27. bölüm · KARANLIĞIN VARİSLERİ

27. Bölüm — Maskelerin Ardında

Giray pusat Çeviker

Sabah olduğunda Giray konağın çalışma odasındaydı.

Masasının üzerindeki dosyalar artık eskisinden daha kalabalıktı.

Ama bu kez odadaki hava farklıydı.

Giray'ın yüzünde günlerdir olmayan bir şey vardı.

Umut.

Sayra yaşıyordu.

Artık bundan emindi.

Ama bu umut, beraberinde daha fazla soru getirmişti.

Giray elindeki fotoğrafa tekrar baktı.

Sayra'nın fotoğrafı.

Arkasındaki tarih hâlâ aklındaydı.

Sayra'nın öldüğü düşünülen günden sonraki bir tarih.

Demir kapıyı çaldı.

“Girebilir miyim?”

“Gel.”

Demir içeri girdi.

“Sabaha kadar uyumadın.”

“Uyuyacak zamanım yok.”

“Giray…”

“Sayra'yı bulacağım.”

Demir sandalyesine oturdu.

“Serhat yerini söylemiyor.”

“Biliyorum.”

“Rauf da söylemiyor.”

“Biliyorum.”

“Kerem de.”

Giray başını kaldırdı.

“Onların söylemesini beklemiyorum.”

Demir:

“Ne yapacaksın?”

Giray önündeki dosyayı açtı.

“Onları konuşturmama gerek kalmayacak.”

“Nasıl?”

“Bütün yolları takip edeceğim.”

Giray masadaki isimlere baktı.

“Selen.”

“Rauf.”

“Kerem.”

“Aslı.”

“Arvenler.”

Sonra biraz durdu.

“Lâl.”

Demir'in yüzü bir anlığına değişti.

Giray bunu fark etti.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Demir.”

“Bir şey yok.”

Giray dosyayı kapattı.

“Lâl hakkında bildiğin bir şey var mı?”

Demir birkaç saniye sustu.

“Hayır.”

Giray gözlerini ondan ayırmadı.

“Benden bir şey saklıyorsan şimdi söyle.”

“Yok.”

Giray başını salladı.

“Tamam.”

Ama Demir'in yüzündeki tereddüt, Giray'ın gözünden kaçmamıştı.

---

Lâl

Lâl konağın üst katındaki odasında tek başına oturuyordu.

Telefonunu elinde tutuyordu.

Ekranda eski bir mesaj duruyordu.

“Giray'ın güvenini kazan. Onun çevresinden ayrılma.”

Lâl mesajı uzun süre okudu.

Sonra sildi.

Telefonu kapattı.

Kapının önünde bir gölge belirdi.

Lâl başını kaldırdı.

Giray kapıda duruyordu.

“Rahatsız mı ettim?”

Lâl telefonu hemen masaya bıraktı.

“Hayır.”

Giray içeri girdi.

“Bir şey konuşmamız lazım.”

Lâl'in yüzündeki ifade değişti.

“Ne hakkında?”

“Sayra.”

Lâl sustu.

Giray:

“Sen onunla ilgili benden daha fazla şey biliyor olabilir misin?”

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Evet.”

Giray birkaç saniye ona baktı.

Sonra yavaşça:

“Bana yalan söyleme.”

Lâl'in gözleri doldu.

“Ben sana yalan söylemek istemiyorum.”

Giray:

“Ama söylüyorsun.”

Lâl başını eğdi.

Giray kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken Lâl:

“Giray.”

Giray döndü.

“Efendim?”

“Sayra'yı bulduğunda…”

Sesi titredi.

“Her şey eskisi gibi olmayacak.”

Giray:

“Biliyorum.”

“Belki bazı insanları hayatından çıkarman gerekecek.”

Giray:

“Kimleri?”

Lâl cevap vermedi.

Giray birkaç saniye ona baktı.

Sonra çıktı.

Lâl yalnız kaldığında gözlerinden yaşlar süzüldü.

Çünkü Giray'ın bilmediği bir şey vardı.

Lâl bu ailenin içine tesadüfen girmemişti.

Başından beri bir amacı vardı.

Ama artık o amaçla Giray'a karşı hissettikleri birbirine karışmaya başlamıştı.

---

Rauf ve Kerem

Şehrin dışında eski bir depoda Rauf ile Kerem karşı karşıya oturuyordu.

Kerem:

“Giray artık her şeyi araştırıyor.”

