2. bölüm / 6
Kelebeğin SözüBölüm 1 ( Alara Kim)
Bölümler 6Şu an: Bölüm 1 ( Alara Kim)
Senin için en acı his nedir diye sorsalar. Hiç düşünmeden tüm benliğim ile
" Sevdiğinin mezarının başında verdiğin sözü tutamama korkusu " derdim.
İYİ OKUMALAR.
Yavaş ve sakin, adımlarla yürüyordum.
Attığım her adïm yüreğimi burkarak, benden bağımsız bacaklarımla ilerleyişim devam ediyor.
Ona gidiyorum acı bir gerçekle, uzun zamandır ziyaretine gitmedim kırılmıştır bana.
Ona yaklaştığında kendi toparlayıp bir kaç adım daha attım.
Düğümlenen boğazımı öksürerek temizledim, konuşmaya baslayacaktim ki onu bir kez daha hayal kırıklığına uğratığımı hatırladım. Bu yüzden kendimden hep nefret etmişimdir.
Hemen yanına oturdum mermerin soğukluğu içimi ürperti, elimde bulunan pembe ve beyaz güllerden oluşan demeti üzerine bırakarak " En sevdiğinden " diyebildim.
Gözümden akan yaşlarla " Buraya senden özür dilemeye geldim ve bir daha seni hayal kırıklığına uğratmamak için " sustum devamını getiremiyordum çünkü yapacağım tek kurtuluş yolu şu an hayatıma son vermek olacaktı.
Bunu duyurarak üzülmesini istemiyorum.
Yaklaşık yarım saat boyunca sustum, kulağıma gelen sesler sadece rüzgarının uğultusu ve bir kaç kuşun cıvıltılarıdı.
Ve sessizliği bozananet olası telefon çalma sesi.
Cebimde duran telefonum çalmaya devam ederken elimi cebime sokup çıkarmaya çalıştım.
Çıkarana kadar çalması bitti. Kimim olduğunu bile görmeden telefonu mermerin üzerin bıraktım.
Üstünde duran sararmış yapraklar ona bir örtü gibi gelmişti kötü ve çürük olan yaprakları ayırıp bir kenara bıraktım. Ve Ona gülümseyip
" Seni çok seviyorum biliyorsun dimi " dedim.
Evet konuşamıyordu ama beni dinliyordu, bunun gayet farkındayım.
Tekrar başlayıp " Özür dilerim güzel sevgilim, adam olmadığım için sana verdiğim sözü tutamağım ve onu da koruyamadığım için özür dilerim "
Bunu söylemek benim için acı da olsa " Biliyor musun o da senin gibi melek oldu Onu da kurtaramadığım "
Belki de şu an yaşamayı bile hak etmiyorum. Benim yüzümden öldüğünü nasıl unuturum ki.
" Sana verdiğim sözü tutamadım "
Yandan kalan diğer yaprakları alıp,
" Keşke ah be Eylül keşke yanımda olsaydın belki de hayat daha güzel olurdu " derin bir nefes aldıktan sonra belimde duran ruhsatsız silahı çıkarttım ve yanıma bıraktım. " Dediğim gibi yaşamayı bile hak etmiyorum benim yüzümden hayatından oldu, senin tek suçun bana denk gelmen ve beni sevmedi Eylül " gözümden akan yaşları silerek.
Sonrada kimse varmı diye etrafı kolladım, elime aldığım silaha bakarak
" Yaşamayı bile hak etmiyorum " diye içimden haykırdım.
Gözyaşlarım içinde silahı kalbime doğru yöneltim " Yanına geleceğim bekle beni " diyerekten parmağım tetiğe bıraktım. Tam tetiği çekeçektim ki, az önce lanetlediğim telefonum yine çaldı.
Duymazdan geldim, birkaç saniye sonra durdu ve gözlerimi kapatıp cesaretimi toplamaya başladım.
Ve yine çaldı,
O çaldıkca ben sinirlenmeye başladım. Öfkeden ayağa kalkıp telefonu ellime alıp fırlatacaktım ki arayanı görünce durdum. Duraksadım nefes tempom artmaya başladı.
