2. bölüm · Kaybolduğum gece

HAZIRLIK GECESİ

Beria & Beril & Beril

📖 KAYBOLDUĞUM GECE

BÖLÜM 2 — Hazırlık Gecesi

Gece Seul’e ağır ağır inmişti.

Şehir ışıkları camlardan içeri süzülürken, Kang Ha-eun odasının içinde valizini açık bırakmış, ne koyacağını bilmeden bakıyordu.

Bu gezi… iki günlüktü ama ona göre fazlaydı bile.

Yatağın kenarında oturdu, sonra derin bir nefes aldı ve dolabını açtı.

“Ne gerek var ki…” diye mırıldandı.

Ama Ji-ah çoktan mesaj üstüne mesaj atmaya başlamıştı.

📱 Ji-ah: “NE GİYECEKSİN?? FOTO AT!!”
📱 Ji-ah: “Ben 3 valiz hazırladım bile!”
📱 Ji-ah: “LEE SEUNG-MİN DE GELİYOR 😭”

Ha-eun telefonu ters çevirdi.

“Onun ne ilgisi var ki…”

Tam o sırada telefon yeniden titredi.

📱 Ji-ah: “Sence sana bakıyor mu bugün? Bence bakıyordu.”

Ha-eun durdu.

Bir anlığına o sınıftaki sahne aklına geldi.
Kalemin düşmesi… parmaklarının değmesi…

“Saçmalama,” dedi kendi kendine.

Ama içindeki o küçük huzursuzluk gitmemişti.

---

Aynı gece — Seung-min’in evi

Lee Seung-min masasının başında oturuyordu.

Valiz açık değildi. Çünkü henüz hazırlamamıştı.

Annesi kapıyı araladı.

“Yarın kamp değil mi?”

“Evet.”

“Hazırlanmadın mı?”

Seung-min omuz silkti.

“Gerek yok.”

Annesi iç çekti.

“Her zaman böyle soğuk olmak zorunda değilsin.”

Seung-min cevap vermedi.

Ama gözleri telefona kaydı.

Sınıf grubu açıktı.

Ji-ah’ın mesajları ardı ardına geliyordu.

Bir de Ha-eun’un adı geçmişti.

Seung-min bir süre ekrana baktı.

Sonra telefonu kapattı.

---

Ertesi sabah — Okul bahçesi

Otobüsler sırayla dizilmişti.

Öğrenciler çantalarıyla koşuşturuyor, kahkahalar havada uçuşuyordu.

Ji-ah Ha-eun’un koluna yapıştı.

“BU RESMEN DİZİ GİBİ!”

“Abartıyorsun.”

“Hayır! Kamp, orman, yakışıklı çocuklar…”

Ha-eun onu susturmaya çalıştı ama Ji-ah zaten etrafa bakıyordu.

Seung-min çok uzakta değildi.

Siyah sırt çantasıyla tek başına durmuştu.

Yanında Min-jae bir şeyler anlatıyor ama Seung-min sadece dinliyordu.

Ara da oradaydı.

Sürekli Seung-min’e bakıyordu.

Ha-eun bunu fark etti ama önemsemedi.

Ya da önemsememeye çalıştı.

---

Otobüs yolculuğu başlıyor

Otobüs hareket ettiğinde şehir geride kaldı.

Yerini orman yolları almaya başladı.

Camdan dışarı bakan Ha-eun’un yüzüne hafif bir rüzgâr yansıdı.

Ji-ah öndeki koltuktan geri döndü.

“Burası çok güzel!”

“Burası çok uzak,” dedi Ha-eun.

Bir süre sonra otobüste sesler azaldı.

Bazıları uyumuştu.

Bazıları müzik dinliyordu.

Seung-min cam kenarında oturuyordu.

Bakışı dışarıdaydı.

Ama sonra… kısa bir an geri çevrildi.

Ha-eun’un oturduğu tarafa.

Yine sadece bir saniye.

Ama bu sefer Ha-eun fark etti.

İkisi göz göze gelmedi.

Ama sanki aynı anda birbirlerini hissettiler.

---

Ve yol değişiyor…

Otobüs daha dar, daha ıssız bir yola girdi.

Şoför aynadan baktı.

Yüzü biraz daha ciddileşmişti.

Min-jae öne eğildi.

“Yanlış yola girmedik değil mi?”

Şoför cevap vermedi.

Sadece direksiyonu sıkı tuttu.

Dışarıda ağaçlar yoğunlaşmaya başladı.

Sinyal gitti.

Telefonlar çekmemeye başladı.

Ji-ah telefonu salladı.

“Burada niye internet yok?”

Ha-eun camdan baktı.

Orman… fazla sessizdi.

Ve o an kimse bilmiyordu…

Bu yol dönüş yolu olmayacaktı.