Rauf:

“Biliyorum.”

“Lâl'den şüpheleniyor.”

Rauf başını kaldırdı.

“Ne?”

“Adını dosyalara eklemiş.”

Rauf birkaç saniye sustu.

“Bunu beklemiyordum.”

Kerem:

“Ben bekliyordum.”

Rauf:

“Lâl hata yaparsa hepimiz yanarız.”

Kerem:

“Lâl zaten hata yaptı.”

Rauf:

“Ne yaptı?”

Kerem:

“Giray'a bağlandı.”

Rauf'un yüzü değişti.

“Bu iyi değil.”

“Hiç iyi değil.”

Rauf ayağa kalktı.

“Lâl'in buradan çekilmesi gerekiyor.”

Kerem:

“Artık çok geç.”

Rauf:

“Neden?”

Kerem:

“Çünkü Giray ona güveniyor.”

Rauf:

“Güven başka.”

Kerem:

“Lâl'in ona âşık olması başka.”

Rauf sustu.

“Bunu bilmiyordum.”

Kerem:

“Ben biliyordum.”

Rauf:

“Peki Lâl biliyor mu?”

Kerem:

“Bence artık o da biliyor.”

---

Aslı'nın Sırrı

Aslı eski konağın bodrumundaki masada tek başına oturuyordu.

Önünde Vedat Arven'in dosyası vardı.

Alaz içeri girdi.

“Yine buradasın.”

Aslı:

“Gitmedim.”

“Biliyorum.”

Alaz masadaki dosyaya baktı.

“Bunu hâlâ saklıyorsun.”

Aslı:

“Çünkü zamanı gelmedi.”

Alaz:

“Giray artık Sayra'nın yaşadığını biliyor.”

Aslı:

“Evet.”

“Rauf konuşuyor.”

“Evet.”

“Kerem konuşuyor.”

“Evet.”

Alaz:

“Sen hâlâ susuyorsun.”

Aslı dosyayı kapattı.

“Çünkü benim konuşmam her şeyi değiştirir.”

Alaz:

“Vedat'ı sen öldürdün.”

Aslı:

“Biliyorum.”

“Giray bunu öğrenirse ne olacak?”

Aslı:

“Beni düşman görebilir.”

“Ya sana saldırırsa?”

Aslı:

“O zaman kendimi savunurum.”

Alaz ona baktı.

“Ben seni savunurum.”

Aslı başını kaldırdı.

“Bunu yapma.”

“Neden?”

“Çünkü benim savaşım senin savaşın değil.”

Alaz:

“Ben seni bırakmayacağım.”

Aslı sustu.

Bu cümle onu düşündürmüştü.

---

Giray ve Lâl

Akşam konağın bahçesinde Giray tek başına oturuyordu.

Lâl yanına geldi.

“Burada mısın?”

Giray başını kaldırdı.

“Evet.”

Lâl yanına oturdu.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonunda Lâl:

“Bugün çok düşündün.”

Giray:

“Sayra'yı düşündüm.”

Lâl:

“Onu bulacaksın.”

Giray:

“Bulacağım.”

Lâl:

“Peki sonra?”

Giray ona baktı.

“Sonra ne?”

“Sayra'yı bulduğunda.”

Giray birkaç saniye sustu.

“Onu koruyacağım.”

“Ya seni istemezse?”

Giray şaşırdı.

“Beni neden istemesin?”

Lâl gözlerini kaçırdı.

“Belki yaşadığı şeyler onu değiştirmiştir.”

Giray:

“Ben de değiştim.”

Lâl ona baktı.

“Nasıl?”

Giray:

“Eskiden her şeyi kontrol edebileceğimi sanıyordum.”

“Şimdi?”

“Hiçbir şeyi kontrol edemediğimi biliyorum.”

Lâl hafifçe gülümsedi.

“Bu kötü bir şey değil.”

Giray:

“Bazen iyi şeyler de insanı korkutuyor.”

Lâl:

“Neden?”

Giray ona baktı.

“Çünkü kaybetmekten korkuyorsun.”

Lâl'in gülümsemesi kayboldu.

Giray:

“Ben birini kaybetmek istemiyorum.”

Lâl:

“Sayra'yı mı?”

Giray:

“Sayra'yı.”

Lâl başını eğdi.

İçinde bir şey kırılmıştı.

Çünkü Giray'ın gözlerinde gördüğü şey açıktı.

