15. bölüm · KARANLIK ANLAŞMA
İlk darbe
15~
İhanet her zaman bağırarak gelmezdi.
Bazen…
gülümseyerek girerdi.
Lina bunu o akşam anladı.
Ev kalabalıktı.
Karan’ın adamları, telefonlar, fısıltılar.
Ama garip bir şekilde herkes…
fazla rahattı.
“Bir şey mi kaçırıyorum?” dedi Lina, mutfak tezgâhına yaslanarak.
Karan gözünü telefondan ayırmadan konuştu.
“Hayır.”
Bu tek kelime…
Lina’nın hoşuna gitmedi.
“Bu evde ‘hayır’ genelde ‘evet’ demek,” dedi.
“Ve kimse bana söylemek istemiyor.”
Karan bakışlarını kaldırdı.
“Bugün burada kal,” dedi.
“Çıkma.”
“Emir mi?” dedi Lina.
“Uyarı.”
Lina başını yana eğdi.
“Demek bir şey oluyor.”
Karan cevap vermedi.
Bu da cevaptı.
Kapı çaldığında Lina salondaydı.
Gelen kişi gençti.
Takım elbiseli.
Gergin.
“Bu kim?” dedi Lina.
Karan’ın sesi soğudu.
“Emir,” dedi.
“Yeni.”
Emir’in bakışları Lina’da durdu.
Bir saniye fazla.
Karan bunu kaçırmadı.
“Gözlerin,” dedi sertçe.
“Yanlış yerde.”
Emir hemen başını eğdi.
“Özür dilerim.”
Lina kaşını kaldırdı.
“Ben tablo değilim,” dedi.
“Bakmak serbest.”
Karan Lina’ya döndü.
“Hayır,” dedi.
“Değil.”
Bu tek kelime…
kıskançlığın ilk çatlağıydı.
Emir konuştu.
“Bilgi var,” dedi.
“İçeriden biri…”
Sustu.
Karan yaklaşmasını işaret etti.
“Devam et.”
Emir yutkundu.
“Lina’nın bu akşam yalnız olacağı bilgisi sızdırılmış.”
Oda buz kesti.
Lina güldü.
“Ne kadar da organize,” dedi.
“Takdir ettim.”
Karan’ın yüzü sertleşti.
“Kim verdi bu bilgiyi?”
Emir gözlerini kaçırdı.
“Ben,” dedi.
“Bilmeden.”
Karan bir adım attı.
“Nasıl bilmeden?”
“Biri sordu,” dedi Emir.
“Korumaların planını…”
Karan’ın eli yumruk oldu.
“İsim.”
Emir sessiz kaldı.
Lina araya girdi.
“Dur,” dedi.
“Beni yem olarak mı kullandılar?”
Karan Lina’ya döndü.
“Hayır.”
“Yalan,” dedi Lina.
“Benim adım geçen her cümle yemdir.”
Kapı bir anda açıldı.
Silah sesi yoktu.
Ama bağırış vardı.
“DIŞARI ÇIKIN.”
Karan Lina’nın önüne geçti.
“Arkamda dur.”
“Hayır,” dedi Lina.
“Yanında.”
O an bir adam göründü.
Silahsızdı.
Ama yüzündeki ifade…
tehlikeliydi.
“Bu kadar mı?” dedi adam.
“Bir kız için mi dağılacaksın, Karan?”
Karan’ın sesi buz gibiydi.
“Adını söyle.”
Adam güldü.
“Gerek yok,” dedi.
“Zaten beni tanıyorsun.”
Lina adama baktı.
Sonra Karan’a.
“Bu içeriden,” dedi.
“Ve eski.
Karan cevap vermedi.
Ama silahını indirdi.
Bu…
kötüydü.
“Git,” dedi Karan adama.
“Şimdilik.”
Adam giderken Lina’ya baktı.
“Onun için,” dedi.
“Yanacaksın.”
Kapı kapandı.
Sessizlik.
Lina Karan’a döndü.
“Beni satmayacaksın,” dedi.
“Değil mi?”
Karan ona baktı.
Bu kez kaçmadı.
“Hayır,” dedi.
“Seni korumak için…”
Sustu.
“Dünyayı yakarım.”
Lina’nın kalbi hızlandı.
Ama sesi sakindi.
“Buna gerek kalmasın,” dedi.
“Çünkü ben yanmam.”
Karan gülümsedi.
Bu gülümseme tehlikeliydi.
“Bunu görmeyi isterim,” dedi.
O an ikisi de biliyordu:
İhanet başlamıştı.
Ve bu savaşta Lina…
artık sadece bir hedef değildi.