Nasıl olur, ama bu imkansız olamaz diyerek söylendim.
İnanılması güç ama Arayan Alara' dı, açmaktan çok kararsız kaldım.
Ya biri onun telefonundan bana ulaşarak tekrardan onun ölüm haberini duyurursa diye çok korktum ama açmam gerekiyor her ne olursa olsun diyerekten daha fazla dayanamayarak açtım.
Kulağıma tutarak ve titreyen sesimle " Alara sen misin " diye konuşmaya başladım.
Öksüren sesiyle " Allah belanı versin Yağız " diye bağırdı.
Bela okumasını aldırmadan gülmeye başladım. Evet gülüyorum çünkü yaşıyor.
Şuna sevinçten ağlayaya başlayabilirim. Biraz sakinleşip konuşmasını bekledim.
Kocaman ve acı verici bir öksürmeden sonra konuşmaya başladı,
Zar zor çıkan sesiyle,
" Yağız, lütfen gel al beni burdan canım acıyor yalvarırım gel al beni "
Tekrar öksürüp " Söz, bir daha sesin sözünden çıkmayacağım "
İçimden kopan bir mutlulukla " Alara sen yaşıyorsun ama "
Bağırarak " Yağız lütfen gel al beni burdan "
" Tamam nerdesin söyle bana yerini "
Öksürdü.
Sesi gelmedi.
Uyumaması için hemen konuşmaya başladım " Alara yalvarırım sana, lütfen uyuma tamamı ben şimdi geleceğim seni kurtaracağım bak sana söz veriyorum, biraz sık dişini hemen yanına geliyorum " telefonu kapatıp,
Eylül 'ün yanına geçtim.
Heyecanılı sesimle " Eylül bak O yaşıyor, ölmemiş yine beni şaşırtmadı sana verdiğim sözü tutmaya devam edeceğim "
Nabzına baktığımda atmıyordu, yaşaması bile mucize hemen yola çıkmam gerekiyor.
İsmi yazılı buz gibi olan mermeri öpüp " Eylül onu kurtarmaya gidiyorum hoşçakal sevgilim sonra tekrar yanına geleceğim " diyerek diğer mermere bıraktığım silahımı belime sokup Alara 'yı kurtarmak için koşmaya başladım. Araba biraz uzaktaydı. Zamanla yarışıyorum her saniye benim için çok önemli artık, evet yaşıyordu ama geç kalırsam hayır düşüncesi bile kötü.
Alara 'nın yerini bilmiyordum yaralandıktan sonra ordan götürmüşlerdi.
Ama telefonun indirdiğim takip uygulası sayesinde yerini bulacağım. Hep bana kızıyordu boş boş uygulamalar indiriyorum diye ama şuan işime yarayacak, tabii uygulamayı silmedediyse hanımefendi.
Arabaya biner binmez hemen telefonumdan Alara 'nın yerini aradım.
Biraz zamanımı aldı ama buldum, silmemiş beni şaşırttı ama sevinçim kursağımda kaldı ki bir an gözüm karardı çünkü Alara şu an evimde gözüküyor. Kendime geldikten sonra telefonu kapatıp tekrar baktım.
" Nasıl olur ki " şokumu atlatıp hemen arabayı çalıştırıp yola koyuldum yolda ambulansı arayıp evin adresin verdim, çok yaralı olduğunu belirtim, son hızda gidiyordum karşıma bir araba çıksa kaza yapmama elde değil.
" Alara lütfen dayan sen bana Eylül 'ünü emanetisinin yapma bana bunu yapma yalvarırım " Alara 'yı korumak benim görevim. Eğer onu koruyamazsan Eylül 'e ihanet etmiş olacağım.
O kadar hızlı gidiyordum ki, yarım saatlik yolu 10 dakkikada gittim. Arabayı durdurup apartmanının önünde duran ambulansa bakındım. İçeri girmek için arabadan indim ve apartmana doğru gittim.
Merdivenlerin basamakları kan içinde kalmıştı nasıl gelmiş kimeyi ki kimse fark edemezdi, üç katlı apartmanda sadece ben oturuyorum. Daireme gittiğimde kapı kırık içerde bir ambulans hemşiresi ve iki sağlık çalışanlarının gördüm. Alara 'yı sedyeye bırakıyorlardı, korkunç bir görüntü olarak aklımda kalacak,
Yaşıyordu Allah 'ım şükürler olsun.
