2.BÖLÜM/GEÇMİŞİN İZLERİ

Vaveyla Yazarı: ☆ 𝑮.𝒆𝒄𝒆 𝓲ş𝓽𝓮

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2.BÖLÜM/GEÇMİŞİN İZLERİ

2.BÖLÜM / GEÇMİŞİN İZLERİ

Yer : Hastane - Gece

SOYSALAN'LAR

Hastanenin koridorları sessizdi. Poyraz, ameliyathane kapısının önünde bir ileri bir geri yürüyordu. Ellerindeki kanı fark ettiğinde duraksadı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Aklında tek bir soru vardı: Ateş neden o karanlığa bakıp duruyordu?

Doktor ameliyathaneden çıktığında Poyraz hemen yanına koştu.

Poyraz : Doktor! Ateş nasıl? Yaşıyor mu?

Doktor : Sakin olun. Müdahalemizi yaptık. Mermi önemli bir bölgeye isabet etmemiş ama çok kan kaybetmiş. Şimdilik durumu kontrol altında. Bir süre gözetim altında tutacağız.

Poyraz rahatlamış gibi derin bir nefes verdi.

Poyraz : Onu görebilir miyim?

Doktor : Birazdan odaya alacağız. Kendine geldiğinde kısa süreliğine görebilirsiniz.

Doktor uzaklaşınca Poyraz koridordaki sandalyelerden birine oturdu. Bir eliyle yüzünü sıvazladı. Limanda yaşananlar gözlerinin önünden gitmiyordu. Özellikle de Ateş'in vurulmadan önce karanlığın içindeki birine bakması…

Tam o sırada telefonu çalmaya başladı. Ekranda YAVUZ SOYSALAN yazıyordu.

Poyraz : Efendim, Yavuz amca.

Yavuz : Neredesiniz siz? Ateş'le limana gittiniz. Gelemediniz bi.?

Poyraz bir an duraksadı.

Poyraz : Yavuz amca, sana bir şey söylemem gerekiyor. Ateş vuruldu. Şu an hastanedeyiz.

Yavuz : Ne diyorsun sen? Oğluma ne oldu?!

Poyraz : Limanda işler karıştı. Sarp ve adamlarıyla bir anlaşma yapacaktık. Fakat ortada olması gereken şeyler eksikti. Tartışma çıktı, sonra adamlardan biri silah çekti. Bir anda herkes ateş etmeye başladı. Ateş de o sırada vuruldu.

Yavuz : Peki, sen neredeydin? Ateş'i kim vurdu?

Poyraz : Yanındaydım ama her şey çok hızlı gelişti. Kimin ateş ettiğini göremedim. Ateş yere düşünce hemen yanına koştum. Onu buraya getirdik. Doktor müdahale etti, şu an durumu kontrol altında.

Yavuz : Hangi hastanedesiniz?

Poyraz hastanenin adını söyledi.

Yavuz : Oradan ayrılmayın. Hemen geliyorum. Bu işin peşini bırakmayacağım.

Yavuz telefonu kapattı.

Poyraz bir süre elindeki telefona baktı. Sonra aklına limandaki o an geldi. Ateş vurulmadan önce karanlığın içindeki birine bakmıştı. Ardından dudaklarından iki kelime dökülmüştü.

"Ay ışığı..."

Poyraz kaşlarını çattı.

Poyraz (içinden) : O karanlıkta ne gördün sen, Ateş?

Bir süre sonra hemşire, Ateş'in odasına alındığını haber verdi. Poyraz ayağa kalktı ve odanın kapısına yöneldi.

Yer : Hastane odası - Gece

Ateş hastane yatağında uyuyordu. Poyraz, yatağın yanındaki sandalyeye oturmuş, arkadaşını sessizce izliyordu. Derin bir nefes alıp başını öne eğdi ve konuşmaya başladı.

Poyraz : Bunca yıldır Lavin'i arıyorsun. Onu bulduğunda ne söyleyeceğini bile düşünmüşsündür. Ama bir kez olsun kendini düşünmedin.

Bir süre sustu, sonra yeniden konuştu.

Poyraz : Ya onu bulduğunda işler düşündüğün gibi gitmezse, Ateş? Ya onu korumak isterken kendini tehlikeye atarsan?

Tam o sırada Ateş hafifçe kıpırdandı. Gözlerini yavaşça açıp Poyraz'a baktı.

Ateş : Başımda ne konuşuyorsun yine?

Poyraz rahat bir nefes aldı.

