Kazaen aşk 2 kitap kapağı

3. bölüm / 6

Kazaen aşk 2

Rüya

Yazar: Melania Lavanta

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Rüya

Yumuşak bej rengi battaniyem üzerime örtülü, yanımda Uras var. Bir eli karnımda diğer eli ise elime bağlı. Hiç bırakmayacakmış gibi tutuyor elimi. Odaya ışık veren loş sarı bir ışık var. Bakışlarım onu buldu o da bana bakıp gülümsemeye başladı. Tam bana tekrar sarılacakken bir toz halinde yok olmaya başladı.
-Uras!
Sesimde istemsiz bir endişe vardı. Üstümdeki battaniyeyi yere attım. O sırada gözlerim karnıma indi, şiş değildi. Bebeğimiz olmadan önceki inceliğindeydi. Arkadan sesler geliyordu. ''Sen beni hak etmiyorsun! Seni istemiyorum! Çok çirkinsin!'' gibi bir sürü şey ayağa kalktım.
-Uras! Geri dön!
Ne söylediğimi ben bile bilmiyordum. İki elim ile saçlarımı geriye savurdum. Kalp atışlarım çok hızlı ve düzensizdi, nefes alamıyordum. Arkadaki sesler yükselmeye devam ediyordu. Etrafımda dönerken Uras birden karşıma çıktı. Korkudan minik bir çığlık attım. Bana bir adım yaklaştı, bir adım daha. Aramızdaki mesafe sıfırdı. Tam o esnada karnımda büyük bir acı hissettim, bakışlarımı acıyı hissettiğim yere denk geldi. Kalbim hala daha korkudan hızlıydı.
Ve onu gördüm, Uras elindeki küçük bıçağı karnıma batırmıştı. Bakışlarım ikisi arasında gidip geldi.
-Uras sen!
-Kumsal.
-Sen.
-Kumsal uyan güzelim.
Düzensiz nefesler ile gözlerim açıldı. Uras yatakta yan bir şekilde sol dirseğinin üzerinden destek almış bir şekilde bana bakıyordu. Üzerinde tişört yoktu, sağ eli ile yanağımı okşamak ve açılan gözlerime bakmakla meşkuldü. Gözleri ne kadar sakin görünsede içten içe endişeli olduğunu hissediyordum.
-Ter içinde kaldın. Yine mi kabus?
Cevap vermedim yatakta oturur pozisyona gelip karnımı inceledim.
-Gel yüzünü yıkayalım.
-Tamam.
Ebeveyin banyosuna doğru ilerledim.Uras arkandan beni destekliyordu. Lavaboya girdiğimizde suyu açtı, musluk başlığını oynatırken sordum.
-Ne yapıyorsun?
-Ilık suyu ayarlıyorum.
Eline bir avuç su alıp, yavaşça yüzümü ıslattı.
Lavabodan çıktıktan sonra stresim az da olsa gtmişti. Ama ayaklarım hala daha titriyordu. Uras lavabonun kapısını kapatıp yanıma geldi, elleri ile yüzümü okşadı.
-Sakileş, rüyaydı. Ne gördün bilmiyorum, ama unutmaya çalışmanı istiyorum.
-Ya unutamıyorsam.
Yüzünde minik bir tebesüm oluştu.
-O zaman hatırladığın her seferde elimi tut. Kabusun değil, benim gerçek olduğumu hatırla.
Yavaşça yatağa ileredik. Benim için sıradan bir geceydi. Neredeyse her gece bir kabus görmek uyuma istemememe neden oluyordu. Uras her zaman ki gibi yatakta ellerini belime bağladı.
-Seni çok seviyorum.
Kumsal:
-Bende seni.
Gözlerim yavaşça kapandı...
Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum, uyku ile uyanıklık arasındayım. Uras telefonda birisi ile konuşuyor.
-Anlıyorum ama neden ben?
Bir süre telefondaki kişiyi dinledi.
-Beni anlamıyorsunuz!
Sesi net ve bir o kadar da sertti. Açık tumaya çalıştığım gözlerim ile,
-Ne oluyor?
Uras bana baktı, beni görünce bakışları yumuşadı. Yanıma gelip elimi tutarak,
-Sen neden uyandım güzelim. Sabah yorgun olacaksın, yat dinlen.
-Ne oluyor, dedim.
-Bir şey olmuyor yat sen.
Gözlerim artık tamamen açılmıştı. Uras telefondaki kişiye döndü.
