6. bölüm / 6
Kazaen aşk 2Arya
Bölümler 6Şu an: Arya
- 1 Uyarı.291 kelime
- 2 Yıllar sonra (Üzgünüm yaptım)1.305 kelime
- 3 Rüya1.283 kelime
- 4 Tam 6 ay!1.144 kelime
- 5 İlk.1.702 kelime
- 6 Arya788 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayat bazen karşına hiç beklemediğin Anılar hikayeler çıkartır, derdi annem. O zamanlar küçük olduğum için bu söze bir anlam veremezdim. Ama şu an anlamı benim için oldukça Derin ve önemliydi. Kalbimin hızlı atışı durmuyor yerimde de duramıyordum. Uras her zaman, ve her zaman olduğu gibi yanımda. O da benim kadar stresli elleri terlediği için elindeki peçete artık Sırılsıklam olmuş durumda. Doktorun Bir iki gün önce verdiği bilgiye göre sezeryan doğum yapacaktım. Üzerimdeki mavi önlük benim heyecanıma heyecan katmaktan başka hiçbir şey yapmıyordu. Yanımda en sevdiklerim vardı. Bugünün kötü olmasına asla istemiyorum ve olmayacaktı da. Uras'ın titreyip Duran bacağını gördüğümde, "Azcık sakinleş, panik atak geçireceksin."
"En son senle evlenirken bu kadar heyecanlıydım."
"Bende."
Artık tamamen şiş olan Karnımı okşamaya başladım. Birkaç saat içinde Arya yanımız olacaktı.
Her şey çok hızlı gelişti. Doktorlar yattığım odaya geldi sedye ile beni koridordan geçirip ameliyathaneye götürdü. Ve Kapılar kapandı.
Uras Yıldırım
Ameliyathane kapıları kapandı, içimdeki stres gittikçe artıyordu. Ben baba oluyordum, bu hayatta adımın yanına bir ünvan ekleniyordu baba.
Ameliyathane kapısının hemen yanında bulunan sandalyelerden birine oturdum. Bizim ekip ve akrabalar buradaydı. Her zaman streslendiğinde yaptığım hareket hala daha beni bırakmıyordu. Ayağım kendiliğinden hareket ediyordu. Ellerim terliyor elimdeki peçete su olmuştu.
Aradan birkaç saat geçti. Kumsal hala daha içeride. Meraktan çatlıyorum, kafamda bin ir çeşit senaryo var.
"Uranüs sakin ol az. Ben stres yaptım ya!" diyen Mert'i duydu kulaklarım. Ayakta dolanıp durduğumu yeni fark ediyordum.
"Nasıl sakin olayım oğlum? Kadın içeride, ben burada bekliyorum. Bir de sen konuşma, senin bacağın benden beter titriyor."
Mert gülerek başını iki yana salladı. Normalde olsa bu lafıma karşılık vermeden durmazdı ama onun da benden pek bir farkı yoktu. Hepimiz aynı heyecanın içerisindeydik.
"Abi, merak etme. Kumsal da Arya da iyi olacak." diyen Elif'e baktım. Başımı sallamakla yetindim. İçimde öyle büyük bir korku vardı ki kimsenin söylediği hiçbir şey beni rahatlatamıyordu.
Arya...
Daha yüzünü bile görmediğim kızım. Şimdiden hayatımın merkezine yerleşmişti. Onu kucağıma aldığımda ne hissedeceğimi düşünüyordum. Acaba bana benzeyecek miydi? Gözleri annesinin gözleri gibi mi olacaktı? Yoksa benim gibi inatçı mı olacaktı?
Düşüncelerimin arasında ameliyathane kapısının açılmasıyla olduğum yerde donup kaldım.
Hepimiz aynı anda ayağa kalktık.
Üzerinde ameliyat kıyafeti olan doktor bize doğru yaklaştı. Yüzündeki tebessümü gördüğüm an içimdeki bütün dualar birbirine karıştı.
"Yakınları mısınız?"
"Ben eşiyim. Kumsal nasıl? İyi mi? Bebeğimiz..."
Heyecandan cümlelerimi tamamlayamıyordum.
Doktor gülümseyerek başını salladı.
"Öncelikle gözünüz aydın. Annenin de bebeğin de durumu gayet iyi. Sağlıklı bir kızınız oldu."