Poyraz :Sonunda uyandın! Bizi korkuttun, kardeşim.

Ateş : İyiyim. Merak etme.

Poyraz : Tabii, hastaneye gelmiş olman da tamamen tesadüf zaten.

Ateş hafifçe gülümsedi ama kısa süre sonra yüzü ciddileşti.

Ateş : Poyraz… Limanda birini gördüm.

Poyraz : Kimi gördün? Karanlığın içinde kimi gördün, Ateş? Vurulmadan önce " Ay ışığı..." dedin. Sonra da "Karanlıktan korkarsın "diye mırıldandın. Kimdi o kişi?

Ateş bir süre sessiz kaldı. Ardından bakışlarını Poyraz'a çevirdi.

Ateş : Lavin olabilir.

Poyraz şaşkınlıkla ona döndü.

Poyraz : Lavin mi? Ateş, Lavin'in orada ne işi olsun?

Ateş : Bilmiyorum. Yüzünü tam göremedim ama gözlerini gördüm. Ben Lavin'i gözlerinden tanırım, Poyraz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin onu unutmam.

Ateş (içinden) : Bir seni bilirim, bir de gözlerinin içine bakınca kurduğum hayalleri.

Poyraz bir süre düşündü.

Poyraz : Diyelim ki Lavin'i bulduk. Sonra ne yapacağız?

Ateş : Önce onunla konuşacağım. Onu yeniden görmek istiyorum, Poyraz. Yıllardır bunun hayalini kuruyorum. Onu bu sefer her şeyden koruyacağım.

Poyraz'ın yüzündeki ifade ciddileşti.

Poyraz : Ateş, onlar bizim düşmanımız. Hele baban Lavin'in yaşadığını ve geri döndüğünü duysa onu öldürür! Unuttun mu, bana yıllar önce demiştin?

Ateş'in bakışları sertleşti.

Ateş : Arslanlar benim düşmanım değil, Poyraz. Hele Lavin… O hiçbir zaman benim düşmanım olmadı. Onlar sadece babamın düşmanı.

Poyraz : Biliyorum ama babanla arandaki düşmanlığı da biliyorsun. Lavin'i bulduğumuzu öğrenirlerse ne olacağını tahmin edebiliyor musun?

Ateş : Bu yüzden onu gizlice arıyoruz ya zaten. Babamın bu işten haberi olmayacak. Ne benim aradığımı ne de senin bana yardım ettiğini öğrenecek.

Poyraz : Peki ya Lara? O da yıllardır Lavin'i özlüyor. Ona söyleyecek misin?

Ateş bir an düşündü.

Ayeş : Lara da Lavin'i bulmak istiyor. Ama şimdilik ona bile bir şey söylemeyelim. Önce emin olmalıyız. Limandaki kişinin gerçekten Lavin olup olmadığını öğrenmeliyiz.

Poyraz : Ya gerçekten oyduysa?

Ateş'in yüzü yumuşadı.

Ateş : O zaman ona sandığından daha yakınım demektir.

Poyraz : Ateş, dikkatli olmalıyız. Kim olduğunu kesin olarak bilmiyoruz. Belki de düşmanlarımızdan biri bizi izliyordu.

Ateş : Lavin'i gördüğümde içimde oluşan hissi anlatamam sana. Ama şunu biliyorum: Arslanlar benim düşmanım değil. Lavin'e zarar gelmesine de izin vermeyeceğim.

Poyraz başını salladı.

Poyraz : Tamam. Bu işin peşini bırakmayacağız. Ama iyileşene kadar hiçbir yere gitmiyorsun.

Ateş : Sen de başımda bekleyip durmuyorsun.

Poyraz : Ben mi? Seninle uğraşmaktan kendi hayatımı yaşayamaz oldum zaten!

Ateş hafifçe güldü. Ardından yeniden ciddileşerek arkadaşına baktı.

Ateş : Poyraz, onu bulacağız. Gerekirse bütün dünyayı ararım.

Poyraz : Biliyorum, kardeşim. Bunca yıldır vazgeçmedin zaten.

Ateş başını yastığa yasladı. Gözlerini kapatırken çocukluğundan kalan o tanıdık sesi hatırladı.

Ateş ( içinden) : Küçük ay ışığım…

Poyraz onu sessizce izledi. Ateş'in Lavin'e olan sevgisini yıllardır biliyordu. Ancak bu arayışın onları nereye götüreceğini ikisi de bilmiyordu.

