmaz kendisini hem içeri atan Tunahan 'nın görünce rahatladım. Kapıyı kapatıp yanına geçip " Bahçedeki kim "
Alara " Aman, Tunahan sen misin " diyerek derin bir nefes aldı sonrada " Lütfen biraz daha nazik olur musun aklımı aldın "
" Dur, sakin ol korkulacak bir şey yok " dedi şaşırarak " Nasıl yani, dışarıda bir adam var, simsiyah giyinmiş mafyanın adamı olabilir "
Tunahan " Salak o kesin, eğer mafyanın adamı olsaydı oyalanmadan geri işini halleder ve giderdi " diyerek arka bahçeyi gösteren pencereden baktı. Bakar bakmaz " Dur bu tanıdık, bu geçen hastanede döndüğüm değil mi "
Yanına yaklaşıp " Evet bu Kaya ama "
Alara oturduğu yerden bana seslenip " Kim gelmiş " dedi ve vereceğim cevabı meraka bekledi.
Tunahan " Hadi yine şanslısın, Kara altı prensin gelmiş " diyerek dalgasını geçti sonrada " Demedik hastanede yediği dayak yetmemiş " diyerek bana bakıp " Gel şunun hakkından gelelim " dedi ve dışarı çıkamayan karar verdik.
Dışarı çıkmadan önce Alara 'nın yanına geçip" Ben seni çağıran kadar sakın burdan ayrılma " diyerek hemen Tunahan 'ı Alaran 'ının yanında kalmasını istedim. Tunahan tehlikeli olabileceğini söyledi, çekmecedeki silahı çıkarıp " Onu benden başka kimse tanıyamaz "
Alara ciddi ortamı bozup " Çok havalı bir giriş oldu, devam Yağız " diyerek alkışlayıp beni uğurladı. Kapının önüne kadar geldiğini görünce merdivenlerden üçer üçer basamak üstüne atlayıp gözüne bir yumruk geçirip sonrada kolundan tutup evden uzaklaştırıp çamurun yığının içine atım. Birkaç dakika boyunca uzanmış şekilde durunca bir şey oldu mu diye yanına yaklaştım ki ne olduğunu anlamadan sağ bacağını omzuna vurarak beni sırt üstü yere attı. Göğsüme oturtup yüzüme yumruklar savurdu " Hepsi senin yüzünden, sen olsaydın bunları yasamayacaktım " diye söylenip durdum bir kaç yumruk yedikten sonra üstümden kalkıp karnıma bir kaç tekme atmaya başladı. Öksürükler eşliğinde vurmaya devam ediyordu. Sonra durup eve doğru ilerlemeye başladı, bunu görür görmez ayağa kalkıp onu durdurmya çalıştım. Karnımın ağrısından hareket edecek durumda bile değilim. Kaya evin kapısının önüne geçip kapıyı kırıp içeri girdi. İçeri girdikten bir kaç saniye sonra Alara 'nın çığlık sesleri geldi.
Hemen kendimi içeri attım, kapıda beni yüz üstü uzana Kaya karşıladı ne olduğunu anlamadan Alara bulunduğu köşeden koşup boynuma sarıldı, Tunahan elindeki şemsiyeyi bir kenara atıp Kaya 'yı kaldırmaya çatıştı.
Aklımda dönene soruları cevaplandırmak için Tunahan 'a " Ne oldu burda " diyerek boynuma sarılan Alara 'yı sakinleştirmek için onu yere oturturup " Bir ne olduğunun söyleyecek mi " diyerek bağırdım.
Tunahan Kaya 'yı yerden kaldırıp hemen yakınında olan koltuğa uzandırıp.
" Ne olmasını bekliyorsun ki, içeri girdi bende Alara 'ya zarar vermesin diye kapının arkasında olan şemsiyeyi alıp geçirdim "
Alara her ne kadar belli etmek istemesede korktuğu için beti benzi atmıştı. Alara 'nın yanına çömelip " Sen iyi misin " dedim.
