5. bölüm / 6
Kelebeğin SözüBölüm 3 ( Eylül )
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3 ( Eylül )
Senin için dünyanın en güzel hissi nedir deseler;
Hayatı boş verip, onun yeşil gözlerine dalıp ve Onu ne kadar sevdiğimi söylemek derim.
İYİ OKUMALAR
Geçmiş
( 5 yıl önce)
Yağmurlu bir gündü,
Yeni aldığım son model arabamı kolejin arka bahçesindeki park alanına bıraktıktan sonra okula doğru yürümeye başladım. Biraz geçiktim ama umursamıyorum, derslerimden geri kaldığımı babam duysa ne yapacağım diye her gün içim içimi yiyor, neden böyle oldu anlamadım ama hayatımın hatasının yaptığımın farkındayım, derslerden sonra arkadaşlarımın beni alışkın olmadığım yerlere götürmeleri, insanlarından sıkılmış olamam ve insanla tarafından piskik herif gibiyim tabii arkadaş ortamının kötü olması beni etkiliyor.
🦋
Yağmur haffiften yağmaya devam ediyordu yanıma aldığım şemsiyeyi açıp ilerlemeye başladım acaba derse girmesem ne yapabilirim diye düşünüp durdum. Koleji kapısını önüne geldiğimde, " Lan Yağız git şu lanet olası okuldan git kafanı dağıt " diyor ama hayatta bile geçirmeden babama haber gideceği aklıma geldi ki duysa büyük bir ihtimalle kafamı kırar ve kararımdan vazgeçip ilerlemeye başladım.
Kapıdan geçtiğimde arkamdan birini koşma sesini ve hızlı nefes alıp vermesini fark ettim hemen arkamı döndüğümde kendisiyle çarpıştım.
İkimizde çarpışmanın etkisiyle yere düştük, yüzüne bakacak fırsatım bile olmadı.
Hemen ayağa kalkıp üzerine düşüp kırdığım şemsiye bir tarafa bıraktım ve benim yüzümden düşen kişiye yardım için elimi uzattım.
Hatalı olduğum için nazik ses tonuyla " Çok özür dilerim " diyebildim.
Başını yavaştan kaldırıp " Sorun değil "diyerek karşılık verdi.
" Bizim kolejin forması ama ilk defa gördüm bu kızı, acaba yeni mi geldi " diyerek içimden geçirdim.
Hemen " İyi misiniz " diye sordum,
Üstünü sirkeleyerek " Teşekkür ederim, biraz dikkatli olsanız fena olmaz " ve ayağa kalktı.
" Gerçekten ani oldu yani arkamdan biri sessizce ilerleyince ne yaptığımı şaşırdım "
" Tamam, geçti zaten uzatmanın bir anlamı yok "
Daha fazla tutamayarak kendimi " Seni ilk defa gördüm yeni mi geldin "
Eteğinin bir alt kısmı çamur oluştu üzülerek " Off ya ne yapacağım şimdi "
" Gerçekten çok özür dilerim "
" Sorun yok, evet yeni geldim "
Gülümseyerek " Hoş geldin o zaman "
Yüzünde küçük bir gülümseme oluşarak " Hoş buldum "
" İstersen beraber gidelim "
Biraz düşündükten sonra " İyi olur çünkü ilk defa gireceğim bilmiyorum daha müdürün yanına gitmem gerekiyormuş kayıt için, bana yardım etmene çok sevinirim " diyerek üstünü başını düzeltip yerdeki şemsiyeme bakıp " Şey kırılmış "
" Birşey olmaz yenisini alırım benim için sıkıntı değil " diyerek ilerlemeye başladık.
Şiddetin artıran yağmurdan dolayı hemen içeri geçtik Onu müdürü odasına götürmek için biraz hızlanıp ilerlemeye başladık. Merdivenlerden çıkarken sessiz bir şekilde ilerliyorduk ve odanın kapısını önüne geldiğimizde ona doğru yönelerek, " Ben Yağız Kaan "
" Memnun oldum, bende Eylül "
Demeki adı Eylül ne kadar güzel bir ismin var diyerek içimden geçirdim.
Ve içeri geçmek için Eylül kapıyı tıkadı.
