13. bölüm / 19
Karanlık sokaklarBölüm 12 - sorgu odası
Bölümler 19Şu an: Bölüm 12 - sorgu odası
- 1 Bölüm 1 - Sesler452 kelime
- 2 Bölüm 2 - kayıp zihin527 kelime
- 3 Bölüm 3 - Geri dönüş yok441 kelime
- 4 Bölüm 4 - Karşı karşıya571 kelime
- 5 Bölüm 5 - karanlık çember598 kelime
- 6 Bölüm 6 - kapanan çember516 kelime
- 7 Bölüm 7 - derin çöküş459 kelime
- 8 Bölüm 7'nin Derinliklerine yolculuk :92 kelime
- 9 Bölüm 8 - karanlık yüzleşme392 kelime
- 10 Bölüm 9 - karanlığın arkasında393 kelime
- 11 Bölüm 10 - kayıp zihin162 kelime
- 12 Bölüm 11 - İkinci ölüm427 kelime
- 13 Bölüm 12 - sorgu odası477 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Bölüm 13- musallat492 kelime
- 15 Bölüm 14 - Ayin gecesi407 kelime
- 16 Bölüm 15 - polis merkezinde gece449 kelime
- 17 Bölüm 16 - Halil'in laneti419 kelime
- 18 Bölüm 17 - Ayin gecesi: elçinin yükselişi333 kelime
- 19 Bölüm 18 (final) - Son gece : Elçi mi , Kurtarıcı mı ?541 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karakolun gri duvarları arasında yürürken, Batu’nun başı zonkluyordu. Her adımı daha da ağırlaşıyordu. Komiser Murat, genç çocuğun haline dikkatle bakıyordu. Gözlerinde uyku yoktu, elleri titriyordu ve gözbebekleri… sanki başka bir yere bakıyordu.
Sorgu odasına girdiler. Küçük, havasız bir oda. Masanın üzerinde bir kâğıt dosya. Komiser yavaşça sandalyesine oturdu.
“Batu, sana bazı sorular soracağım,” dedi yumuşak ama keskin bir ses tonuyla. “Lütfen dürüst ol.”
Batu sadece başını salladı.
“Mehmet’le aranızda son zamanlarda bir sorun var mıydı?”
Batu derin bir nefes aldı. Boğazı düğüm düğümdü.
“Hayır… biz sadece... konuşmuyorduk fazla. O, bir süredir garipti. Değişmişti.”
Komiser dosyadan bir fotoğraf çıkardı. Ölen öğretmen Cemal Tiryaki’nin cesedi. Ağzı dikilmiş, gözleri oyulmuş halde.
“Bu adamı tanıyor musun?”
Batu fotoğrafa bakar bakmaz başını hızla çevirdi. Gözleri yaşardı.
“Bu kim?”
“Okuldan tanıyor olmalısın. Senin adın, ölüm yerinde kanla yazılmıştı Batu.”
Batu yutkundu. Kalp atışları öyle hızlandı ki, sanki göğsünden dışarı fırlayacaktı.
“Ben... ben yapmadım! Yemin ederim!”
Komiser başını salladı. “Yapmışsın demiyorum. Ama biri senin adını oraya yazdı. Sence neden?”
Batu gözlerini yere dikti. Düşünmek bile istemediği o geçmişi, o terk edilme anını… Mehmet’le olan kırgınlıkları, yalnızlık… Ve şimdi birer birer herkes ölüyor.
“Beni takip ediyorlar…” dedi sessizce.
Komiser durdu. “Kim?”
“Gözleri olmayan varlıklar. Rüyalarda değil… Gerçek hayatta. Kapımda, odamda, aynada. Mehmet... bana o sembolü gösterdiğinden beri her şey değişti.”
Komiser gözlerini kısmıştı. Bu, sıradan bir gençten çok daha derin bir vakaydı. Ya ciddi bir zihinsel çöküş… ya da çok daha karanlık bir şey.
---
Aynı Anda – Morgda
Adli tıp uzmanı, öğretmen Cemal’in cesedini inceliyordu. Bir detay gözünden kaçmadı: Göğsüne kazınmış, ters dönmüş bir üçgenin içinde göz figürü. Etrafında Latince harfler vardı.
“Bu sembol… bu şeyin benzerini daha önce de görmüştüm,” dedi araştırma görevlisi.
Görevli bilgisayardan dosyaları açtı. 10 yıl önce, aynı mahallede yaşanmış üç cinayet. Hepsinin vücudunda aynı sembol, aynı işaret… Ve dosyaların sonunda tek bir not:
“Dosya kapatıldı – şüpheli bulunamadı.”
Adli tıpçı fısıldadı: “Yani bu şey... geri döndü.”
---
Gecenin İçinde – Yeni Kurban
Aynı gece saat 02:43. Mahallenin biraz dışındaki bir metruk bina. Eski gece bekçisi Salih, binada devriye geziyordu. Yalnızdı. Elinde sadece bir el feneri ve eski bir telsiz.
Fener bir anda titredi, ışık gidip geldi. Telsizden boğuk bir cızırtı duyuldu.
“Saaaa-lih...”
Adam irkildi. “Kim var orda?!” diye bağırdı. Sessizlik.
Feneri sola çevirdiğinde, duvarda büyük bir kanla çizilmiş sembol gördü. Gözleri büyüdü.
Bir adım attı, sonra bir adım daha… Telsizden tekrar aynı ses geldi.
“Arkamdayııım...”
Salih arkasını dönmeye fırsat bile bulamadan, karanlıktan çıkan bir el boğazını kavradı. Gözleri kocaman açıldı. Boğuk bir hırıltıyla yere yığıldı. Ağzı açık, gözleri sonsuzluğa bakıyordu. Duvarlara sadece bir cümle yazılmıştı:
“Batu’yu bana getirin.”
---
Sabah – Komiserin Kabusu
Komiser Murat gece uyuyamadı. Sembolleri araştırdıkça daha çok sayfa açılıyordu. Tarikatlar, dilsiz iblisler, insan kurbanları, muska ritüelleri… Hepsinde o sembol tekrar ediyordu. Ve merkezde Batu.
Bir dosyayı kapatırken, odanın lambası titredi. Bilgisayar ekranı bir an karardı.
Ve monitörün ortasında bir yazı belirdi:
“Sıra sende, Murat.”
---
Bölüm etkileşimi