Üstelik Lavin'in abisi Doruk da onun gizli dünyasından haberdardı. Lavin, Yavuz Soysalan'dan intikam almak için harekete geçmişti.

Tam o sırada kapı açıldı. Yavuz içeri girdiğinde bakışları doğrudan oğluna yöneldi.

Yavuz : Ateş!

Ateş gözlerini açıp babasına baktı.

Ateş : Baba…

Yavuz yatağın yanına yaklaştı ve oğlunu dikkatlice süzdü.

Yavuz : Nasılsın? Doktor ne dedi? Çok kan kaybettiğini söylediler.

Ateş : İyiyim, baba. Biraz dinlenmem gerekiyor.

Yavuz : Seni bu hâle kim getirdi? Poyraz bana olanları anlattı ama her şeyi öğrenmek istiyorum.

Ateş : Limanda bir tartışma çıktı. Sonra silahlar çekildi. Her şey çok hızlı oldu. Beni Sarp'ın adamlarından biri vurmuş olabilir. Kimin ateş ettiğini görmedim.

Yavuz'un çenesi gerildi.

Yavuz : Bunu yapanın kim olduğunu bulacağım. Bana bunu yapan kişi cezasını çekecek.

Ateş : Baba, şu an bununla uğraşmanı istemiyorum. Önce ne olduğunu anlamalıyız.

Yavuz : Sen benim oğlumsun. Sana bunu yapanları bulmak benim görevim.

Yavuz'un bakışları bir an Poyraz'a kaydı.

Yavuz : Limanda başka bir şey oldu mu? Benden sakladığınız bir şey var mı?

Poyraz sakin görünmeye çalıştı.

Poyraz : Silah sesleri ve kargaşadan başka bir şey görmedim, Yavuz amca.

Ateş de sessiz kaldı. Karanlığın içindeki kişiden babasına söz etmek istemiyordu. Önce kendisi öğrenmeliydi.

Yavuz tekrar oğluna döndü.

Yavuz : Şimdi dinlen. Sabah tekrar konuşacağız.

Ateş : Tamam, baba.

Yavuz odadan çıkmadan önce Poyraz'a dönüp başıyla dışarıyı işaret etti. Poyraz ayağa kalktı ve onunla birlikte kapıya yöneldi.

Ateş yalnız kaldığında gözlerini kapattı. Aklında tek bir isim vardı.

Ateş (içinden) : Lavin… Gerçekten sen miydin?

İki eski dost, iki düşman aile ve yıllardır saklanan bir aşk…

Bu kez geçmiş, ikisinin de peşini bırakmayacaktı.

İkisi de gerçeğe yaklaşmıştı. Fakat Lavin'in limanda neden bulunduğunu ve Yavuz'dan ne istediğini henüz bilmiyorlardı. Gerçeği öğrendiklerinde ise kıyamet kopacaktı.

ARSLAN'LAR

Yer : Arslanların Evi - Gece

Siyah araba, Arslanların evinin önünde durdu. Lavin kapıyı açıp arabadan indi. Gece boyunca yaşananlar hâlâ aklındaydı. Limanda gördüğü yüzler, duyduğu silah sesleri ve karanlığın içinde yaşanan o anlar zihninden çıkmıyordu.

Ege, arabanın diğer tarafından inerek Lavin'e baktı.

Ege : İyi misin, Lavin?

Lavin : İyiyim, Ege. Sadece biraz yorgunum.

Ege : Emin misin? Bu gece olanlardan sonra pek iyi görünmüyorsun, Lavin.

Lavin kısa bir süre sustu. Ardından bakışlarını evin kapısına çevirdi.

Lavin : İyiyim dedim ya. Biraz uyursam geçer.

Ege daha fazla üstelemedi. Birlikte eve girdiler. Ev sessizdi. Lavin merdivenlere doğru yöneldi.

Ege : Doruk abim seni sorarsa odanda olduğunu söylerim.

Lavin : Sağ ol, Ege. İyi geceler.

Ege : Anlat, dinliyorum.

Lavin başını kaldırıp kuzenine baktı.

Lavin : Ege, neyi anlatayım?

Ege hafifçe gülümsedi.

Ege : Hiçbir şey anlatmak zorunda değilsin, Siyah Kuğu. Seni tanıyorum. Bir şeylerin canını sıktığını görüyorum.

Lavin bakışlarını yere indirdi.

Lavin : Sadece biraz yoruldum.

Ege : Peki, öyle olsun. Ama kendini herkesten uzaklaştırma, tamam mı? Her şeyi tek başına taşımak zorunda değilsin.