Sayra'ya duyduğu sevgi.

Ama Lâl'in hissettiği şey artık bundan farklıydı.

Giray'a karşı duyduğu şey, başlangıçta planının bir parçası değildi.

Bu gerçek onu korkutuyordu.

---

Selen

Selen karanlık bir odada tek başına duruyordu.

Telefonu çaldı.

“Ne oldu?”

Karşıdaki kişi:

“Giray Sayra'nın yaşadığını öğrendi.”

Selen gözlerini kapattı.

“Biliyorum.”

“Ne yapacağız?”

Selen:

“Artık bekleyemeyiz.”

“Sayra'nın yerini bulabilir miyiz?”

“Hayır.”

“Serhat söylemiyor.”

“Rauf?”

“Hayır.”

“Kerem?”

“Hayır.”

Selen bir süre düşündü.

Sonra:

“Lâl.”

Karşıdaki kişi sustu.

“Ne?”

Selen:

“Lâl'in nerede olduğunu bulun.”

---

Gece

Giray çalışma odasında eski belgeleri incelerken bir dosya buldu.

Dosyanın üzerinde yalnızca tek bir harf vardı.

L.

Giray dosyayı açtı.

İçinde Lâl'in adı geçiyordu.

Ama belgeler eksikti.

Bazı sayfalar koparılmıştı.

Giray kaşlarını çattı.

“Bu ne?”

Tam o sırada kapı açıldı.

Lâl içeri girdi.

Giray dosyayı kapattı.

Lâl:

“Bir şey mi oldu?”

“Hayır.”

“Bana öyle bakmıyorsun.”

Giray:

“Lâl.”

“Efendim?”

“Sen bu aileye ne zaman girdin?”

Lâl birkaç saniye sustu.

“Bunu neden soruyorsun?”

“Merak ettim.”

Lâl:

“Uzun zaman oldu.”

“Kim getirdi seni?”

Lâl'in yüzü değişti.

“Bunu hatırlamıyorum.”

Giray:

“Hatırlamıyor musun?”

“Çok zaman geçti.”

Giray gözlerini ondan ayırmadı.

“Tamam.”

Lâl:

“Bana güvenmiyor musun?”

Giray:

“Güveniyorum.”

Lâl:

“Öyleyse neden böyle soruyorsun?”

Giray:

“Çünkü artık herkesin bir sırrı var.”

Lâl'in gözleri doldu.

“Ben de mi?”

Giray sustu.

“Sen de.”

Lâl başını eğdi.

“Bir gün sana her şeyi anlatacağım.”

Giray:

“Ne zaman?”

“Hazır olduğumda.”

Giray:

“Ya o gün çok geç olursa?”

Lâl ona baktı.

“Belki de zaten çok geç.”

Giray bu sözün altında başka bir anlam olduğunu hissetti.

Ama üzerine gitmedi.

Lâl odadan çıktı.

Kapıyı kapattığında duvara yaslandı.

Telefonunu çıkardı.

Ekranda yine aynı numara vardı.

Bu kez mesaj gelmişti.

“Giray senden şüpheleniyor. Görevin bitmedi.”

Lâl mesajı okudu.

Sonra telefonunu kapattı.

Gözlerinden yaş süzüldü.

“Benim görevim çoktan bitti…”

Fısıldadı.

“Ben artık bunu yapamıyorum.”

---

Asıl Gerçek

Aynı gece Aslı, eski bir kasanın kapağını açtı.

İçinden küçük bir anahtar çıkardı.

Alaz:

“Bu ne?”

Aslı:

“Vedat'ın odasının anahtarı.”

“Orada ne var?”

“Giray'ın bilmediği son parça.”

Alaz:

“Ne?”

Aslı:

“Sayra'nın neden hedef olduğunu açıklayan belge.”

Alaz'ın yüzü değişti.

“Sen onu yıllardır saklıyorsun.”

“Evet.”

“Peki neden şimdi çıkarıyorsun?”

Aslı:

“Çünkü artık saklamak daha tehlikeli.”

Alaz:

“Giray'a verecek misin?”

Aslı:

“Evet.”

“Ve sonra?”

Aslı:

“Sonra Vedat'ı neden öldürdüğümü de anlatacağım.”

Alaz:

“Her şeyi mi?”

Aslı:

“Her şeyi.”

---

Ertesi Sabah

Giray konağın önünde duruyordu.

Bir araç yanaştı.

