9. bölüm / 6
Karanlıkta kalan aşk3.BÖLÜM/İKİ AYRI DÜNYA
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM/İKİ AYRI DÜNYA
3.BÖLÜM / İKİ AYRI DÜNYA
Sabah - Lavinin odası
ARSLAN'LAR
Sabah güneşi perdelerin arasından süzülürken Lavin yavaşça gözlerini açtı. Bir süre tavana baktıktan sonra doğrulup yatağının kenarına oturdu.
Dün gece limanda yaşananlar hâlâ aklındaydı. Silah sesleri, karanlıkta kalan yüzler ve vurulan o adam…
Lavin, adamın kim olduğunu öğrenmek zorundaydı. Belki de bu olay, Yavuz Soysal’a ulaşmasını sağlayacak bir ipucuydu.
Yatağından kalkıp pencereye yürüdü. Perdeyi araladı ve dışarıya baktı. Ardından dolabına yönelerek kıyafetlerini seçti.
Hazırlandıktan sonra komodinin üzerindeki telefonunu aldı. Ekrana kısa bir süre baktı, sonra derin bir nefes verdi.
Lavin (içinden) : Seni bulacağım, Yavuz Soysal. Babamın ölümünün hesabını soracağım.
Telefonunu cebine koyup odasından çıktı. Merdivenlerden aşağı inerken aklında tek bir şey vardı: Dün gece vurulan adamın kimliği.
Lavin için yeni bir gün başlamıştı. Ve o, geçmişin izini sürmekten vazgeçmeyecekti.
Sabah - Yemek masası
Doruk ve Ege kahvaltı masasındaydı. Ege, dün geceden beri aklını kurcalayan olayları düşünürken Doruk çayından bir yudum aldı.
Doruk : Lavin birazdan iner. Bugün de vurulan o adamı araştıracak değil mi?
Ege : Evet, abi. Dün gece olan her şeyi sana anlattım zaten. Lavin, limanda vurulan adamın kim olduğunu öğrenmek istiyor. Yavuz Soysal'a ulaşabileceğini düşünüyor.
Doruk : Biliyorum. Onu durdurmaya çalışmayacağım ama başına bir şey gelmesine de izin veremem.
Ege : Ben de yanındayım. Tek başına hareket etmesine izin vermem.
Doruk : Ege, dikkatli ol. Bu işin içinde Yavuz Soysal varsa her şey göründüğünden daha karmaşık olabilir.
Ege : Merak etme, abi. Gözüm Lavin'in üzerinde olacak.
Doruk başını sallayıp kahvaltısına devam etti. İkisi de Lavin'in ne kadar kararlı olduğunu biliyordu. Onu kararından döndürmek kolay olmayacaktı.
Tam o sırada merdivenlerden ayak sesleri duyuldu. Lavin mutfağa doğru geliyordu.
Ege : Bak, bahsettiğimiz kişi geliyor.
Doruk, Lavin'in oturması için karşısındaki sandalyeyi işaret etti.
Doruk : Günaydın, Abicim. Gel, kahvaltını yap. Sonra bugün ne yapacağımızı konuşuruz.
Lavin sandalyeye oturdu ve kahvaltısını yapmaya başladı
Bir kaç saat sonra
Lavin kahvaltısını bitirdi ve Çantasını sandalyesinden alarak ayağa kalktı.
Lavin : Ege, o iş sende, unutma. Ben kaçar!
Ege : Tamam, kuzen. Sen üniversiteye git, ben hallederim.
Lavin çantasını omzuna takıp kapıya yöneldi. Doruk arkasından seslendi.
Doruk : Lavin, Ege seni bırakacak.
Lavin : Abi, kendim gidebilirim. Hem zaten korumalar beni takip ediyor. Bana bir şey olmaz
Doruk : Bir şey olmayacağını biliyorum ama mesele o değil.
Lavin : Peki, mesele ne?
Doruk : Korumalar seni takip ediyor ama sen onları atlatıyorsun. Sonra da seni kaybediyorlar. Bunun farkında değil misin?
Lavin gözlerini kaçırarak hafifçe gülümsedi.