Hemen yanlarına giderek kadın hemşireye doğru yönelerek ve heyecanlı sesimle " Yaşayacak dimi "
Hemşire sakin bir şekilde " Evet yaşıyacak, şimdi hastaneye yetiştireceğiz siz bir sakin olun lütfen " diyerek işine devam etti.
Onlara yardım ettim, sedyeyi kaldırıp evden çıkrıp hemen ambulansa bindirdik.
Hemşire ambulans şöförüne seslenerek " Mert sür şu arabayı, kız çok kan kaybetmiş hemen yetiştirmeliyiz " dedi ve Alara 'a ilk müdahaleyi yapmaya başladı.
Araba ilerlemeye başlayınca da arkadan bir kaç polis aracılarının apartmanın önünde geldiklerini gördüm.
Hemşire Alara' ya ilk müdahaleyi yaparken aniden durdu ve başını yavaşca kaldırıp bana bakarak " İnşallah kızın bu hale sen getirmemişindir "
Alara 'nın üstünü çıkararak " Sende şüphelenmeye başladım "
Telaslananarak başımı hayır dercesine salladım.
" Bu ev senin galiba en son senin evinde çıktı kız " sinirlenerek,
Beni suçluyordu, şaşkın bir ifadeyle " Evet benim evim ama ben yapmadım "
Hemşire Alara 'ın koluna iğne takıp " Polislere senin ifade vermeni söyleyeceğim "
Şuan ne söylesem boş çünkü kadın beni dinlemiyor bile,
" Bu kadınların sizin ellinizde çektikleri ne " diyerek söylenmeye başladı.
Doğal olarak hakklıydı son zamanlarda işlenen kadın cinayetleri almış başını gidiyor, ama ben Alara' ya bir şey yapmadım ona asla kıyamam o bana Eylülümün emaneti.
Belki inanır diye yalvarıcasına bakarak " Ben yapmadım gerçekten, bana inanın lütfen "
Hemşirenin gözünde şu an bir suç makinasıyım, ne yapacağımı bilmiyorum çünkü Alara en son benim yanımdaydı en son benimle konuştu.
Şüpheli bir durumdayım şok içindeyim " Alara lütfen yaşa "
Hastaneye geldiğimizde hemen ambulanstan indik.
Ellerini bırakarak, " Alara lütfen dayan "
İçeri girdiğimizde önce acile alıp bir kaç müdahale alip, sonra amalethaneye aldılar.
Acilin önünde geçip beklerken ambulanstaki hemşire yanma gelerek,
" Önce sakin ol kızın çok kan kaybetmiş büyük ihtimalle kan isteyecekler, karnından vurulmuş ve şiddet görmüş bu kızın başına ne geldi ya da sen mi yaptın "
Başımı hayır dercesine sallayıp " Hayır size yemin edebilirim ki ben yapmadım o bana emanet edildi ona bir şey yapamam ki "
Oldukça dikkatli bakıyordu bana.
" Israrcısın yani sen bilirsin " diyerekten koşarcasına gitti.
Sakin olmam gerekiyor kendimi duvara yaslayarak yere çöktüm, başım önde duâ etmeye başladım.
" Alara lütfen uyan sen bana Eylül 'ün emanetisin sen ölürsen ben Eylül 'e ne derim, ah Alara onu bile tanımıyorsun ki. Alara sana anlatacam herşeyi yeter ki sen uyan. Sana Eylül 'ünü kim olduğunu niçin seni bana emanet ettiğini herşeyi anlatacağım yeterki sen uyan.
Bekleyişim devam ederken hemşirenin iki polisle geldiğini fark ettim hemşire işaret parmağıyla polise beni gösterek " Şüpheli budur belinde silahı var hemen bakın " polisler koşarak yanıma geldiler.
Genç olan polis belime baktı ve silahımı çıkartı.
Diğer polis kızarak " Sen mi yaptın "
Sustum çünkü içinde bulunduğum durumu açıklayacak fırsat bile bulamadım.