Tık, tık, tık
İçerden " Gel " sesini duyduk Eylül 'e bakarak, " Hadi geçelim benimde geç kağıdı almam gerekiyor "
İçeri girdiğimizde odada müdür yanında yardımcısı Melek Hoca, sınıf Hocamız Aslı ve hem babamın arkadaşı hemde okulun sahibi Oğuz Bey bulunmaktaydı.
İçeri girer girmez Eylül müdürün masasına doğru ilerledi.
Müdür Kadir, Eylül 'e yönelerek,
" Bizde seni bekliyordu kızım, beni biliyorsun zaten önce Melek Hoca 'yı tanıtı sonra Aslı Hoca 'yı tanıtı daha sonra Oğuz Bey 'i tanıtı.
Eylül biraz stresli ve utangaç şekilde onlara bakıyordu.
Müdür " Bak kızım Oğuz Bey seni okulunda okutmak istedi kendisini okulumuzu sahibidir ve okul masraflarını karşılayacaktır "
Eylül Oğuz Bey 'e yönelerek, " Teşekkür ederim "
" Rica ederim kızım, senden tek isteğim olacak "
" Buyrun efendim sizi dinliyorum " dedi masum bir şekilde,
Oğuz Bey müdüre bakarak müdürün söylemesini istedi.
Müdür " Sen artık bu okulun ögrencisisin bu okulda olduğun sürede bu okula Oğuz Bey 'in özel isteği ile geldiğini kimseye söylemeyeceksin "
Eylül şaşırarak " Peki Efendim "
Melek Hoca araya girerek " Eğer biri sorarsa devlet bursu veya bir hayırseverin bursu diyebilirsin "
Eylül şaşkınlıkla " Peki hocam "
Müdür " Seni 12/C sınıfına kaydettim sınıf hocan Aslı Hanım sana yardımcı olacaktır "
Aslı Hoca müdürün ellindeki sınıfın listesini alıp,
" Tabiki de her türlü yardımda bulunurum " sonrada Eylül 'ün yanına yaklaşıp, " Sınıfa girdiğinde dersteki Hocaya verirsin "
Konuşmaları oldukça dikkati bir şekilde dinlemiştim müdür beni fark edince önce Oğuz Bey 'e sonra bana yönelerek " Ne istiyorsun neden derste değilsin " atarlandı.
Başım dik ama korkulu sesimle " Geç kaldım izin kağıdını almaya geldim "
Müdür bana bakarak,
" Sen git ben halledeceğim " Eylül 'e bakıp " Hadi sende kızım "
Tam odadan çıkacaktım ki müdür bana bakarak.
" Bu konuşmalar oda dışında çıkmasın lütfen "
Başını sallayıp " Tamam " diyerek hemen odadan çıktım.
Arakdan hem Eylül geldi ve hemen sınıfa doğru ilerledik.
" Aynı sınıftayız biliyor musun " dedim.
Morali bozulmuş sesiyle " İyiymiş "
Ona yönelerek " Sen iyi misin "
" Bilmiyorum ama kafamı kurcalayan bazı şeyler var, onları çözmem gerekiyor "
Daha fazla üstüne gitmeyip " Anladım umarım en kısa sürede halledersin "
" Beni boşver kapıyı çalsa içeri girelim " diyerek bana baktı.
Kapıyı çalıp içeri girdik, içeri girer girmez Eylül ellindeki kağıdı masaya bırakarak yanıma oturdu.
Sustu hiç konuşmadı oturduğu yerden bile kalkmadı son derse kadar.
Belli bi sıkıntısı var ama hiç birşey söylemiyordu.
Çıkış zilini çaldı yüzündeki gülümsemeyi fark eder etmez, " Çok mu sıkıldın benden "
" Hayır Kaan sadece herkesin bana olan bakışlarında rahatsız oldum bide bunlardan kurtulduğuma sevindim " yüzüme bakıp " Hem biliyor musun ilk defa biriyle yani seninle bu kadar yakın oldum daha önce kimseyle konuşmadım "
Binanın merdivenlerinden inerken " Deme ki arkadaş olduk eğer sende müsaitsen sana bir kahve ısmarlayım merak etme kötü bir amacım yok "
" Bilmem ki burda yarım saat bekleyeceğim "
" Neden bekleyeceksin ki "
" Sonra anlatırım şu an keyfimin bozulmasını istemiyorum Kaan "
" O zaman o kadar bekleyeceksi bari bir kahve iç hem yorgunluğunu atarsın "
Israrıma yenik düşüp " Olur ama neresi "
" Kafe "
Korkmuş sesiyle " Hayır "
" Neden "
" Uzaktır "
" Hemen şu arka binada hoş bir kafe var "
" Olur ama hemen gelmeliyiz "
" Tamam, o zaman gidelim "
" Tamam "
Kafe yakın olduğu için hemen yürüyerek gittik, bulduğumuz ilk boş masaya oturduk, çok tedirgin oldu sanki bu ortamlara alışkın değil gibi ve çok dikkatli bakıyordu ve bi o kadar hayranlık vardı yüzünde.
