4. bölüm / 6
Kelebeğin SözüBölüm 2 ( Hemşire Ayşe )
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2 ( Hemşire Ayşe )
Bir söz insanın hayatını nasıl değiştirir bilmem ama sonum olacak kadar beni bittirdi.
İYİ OKUMALAR
Buz gibi oturduğum yerin soğukluğu iliklerime kadar işlemiş, hareket edecek durumda bile değilim. Uzandığım için doğrulamak istedim acı içinde kıvranmaya başladım, her yerim tutulmuş ve her iki bacağım da uyuşmuştu.
Bu iğrenç yerden bir an önce kurtulmak istiyorum.
Can sıkıntısından ne yapacağımı bilmiyorum, dün yaşananları gözümün önünde bir filim şeridi gibi geçti. Kendimi öldürmek için gittiğim Eylül 'ün mezelarının başında Alara 'nın yaşadığını öğrenmek, onun saçının teline bile dokunmadığım hâlde ona zarar vermiş gibi beni suçlayıp bu Allah 'ın belası yere düşmem. Ama Tunahan ile karşılaşmam ve bana yardım edeceğini söylemesi, dün yasadıklarımın üstüne ilaç gibi geldi.
Gözümü açtığımdan beri bekliyorum, Bari Alara uyandımı onu haber etselerdi,
" Alara uyandı mı, durumu nasıl " hep bu sorular beynimin içini yiyip durdu.
Yaklaşan ayak sesi ile kendimi toparlayıp acı içinde ayağa kalkmaya çalıştım. Gelen kişiyi görünce bir nebze de olsa rahatladım biraz. Çünkü gelen kişi Tunahan 'dı polis kıyafeti yoktu sivildi. Arkasından gelen diğer polise hemen kapıyı açmasını istedi, kapı açılır açılmaz diğer polise " Beyefendinin özel eşyalarını otopark alanına getir " dedi ve polis " Hemen getiriyorum" diyerek hızlı adımlarla gitti.
Tunahan bana dönüp ve gülümseyerek " Çıkmak istemiyor musun? "
Acıyan boğazımdan konuşabildiğim kadar " Alara uyandı mı "
Heycalanarak " Evet uyandı ve dediklerin doğru çıktı, kız senin yapmadığını anlatımış "
Yürümekte oldukça zorlanıyordum bunu fark eder etmez belimden tutup.
" Hadi biraz gayret et "
Acıdan mı yoksa heycandan mı bilemiyorum ama ne yürüyecek ne de konuşacak gücüm kaldı. Çıktığımızda saat 11:43 geçiyordu zaman kavramı benim için durmuştu sanki.
Tunahan " Merkezdeki bir kaç işimiz var onları halledip çıkacağız "
" Beni Alara 'ını yanına götür, benim onu görmem gerekiyor lütfen "
" Evine gidelim, üstünü başını topla kendine gel o zaman gideriz "
" Peki nasıl, ne zaman uyandı ona ne yapacaksınız "
Peş peşe gelen sorularıma şaşırarak " Sabaha karşı uyandı, durumu şu an iyimiş uyutuyorlar ve malesef tedavisi bitmesini bekleyeceksin "
" Bunu ona yapanı buldunuz mu "
" Malasef, Sedat yani mafya babası işte Alara 'nın işi patlatmasından sonra yurt dışına kaçmış yani " diyemeden sustu.
" Peki Alara ne olacak "
" İfadesi alınacak, daha sonra ne olacak bilmiyorum ama serbest bırakılır, çünkü elimizde herhangi bir kanıt yok, bide yaptığını itiraz ederse kurtulur "
Bunu duyar duymaz derin bir nefes aldım.
Özel eyşalarımı aldıktan sonra otopark alanına inip Tunahan 'ın arabasına binip eve doğru ilerledik.
Yol boyunca hiç konuşmadım Tunahan konuştu ben de dinledim.
Başımı araba penceresine yaslayıp dışarı izlemeye başladım, birazda olsa özürlüğün tadını çıkardım.