Genç polis kollarından tutarak " Bizimle geliyorsun hadi "
Hastaneden çıkartarak polis merkezine görtüreceklerdi, sorguya alacaklarını söylediler ama bunlarda daha önemlisi Alara 'nın uyanası olduğu için istediklerini ağzımı açmadan yapıyordum.
Merkeze gelir gelmez hemen sorgula aldılar.
Sustum
Onlar sordular bende gözlerinin içlerine baktım. Çünkü bulunduğum durumun açıklaması onlara pek inandırçı gelemecekti. Sorgu biter bitmez nezarete götürdüler ne yapacaktım şimdi, ne ağızlarını açıp konuşuyorlardı ne de bana Alara 'dan haber getiriyorlardı meraktan ölüp çatlıyordum kimse yoktu çok yorgunum hemen oturdum, biraz bekledikten sonra kapının açılma sesini duydum oturduğum yerden kalktım. Gelen farklı bir genç polisti elinde bulunan suyu uzatarak " Kızın ameliyatı iyi geçmiş, yarına uyanır o kalkana kadar şüpheli olarak burda bulanacaksın "
Ellindeki suyu alıp " Ben ona zarar vermedim, yemin ederim "
Kendimi savunmam onu sinilendirdi ki bağırarak " Lan çakal kızla en son sen görmüşsün, en son sen konuşmuşsun ve kız senin evinde yaralı olarak bulunuyor "
" Evet doğru az önce saydıkların ama ben ona asla kıyamam o bana emanet edildi anlıyor musunuz "
Umursamayıp " Hep aynı palavralar " yüzüme itici itici bakıp " Ben sana haberi getiririm mecbur bekleyeceksin artık " arkasına dönerek gitti.
Sırtımı duvara yaslayarak beklemeye başladım " Allah'ım çok şükür yaşıyor " şimdi oturup Alara 'dan gelecek haberi beklemek olacak. Burda yüz yıl beklerim yeterki o uyansın.
🦋
" Yağız Yağız " diyen narin bir ses ile yarıladığım gözlerimi açtım. Karşımda duran beyazbeyaz giyinmiş olan Eylül 'ü görünce doğrulup yaşadığım anın tadını çıkarmaya başladım. Onu en son beyazlar içinde gördüğüm gün düğünümüze üç gün kalmıştı yani gelinik provasında görmüştüm.
Şaşkın ama mutlu sesimle " Eylül " diyebildim.
Gülümseyerek " Efendim Yağız "
Nefes almadan konuşuyordum " Eylül ben çok yoruldum, Alara 'yı bile koruyamıyorum lütfen beni de yanına al " gözyaşlarım süzülmeye başladı.
Yanıma yaklaşıp dizlerini üstüne oturup " Hayrı olmaz sen daha Alara 'ı dünyanın kötülüklerinden koruyacaksın "
" Yapamıyorum çok zor "
" Hayır Yağız, Alara 'yı koruyacağına dair bana söz verdin sakın unutma "
" Senin verdiğin söz peki ne olacak "
Söylediğim onu üzmüştü gözlerimi içine bakıp " Yağız benim gitmem gerekiyiyordu, sende gördün nasıl canım acıyordu "
Sustum, onu daha fazla kırmamak için,
Yalvarıcasına " Yağız lütfen "
" Çok zor, ya Alara onu niçin koruduğumu öğrendiğinde bana kızarsa "
" Kızarsa kızsın "
" Dayanamıyorum "
" Sadece sabret "
Gözlerimin içine bakarak " Seni çok seviyorum biliyor musun "
Başını evet dercesine sallayarak " Sabret "
Etrafına bakıp, " Merak etme yarına kadar özgürlüğüne kavuşursun "
" Biliyorum "
" Seni çok özledim Yağız "
Yeşil gözlerine bakarak " Ben de seni Kelebeğim "
Yere bakarak " Kendimden nefret ediyorum, seni hayattan alan pisliği bile bulamadım "
Elleriyle saçlarımı okşayarak " Senin çok yakınında biliyor musun "
Donup kaldım " Ne diyorsun Kelebeğim "
" Yakında herşeyi öğreneceksin "
Ellerimi tutup " Biliyor musun Alara uyandığında herşey yolunda girecek ama acı bir gerçeği daha öğreneceksin "
" Eylül ne diyorsun "
" Dediğim gibi sabret her şeyi zamana bırak sevgilim "
" Eylül neden beni bırakıp gittin , bizim çok güzel hayallerimizi vardı neden beni yarı yolda bırakıp gittin " gözlerinden kaçıp " Çok yoruldum benim güzel kelebeğim " gözümden akan yaşlar süzülerek.