O an...
Sanki dünya üzerindeki bütün sesler kesilmişti. Birkaç saniye boyunca doktorun söylediklerini anlamlandırmaya çalıştım.
Kızım olmuştu.
Benim bir kızım vardı artık.
Gözlerimin dolduğunu hissettim. Yüzümde istemsizce kocaman bir gülümseme oluştu.
"Gerçekten mi?" diyebildim yalnızca.
"Gerçekten. Birazdan bebeğinizi de görebileceksiniz."
Mert'in omzuma vurmasıyla kendime geldim.
"Dayı oldum lan!" dye bağırdı Kayra.
Hepimiz gülmeye başladık. Ama benim aklım hâlâ ameliyathanenin kapısındaydı. Bir an önce Kumsal'ı görmek, elini tutmak istiyordum.
Çünkü bu güzel haberin içinde en büyük pay sahibim olan kadın, hâlâ yanımda değildi.
Ve ben ona söyleyecek çok şey biriktirmiştim.
Teşekkür ederim sevgilim. Bana hayatımın en güzel mucizesini verdin.
Bir süre sonra hemşire kapıda göründü.
"Baba, kızınızı görmek ister misiniz?"
Başımı hızla salladım.
"Tabii ki!"
Hemşire kucağıma küçücük, pembe battaniyeye sarılmış bir bebek bıraktığında nefesimi tuttum.
Arya...
Parmağımı küçücük eline yaklaştırdım. Minicik parmakları parmağımı kavradığında gözlerimden bir damla yaş süzüldü.
"Merhaba prensesim. Ben baban."
Sesim titriyordu.
"Annenle ben seni çok bekledik. Hoş geldin hayatımıza."
O küçücük yüzüne bakarken bir şeyi çok iyi anladım.
İnsan bazı anları ömrü boyunca unutmazdı. Benim için de hayatımın en güzel anı, kızımın parmağımı ilk kez tuttuğu o birkaç saniye olacaktı.
Ama şimdi sıra annesindeydi.
Kumsal'ı görmeden, ona sarılmadan bu mutluluk tamamlanmış sayılmazdı.
Arya'yı kucağımdan aldılar. Bir küvezin içinde asansöre bindirdiler. Korkuyordum, hiç korkmadığım kadar.
Kumsak Yıldırım
Gözlerim yavaşça açılıyordu. Sert ışığın olduğu bir asansördeydim. Yanımda iki bayan doktor vardı. Biri Hazal Hanım'dı kabarık koyu kahve saçları onu tanımama yardım ediyordu. 'kapılar açılıyor' anonsu ile asansörden çıktık.
Asansörden çıkmamıza Uras'ın sesini duymam bir oldu.
"Kumsal!" sesi ne yüksekti, ne de alçak. Rahatsız etmiyordu. Sedyeye doğru koştu. Elimi sıkıca tuttu. Gözleri gözlerimdeydi, "İyi misin güzelim?"
"Ben... İyiyim. Arya o nerede?"
"Sağlık kontrollerine bakıp getirecekler merak etme..."
Pembe tonlarıyla süslenmiş kapısında Arya yazan bir odaya girdik. Çok güzeldi... Bir rüya olabilir miydi acaba?
Eğer rüya ise bu gördüğümüz en güzeli Kumsal...
Bencede iç ses en güzeli. Yattığım sedye odanın tam ortasına yerleştirildi.
Aradan birkaç dakika geçti. Doktorlar Arya ve benim ile ilgilenip gittiler. Arya kucağımda Uras ise yanı başımda. Daha ne isteyebilirim. Diyecekken. Kayra odaya giriş yaptı.
"Girebilirmiyiz?"
Sesi her zamankinden kısıktı.
"Girdin ya zaten." diyen Uras sinirliydi. Herkes kısık sesiydi. Elif'in kucağındaki Miran hariç. Arya'ya bakmak için kırk takla atıyordu.
"Git bak! Kıyameti kopardın."
Miran annesini umursamayıp, yanıma küçük adımlarla geldi. Uras Miran'ı kucaklayıp yanımıza aldı. Miran, Arya'yı görür gürmez tek bir şey dedi, "Çilek."
Ortam sessizliğe büründü. Me olduğunu kimse anlamadı...
Bölüm etkileşimi