Tunahan hem arabayı sürüp hem de konuşuyordu, iki işi aynı anda nasıl yapıyor hiç anlamıyorum.
Dışarı izlemeyi bırakıp Tunahan 'ı dinlemeye başladım.
" Kendimi senin yerine koyunca daha iyi anladım. İnsanın zoruna gider haksız yere suçlanıp boş yere cezasını çekmeye. Beni affet gerçekten insanları anlamak zor kimin suçlu kimin masum olduğunu bilezsin, bende ilk başta senden şüpelendim çünkü belinde silah, kızla en son sen görüşmüşsün, yani insan ister istemez şüphe ediyor. Sonuçta insanoğlu çiğ süt emiş " dedi ve büyük bir iç çekerek " Gerçi ben içmedim de o ayrı konu "
Başımı ona çevirerek neden bakışını attım.
İçindeki hüzün ile beraber " Annem çok hastaymış zaten doğumdan iki saat sonrada ölmüş hiç görmedim ben ona doymadan göçüp gitti. Annemden mi bilmiyorum ama bu konularda çok hassasım "
Üzüldüm,
Apartmana doğru yaklaşınca Tunahan " Sahi dün gecede sordum, kim bu Alara hem senin için neden bu kadar önemli ve onu sana emanet eden Eylül 'ü kim öldürdü ve neden "
" Kimin olduğunu bilmiyorum ama öğrendiğimde onu mahvedeceğim " ağızımdan çıkan tek cümleyle,
Alaray 'ı koruma gerektiğini anlatım.
" Anladım, merak etme şu Alara işi bir bitsin, Eylül 'ün ölümüne neden olanı bulacağız " diyerek beni teselli etti.
Hemen eve geçtik. Ortalıkığı dağıtmışlardı bir yandan kan diğer yanda polis şeridi, dolaplar ve çekmeceler herşeyi aşağı indirmişlerdi.
Tunahan " Sen git bir duş al kendine gel üstünüde değiştir, leş gibi kokuyorsun zaten burnum kırıldı, ben buraları toplarım daha hastaneye gideceğiz "
" Sağ ol Tunahan " boynoya doğru ilerledim, soğuk bir duş almaya karar verdim o kadar rahatlamıştım ki tüm yorgunluğumu alıp gitti. Odama geçip üstüme kalın kazak geçirip kot siyah pantolon giyip çıktım.
Salona geçtiğimde ortalık düzenliydi, koltukta oturan Tunahan ayağa kalktı.
" Tamamsan gidelim, Alara uyanmışda az önce aradılar. "
Fazla onaylayıp evden çıkıp, hemen yola koyulduk.
" Hastaneye varır varmaz hemen Alara 'nın olduğu odayı öğrenmek için sağa sola koşuşturmaya başladım ki aceleyle bir hemişireye çaptım. Ne olduğunu anlamadım bile ellindeki ilaç tepsisini düşürdü. Hemen ayağa kalkıp döktüğü ilaç iğnesini yerden aldım beni gördüğü için hemen feryat etmeye başladı.
" Yaa kardeşim bi önüne bak, beğendin mi yaptığını " sonrada başını kaldıp beni görünce şaşırdı. " Sen o cani adamsın, kadın düşmanı " ve " Polis yok mu polis " diyerek çığlık attı.
Ne oldunu bile anlamadım, Tunahan hemen araya girdi " Hemşire Hanım, sakin O suçsuz "
Bana doğru bakıp " Arkadaşını getirmiş, pislik herif " bana vurmaya başladı.
Tunahan polis kimliğini çıkarıp gösterdi " Polisim yetmez mi " aşağlayıc bakışlarla baktı.
Hemşire bana dik dik bakıyordu.
Hemşireye bakarak " Alara 'nın odası nerde "
Göz çatıp " Ne yapacaksın dün yarım bıraktığın işimi halledeceksin "
Söylediği sözler benim sinirlenmeme neden oldu ve daha fazla dayanamayarak " Yeter artık, ben bir şey yapmadım "
Üstüne bağırdığım için kendini geriye atı ve masum masum" Tamam beni takip edin, bende onun yanına gideceğim, ilaç saati gelmiş "
Tunahan " Hadi yürü " diyerek arkasına takılıp ilerledik...