" Öyle gerekiyordu "
" Ama çok gençtin, daha biz evlenecektik "
" Öyle olması gerekiyordu "
İçime doğdu ve yapacağı tek hamle beni mahvedecek.
Kulağıma eğilerek " Senden bir şey istiyorum "
" Hayır Eylül yapma "
Yüzüme bakıp masum bakışlarıyla " Mecburum Yağız, gitmeliyim "
Sağ kolunu tutup " Eylül lütfen gitme, beni burda yalnız bırakma "
Kulağıma tekrar eğilip " Şimdi gözlerini kapat uyu, gelecek güzel haberleri bekle tamamı "
Her ne kadar istemesemde Onu üzmemek için istediğini yaptım ve gözlerimi kapatım.
Gözlerimi açtığımda Eylül yoktu gitmiş, hepsi bir rüyaymış.
Uzandığım yerden doğrularak, pantolonunun cebinde duran kelebekli kolyeyi çıkarttım, Eylül ile tanıştığımız gün aceleyle koşarken düşürmüştü, daha sonra bana vermişti şans getirsin diye amanbana şans gelse neye yarar ki. Bana gelen şans iki dakika ziyaret eder gider cinsten.
Şuan tek dileğim olan Alara 'nın uyanması olduğu için bekleyişim devam etmekte. Eylül 'ünü dediği gibi sadece sabredeceğim.
Koylenin üzerinde küçük kan lekeleri ne yaptıysam bir türlü çıkmadı. Eylül öldüğü gün boynuna takmıştı.
Asla unutmam o günü.
Evet O bende gidene kadardı onun söz,
Bana söz vermişti hep benimle kalacağına, benimle mutlu olacağına dair diye
ama sözünü tutmaya ömrü yetmedi. Eğer onu bende almasalardı hayallerimizi yaşayacaktık ama olmadı evleneceğimize üç gün kala Onu benden aldılar. Gelinliğini giyimeye doyamadan o beymeyaz elbisesinin içinde kanlar içinde kaldı, bana olan kin ve düşmanlıklarını benim masum ve günahsız olan Kelebeğinden acısını çıkardılar.
3 yıl önce
Kendimizi dışarı atar atmaz mutluluktan kocaman sarıldık, sanki yıllarca ayrı kalmışız, eve gitmek için yola çıkmaya karar verdik. Çok mutluydu, gözlerinin için gülüyordu.
Park yeri bulamadığım için arabayı arka sokağa park ettmiştim.
Ellindeki alışveriş poşeti alıp " Eylül, ben arabayı alıp hemen geleceğim beni bur da bekle olur mu " diyerek ondan af diledim.
Gülümseyerek " Beraber gidelim "
" Yorulmanı istemiyorum, hemen geleceğim merak etme "
" Tamam "
Arabayı almak için arkama dönüp ilerlemeye başladım.
Arkamdam Eylül seslendiğini duydum " Yağız dur bir dakkika " diye seslendi.
Yanına gittim telaşlı sesimle " Ne oldu "
Gülerek " Sakin ol, şey gelinlik yakışmış mıydı onu sormak istedim " yüzünde küçük bir utama hissi oluşarak,
Ona hayran hayran bakarak " Çoook yakışmıştı "
" Gerçekten mi? "
" Beyaz Kelebeğim "
Gülerek " Tamam, sen git ben seni bekleyeceğim "
Ellerini öperek " Beni hiç bırakma olur mu Eylül, bana söz ver "
Gülümseyerek " Sana söz veriyorumki seni asla bırakmayacağım, ve seni ömrümün sonuna kadar seveceğim " diyerek bana sarıldı.