Yüzüme nefret dolu bakıp " Hepsi senin yüzünden, uzaklaş iğrenç adam "
Alara 'nın ruh hâli saniyeler içinde değişir az önce boynuma sarılan, sonrada düşman gözüyle bakan Alara " Hepsi senin yüzünden "
Ben ne yaptım ki diyemeden " Senin o salak, saçma koruma aşkın benim hayatımı mahvediyor "
Üstüne bağırarak " Ne diyorsun Alara " beni duymazlıktan gelip önce bana sonra Kaya 'ya bakıp " Bu adam senin yüzünden bu hâle geldi, senin yüzünden piskopat birine dönüştü "
Alara korktuğu için daha fazla üstüne gitmek isteyip " Biraz sakinleş sonra konuşuruz " diyerek orda konuyu kapatmaya çalıştım ama ne yaptıysam olmadı. Ağlayarak " Senin yüzünden Yağız, hepsi senin suçun bunu bildiğin için susuyorsun, bana ve Kaya 'ya bunu yaşatmaya hakkın yok " diyerek ayağa kalkmaya çalışıp " Hepsi senin yüzünden " diyerek Kaya 'nın uzandığı koltuğa oturup saçının okşadı " Eğer sen benim hayatıma gitmeseydin ben bu hâle gelmeyecektim " diyen Alara 'yı görür görmez sinirlerim hopladı ve dayanamayarak " Ondan uzak dur " diye bağırdım.
" Sana ne sen işine bak " diye karşılık verince Tunahan araya girip " Sırası mı şimdi, daha gitmemiz gerekiyor, bu hıyar herifi nasıl ayıltacağız " diyerek Kaya 'yı dürterek uyandırmaya çalıştı ama bir türlü uyanmadı. Alara telaşlanıp " Ya öldüyse " diyemeden Tunahan " Dur bu nabzına bakayım " diyerek Kaya 'nın nabzına bakıp Alara 'ya üzgün bir şekilde bakıp başını salladı. Alara ağlamaklı sesiyle " Bir şey olmamış dimi " diyerek Tunahan 'dan gelecek cevabı bekledi, Tunahan ellini nabzıdan alıp " Maalesef, nabzı atıyor " diyince Alara Tunahana kızgın kızgın bakıp " Sen niye ona vuruyorsun " diye saydırmaya başlayınca, olduğum yerden izlemeyi bırakıp, Alara 'nın gözünün içine bakıp " At dışarıya köpeği " dedim. Alara kaşlarını çatıp " Köpek sensin " diyerek Kaya 'yı uyandırmaya çalışırken Tunahan " Bu halde mi " karşılık verdi ve " Saçmalama, bunu bu hâlde bırakmayız " diyerek tekrar uyandırmaya çalıştı. Alara " İşte bu kadar acımasız " diyince daha çok sinirlendim ve Alara 'ya inat olsun diye Kaya 'yı yolun ortasında bırakmaya karar verdim.

...
Kaya kendine gelmeyince hemen yola çıktık. Alara 'nın isteği üzere Kaya 'yı hastaneye götüreceğiz her ne kadar da istemesede, aynada arka koltukta Alara 'nın bacaklarının üstünde olan başıyla uzanan Kaya 'yı gördükçe sinirimi kullandığım arabadan çıkarıyordum. Tunahan " Yavaş sür, öldürecek misin bizi " duymazdan gelip " Birazdan durcam " diyerek müsait bir yar aradım.
Tunahan " Niçin duracaksın "
" Bekle gör "
" Aklımdan geçeni yapmayacaksın dimi " diyemeden arabayı durdurup kapıyı açıp arabadan indim ve arka kapıyı açıp baygın olan Kaya 'nın ayaklarından tutup çekmeye başladım. Alara kafasından tutup " Ne yapıyorsun Yağız, çıldırdın mı sen " diyerek Tunahan 'ı beni durdurması için arabadan inen Tunahan 'a bağırdı. Tunahan her iki kolumdan çekiştirmeye başlayıp.