-Şuan müsait değilim, ancak yarın sabah yanınıza gelebilirim.
Bir süre dinleyip tekrar söze girdi.
-Tamam, sizede iyi akşamlar.
Telefonu kapattıktan sonra, ayağa kalktım.
-Kim?
-Patronum.
-Ne için aramış?
Bir müddet konuşmadı tam cevap verecekken zil çaldı. Ayağa kalkıp kapıyı açtı kapıda Mert vardı. Yanında ise Elif, ikiside üzgün görünüyordu. Salona ilerlediler, telaş ile arkalarından devam ettim. Uras ve Mert aynı şirkette çalışıyorlardı. Mert söze girdi.
-Senide aradılar dimi.
-Malesef.
Kumsal:
-Ne olduğunu birisi bana söyleyecek mi?(!)
Uras beni koltuğa otturup elimden tuttu.
-Biz bir müddet yokuz. Galiba...
-Ne demek yokuz?(!)
-Şirket proje için bizi yurt dışına gönderecek.
-Ama Uras...
Elimi karnıma götürdüm, o da bunu fark etmiş olacak ki.
-Biliyorum... Ama merak etme, kızım doğmadan önce yanınızda olacağım.
-Ne zaman gideceksiniz?
İkiside brbirlerine baktı.
-Yarın.
_______________________________________________________________________________
Hava alanındayız, göz yaşlarım durmuyor. Elimdeki peçeteyi sıksam bir kova su çıkar. Sanki kızımızda dışarıda olanları babasının gideceğini biliyormuş gibiydi. Uras'ın dediğine göre çocuğumuz tam dokuz aylık iken yanımıza gelecekmiş. Uras her zaman olduğu gibi yanımda, elim onun eline sımsıkı tutunmuş durumda.
-Uras...
Dedim en çaresiz sesim ile. Gözlerime baktı, maviye kayan yeşil gözlerinde de aynı benimki gibi çaresizlik vardı.
-Gitmeme gibi bir şansın yok mu?
Sessiz kaldı, bu hayır demekti. Miran, babasının kucağında her şeyden habersiz oyun oynuyordu. Birkaç dakika sonra karşıdan takım elbiseli bir genç yanımıza geldi.
-Hava alanının girişinde sizi bekliyorum.
Diyip yanımızdan ayrıldı. Uras bana döndü,
-Yapma bunu bana, ağlama.
Göz yaşlarımı sildim. Uras önümde diz çöküp, karnıma eğildi.
-Kızım... Benim baban.
Gözünden bir yaş damla aktı.
-Seni hep hayal ettim. Hep gözümde canlandırdım, 'nasıl bir kız acaba' diye düşündüm. Ben senin sayende başka bir isim daha kazandım... Ben gidiyorum diye üzülme sakın. Annen, bu süreçte belki dayanamayacak ya da pes etmeye yeltenecek. Onu benim yerime sen teselli et tamam mı? Bazen korkarak uyanacak, kalbi sıkışacak anneni sen sakinleştir. Bazen hıçkırıklarla ağlayacak, ben annenin göz yaşlarını silemeyeceğim, sen sil benim yerime.
Göz yaşları arttı.
-Sen bana bu hayatta hiç düşünemeyeceğim bir şey yaşattın... 'Ne yaşattım baba?' diyeceksin söyleyeim, korumam gereken bir melek geldi dünyama. Daha yüzünü görmedim ama eminim ki annen kadar güzelsin. Senden çok özür dilerim kızım, yanında olamayacağım. İlk tekme attığın gün o tekmeyi hissedemeyeceğim. Ve teşekkür ederim, hayatımda temiz bir sayfa açtığın için...
Ayağa kalkıp sıkıca sarıldı bana, avuç içlerimi öptü kokladı. Ellerimiz onun adım adım uzaklaşması ile ayrıldı. Tam o sırada büyük bir çığlık ve ağlama sesi duydum.
Miran:
-BABA!
Elif oğlunu zor zapt ediyordu. Uras bana bakarak uzaklaştı ve hava alanından içeri girdi. Yere yığılmamak için zor tuttum kendimi, Elif çoktan kucağında cıyak cıyak ağlayan oğlu ile yere çökmüştü. Elleri titriyordu. Yanına çömeldim, söyleyecek sözüm yoktu. Benim yerime o konuştu:
