Bölümler 6Şu an: İlk.
- 1 Uyarı.291 kelime
- 2 Yıllar sonra (Üzgünüm yaptım)1.305 kelime
- 3 Rüya1.283 kelime
- 4 Tam 6 ay!1.144 kelime
- 5 İlk.1.702 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Arya788 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm başı; öncelikle bazı kitaplardan uyarı geldi bize. Bu uyarıyı, Melania'nın iç sesi olarak ben cevap vereceğim! İkroşum, canım bacım. Kitapta Meloşumun ismini geçirdiğin için thanks. Ama o küçük iç sese söyle, benim sinirimi bozmasın iç ses, iç sesle kavga etmesin!!! O iç sesinin olmayan saçlarını yolarım! Eğer, Meloşumu senden ayırmaya kalkarsa onu çok pis yaparım!
Teşekkürler... Keyifli okumalar.
İlk defa boş gördüğüm o hastane koridorundayız, ama bir fark var. Uras'da yanımda. Kadın doğum yerindeki herkes heyecanlı ve mutlu, buradaki herkes belki ilk belki de ikinci mutlu haberi alacaklar. Ellerim her zaman olduğu gibi Uras'a bağlı, kalbim gibi. Kendisi sallanan bacağına bakmakla meşkul.
-Sakin ol.
Dedim elimi dizine koyarak, yüzündeki tebessüm hayır olamam diyordu adeta.
-İlk defa kızımın büyümüş halini göreceğim. Nasıl sakin olayım?
-Sadece şimdi büyümeyecek ki, büyümeye devam edecek.
-Büyümesin, hep böyle kalsın.
-Böyle olması bana zor sana kolay!
Elini karnımın üzerine koydu,
-O zaman doğduktan sonra hiç büyümesin.
Minik bir kahkaha ile omuzuna yaslandım. Çok özlemiştim onu bu altı ay içinde, kokusunu almak için dolaptaki tişörtleri kokladığımı, koku alamadığımda da hüngür hüngür ağlamaya başladığımı hatırlıyordum. Arya büyük bir tekme attığında ekimizinde bakışları ona döndü. O sırada ismim anons edildi, yavaşça yerimden doğrulmaya çalıştığımda Uras'ın elini sırtımda hissettim. Alışmıştım beni bu sandalyeden kimsenin kaldırmamasına. Anons edilen odaya girdik, oda da Hazal (Doğum doktorum) bilgisayardan bir şeyler ile ilgileniyordu.
Odaya girdiğimizde bakışları bana döndü, her zaman ki mutlu gülümsemesi ile bakıp;
-Kumal'cım hoş geldin.
Biz masanın karşısındaki sandalyeye ilerlerken Hazal Hanım tekrar konuştu.
-Baba adayımız galiba.
Oturduğum sandalyeden cevapladım,
-Evet.
-Bu kadar heyecanlısını ilk defa gördüm.
Arkamdan omzuma dokunan Uras'a baktım.
-Bende ilk defa bu kadar heyecanlandığını gördüm.
-O zaman hemen geçelim ultrasona.
Ayağa kalkıp Hazal Hanımı takip ettim. 9 ay boyunca girdiğim odaya artık alışmıştım, İlk başlarda çok kasvetli gelmişti. Ama insan bir yerden sonra alışılıyordu, alışmak zorunda kalıyordu.
Hastane koridorunda ilerliyoruz, Uras şok. Kendisi şoktan hala daha konuşmuyor. İlk dakikalarda kalp krizi geçirdiğini sanmıştım ama iyi olduğunu söyleyip geçiştirdi.
Kumsal bu gerçekten iyi değil. Biz yiyoruz arkamızda kaldı adam...
Hemen arkamı dönüyorum iç sesine dediği gibi arkada donup kalmıştı.
-Uras!
Yok cevap vermiyor gidelim bir bakalım. İnme inmiş olmasın.
Abartma iç ses, koç gibi benim kocam. Kendimce hızlı adımlarla Uras'ın yanına geldim.
-Uras, neden durdun, ilerlesene.
Bir süre konuşmadı donup kalmaya devam etti. Benim içimdeki korku gittikçe büyüyordu.
-Uras cevap ver korkutma beni!
Derin bir nefes alıp söze girdi.
-Düşündüğümden daha küçüktü. Ya bişeyi varsa.
-Saçmalama Uras! Bak Hazal Hanım'da dedi. Maşallah hiç bir şeyi yok dedi.