Lavin : Ben ne yapayım? Beni takip edemiyorlarsa bu benim suçum değil.
Ege : Lavin! Ciddi misin sen? Adamlar seni korumakla görevli, sen de onları peşinden koşturuyorsun!
Lavin : Ege, abartma. Bana bir şey olmadı.
Doruk : Lavin, konu sana bir şey olup olmaması değil. Seni merak ediyoruz. O yüzden Ege'yle gideceksin. Üniversiteden çıkınca da seni Ege alacak.
Lavin itiraz etmek için ağzını açtı ama Doruk'un kararından dönmeyeceğini biliyordu.
Lavin : Tamam, tamam. Ege'yle giderim. Mutlu musunuz?
Ege : Hem de nasıl!
Lavin : Sen de çok konuşma, Bay Koruma!
Ege gülerek başını iki yana salladı. Doruk ise Lavin'e ciddi bir bakış attı.
Doruk : Hadi bakalım, ikiniz de geç kalmayın.
Lavin ve Ege evden çıkmak için kapıya yöneldiler. Lavin'in aklında üniversite, Ege'nin aklında ise kuzeninin korumak vardı
Yer : Üniversite
Ege, arabayı üniversitenin girişine yakın bir yerde durdurdu. Lavin çantasını alıp emniyet kemerini çözdü.
Ege : Akşam çıkışta burada olacağım. Beni beklemeden bir yere gitmek yok, tamam mı?
Lavin : Tamam, Bay Koruma. Başka bir emriniz var mı?
Ege : Çok komiksin. Hadi, derse geç kalma.
Lavin : Görüşürüz, kuzen!
Lavin arabadan inip üniversitenin bahçesine doğru yürüdü. Biraz ileride kendisini bekleyen Duru'yu gördü.
Duru : Günaydın! Şövalyemle mi geldin, Lavin?
Lavin şaşkınlıkla arkadaşına döndü.
Lavin :Ne şövalyesi?
Duru bir an duraksadı.
Lavin : Bir dakika... Sen benim kuzenimden hoşlanıyor musun?
Duru : Ne? Hayır! Nereden çıkardın şimdi bunu?
Lavin : Duru, az önce kendi ağzınla Şövalyem dedin!
Duru : Şey... Öylesine söyledim.
Lavin : Öylesine mi? Peki, Ege'yi görünce neden yüzün gülüyor?
Duru gözlerini kaçırdı.
Duru : Lavin, uzatma!
Lavin kahkaha atarak arkadaşının koluna girdi.
Lavin : Ayy, sen gerçekten benim kuzenimden hoşlanıyorsun!
Duru : Tamam, biraz hoşlanıyorum. Mutlu musun?
Lavin : Hem de çok! Ama bir dakika, Ege'nin bundan haberi var mı?
Duru : Tabii ki yok! Sakın ona bir şey söyleme, ne olur.
Lavin : Tamam, söylemem. Hadi, derse geç kalıyoruz.
İkisi gülüşerek üniversite binasına girdi ve dersliklerine geçti.
Yer : Üniversite - Dershane
Lavin ve Duru yan yana oturmuş, dersin başlamasını bekliyordu. Duru çantasından defterini çıkardıktan sonra Lavin'e döndü.
Duru : Bu akşam ikizimin yarışı var!
Lavin başını çevirip arkadaşına baktı.
Lavin : Rüzgâr mı yarışacak?
Duru : Evet! Para kazanmak için yarışacakmış.
Lavin : Kiminle yarışacağını biliyor musun?
Duru : Hayır, onu bilmiyorum. Ama yarışın nerede yapılacağını biliyorum.
Lavin : Peki, sen de gidecek misin?
Duru : Tabii ki gideceğim! Hem sen de benimle geleceksin.
Lavin : Bir dakika, bunu bana sormadan nasıl kararlaştırdın?
Duru : Çünkü benim en yakın arkadaşımsın. Beni yalnız bırakmazsın, değil mi?
Lavin : Ah, şu tatlı dilin yok mu! Tamam, gelirim.