-Ne yapacağımı şaşırdım, Mert'in gitmesine mi üzülsem, yoksa oğlumun babasını aramasına mı? Boşluun içinde süzülüyor gibiyim. İlk defa güçlü durmak için bu kadar zorlanıyorum.
Miran'nın ağlaması azaldı. Annesine bakıp Elif'in gözünden akan damlaları sildi. Yaşına göre çok akıllı bir çocuktu.
-Mert gitmeden önce annene destek ol dedi. Bak göz yaşımı siliyor benim oğlum.
Dedi küçük bir tebessüm ile ikimiz de yerden kalktık. Yapmamız gereken şey belli ama bir o kadar da zordu...
_______________________________________________________________________________
Saat akşam on buçuk, Elif ve Miran bu gece bizim evde kalacak. Nil ve Kayra tatilde oldukları için şuan evlerinde değillerdi. En yakın zamanda Eski Şehir'de olacaklarını söylediler. Elif, Miran'ı ayaklarında sallarken telefonu çaldı.
-Kim?
Yüzünde ayrı bir mutluluk ve neşe oluştu.
-Mert.
Hemen yanına ilerledim. Görüntülü aramaydı, hemen açtı.
-Sevgilim.
-Mert'im.
-Nasılsınız?
-İyiyiz, evden eşyaları topladım, Kumsal'lar dayım şuan.
Arkadan bir ses duyuldu.
-Kumsal yanında mı Elif?
Sinirli yüzüm ile kadraja girdim.
-Sence.
-Ne oldu sana neden sinirlisin?
-Öküz, neden aramıyorsun beni. Dua et çocuk uyuyor, yoksa fena yapardım seni.
-Miran'dan Allah razı olsun. Hayatımı kurtarıyor şuan. Bu arada telefonumun şarjı bittiği için arayamadım, otele geçelim arayacağım.
-Umarım.
Mert:
-Uyudu mu, küçük bey?
-Zor oldu ama uyudu, seni aradı hep.
Derin bir sessizlik oldu.
-En yakın zamanda döneceğim. Ağladı mı çok?
-Hava alnının girişinde kıyameti kopardı oğlun.
-Sen?
-Boş ver beni, iyiyim ben.
Bir müddet beklediler, sonra,
-Neyse kapatıyorum şimdi. Otele gidince yazın.
-Tamam.
Ve telefon kapandı.
Aradan biraz süre geçti. Yatakta uyumaya çalışıyordum ama gözümü uyku tutmuyordu. Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Uras görüntülü arıyordu hiç düşünmeden açtım.
-Uras.
-Güzelim.
Saçları her zaman ki gibi dağınıktı.
-Uyumadın değil mi?
-Evet.
-Çok özledim seni.
-Bende seni.
Elim karnıma gitti, sanki bu yaptığımı hissedermiş gibi sordu Uras.
-Kızımız nasıl?
-Benim gibi biraz mutsuz.
-Kumsal yapmayın böyle... Sizin döktüğünüz her göz yaşı benim için cehennem.
Tatlı bir tebessüm olştu dudağımda.
-Sende üzülme o zaman.
-Deneyeceğim.
İkimizde yatakta sol tarafa döndük.
Uras:
-Sen uyu, uyudıktan sonra bende uyurum.
-Tamam.
Ve gözlerim yavaşça kapandı...
_______________________________________________________________________________
Önemli not: Bu bölümü kaç kişi okur bilmiyorum ama bunu duyurmak zorundayım.
Son günlerde okullarda yaşanan ve çocukların güvenliğini etkileyen olayları gördükçe insanın içi gerçekten acıyor. Okul; biz öğrencilerin korkarak değil, arkadaşlarıyla gülerek, ders dinleyerek ve eve sağ salim döneceklerini bilerek gittikleri bir yer olmalı.
Bu yüzden bugün bir çocuğun ailesine sarılıp okula gidebilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırladım.
Umarım hiçbir çocuk okul kapısından içeri girerken korkmak zorunda kalmaz.
Yaşananlardan etkilenen tüm öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun. Umarım bir daha hiçbir ailenin çocuğunu okula gönderirken böyle bir korku yaşaması gerekmez. 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

75okunma 11beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…