Rauf indi.

Elinde bir dosya vardı.

“Bunu sana vermem gerekiyor.”

Giray:

“Ne?”

Rauf dosyayı uzattı.

“Lâl.”

Giray'ın yüzü değişti.

Dosyayı aldı.

“Ne var içinde?”

Rauf:

“Onun gerçek kimliği.”

Giray birkaç saniye dosyaya baktı.

“Sen bunu nereden buldun?”

“Çünkü yıllardır onu izleyen kişiler vardı.”

Giray dosyayı açtı.

İlk sayfada Lâl'in fotoğrafı vardı.

Altında başka bir isim yazıyordu.

Giray'ın gözleri büyüdü.

“Bu…”

Rauf:

“Evet.”

Giray:

“Lâl'in gerçek adı bu mu?”

Rauf başını salladı.

“Evet.”

Giray dosyayı kapattı.

“Bana her şeyi anlat.”

Rauf:

“Lâl senin hayatına tesadüfen girmedi.”

Giray'ın yüzü sertleşti.

“Ne demek bu?”

Rauf:

“Başından beri seni takip etmesi için gönderildi.”

Giray birkaç saniye konuşamadı.

“Kim gönderdi?”

Rauf:

“Bunu henüz bilmiyorum.”

Giray:

“Biliyorsun.”

Rauf:

“Hayır.”

Giray dosyaya baktı.

Sonra konağın kapısına.

Lâl tam o sırada uzaktan ona bakıyordu.

Giray ile göz göze geldiler.

Lâl'in yüzü bembeyaz oldu.

Çünkü Giray'ın elindeki dosyayı görmüştü.

Giray hiçbir şey söylemedi.

Lâl de konuşmadı.

Sadece birbirlerine baktılar.

Ve ikisi de aynı şeyi anladı.

Artık saklanacak fazla bir şey kalmamıştı.

---

O gün Giray ilk kez Lâl'in yanından geçip gitti.

Lâl arkasından baktı.

“Giray…”

Giray durmadı.

Lâl'in gözlerinden yaşlar süzüldü.

Çünkü ilk kez onun güvenini kaybettiğini hissetmişti.

Ama Giray'ın bilmediği bir şey vardı.

Lâl'in bu aileye ilk geldiğinde gerçekten bir görevi vardı.

Fakat zamanla görevinden daha güçlü bir şey olmuştu.

Giray'a duyduğu hisler.

Ve şimdi önünde iki seçenek vardı.

Görevini tamamlamak…

ya da sevdiği adamı kaybetmek.

---

Gece yarısı.

Giray odasında Lâl'in dosyasını tekrar açtı.

Bir fotoğrafa baktı.

Sonra Sayra'nın fotoğrafına.

İki fotoğrafı yan yana koydu.

“Benden ne saklıyorsunuz?”

Telefonu çaldı.

Bu kez Serhat arıyordu.

Giray açtı.

“Dayı?”

Serhat'ın sesi gergindi.

“Giray, Sayra'yla ilgili yeni bir şey öğrendim.”

Giray ayağa kalktı.

“Ne?”

“Onu sakladığımız yer artık güvenli değil.”

Giray'ın yüzü değişti.

“Ne demek?”

“Birileri yerini bulmuş olabilir.”

“Kim?”

Serhat sustu.

Sonra:

“Selen.”

Giray'ın gözleri sertleşti.

“Sayra'nın yanına gidiyorum.”

“Giray, dur.”

“Hayır.”

“Tek başına gitme.”

Giray kapıya yöneldi.

“Bu kez onu yalnız bırakmayacağım.”

Telefon kapandı.

Giray arabasının anahtarlarını aldı.

Ama kapıdan çıkmadan önce masadaki Lâl'in dosyasına son kez baktı.

Sonra dosyayı kapattı.

Artık önünde iki savaş vardı.

Birincisi Sayra'yı bulmak.

İkincisi Lâl'in gerçek yüzünü öğrenmek.

Ve Giray henüz bilmiyordu…

Bu iki savaşın aslında birbirinden hiç ayrı olmadığını.

Çünkü geçmişte kurulmuş bir planın bütün parçaları artık aynı noktaya doğru ilerliyordu.

Sayra.

Lâl.

Selen.

Aslı.

Rauf.

Kerem.

Ve yıllardır saklanan Arven sırrı.

Artık hiçbirinin geçmişi olduğu yerde kalmayacaktı.