" Nasıl iyimi beğenmediysen başka yere geçeriz "
" Hayır güzel, çok tatlı burası hem biliyor musun ben ilk defa bir kafede oturuyorum "
" Galiba kafe ortamlarını sevmiyorsun "
" Sevmekten değil, ama çok tatlı bir yer beni getirdiğin için teşekkür ederim "
" Ben teşekkür ederim beni kırmayıp geldiğin için "
Kahvelerimizi geldi birkaç yudum içtikten sonra,
Ona bakarak, " Kendinden bahset biraz mademki arkadaşız birbirimizi tanımamız gerekiyor "
Utangaç bir şeklilde " Ne söyleyebilirim ki "
" Bilmem kimlerden nefret ediyorsun, neyi sevmezsin, hayranın kim, okul sevdiğini mi bilmem hangi takım tutarsın " hepsini tek nefesete söyleyince bi an boğuldum yüzüm kızardı Eylül oturduğu yerden kalkarak sırtıma nazikçe vurdu.
Korkmuş bir şekilde " Kaan iyi misin "
Kendime gelince " Evet iyiyim "
Yerine oturdu ve gülmeye başladı, o kadar güzel gülüyorduk gülmek ona çok yakışıyor gülmeyi bitince,
" O kadar komiktin ki anlatama ve gülmeye devam etti, gerçekte o kadar güzel gülüyordu,
Ben galiba duygularıma yenik düşüyorum.
***** O GÜLDÜ BENDE AŞKI OLDUM *****
Kahveden bir kaç yudum içtikten sonra bana bakarak,
" Bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum "
" Neden içine kapanık mısın yakın arkadaşın yok mu "
" Hayır yok "
" Anladım, aman boşver olmasa da olur "
Gülerek karşılık verdi.
Ellimde tutuğum bardağı bırakıp " Hangi kolejden geldin "
Başını sallayarak " Kolej değil devlet okulu "
" Peki orası nasıl koleje benziyor mu " merakıma dayanamayarak,
" Bilmem ki aynı bence tek fark kolejde para derdi var "
" Annen baban ne iş yapıyor, ögretmenler mi doktorları mı "
Sustu hiç bir şey demedi.
Gözlerinden akan bir kaç damla yaşı sildikten sonra " Anne ve babam yok benim "
Yaptığım hatadan dolayı " Çok özür dilerim Eylül gerçekte çok üzgünüm "
Minik bir gülümseme ile " Önemli değil "
" Nerede kalıyorsun "
" Yetimhanede "
"Anladım "
" Orda çok yakın bir arkadaşım vardı benim " ve tekrar sustu.
Meraklı bir şekilde " Vardı derken küstün mü "
Derin bir iç çekerek " Öldü "
" Nasıl oldu, tabii anlatmak istersen "
" Yurdun merdivenlerinden düşerek beyin kanaması geçirdi "
Boynunda duran kolyesini çıkararak,
" Ölmeden önce hediye etmişti " öperek " O günden beri saklıyorum "
" Adı neydi "
Kolyeyi öperek " Eliza "
" Ne zaman öldü "
" Bir yıl önce "
" Özür dilerim "
" Önemli değil " tekrardan minik bir gülümsemeyle.
Cebinden çıkardığı telefonuna bakarak " Gitmem gerekiyor "
Ayağa kalkıp " Tamam bekle hesabı ödeyip çıkalım "
Çok acele ediyordu hesabı ödeyene kadar çıkmıştı hemen arkasından gittim.
Çok hızlı gidiyordu, kolyesini düşürmüştü bende son anda fark ettim hemen yerden alıp cebime koydum.