Duru sevinçle gülümsedi. Ardından sanki aklına yeni bir şey gelmiş gibi Lavin'e yaklaştı.
Duru : Bir de Ege bizimle gelse çok güzel olurdu.
Lavin'in yüzünde hemen muzip bir gülümseme belirdi.
Lavin : Aaa! Şövalyeni de mi çağırıyoruz?
Duru : Lavin, başlama yine!
Lavin : Ne yapayım? Kendi ağzınla söylüyorsun. Ege de gelsin, Ege de bizimle olsun...
Duru : Sadece hep birlikte vakit geçirmek istiyorum!
Lavin : Tabii canım, kesinlikle öyle.
Duru, Lavin'in koluna hafifçe vurdu.
Duru : Bir daha sana hiçbir şey anlatmayacağım!
Lavin : Bunu kaçıncı söyleyişin?
İkisi gülüşmeye başladı.
Duru : Peki, Ege'ye soracak mısın?
Lavin : Soracağım. Akşam bizimle gelip gelemeyeceğini öğrenirim.
Duru : Ama sakın ona neden gelmesini istediğimi söyleme!
Lavin : Merak etme, sırrın bende.
Tam o sırada öğretim görevlisi sınıfa girdi. İkisi de önlerine dönerek defterlerini açtı.
Yer : Hastane - Öğlen
Hastane odası sessizdi. Ateş, ameliyattan çıktıktan sonra yatağına alınmıştı. Durumu iyiydi ve doktorlar bir süre dinlenmesi gerektiğini söylemişti.
Tam o sırada kapı açıldı ve Alya, Alara ile Umay içeri girdi.
Alya, oğlunu görünce gülümsedi. Ateş'in iyi olduğunu biliyordu ama onu kendi gözleriyle görmek yine de içini rahatlatmıştı.
Alya : Benim oğlum nasıl bakalım?
Ateş : İyiyim anne. Biraz daha dinlenirsem ayağa kalkarım.
Alya : Senin şu kendine güvenin yok mu… Daha yeni ameliyattan çıktın, hemen ayağa kalkmaktan bahsediyorsun.
Ateş gülümsedi.
Ateş : Merak etme, anne. Bir yere gittiğim yok.
Alara yatağın diğer tarafına geçip ikizine baktı.
Alara : Umarım öyledir. Çünkü senin başını belaya sokmadan geçirdiğin bir gün bile yok.
Ateş : Ne yapayım? Hayatımın bir parçası olmuş artık.
Alara : Çok komik. İyileş de seninle ayrıca konuşacağız.
Ateş : Başımın belası ikizim benim.
Alara gülümseyerek başını iki yana salladı.
Bu sırada Umay, Ateş'in yanına yaklaştı. Birkaç saniye hiçbir şey söylemeden abisine baktı. Sonra dikkatlice eğilip ona sarıldı.
Umay : Abi…
Ateş, kardeşinin sesindeki duygusallığı fark edince kolunu onun etrafına sardı.
Ateş : Ne oldu, küçük kız?
Umay : Biliyor musun, ev sensiz hiç ev gibi olmuyor. Her şey yerli yerinde ama sanki bir şey eksik. Sen olmayınca kendimi karanlıkta kaybolmuş gibi hissediyorum. Herkes yanımda olsa bile senin yerin başka.
Ateş'in yüzündeki gülümseme yumuşadı. Kardeşinin saçlarını okşadı.
Ateş : Ben buradayım, Umay. Bir yere gitmiyorum.
Umay : Biliyorum ama sen hep bir yerlere gidiyorsun. Bazen seni göremiyoruz. Bir şey olduğunda da bize anlatmıyorsun. Her şeyi tek başına halletmek zorundaymışsın gibi davranıyorsun.
Ateş cevap vermeden kardeşini dinledi.
Umay : Sen benim yanımda çok durdun, abi. Ne zaman sana ihtiyacım olsa hep yanımdaydın. Beni korudun, üzüldüğümde beni dinledin, korktuğumda elimden tuttun. Şimdi sıra bende. Bu sefer ben senin yanında duracağım.
Umay, abisine biraz daha sarıldı.