" Saçmalama, hadi bırak şunu ben ona gösteririm gününü " diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı ama o kadar sinirliyim ki ne duyduğumu bile anlamıyordum. " Yağız durur musun, yeter artık "
" Bırak şunu Alara "
" Sen iyi değilsin " diyerek ağlamaya başladı. Kaya 'yı bırakıp, ağlayan Alara 'ya bakıp " Tamam bıraktım " diyerek Kaya 'nın ayaklarını bıraktım ve benim yüzümden ağlayan Alara 'ya bakıp " Onun senin için bir önemi yok dimi " dedim ve Alara 'nın vereceği cevabı beklemeye başladım. Bağırarak " Oda bir can değilmi Yağız, sen bunkadsr cami olamazsın " diyerek kendisini uzatarak arabanın kapısını kapatıp ağlamaya devam etti.
Evet ben bu kadar acımasız bir değilim ama Kaya gibi bir iğrenç birisine önem verince kendimi tutamıyorum. Tunahan sol kolumdan tutup beni biraz uzaktaştırdı durduğum yerde çömelip onu dinlemeye başladım.
" Kaya ile aranızda ne geçti, ne husumetimiz var bilmiyorum ama o bu haldeyken onu yolun kenarında bırakıp gidemezsin, sen Alara 'nın gözünde kötü birisi olursun, sevdiğin kadına yapma bunu " diyerek arabaya doğru baktı "
Sesimi yükseltip " Alara benim sevdiğim kadın değil ve olmayacak " dedim.
" Ama ona olan bakışlarını, kıskançlık krizilerin öyle demiyor "
" Ben Alara 'ya karşı bir şey hissedemem " diyerek ayağa kalktım.
" Evet o sana emanet edildi ama sen ona aşıksın Yağız "
Bunu duyar duymaz " Kes, artık daha fazla bu saçmalıkları duymak istemiyorum " diyerek arabaya doğru ilerledim. Tunahan arkamdan bağırıp " Peki bu kızın sendeki önemi ne o zaman "
" Bu konu ne onu ne de başkasını ilgilendirir " dedim ve arabaya geçip arkamdan gelen Tunahan 'ı beklemeye başladım, arkamdaki manzarayı görmemek için aynayı söküp pencereyi açıp dışarı attım. Yan koltuğa oturan Tunahan " Şu şerefsizi hastaneye bırak " diyerek arabayı çalıştırmanı istedi.
Tunahan 'a bakarak " Kusura bakma, sanada yükseldim "
Kırgın ama belli etmeden " Hadi Yağız şunu hastaneye götürelim sonra konuşuruz "
Alara arkadan bana seslenerek " Benim göz yaşlarımın sebebi senin bu kadar acımasız olman "
" Sen Kaya için üzülüyorsun "
" Ama o benim ilk sevdiğim adam, onu bu hâlde görmek benim canımı acıtıyor "
" Sen onu sevmiyorsun ki "
" Evet, bazen onu sevmediğim söylüyorum ama "
Daha fazlasını duymamak için yan koltukta oturan Tunahan 'ın gözüne bakıp, arabayı çalıştırıp yola devam ettik.

...