-Ya varsa!
Bileğini tutup çekerek ilerlemeye çalıştım. Ama sanki yere yapıştırılmış gibiydi. Bir türlü ilerleyemedim.
-Uras hadi ama!
Bu sefer sözümü dinleyip kavradığım bileği çekiştirdiğim anda benimle beraber geldi. Hastaneden çıktığımızda yine donuk bakışları vardı.
-Çok korkuyorum.
Dedi Arabayı park ettiği yerden çıkartırken.
-Niye?
-Ya iyi bir baba olamazsam.
Ellerimle hafif bir şekilde saçlarıyla oynadım.
-Emin ol ki gördüğüm en iyi baba olacaksın. Ama ilk önce kafa dağıtmam lazım. Biz kızlarla ayarladık bu gece kızlar gecesi yapacağız. Siz de basketbol için sitenin arkasındaki sahaya gidin.
Sol dirseğim ile koluna vurarak.
-Nerede benim eski basketbolcu sevgilim.
Yüzünde gururlu bir tebessüm oluştu.
-Her zaman olduğu gibi yanında.
Eve geldiğimizde, Kayra Mert çoktan dış kapıya gelmiş spor çantalarını hazırlamışlardı. Kızlar muhtemelen evde olmalıydı. Arabadan inip binaya doğru ilerledim çantamdaki anahtarı çıkartıp hızlıca içeri girdim. Uraz Kayra Ömer'e bir şeyler söyleyip, arkamdan geldi.
Eve girdiğimizde çok yorgun olduğum için hemen üstüme pijamalarımı geçirdim. Uras evden gideli 10 dakika olmuştu. Telefonumu açıp WhatsApp'a girdim.
Kızçelerrr...
Niloş:"Canımlar, ben Kayroşumu yolladım. Kimin evinde buluşak."
Elifim:"Çok şükür Mert gitti, Miran'da kaynanada gelin bana.
Siz:"Birkaç dakikaya ordayım canikom."
Niloş:"Geliyom şimdi!"
Elifim:"İkimizide bekliyom bitanelerim!!!"
Uras Yïldırım
Uras Yıldırım
Kayra'yla Mert'in basketbol oynayabilmek için önce birbirlerinin canına okumaları gerektiğini o kadar iyi biliyordum ki bazen ikisini aynı arabaya bindirdiğim için kendimden nefret ediyordum.
Şu an da tam olarak o anlardan birindeydim.
Kayra, Mert'in üstüne abanmış, ikisi de basketbol topunu kapmaya çalışıyordu. Birkaç saniye önce maç yapıyorduk. Şimdi ise ortada ne maç kalmıştı ne de insanlığa dair bir umut.
Kayra:
— Hayvan gibi üstüme çıkıyorsun! Saymıyorum bu basketi!
Mert:
— Asıl senin hayvan gibi üstüme çıkan! Öküz!
Kayra:
— Lan, ben mi üstüne çıktım? Sen beni yere yatırdın!
Mert:
— Topu alacaktım!
Kayra:
— Topu mu alacaktın, böbreğimi mi sökecektin?!
Mert:
Topu alacaktım!
Kayra:
— Topu mu alacaktın, böbreğimi mi sökecektin?!
Mert:
— Abartma!
Kayra:
— ABARTMA MI? OĞLUM, AZ ÖNCE KABURGALARIMLA VEDALAŞTIM!
İkisini izlerken ellerimi belime koydum.
— Siz ikinizin aklına tüküreyim.
İkisi de aynı anda bana döndü.
Mert:
— Uras, sen karışma. Bu adam basketbolun kurallarını bilmiyor.
Kayra:
— SENİN BASKETBOL BİLDİĞİNİ KİM SÖYLEDİ LAN?!
Mert:
— Benim istatistiklerime bak!
Kayra:
— Hangi istatistik? Geçen maçta topu kendi potana attın!
Mert'in yüzü bir anda değişti.
— O PASLAŞMAYDI!
Kayra kahkahalarla gülmeye başladı.
— KENDİ TAKIMINLA MI PASLAŞTIN LAN?!
Mert elindeki topu yere vurdu.
— Gel buraya!
Kayra hemen arkasına saklandı.
— Uras! Manyak bana saldırıyor!
— Lan, az önce adamın üstüne çıkan sen değil miydin?!
— O BAŞKAYDI!
— NE BAŞKASI, İKİMİZDEN BAŞKA KİMSE YOK BURADA!