Gittiğimde yoktu galiba gitmiş ne yapacağımı bilemiyordu kolyesi bende kaldı, hemen arabamı park alanından alıp yola çıktım eve doğru gittim Eylül ile konuşurken rahatsız olmayım diye kapattığım telefonumu açtım. Bir kaç arkadaşım beni aramışlardı ama artık ilgilenmiyordum sonuçta yeni bir arkadaşım var onunla olduğum tüm gün boyunca kendimi çok özel hissetim ilk defa böyle bir şey yaşıyorum. İçimdeki mutluluğu anlatamam acaba ne yaşıyorum adını koymakta korkum şeyden korkuyorum, Aşık mı oldum hemde benim gibi duygusuz bir için bir şeydi şu anlık duygularımı nasıl aktarabilirim ki,
Yolda ilerlerken cebimde duran kolyesini çıkardım koylenin üzernde bulunan mavi kaelebek çok hoş gözükmekteydi tekrar cebime koyup yola devam ettim. Onu düşünüyorum acaba gerceğimi bilse benimle arkadaş kalmaya devam eder mi? ve maalesef ki sevdiği birisi varmı diye yolda düşünüp durdum.
Eve vardığımda karşısında beni görmekten annem şaşkınlığı daha fazla içinde tutamayarak, sarı saçlarını arkaya atarak " Oğlum sen bu kadar erken gelmezdin hayırdır "
Mutluluktan gülen yüzüm ile " Erken gelsek kabahat geç gelsek yine kabahat "
Sevinerek " Yok oğlum iyi yaptın sen sadece şaşırdım "
Annemin yanağından öpüp " Ben odama dinlenmeye gidiyorum "
" Yemeğe çabuk gel babanı bekletme "
" Tamam "
Odama girer girmez çantamı bir köşeye atıp yatağa uzandım.
Eylül 'ün kolyesini tekrarda çıkarıp kolyeye daldım Allah mı söyleyti bilmem ama aniden " Onun için değişmeleiyim " dedim.
Günümüz
" Ben o gün değişmeye karar vermiştim " diyerek anlatmamı bitirdim.
Eylül ile tanıştığım günü anlatma beni bir nebzede olsa rahatlamıştı.
Sesimi toplayıp " İşte böyle tanıştık "
İkiside beni oldukça dikkatli dinlemişlerdi.
Ayşe hemen araya atlayarak " Ayy ne kadar romantik "
Tunahan hafiften gülümsedi.
Ayşe " Onunla tanıştığın gün resmen değişmişsin "
" Evet hemde çok değiştim "
Tunahan " Daha iyi olacaksın " diyerek gözüyle garsonu aramaya başladı.
Ayşe ellindeki kahve bardağını masaya bırarak " İyi geldi mi sana, şimdi kendini nasıl hissediyorsun "
İçime derin bir nefes çektikten " Evet anlatmak bana iyi geldi "
Masayı sessizlik kapladıktan sonra biraz daha oturup sohbet ettik.
Ayşe aniden ayağa kalktı " Benim yarın çok işimiz var "
Tunahan telaşlanarak " Nereye "
Ayşe " Yıllık izin için birkaç işim var onları halletmek gerekiyor "
Ayağa kalkarak " Bende geleyim bu gece Alara 'nın başında durayım "
" Ben bu gece nöbetteyim kontrol ederim sen evine git, dinlen kendine gel sabah kendiğine geldiğinde sana haber veririm "
Tunahan " Tamam, biz gedelim bir şey olursa haber edersi "
Ayşe başını sallayarak " Tabii haberdar ederim ben sizi "
Tunahan kalkarak " Biz gidelim artık "
Ayşe " İyi geceler " diyerek hastaneye doğru gitti.
Bizde arabaya binip yola çıktık.
Yola çıkar çıkmaz,
Tunahan " Yağız, Alara nerede kalacak "
Sakin bir ses tonu ile " Benim evde "
" Bu mafyanın adamlar senin evi biliyorlar mı "
" Biliyorlardır, bundan birkaç ay önce evi basmışlardı "
" Tamam onu boşver, ben sabah Ayşe ile konuştum "
Meraklı bir ifadeyle " Neyi konuştunuz "
" Ayşe 'nin evine götüreli mi, hem kimse orda olduğunu tahmin bile edemez "
" Ama Alara istemez ki, o bu konularda çok huysuz bir kız "
" Mafya söz konusu, daha ne yapalım şu an Ayşe 'nin evi daha güvenlidir "
Çaresiz olduğum için bu teklifi kabul etmekten başka bir seçeneğim yoktu.