...
Odaya girdiğimizde sağ bacağı sargılı, bir gözünü şişik ve vücudunun çoğu yara bere olan Alara uzanmış öylece boş boş etrafa bakınıyordu. Daha ne hâle geldiğini bile farkında değil.
Onu gördüğümde sevindiğim için kendimi tutamayarak " Alara, sen yaşıyor musun "
Oda beni görünce " Diğer taraf beni istemedi geri iade ettiler " diye dalgasını geçti.
Ciddiye almadım ama Alara konuşmak için yer aradığı için bana umursamayan bir bakışlar attıp " Şakanın sırası mı "
" Sana bir şey olacak diye çok korktum "
" Ben hiç korkmadım "
" Sana bir şey olsaydı kendimi hiç affetmezdim "
" Kendin peşime takılıp geliyorsun, sonrada kendimi affetmem bilmem ne "
" Seni önemsiyorum "
" Benim anam babam beni bu kadar önemsemiyordu sana ne oluyor anlamıyorum "
" Alara, bunların konuşmanın sırası değil "
Alara yükselen sesiyle beraber " Beni neden hep koruyup, koklamaya çalıştığını sorduğumda neden susup cevap vermiyorsun "
Sorduğu soruyu yaklaşık ama bin kere duydum ama cevabını bir kere bile vermemiştim ve artık söylemem gerekiyor diye karar verdim.
Yanımızda olan Tunahan ve hemşire tüm işlerini bırakıp öylece bizi izliyorlardı, Alara ikisini şimdi farketmiş olmalı ki yanımda bulunan Tunahan 'ı görünce " Hemşireyi anladım da bu ne alaka " diyerek Tunahan sert bakışlar atmaya başladı.
Konu galiba bambaşka yerlere gidecek.
Tunahan bu sözü duyunca cebinde çıkardığı polis kimliğini çıkarıp Alara 'ya doğru gösterip " Tedavin bittiğinde senin kollarına kelepçeyi taktığımda görürsün ne alaka olduğumu "
Alara hemen uandığı yerden doğrulup " Çok özür dilerim, polis Bey "
Her ne kadar içinden mırıldanarak " Gelen gidenede kimliğini gösteriyor " demesi üzerine Tunahan " Lütfen işinizi yapmaya devam edin "
Hemşire ilaçları hazırlayıp, Alara 'nın yanına geçip iğneyi koluna vurdu.
Hemşire Tunahan 'ın yanından geçip " İsterseniz sizde işinizi yapınız "
Tunahan daha fazla uğraşmamak için susup diğer tarafa geçti.
Alara biraz arsız biri olduğu için bu durumda bile başladı ve ortalığı karıştırmaya başladı.
" Hemşire Hanımda galiba çok stresli "
Hemşire Alara 'ya ters ters bakmaya başlayınca Tunahan koşar adımlarla hemşirenin yanına yaklaşıp " Lütfen siz onun dediklerinde aldırmayın işinizi yapın "
Hemşire başını kaldırıp tamam dercesine sallayıp işini yapmaya devem etti.
Bir kaç dakika sonra hemşire Alara 'ya takılı olan bitmiş serumun yerine yenisini takmaya çalışınca,
Alara kızarak " Serum yemekten, içim dışıma çıktı yeter artık "
Hemşire elindeki serumu sıkarak " Susacak mısın sen, yoksa bunu kafanda patlatayı mı "
Alara korktuğu için sustu ve Hemşire işini yapmaya devam etti.
Hemen araya atlayopy " Pardon, hasta ne zaman taburcu olur "
Hemşire bana bakıp " Bir kaç güne taburcu olur " sonrada Tuanhanın yanına yaklaşıp. " Hadim değil ama bir şey sormak istiyorum, sadece merak ediyorum "
Tunahan " Tabii sorabilirsiniz "
Sesin kısarak " Kıza bunu yapan kim, bulundu mu? "
" Hayır daha bulmadık ama mafyaya bulaşmış "
Hemşire üzülerek " Bi kadına bu kadar eziyet edilir mi ya "
" Evet bende kadına olan karşı şiddetten yana değilim ama galiba hak etmiş ki bu halle getirmişler " demsi üzerine, Alara 'nın gözleri far görmüş tavşan gibi
" Ayıp oluyor ama hak etmiş, bilmem ne "
Alara 'yı susturup, ikisinin dinlemeye devam ettim.