Mert, Kayra'nın peşinden koşmaya başladı. Kayra da sahanın etrafında kaçıyordu.
Ben olduğum yerde durup ikisini izledim.
Allah'ım, ben bunlarla neden arkadaşım?
Kayra bir anda durup bana döndü.
— Uras! Söyle şuna, basket faulü diye bir şey var!
— Var.
Kayra zafer kazanmış gibi Mert'e baktı.
— Gördün mü?!
Sözümü tamamladım.
— Ama senin yaptığın basket faulü değil, adam kaçırmaya teşebbüs.
Mert kahkahasını tutamadı.
— DUYDUN MU LAN?!
Kayra'nın yüzü düştü.
— İkiniz de birleşmişsiniz bana karşı.
— Hayır, dedim. Biz sadece aklımızı kullanıyoruz.
Kayra kollarını göğsünde birleştirdi.
— Tamam. Son bir maç.
Mert:
Yok.
Kayra:
— Korktun mu?
Mert:
— Korkmadım. Seninle oynarsam akıl sağlığımı kaybedeceğimden korkuyorum.
Kayra:
— Hadi lan!
Mert:
— Gel lan!
Birbirlerine doğru yürümeye başladılar.
YETER!
İkisi de olduğumuz yerde durdu.
— Biriniz otuz yaşında, diğeriniz otuz yaşında. Birinizin evinde 2 yaşında oğlu olan karısı var, diğerinin evinde de sevgilisi. Ama maşallah, ikinizin de olgunluk seviyesi spor çantasındaki terli çoraplardan düşük!
Mert başını eğip güldü.
Kayra itiraz etti.
— Uras, konuyla ne alakası var şimdi evlilik?
— Çok alakası var! Birinizin karısı sizi evden gönderdi diye seviniyor, diğerinin sevgilisi muhtemelen eve gidince neden bu kadar geç kaldığını soracak. İkiniz de hâlâ burada birbirinizin üstüne çıkıyorsunuz!
Mert parmağını kaldırdı.
— Benim karım bana bir şey demez.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
Sevgilim arıyor.
Mert'in yüzündeki bütün özgüven bir saniyede kayboldu.
Kayra'nın ağzı kulaklarına vardı.
— Aç bakalım, aslan parçası.
Mert telefonu açtı.
— Efendim aşkım?
Elif'in sesi hoparlörden duyulacak kadar yüksekti.
— MERT, NEREDE KALDIN?!
Mert hemen dikleşti.
— Geliyorum hayatım.
— KAYRA'YI DA ALIP GELMEYECEKSİN, DEĞİL Mİ?!
Kayra'nın gülümsemesi silindi.
— LAN, BENİ NEDEN KARIŞTIRIYOR?!
Mert telefonu kapattıktan sonra ona döndü.
— Senin yüzünden benim de başım belaya girdi.
Kayra ağzını açtı.
— SENİN KARIN BENİ NEREDEN TANIYOR?!
İkisini de spor çantalarından tutup çıkışa doğru sürükledim.
— Hadi! Eve gidiyoruz!
Kayra hâlâ söyleniyordu.
— Bir daha sizinle basketbol oynamayacağım!
Mert:
— Oh, çok sevindim!
Kayra:
— Sana demedim, Uras'a dedim!
Mert:
— O da seninle oynamayacak!
Kayra:
— URAS, SÖYLE ŞUNA!
Derin bir nefes aldım.
— İkiniz de susun.
İkisi sustu.
Sonunda huzur...
Telefonumu çıkarıp karıma mesaj yazdım.
Eve geliyorum aşkım. Beni özledin mi?
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
Kızlarla meşgulüm. Kapıyı çalmadan gelme.
Olduğum yerde durdum.
Kayra omzumun üzerinden ekrana baktı.
Ardından kahkahayı bastı.
— OĞLUM, KARIN SENİ EVE ALMIYOR!
Mert de gülmeye başladı.
Telefonu cebime koyup ikisine baktım.
İkiniz önden yürüyün.
Kayra:
— Niye?
Gülümsedim.
— Çünkü sizi şu an arabaya bağlayıp eve götürmek istiyorum.
İkisi bir anda hızlandı.
Nihayet akıllarını başlarına almışlardı.
Kumsal Yıldırım
Elif:
-Tamam da ben sonradan geldim aranıza. Lütfen anlat!
Kumsal:
-Kızım ne anlatayım tanıştık işte.