Hastaneye varır varmaz Kaya 'yı acile alıp darbe aldığı yere bakmaları için hemşireyi beklemeye başladık. Biraz zaman geçtikten sonra hemşire olarak Ayşe'yi göndermişti. Ayşe eldivenlerini takıp Kaya 'nın darbe aldığı yere baktı şaşırıp " Bu geçen burayı basan beyinsiz değil mi "
Alara " Yanlız beyinsiz demesek sevinirim "
Tunahan " Çok beyni var ya ondan bu hâlde "
Melisa saklandığı perdenin arkasında çıkıp " Ayy yakışıklı polis burda " sevinerek soluğu Tunahan 'ın yapılı vücudunda buldu. Bu durumu fark eden Ayşe işini yarıda bırakıp Melisa 'yı kolundan tutarak " Kalabalık etme Melisa " diyerek çekiştirmeye başladı. Melisa söylenmeyen başlayıp " Ya bir dur bana ne hastadan "
Ayşe " Hadi, çık senin işin yok mu "
" Varsa sana ne "
Alara " Kavgayı bırakın da, Hastama bakın " " Ne gerekiyorsa yapın ". İkisi birbirlerini yemekle meşgül olmuşken bunu Tunahan için aynısı söyleyemem kendisi bu durumda oldukça memnun olmuştu. Ama bir yandan buna son vermek zorunda olduğunun farkına varıp " Bayanlar, lütfen bu saçmalığa son verir misiniz farkındaysanız hasta var " Melisa 'ya bakıp " Lütfen sizde işinizin başına geçin ki insanlar da işine baksın " dedi.
Bunu duymak Melisa 'nın hoşuna gitmesede " Tabi siz nasıl isterseniz " diyerek acil bölümünden çıktı. Ayşe bu duruma sevinip yarım bıraktığı işini mutlulukla yapmaya devam etti.
Alara " Bir kaç kez uyandı ama sonra uyuyor "
Alara " Kavgayı bırakın da, Hastama bakın " " Ne gerekiyorsa yapın "
Ayşe " Ne oldu ki buna "
" Başına darbe aldı " diyince Alara yükselip kaşlarını çatıp " Ne darbesi şemsiye yedi "
Ayşe bir şey anlamadı ki susup yüzüme baktı.
Ayşe " Allah bilir ne zaman dan beri uyumuyor, uykusu var bırakın uyusun ama başına aldığı darbeyi baktırmalıyız "
Tunahan " Evet başına darbe aldı "
Ayşe benim yaptığımı düşünerek " Kim vurduysa biraz daha vursaymış da öldürseydi " söylenip durdu oysaki yapanda Tunahan 'dı. Ayşe eldivenlerini çıkarıp birazdan doktorda gelir bakar, başına darbe aldığı için kontrol amaçlı bu gece hastanede yatıracak. Alara bir kahraman edasıyla " Ben de onun yanında kalacağım " dedi yarı uyanık Kaya 'nın uzandığı yataktaki boş bir köşeye oturdu.
Ayşe şaşkınlık içinde " Alara, biz bu adam yüzünden ne yaşadığımızı hatırlıyor musun " diye Melisa yüzünden yarılanmış perdeyi tam çekip Alara 'yı ayağa kaldırıp " Uzaklaş bu pislikten "
Alara " Bir pislik varsa oda " beni göstererek nefret dolu bakışı ardından kaşlarını çatıp " Yağız 'dır " Ayşe " Ne alka, siz gündüz gündüz içtiniz mi " sonrada Tunahan 'a bakıp " Ne oldu bunlara " Tunahan " Sonra anlatırım, şuan hiç sırası değil " dedi.
Alara Ayşe 'ye bakıp " Artık doktoru çağır belki beyin kanaması geçiriyordur " telaşlanmaya başladı.
Ayşe " Tamam sakin ol, zaten doktor ne gerekiyorsa yapacak "
Alara " Hepimize bakıp " Sizde çıkın yok mu işiniz gücünüz "
Tunahan" Hadi millet, çıkarım yarın gelir seni burdan alırız " diyerek Alara 'ya baktı.
Alara * Yok gerek yok, ben Kaya ile gideceğim "
Ayşe " Nereye "
" Yağız Kaan 'dan izak bir yere "
Tunahan ve Ayşe şaşkınlık içinde bana bakıp sonra ikisi birbirine bakıp çıktılar.
Alara 'ya bakıp " Kendine iyi bak " diye arkalarından çıktım.

...

Bölüme beğeni ve yorum yaparak desek olabilirsiniz. 🎗️
Okuduğunuz için teşekkür ederim 🙏
Sonraki bölüme kadar kendinize iyi bakın. 🥰

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.