Hemşire " Bu arada size bir şey söyleyeceğim " ve gözleri yere kaydı.
Tunahan " Söyleyin "
" Kızı taburcu etsek bile sağ ayağında ezilme var, yürümesi zor kendisine gelmesi bi kaç hafta alır "
" Merak etmeyin, sadece ifadesini almamız gerekiyor "
" Narkozon etkisinde biraz bekleyin yarım saatte biter etkisi "
" Yok ben sadece hazırladıklarını soracağım, zaten bir kaç saat sonra diğer arkadaşlarım gelip ifadesini alacak "
Hemşire " Peki siz nasıl yapıyorsanız yapın, benim işim bitti " diyerekten odadan çıktı.
Alara Tunahan 'a gıcıklık olsun diye " Ayy, polis ve hemşire aşkı inanamıyorum Yağız "
Susturmaya çalışıp " Bi sus Alara ortalığı karıştırma "
Tunahan karşısında duran Alara 'ya bakarak " Sen dua et narkozun etkisindesin yoksa ben seni nezartaheye gönderildim "
" Değilim "
" Yalan mı söyledin "
" Az önce etkisinden kurtuldum "
" Seninle konuşmam gereken bir konu var "
" Sizi dinliyorum "
" Şimdi bir kaç saate kadar iki polis gelecek merkezden tekrardan ifadeni almak için çünkü mafya yurt dışına kaçmış "
" Siz niye almıyorsunuz, polis değil misiniz yoksa "
Tunahan sinirli bir şekilde " İfadene mafya ile bir alakan olmadığını, şans eseri orda olduğunu beni aradıkları bir kadınla karıştırdılar, ordan kaçıp Yağız 'ın evine gittiğini söyle "
Alara şaşırarak " Sana ne oluyor, hem nerden çıkıyor beni koruma sevdanız "
Ellimi ağızını kapatıp " Alara bi sus, seni koruyoruz "
Ellimde kurtulup " Devlet adamı olsam bu kadar korumazdınız "
Tunahan " Dediğimi yap " diyerek kızdı.
Alara susup bana baktı.
İki Saat Sonra
Tunahan 'nın dediği gibi polisler geldi, odadan çıkıp Alara 'nın ifadesinin alınmasını bekledik. Tunahan 'ın istediği gibi ifade vermiş. Odadan çıkıp yanımıza geldiler.
Arkadan gelen polis ellindeki dosyayı uzatarak " Komserim, biz ifadeyi aldık, şimdide merkeze geçiyoruz "
Tunahan " Tamam siz gidebilirsiniz " aldığı dosyayı polislere verdi.
Ve ellindeki dosyayı alıp gittiler.
Tunahan 'a dönerek " Komser misin "
Başını sallayarak " Evet Yağız "
Sonrada odaya geçtik. Alara dediğimiz gibi ifadeyi vermiş. Yarına kadar bekleyeceğiz.
Ben yatağın yanında bulunan koltuğa oturdum.
Tunahan da kapıya yaslanıp Alara 'ya bakıp " Bu mafyanın adamları seni rahat bırakmazlar "
Alara " Çok da umrumda "
Daha fazla dayanamadım " Senin bu rahatlığın nerden geliyor "
" Havadan " diyerek dalgasını geçti.
Tunahan 'nın yasladığı kapı aniden açıldı ve açılmasıyla beraber Tunahan 'ın yerde buldum ne olduğunu alamdık kapı açıldı, kapının ardında olan hemşireyi farketmeyen Tunahan " Yavaş be kardeşim " diyerek ayağa kalkmaya çalıştı.