Ellerini tekar öpüp " Seni çok seviyorum Kelebeğim "
" Ben de seni " diyerek sarı saçlarından bir tutam kulağının arkasına attı.
Onu burda daha fazla bekletmemek için koşar adımlarla arabayı park ettiğim yere gittim.
Arabamın önünde başka bir araba park edilmişti, buradan çıkmam zamanımı aldı. Arabaya binip park alanından çıkmaya çalıştım öndeki araba yüzünden çok geçiktim ama sonunda çıktım, biraz ilerledikten sonra Eylül 'ün bulunduğu yerde insanların toplandığını gördüm. Arabayı durdurup indim, kalabalığın içinde Eylül ' ü aradım. Kalabalığa içine girip Eylül 'e sesleniyordum.
Bağırarak " Eylül nerdesin " diye haykırıyordum.
Birinin etrafında toplanmışlarıdı, kimin olduğunu öğrenmek için bakmak istedim. Korku içinde ilerlemeye başladım.
Yerde kanlar içinde uzananı görünce, dizimin üstüne çöküp ağlamaya başladım.
Beynime silah sıkmışlardı, nefes almayı unutmuştum sanki.
Onu orda o halde görünce nefesim kesildi ne yapacağımı bilmiyordum, kanlar içinde kalmıştı.
Yanına gittim.
Başındaki kanlar yüzünü boynunu kaplamıştı hemen ellerimle temizleyip, yanında duran kadına bakarak " Ne oldu Eylülüme " ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Kadın üstünden çıkardığı ceketle Eylül 'ün başına koyarak " Az önce bir araba çarptı ve kaçtı "
Saçından öpüp " Eylül lütfen uyan "
Etrafımızdaki kalabalığa bağırarak " Ambulansı arasanıza ne bakıyorsunuz "
Kanlar içinde kalan yüzüyle gözlerini açttı.
Kanlı ellerimle gözyaşlarımı silerek " Uyan Eylül, merak etme kurtaracağım seni, çok acıyor mu canın "
Ne yapacağımı bilmiyordum.
" Lüfen ben kurtar Yağız "
Dayanamıyordu çok acı çekiyordu ama elimden hiç bir şey gelmiyordu bana düşen sadece izlemekti.
Başını kaldırıp gözlerini içine bakıp zar zor çıkan sesiyle " Yağız beni unutma olur mu "
Bağırarak " Hayır, Eylül yapma lütfen "
Ağlayan sesiyle " Dayanamıyorum Yağız "
" Lütfen yapma, birazdan gelir ambulans "
" Senden son kez birşey isteyebilir miyim "
Ağlayarak " Yapma Eylül daha az önce bana söz verdim benimle kalacaksın seninle mutlu olacağız diye "
" Onu koruyacağına dair bana söz verir misin "
" Yapamam Eylül "
" Lütfen Yağız "
" Yapmam anla "
" Yağız lütfen "
" Eylül "
" Benim için Yağız "
" Ne yapacağımı ki "
Nefesi kesilerek " Onu koru " diyebildi. Daha fazla dayanamayarak gözlerini kapatı.
Eylül kollarımda can verdi.
Ona kavuşmadan gitti, kendi ellerimle toprağa emanet ettim.
O an herşey benim için bitmişti. Artık bunun dönüşü yoktu benim dünyamın ışığı sönmüştü.
Eylül 'den sonra başı kesilmiş tavuk gibiydim. Yeniden nasıl ayağa kalkarım bilmeden yaşıyorum.
Günümüz
Hayatımın en zor günlerini yaşadım ama herşeye rağmen ona verdiğim sözü tutmak için elimden geleni ardına kadar yapıyordum. Tekrar Eylülümü görme umuduyla kolyeyi öpüp uyumaya çalıştım.
🦋
Ne zamandan beri ekliyorum bilmiyorum ama Alara 'dan gelecek bir haber için ölüp diriliyorum. Yaklaşan ayak sesini duyar duymaz hemen ayaklanarak geleni beklemeye başladım.