Lavin kuzenine baktı. Ege'nin kendisine nasıl kıyamadığını, onu üzmemek için nasıl dikkatli davrandığını biliyordu.

Lavin : Bazen keşke her şey eskisi gibi olsaydı, Ege.

Lavin : Keşke… Ama geçmişi değiştiremeyiz. Yine de bundan sonra ne olacağını birlikte belirleyebiliriz.

Lavin hafifçe gülümsedi.

Lavin : İyi ki varsın.

Ege : Sen de iyi ki varsın, Siyah Kuğu.

Ege : Hadi, git odana. Biraz dinlen. Seni daha fazla yormayayım.

Lavin : İyi geceler, Ege.

Ege : İyi geceler, Siyah Kuğu.

Yer : Lavinin odası - Gece

Lavin odasına girdi ve kapıyı arkasından kapattı. Yorgun adımlarla yatağına ilerleyip kendini yatağına bıraktı. Bir süre tavana baktıktan sonra gözlerini kapattı.

Tam o anda çocukluğundan bir anı aklına geldi.

Ateş'le birlikte geçirdiği günler…

Onun gülüşü, kendisine söylediği güzel sözler ve ayrılmadan önce kalbinde bıraktığı izler… Hepsi dün gibi aklındaydı.

Lavin (içinden) : Ateş… Sen benim çocukluğumun en güzel hatırasısın. Yıllar geçti ama seni unutamadım.

Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Fakat bu gülümseme uzun sürmedi. Çünkü geçmişi hatırlamak, içinde hâlâ kapanmamış bir yaranın varlığını da hatırlatıyordu.

Lavin gözlerini açıp doğruldu. Ellerini dizlerinin üzerine koyarak derin bir nefes aldı.

Lavin (içinden) : Hayır, artık geçmişi düşünmenin zamanı değil. Öğrenmem gereken gerçekler var.

Aklına babasının ölümü ve yıllardır cevabını aradığı sorular geldi. Ardından zihninde tek bir isim yankılandı.

Lavin : Yavuz Soysalan…

Yüzündeki ifade bir anda değişti. Gözlerindeki özlem yerini kararlılığa bıraktı.

Lavin : Babamın başına ne geldiğini öğreneceğim. Benden saklanan her şeyi ortaya çıkaracağım. Bunun hesabını vereceksin, Yavuz Soysalan!

Bir süre sessiz kaldı. Sonra limanda yaşananları hatırladı.

O kargaşanın ortasında karşılaştığı adamı…

Yüzünü doğru düzgün görememişti. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki kim olduğunu anlamaya fırsat bulamamıştı. Ama bakışları…

O bakışlarda tarif edemediği, kendisine fazlasıyla tanıdık gelen bir şey vardı.

Lavin (içinden) : O adam da kimdi? Neden bana bu kadar tanıdık geldi?

Başını iki yana salladı. Belki de yaşananların etkisiyle böyle hissediyordu. Yine de içindeki bir ses, geçmişinin yeniden karşısına çıktığını söylüyordu.

Lavin ( içinden) : Acaba bir gün yeniden karşılaşacak mıyız?

Yatağına uzandı ve yorganı üzerine çekti. Bu gece daha fazla düşünmek istemiyordu. Önünde çözmesi gereken sırlar, öğrenmesi gereken gerçekler ve tamamlaması gereken bir hesap vardı.

Gözlerini yavaşça kapattı.

Fakat Lavin'in bilmediği bir şey vardı…

Limanda karşılaştığı adam, yıllardır onu arayan Ateş Soysalan'dı.

Ateş de onu unutmamıştı. Yıllar boyunca Lavin'i aramış, çocukluklarından kalan bir fotoğrafı saklamış ve bir gün yeniden karşılaşacaklarına dair umudunu hiç kaybetmemişti.

Şimdi ise kader, ikisini yeniden aynı karanlığın içine sürüklemişti.

Lavin geçmişinden kaçtığını sanıyordu. Ateş ise geçmişine yeniden kavuştuğundan henüz emin değildi.

Ama çok yakında yolları yeniden kesişecekti.

Ve o gün geldiğinde ikisi de aynı soruyla yüzleşecekti:

“Düşman mı galip gelecek, yoksa aşk mı?”

Yazardan mesaj : Nasılsın buldunuz umarım beğenmisinizdir. Sizin için uzun yazdım bölümü. Sizce düşmanmı galip gelecek yoksa aşkmı yorumlarda buluşalım. :)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

121okunma 29beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.