Hemşire " Senin ne işin var bu kapının arkasında "
Tunahan bağırarak " Sanane istediğim yerde dururum "
Ben ve Alara öylece ikisini izliyorduk. İkisi tartışırken Alara onlara çaktırmadan " Birbirlerinede yakışıyor dimi Yağız "
Onu susturmaya çalışarak " Aman duymasınlar "
Onlar tartışmalarına devam ederken, Eylülüm aklıma geldi onu kırmamak için ağzımı bile açmıyordum. Sonra benden özür diledi.
Bunu fırsat bilen Alara hemşireye sataşmak için hemen uzandığı yerden doğrulup, " Bu hastanede başka hemşire yok mu "
Hemşire Tunahan ile olan tartışmasına ara verip " Beğenmediysen, başka hastaneye git "
Alara alaycı gülüş atarak " Benden çok sanki başkasını kontrol etmeye gelmişsiniz "
Üzerine gelerek " Bak sen fazla oluyorsun artık "
Alara o haliyle " Yavaş gel " diye bağırdı.
Oda savaş alanı gibi canı sıkılan bir birine sataşıyordu.
Daha fazla uzamasını diye hemen ayağa kalkıp " Yeter artık Alara " diye bağırdım.
Alara kırılmış olmalı ki " Öyle mi Yağız "
" Öyle Alara, kapat artık şu saçmalığı "
Bir kaç dakika sonra, Hemşire Alara 'a ağrı kesici vurup, odadan sinirli bir şekilde çıktı.
Alara suyunu içtikten sonra sanki kendisini az önce uyaramamışım gibi " Ne kadar atarlı bir hemşire yaaa "
" Sana hemşire dayanması mucize "
Tunahan sakinliğini koruduktan sonra aceleyle " Yağız ben gidiyorum halletmem gereken işlerim var "
Ne olduğunu anlamadığım için " Tamam " diyerek karşılık verdim.
" İşim bitsin, gelirim bi şey istiyorsan söyle "
" Yok sağ ol sen git işini hallet "
Tunahan odadan çıkar çıkmaz koltuğa oturup Alara 'ya yönelerek,
" Alara özellikle senden rica ediyorum şu kadına bulaşma işini yapıp çıksın "
" Tamam bi daha bulaşmam "
" İnşallah dediğini yaparsın "
" O anki piskolojime bağlı "
" Lütfen Alara "
" Uykum var benim ben uyuyacağım " diyerek battaniyesin üzerine çekmeye çalıştı ve gözünü kapatıp uyumaya daldı.
O uyurken onu izledim, Eylül gibi uyuyor, ne kadarda ona benziyor.
Her zamanki olduğu gibi tam yine söyleyecektim ki işler yine karışıyor.
Acaba Eylül 'ün kim olduğunu bilse ne yapar.
🦋
Koltukta uyuya kalmıştım, Alara 'yı kontrolü etmek istedim, ağrı kesiciler yüzünden daha uyanmamıştı.
Kalkıp biraz dolanmaya başladım, bellim tekrar tutulmuş yürüyemiyordum. Güçde olsa Alara uyanmasın diye odadan sessizce çıktım ve kapının önünde duran ikili koltuğa oturdum.
Tunahan ve yanındaki hemşireyi gördüm beraber yürüyüp yanıma doğru yaklaştılar ve şaşırtıcı yönü sabaha göre araları iyidi.
Yanıma geldiler, Tunahan heyecanlı bir şekilde " Ben her şeyi Ayşe 'ye anlatım "
Şaşırarak " Ayşe kim "
Hemşire bana bakarak " Ben "
Elimi uzatarak " Memnun oldum Ayşe Hanım "
" Bu arada Tunahan bana her şeyi anlatı, bana sizin kızı korumak için neler yaptığınızı bilmiyordum, bu arada sizden de özür diliyorum boş yerede sizi suçladım benim yüzümde nelere maruz kaldınız " suçlu hissine kapılarak.
" Önemli değil, geçti artık "
Sert bakışlar içinde " Söz konusu kadın olunca ben kendimi tutamıyorum "
Bir an Ayşe 'den korktum " Anladım " diyerek karşılık verdim.