Gelen sorgudan sonra yanıma gelen polisti,
Yanıma yaklaşarak, sağ elinde bulanan suyu uzatarak, " Al iç, susamışsındır "
Hemen araya atlayıp " Alara 'den haber var mı "
" Hayır, daha uyanmamış "
" Peki saat kaç "
Kolundaki saate bakarak " 23:50 geçiyor "
" Beni ne zaman bırakacaksınız "
" Dediğim gibi kız uyansın ve ifadesini alana kadar bırakamayız "
" Yemin ederim benim bir suçum yok, ben ona zarar vermedim "
Parmaklıklara vurarak " Kızla en son sen konuşmuşsun, şansa bak senin evinden yaralı çıkıyor ve belinden kafan kadar silah çıkıyor " dalgasını geçerek,
" Yemin ederim ki ben yapmadım "
" Yapmadıysan neden sorguda konşmamışsın "
" Şimdi de inanmıyorsunuz, sorgudada inanmazdınız ki "
" Dua ette, uyansın dediklerin doğru çıksın "
Şaşırarak " Bana inanıyor musunuz "
Her iki omzunu kaldırarak " Bilmiyorum "
Oldukça dikkatli inceliyordu sanki beni bir yerden çıkarmaya çalışıyordu.
" İlk başta benzetim diye düşündüm ama o sensin" dedi.
Söylediklerinden bir şey anlamadım.
Meraklı bir yüz ifadesiyle " Dur, sen Oğuz Kolejde okudun mu "
" Evet o kolejde okudum da ne yapacaksınız "
" Adım Tunahan Kaya bende o kolejde okudum ama devlet bursu ile okuyordum daha sonra bursumu kestiler bende öyle ortada kaldım "
Merakıma yenik düşerek " Daha sonra ne oldu "
Sanki hiç derdimiz yokmuş gibi Tanunha 'ın dinliyorum.
" Bir türlü vermediler son sınıf olmama aldırış etmeden vermediler, dönemin sonları olduğu için normal okula bile gidemezdim "
" Peki, ne yaptın "
" Devlet bursumun bitmesine bir gün kalmışken bana burs verdi "
" Kim "
" Baban Kenan Bey "
Şaşkınlıktan küçük dillimi yutarak " Babam mı "
Yüzündeki gülümsemeyle " Evet, babanın verdiği burs ile okudum "
" Babam kimseyi burslu okutmadı ki "
" Sen öyle biliyorsun ama çoğu kişiyi okuttu "
Şaşırdım " Bilmiyordum, peki beni nerden tanıyorsun "
" İşte.konu o ya, devlet bursunun biteceği gün, okul çıkışıydı üzgün olduğum için eve biraz geç gitmeye karar verdim. Sen o gün babanla tartıştığını için okul bahçesinde oyalanıp şöförünü yolayıp arabaya binmeyip evine yürüyerek gittin. Biraz ilerledikten sonra yol kaldırımından yola çıktın, şerefsizin biri sana çarptı ve sonrada kaçıp gitti. Sende öylece kanlar içerisinde kaldın sana yardım edecek kimse yoktu " daha sözünü bitirmeden
" Evet hatırlyorum, ben o zaman 9.sınıf olduğum için çok hatırlayamadım seni "
Kaldığı yerden devam edip " Seni hastaneye yetiştirdim, bunu duyan baban da bana böyle bir iyilik yaptı "
" Seni hiç görmedim, neden hiç yanıma gelmedin bir teşekkür etseydim "
" Öyle olması gerekti "
" Resmen hayatımı kurtardı, o bursu vermeseydi bu günlere gelemezdim "
Sırtımı duvara yaslayarak oturdum.
" Babanın iyiliğini ömrüm boyunca unutamayacağım "
" Vay be babam duysa çok sevinir "
" Baban sayesinde hayalime kavuştum ve bende sana yardımcı olacağım senin suçsuz olduğunu ispatlamak için ellinden ne geliyorsa yapacağım "
Sevinerek " Gerçekten mi "
" Tabbi doğru söylüyorsan "
" Ölen nişanlımın üzerine yemin ederim ki ben yapmadım "
Duraksadı " Nişanlın kim, ve neden öldü ki "
" Düğünümüze bir kaç gün kala, yani gelinlik provasından dönerken pisliğin biri çarpıp kaçtı, biliyor musun kendi ellerimle toprağa gömdüm. Ona söz verdim bunu yapanı bulucağım diye ama onu bile beceremedim " gözlerimden akan yaşları silerek.