Umay : İyileşene kadar yanından ayrılmayacağım. Sen nasıl benim için endişelendiysen ben de senin için endişeleneceğim. İtiraz etmek yok!
Ateş hafifçe güldü.
Ateş : Peki, küçük kız. Bu sefer senin sözünü dinleyeceğim.
Umay : Gerçekten mi?
Ateş : Gerçekten.
Umay : Söz mü?
Ateş, kardeşine serçe parmağını uzattı.
Ateş : Söz.
Umay gülümseyerek parmağını abisinin parmağına doladıktan sonra başını onun omzuna yasladı.
Umay : Seni çok seviyorum, abi.
Ateş : Ben de seni çok seviyorum, güzelim.
Alara onları izlerken gülümsedi.
Alara : Umay, sen böyle devam edersen Ateş'i buradan hiç çıkarmayacağız.
Umay : Çıkaracağız tabii. Ama önce iyileşecek. Sonra da bir süre bizimle vakit geçirecek.
Ateş : Peki, başka emriniz var mı?
Alara : Var. Bir daha kendini böyle tehlikeye atmayacaksın.
Ateş : Onu söz veremem.
Alara'nın gülümsemesi hafifçe silindi.
Alara : Ateş…
Ateş : Alara, beni tanıyorsun. Bazı şeyleri görmezden gelemem.
Alara : Seni tanıdığım için zaten endişeleniyorum. Sen benim ikizimsin. Başına bir şey geldiğinde sanki benim de bir parçam eksiliyor.
Ateş, elini uzatıp ikizinin elini tuttu.
Ateş : Bana bir şey olmayacak.
Ateş : Bunu nereden biliyorsun?
Ateş : Çünkü daha sizin başınızı ağrıtacağım çok uzun yıllarım var.
Alara istemsizce güldü.
Alara : Gerçekten çekilmezsin.
Ateş: Ama beni seviyorsun.
Alara : Maalesef.
İkisi de gülerken Alya yanlarına yaklaştı.
Alya : Siz üçü bir araya gelince benim söz hakkım kalmıyor zaten.
Umay : Anne, hepimiz burada kalalım.
Alya gülümseyerek oğlunun yanına geldi ve alnına bir öpücük kondurdu.
Alya : Önce doktorla konuşacağım, oğlum. Taburcu olman için ne gerekiyorsa öğreneyim. Sonra eve gitmek için hazırlanırız.
Ardından Alara'ya döndü.
Alya : Kızım, Umay'la birlikte gidip bir şeyler yiyin. Bütün gün doğru düzgün bir şey yemediniz.
Alara : Tamam anne. Umay, hadi gidelim. Hem sabahtan beri bişey yemedin bişey yiyelim gidip hadi.
Umay, Ateş'in elini bırakmadan önce abisine baktı.
Umay : Ama hemen döneceğiz, tamam mı?
Ateş : Tamam, küçük kız. Merak etme.
Umay : Bir ihtiyacın olursa bizi ara.
Ateş : Başüstüne, hanımefendi.
Umay gülerek abisinin yanağına bir öpücük kondurdu. Alara da ikizinin omzuna hafifçe dokundu.
Alara : Biz gelene kadar dinlen. Sakın kalkmaya çalışma.
Ateş : Siz ikiniz annemle anlaşmalı mısınız? Hepiniz aynı şeyi söylüyorsunuz.
Alara : Çünkü seni tanıyoruz, Ateş Soysalan.
Alara ve Umay odadan birlikte çıktılar.
Alya ise oğlunun saçlarını okşadıktan sonra kapıya yöneldi.
Alya : Ben hemen doktorla konuşup geleceğim, oğlum.
Ateş : Tamam anne.
Alya da odadan ayrılınca Ateş ve poyraz yalnız kaldı.
Koridorda Alya doktorun odasına doğru ilerlerken Alara ve Umay da hastanenin kafeteryasına yönelmişti.
Yazardan mesaj : Umarım beğenmisinizdir bölümü. Bu arada bölümün içinde küçük bir spoi var ilerleyen bölümlerde göreceksiniz. :)
Bölüm etkileşimi