Nil soslanmış parmaklarını yalarken söze girdi.
-Hemde ne tanışma!
Elif:
-Lütfen!!!
-Tamam.
-Heh, anlat hadi!
Derin bir nefes alıp söze girdim. Nil'in yüzüne dalga geçer bir tebessüm vardı. Yaklaşık 3 saattir kızlarla beraber Elif'in evinde oturuyorduk, Elif aramızda sonradan katıldım lütfen tanışma hikayeni anlat diye tutturunca olan oluyor işte.
-Biz lise 3'te tanıştık, o zamanlar okula yeni gelmiştim. Uras'ta okulun en popüleriydi. O zamanlar tabii.
-Ayyy! Hatırladıkça bir fena oluyorum!
-Bana bir gece birisinden mesaj geldi. Mesajda da şey yazıyor 'aşkım, gülüm lütfen affet beni!' falan yazıyor. Bir süre mesajlaştık, tabii tanımıyorum kim nedir necidir? Abidik gubidik harfleri karıştırarak kaydettim numarayı. O da beni kaydetmiş ki fotoğraflarımızı gördük.
-Ne sinir olmuştum o gün sana!
-Dur Nil!
-Ay tamam be!
-Okula gittiğinde hep aradım ben bu Uras'ı. Tadi o zamanlar ismini hiçbir şeyini bilmiyordum. Tek bildiğim fenomen olmasıydı, Bir de basketbolcu olduğunu bilmem di. O gün Türçeci verdi elime sınavları öğretmenler odasına götür dedi. Sen de biliyorsun lisede öğretmenler odasına giden yangın merdiveni erkek soyunma odasının önünden geçiyor. Ben bir yandan yürüyorum Bir yandan da sınavlarla uğraşıyorum Kayra ile çarpıştım.
-Çok tatlı çocuktu o zamanlar büyüdükçe değişti.
-ilk başta bu sandım Uras'ı. Kayra sınav kağıtlarını toplama yardım etti. Sonra koridordan iki kız geçti ikisi de Uras ile ilgili konuşuyor. Bir tane Bu gıcık İrem öbürü de irem'in bir arkadaşı galiba. Daldılar soyunma odasına, bir bağırtı bir şiddet koptu orada. Çaktırmadan kapıdan izlemeye başladım bunları.
Elif:
-Küçük âşıklar...
Nil:
-Dimi!
Yüzüme yayılan tatlı tebessüm ile anlatmaya devam ettim.
-İrem bağırarak sordu Uras'a 'sana bu yazan kız kim' diye. Uras'ta gördü beni kapının orada, beni bakışlarıyla göstermesin mi?
Elif:
-Göstermesin!!!
-Gösterdi! İrem beni görür görmez aldı saçımı çekti. Bende durur muyum? laflarımla tokat attım ona! Aradan biraz geçti. Uras benle anlaşma yapmak istedi, 'benimle sevgili rolü yapacaksın, irem'den ayrılmama yardım edeceksin' dedi Tanışma o tanışma.
Elimi karnıma koyup ovuşturmaya başladım.
-Buraya kadar geldi işte.
O sırada kapı bir anahtar sesi ile açıldı. Seslerden kimin geldi anlaşılıyordu.
-Ben bu maçı saymıyorum! Kabul etmiyorum!
-Asıl ben kabul etmiyorum! Tam basket atacaktım aldın kaldırarak geri savurdun beni!
-Fazla zayıfsın! Benim ne suçum var!
Her zaman olduğu gibi Uras ve Kayra kavga ediyordu. Bu kavgayı Mert'in sesi susturdu.
-AŞKIM! ÇABUK GEL!
Elif ayağa kalkıp Mert'in yanına gitti. Sesleri hala daha geliyordu.
-Ne oldu?
-Ben yanlışlıkla Miran'ın çantasını almışım. Çantayı bir açtım bezler dışarı fışkırdı.
Herkesten büyük bir kahkaha sesi duyuldu. Uras salona girerken konuşmaya başladı.
-Gülmemek için kendimi zor tuttum yenge. Oğlun bir kere benim hayatımı kurtardın onunla dalga geçemezdim.
Yanıma gelip elimi öptü, sonra da karnındaki küçük Arya'yam minik bir öpücük gönderdi. Elif'e tanışma hikayemizi anlatırken fark etmiştim zamanın ne kadar hızlı geçip gittiğini...
Bölüm etkileşimi