" Peki, hastanedeki kim "
" Eylül yani ölen nişanlımın emeneti "
" Ne emaneti "
Sustum,
" Merak etme yarına kadar sana haber getirirm, eğer sen suçsuzsan Alara 'ı yaralayanları ve Eylül 'e çarpanı bulmak için sana yardımcı olacağım "
" Peki neden bunu yapıyorsun "
" Dediğim gibi babanın sayesinde ben bugünlere geldim, teşekkür amaçlı "
" Sağ ol "
Bana bakıp sonra " Tamam, ben şimdi gidiyorum bir kaç işim var, ve Alara ' yı kim bu halle getirdi onu araştıracağım "
Gözlerimin içine bakarak,
" Sen yapanları biliyorsun çünkü bir şeyler saklıyorsun sanki, gözlerinden beli bir şey varsa söyle "
Derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya başladım.
" Mafya "
Parmaklıklara vurarak " Senin mafyala ne işin var "
" Benim bir alakam yok, sadece Alara mafya ile iş yapıyordu, işi patlayınca da vurdular "
Meraklı bir şekilde " Ne işi peki biliyor musun "
" Yasa dışı para transferinde onlara yardım ediyordu ama onu canıyla tehtit etmişler "
" Başka adamı bulamadılar, Alara ile çalışıyorlarmış "
" Çünkü Alara bu işlerde çok iyi okulunu okuyordu ama yarıda bıraktı onlar yüzünden "
" Peki Alara ne yaptı, neden bu hale getirdiler "
Sustum, çünkü cevabı beni mahvediyor.
" Son para transferini ama yüklü bir parayı gizli bir şekilde kendi üzerinde bir hesaba atmış, yurt dışına kaçıp kendini kurtarmak için ama "
" Senin ne zaman haberin oldu, anlaşılan senin haberin yokmuş "
" Evet, haberim yoktu. Vurulamadan önce beni aradı söyledi herşeyi ama çok geçti çünkü adamlar öğrenmişlerdi, hemen Eylül 'ün yetiştiği yurda gitmesini söyledim tek güvenli yer orasıydı ama onu takip ettiklerini bilmiyordum.
Yolda yine beni aradı telefonu açık bırakmıştı tüm konuşmalarını duydum bir depoları vardı onu oraya götürüp vurcaklardı. Deponun yerini biliyordum hemen yola çıktım onu kurtarmak için gitim.
Ama gittiğimde kimse yoktu Alara kanlar içinde yerde öylece duruyordu öldü sandım ona sözümü yerine getiremediğimi sanıp Eylül ' yanına gittim ondan özür dilemek, o kadar üzüldüm ki belimde bulduğunuz silah ile hayatıma son verecektim, zaten o ara Alara aradı yaşadığını öğrenince konumdan yerini aradım belki arkalarından iz bırakmak için o depodan alıp götürmüşlerdi daha sonra benim eve gitmiş "
" Peki, adamları tanıyor musun "
" Tanınıyorum dediğim gibi sonradan haberim oldu ama telefondan büyük patronlarından bahsediyorlardı ** Sedat Abi seni mahvedecek ** demişti bir tane adam "
Başını hafifçe sallayıp " Anladım, bir araştırcam sonra sana söylerim merak ettme "
" Ben uzak tutmaya çalıştıkça o bana inat başını belaya sokuyor "
Çaresiz sesiyle " Umarım uyanır "
" Umarım "
" Neden bunları sorguda anlatmadın "
" Tüm oklar beni gösteriyorken kim bana inana bilir ki hem ben Alara 'nın uyamasından başka bir şey istemiyorum "
Gözlerimin içine bakıp " Bu kız senin için neden bu kadar önemli " dedi.
Sustum, sadece gözlerinin içine bakıp susmak istedim.
Umarım beğenmişsinizdir.🦋🦋
Lütfen yorum ve beğeni atmayı unutmayın.🎀🎀
Bölüm etkileşimi