Tunahan 'a tekrar yönelerek, " Yapacak bir şey yok sen nasıl güvenli olacağını düşünüyorsan öyle olsun "
" En iyisi bu "
Biraz yol gittikten sonra kafamda kurguladığım saçma düşüncelerin doğruluğunu öğrenmek için Tunahan sormaya karar verdim.
" O değilde Sen bu Ayşe ile ne zaman bu kadar samimi oldunuz "
" Yok ya iyi kadın sadece sinirlenince deli oluyor "
" Evet iyi birisi ama ne ara bu kadar aranız iyi oldun onu sordum daha sabah odada birbirinize girdiniz "
Tunahan yüzünde hafif bir gülümseme belirlendi. " O odadan çıktıktan sonra bende arkasından gittim. Odadaki olaydan sonra özür diledim, seni anlatım Eylül 'e çarpanı bulmamız gerektiğini söyledim Oda anlayış gösterdi ve sana yardım etmeye karar verdi "
" Ama Ona ayrı bakıyordun sanki "
" Ne gibi bakıyordum "
Gülümseyerek " Aşık olmuş gibi bakıyordun "
Omzuma vurarak " Ne alaka oğlum "
Gülerek " Gözler yalan söylemez "
" Yok ya sen yanlış anlamışsın "
Daha fazla onunla uğraşmak istemedim ve konuyu kapatmaya karar verdim.
Eve doğru gelince durduk.
Tunahan 'a bakarak " Bu gece misafirim ol onca yolu geri dönme hem geç oldu "
" Yok ya rahatsızlık vermeyim "
" Kal hem o kadar yardım ediyorsun ne olacak "
Çok yorgun olduğu için teklifimi kabul etti.
" Tamam, ama araba için park alanı bulmam gerekiyor "
İşaret parmağımı göserek " Şu taraflara bak orası uygundur "
...
Sağa döndükten sonra, Tunahan birden küfür etmeye başladı.
Ne olduğunu anlamadığım için nasıl tepki vereceğimi bilemedim.
" Niye durduk yere küfür ediyorsun, ne oldu "
" Salağın bir arabasını rasgele buraya park etmiş az kalsın çarpıyordum, daha sabah da gördüm aceleden unutum "
Arabaya baktım, bu benim araba Tunahan 'a bakarak " Salak dediğin benim haberin olsun "
Yüzüme bakarak " Bu araba senin mi "
" Evet benim "
" Ehliyetli nerden aldın? "
" Dün o telaştan nasıl park eğitimi bile fark etmedim "
Kızarak " Yarın arabayı düzgün park et "
" Yarın sabah hallederim "
" Tamam bir daha dikkatli ol " diyerek arabayı park etti ve apartmana doğru yürüdük.
Tunahan merdivenlerden yavaş yavaş ileredik " Bu üç katlı apartmanda tek başın mı oturuyorsun "
" Evet "
" Apartman sahibi nasıl izin verdi "
Apartmanın kapısını açıp içeri girdikten sonra " Apartmanın sahibi benim "
" Kendi isteğinle mi "
" Böylesini daha uygun buldum "
Evin kapısını açıp içeri girdik. Salona geçtiğimizde
" Ben sana odanı göstereyim, yorulmuşsundur " ve koridorun sonundaki odaya yolladım.
İkimizde çok yorgunduk, hem yarın erken uyanacağız, Odama geçip yatakta uzandım,
Karanlıkta tavana odaklanmış düşünmeye başladım.
Her gece başımı yastığa koyduktan sonra beynime misafir olan sorularımı ağırladım, düşünüp durdum kim Eylülümün canına kıyıp kaçtı. Onu bulacağım bunu yapanı bulduğum da onu kendi ellerimle öldüreceğime bir kez daha ant içtim.
Eylül benim katilim seni bulacak sadece sabret demişti, ben o günü iple çekiyor olacağım.
Yarın erken kalkmak için gözümü kapatıp uykuya daldım.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, umarım bölümü beğenmişsinizdir.🧸
Yorum ve beğeni atmayı unutmayın.
Lütfen 🦋🦋
Bölüm etkileşimi