Aniden " Ben vicdanımı rahatlatmak için içerdeki kız iyileşene kadar hasta bakıcısı olacam, tabii isterseniz "
Şaşırarak " Tabii isterim ama hastane işiniz ne olur, doktor da bana söyledi iyileşmesi uzun sürer "
" Yıllık izmimi kulanacağım "
" Aileniz yok mu, ya bir şey derlerse "
Ayşe 'nin yüzündeki mutluluk aile kelimesinden sonra yok olup gitti.
" Ben ailemi iki yaşındayken bir yangında kaybettim, yetimhanede büyüdüm "
Bunun duray duymaz hemen özür dilemeye başladım." Ben çok özür diliyorum, bilmiyordum "
Yüzünde küçük bir gülümseme belirginleşerek " Sorun yok " diye bildim.
Alara 'yı kontrol etmek için odaya girdi. Girmesi ve çıkması bir oldu Alara uyuduğu için hemen çıkmış.
Tunahan 'a bakarak " Eylül de yetimhanede büyüdü biliyor musun "
Ayşe yüzünde meraklı bir ifade ile araya girerek " Eylül kim "
Tunahan " Yağız 'ın ölen nişanlısı "
Ayşe bana bakarak " Başın sağ olsun "
Başımı hafif salayarak " Sağ ol " diyerek hüzünlendim.
Ayşe 'e bakarak " Onu tanıyor musun "
" Ben Bursa da bir yetimhanede büyüdüm onu tanımam mümkün değil "
Hemşire yanımdaki koltuğa oturarak " Onu çok mu özledin "
Gözümden akan yaşla " Çok " diyebildim.
" Peki odadaki kız kim "
" Eylül 'ün emaneti "
" Nasıl yani "
" Sonra anlatsam "
" Tabii, sen bilirsin yani "
Ayşe 'nin dünkü ve sabahki cadılığında eser kalmamıştı. O kadar iyi ve şefkatli davranıyor ki karşımızda oturan Tunahan Ona hayran hayran bakıyordu. O bakışları bilirim ben.
Eylül 'e aşık olduğum zaman ben de dalıp gidiyordum.
Ayşe üzüldüğüm için Tunahan 'a baktı ve bana yönelerek,
" Hadi bize Eylül ile geçirdiğini güzel bir anını anlat, Onu güzle bir şekilde an "
" Benim onunla geçirdiğim her gün çok güzel ve anlamlıydı "
" Ona ilk aşık olduğun günü anlat " yüzünde kocaman bir gülümseme oluşarak,
Tunahan Ayşe 'e bakarak " Burda mı anlatsın "
Ayşe ayağa kalkarak " Hastanenin yanında küçük ve hoş bir kafe var oraya gidelim hem hastane ortamından biraz uzaklaşmaya ihtiyacın var "
Panikledim " Peki Alara "
Ayşe " O iki saate anca uyanır merak etme sen "
Bu teklifinin kabul ettim ve son kez Alara 'ı kontrol edip hastaneden çıktık.
Cafeye girer girmez boş bulduğumuz bir masaya oturup kahvelerimizi sipariş ettik.
Gerçekten kafenin ortamı ve atmosferi insanı alıp rahatlatıyor, biraz bekledikten sonra kahvelerimizi geldi ve içmeye başladık.
Ayşe " Hadi anlat seni dinliyoruz "
Onlara Eylüle ilk tanıştığımız günü anlatmaya karar verdim.
Önceden kendi hafızamda " Hayatımı en güzel günü " olarak tazeleyip Güzel Kelebeğimi andım.
" Onu hala seviyorum " diyebildim.
Ayşe " Hadii Yağız " yorumladığı kahve bardağını masanın diğer köşesine bırakıp meraklı bir şekilde bana bakıyordu.
Ve anlatmaya başladım.
Devamı 3. bölümde
Merhaba Okuyucularım,🎀
Bölümümüze beğeni ve yorum atmayı unutmayın.🦋🦋
Bölüm etkileşimi
